![]() Adil Yakubov Adil Yakubov bir Özbek Türkü ve 1926 yılında doğmuş. O dönemin Sovyetler Birliği’nde babası “milliyetçilik” suçlaması ile kurşuna dizildiğinde yıl 1944’müş. Buna karşın ve henüz 17 yaşındayken İkinci Dünya Savaşı’nda gönüllü olarak Sovyet Ordusu’na katılmış ve görev yapmış. İlk önemli romanı Mukaddes’te bir aşk hikayesini konu alan Yakubov başeseri “Uluğ Bey’in Hazinesi” ile büyük ve haklı bir üne kavuşmuş. “Köhne Dünya”da da tarihi konulara eğilen Adil Yakubov, iki büyük Türk bilgini İbni Sina ve Biruni’yi aynı romanda buluşturuyor. Doktorların doktoru İbni Sina (980-1037) ile büyük astronomi dehası Biruni (973-1048) günümüzden bin yıl önce bilimin ve aklın egemenliği için dönemin egemenleri ile büyük bir mücadeleye girişiyor ve köhne dünyanın temellerine bilimden bir balyozla vuruyorlar. Gazneliler devletinin egemenlik alanını genişlettiği bir devirde aynı zamanda Türk bilimi de büyük bir atılım yaşayacaktır. Abu Reyhan el Biruni daha sonra Birleşmiş Milletler tarafından bin yılın bilimadamı ünvanına layık görülecektir. Ülkemizde hak ettiği üne kavuşmasa da Biruni’nin bilim tarihi açısından büyük bir önemi vardır. Astronomi alanında uzmanlaşan Biruni dünyanın yuvarlak olduğunu Galile’den 1000 yıl önce keşfedecektir. Hatta daha da ileri gidecek ve dünyanın kendi çevresinde dönüp dönmediğini bir fizik problemi olarak ele alacaktır. Dönemin bilim adamları gibi Biruni de tek yönlü değil çok yönlü bir bilim adamıdır. Aynı zamanda doktordur ve cerrahlık yapmıştır, eczacılığın kurucusudur, ileri bir matematikçidir. Ama bu fizik bilimlerin yanında sosyal bilimleri de başlatan isimlerdendir. “Hindistan Tarihi”ni kaleme alır ki bu hem bir tarih, hem de coğrafya eseridir. Hindistan’ın ünlü kurucusu Nehru da Biruni’nin Hindistan tarihi içinde önemli bir değer olarak görüldüğünü şöyle anlatacaktı: “Ben, sana Gazneli Mahmud’un yaptığı zulümlerden bahsettim. Fakat, henüz o dönemin başka büyük bir kişisinden bahsetmedim. Bu, El-Birûnî’dir. Sınırsız zulüm ve işkence devrinde hayatın kahrına maruz kalmasına rağmen, hakikat peşinde koşan büyük bir bilgin olarak yerini koruyacaktır...” İbni Sina ise yalnızca doktorluğu ile bilinen bir bilim adamıdır ama aslında Abu Ali İbni Sina da çok yönlü bir insandır. Felsefe çalışmaları son derece önemlidir ve İslam Felsefesi içinde kurucu bir rol üstlenmiştir. Bunun yanında matematikte önemli keşifleri vardır, tıpta ise gerçekten çağları aşan bir dehadır. İlaçla tedavi yöntemleri yanında cerrahlığı vardır ama çok daha önemlisi insan psikolojisini dikkate alarak önemli bir adım atar. Kendisinden 900 yıl sonra Freud’la gündeme gelecek psikanaliz kuramlarının bazılarını İbni Sina geliştirmiştir. “El Kanun” adlı kitabı Batı üniversitelerinde 400 yıl boyunca temel ders kitabı olarak okutulmuştur. Yakubov’un bu eserinde kendileri Türk olduğu halde Türk sayılmayan bu iki Türk dehasını tanırken geçen bin yılda değişen pek bir şey olmadığını içten içe düşünecek ve “köhne dünya” gerçeği ile yüzyüze geleceksiniz. Bir roman olarak ise egemenlerle halk arasındaki çelişkileri temel alan ve burada eşitlikçi halk hareketlerinin övgüsünü yapan eser, bu mücadele içinde iki bilim adamının hem hayatta kalma mücadelelerini hem de bilimsel çalışmalarını anlatır. Bu anlatım içinde her iki bilim adamının da psikolojik tahlilleri ile hayat yolları arasındaki bağlantıları kurgularken, bu iki dehanın ruh dünyasına ışık tutar. Köhne Dünya adıyla yayınlanan bu romanı “İbni Sina” adıyla Türkiye Türkçesinde yeniden basarken, Türk okurların kendi tarihlerindeki ileri geleneği tanımalarını amaçlıyoruz. İbni Sina ve Biruni’nin romanını severek okuyacaksınız… 360 sayfa, 20 TL |