|
Turhan Feyizoğlu |
"22 ülkenin sınırları, “Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın Mehmet Akif Ersoy
ABD Dışişleri Bakanı Condolezza Rice, Washington Post adlı gazetenin 7 Ağustos 2003 tarihli nüshasında yayınlanan “Ortadoğu’yu Değiştirmek” başlıklı makalesinde, Ortadoğu, Kafkasya ve Ortaasya’da 22 ülkenin sınırlarının-sistemlerinin (S.S) değişeceğinden bahsediyor. Bu 22 ülkenin isimleri açıklanmıyor. ABD-İngiltere-İsrail gibi emperyalist işgalci güçlerin ortaklaşa gerçekleştirdikleri gizli veya açık işgaller ve bu işgaller için kullandıkları George Soros’un kurduğu “Soros Vakıfları” aracılığıyla bazı ülkelerde sınırlar ve sistemlerde yaptıkları değişikliklerle bu ülkelerin hangileri olduğunu sıcak gelişmeler içerisinde öğreniyoruz. Gürcistan’da, Ukrayna’da, Kırgızistan’da ve Irak’ta sistem ve sınırlar değiştirildi. ABD-İngiltere-İsrail gibi işgalci emperyalist güçler, işgal ettiği-sistemini değiştirdikleri ülkeleri o ülkelerde parayla satın aldıkları maşa ve uşakları kullanarak yapabildiler. Barzani ve Talabani denilen heriflerle yandaşları eğer efendileri ABD-İngiltere-İsrail’e hizmet etmezlerse altlarındaki koltukların çekilip alınacağını biliyorlar. Bu nedenle uşaklıklarını-maşalıklarını her an daha da artırarak sürdürüyorlar efendilerine. Azerbaycan’ı işgal etmek için denemeler yapıldı ABD-İngiltere-İsrail gibi emperyalist işgalci güçler tarafından. Şimdilik bunu gerçekleştiremediler. Ortaasya ve Kafkasya bölgelerinde bulunan Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan’a dışarıdan yapılan müdahaleler sonucu oluşan değişikliklere “Turuncu devrim” adı verildi ABD-İngiltere-İsrail gibi işgalci emperyalist güçler tarafından. “Turuncu” rengin masonların seçtiği sembolik bir renk olduğunu belirtmek istiyorum. Bu turuncu renk masonik-siyonist ittifakının işbirliğini temsil etmektedir. Ortaasya’dan Ortadoğu’ya geçelim. ABD-İngiltere-İsrail gibi emperyalist işgalci güçler, Ortadoğu’da “İkinci İsrail” hükümetini kuruyor kullandıkları maşalar-uşaklar aracılığıyla. “Turuncu devrim” diye adlandırılan emperyalist işgalci plan Ortadoğu’da da sürdürülüyor-sürdürülmek isteniyor ABD-İngiltere-İsrail gibi emperyalist işgalci güçler tarafından. Yani masonik-siyonist ittifakının işgali bu bölgede de devam ettirilmeye çalışılıyor. Kore, İran, Suriye bu emperyalist işgal planının ilk hedefleri içindedir. ABD-İngiltere-İsrail gibi emperyalist işgalci güçler, bu ülkeleri işgal-istila edeceklerini her an tekrarlıyor. Bu işgali önleyebilmek amacıyla İran ile Suriye ortak bazı antlaşmalar yaptı. Böyle bir ortamda şöyle bir soru sormak istiyorum: Dünyada Türkiye gibi kuşatılmış başka bir ülke var mıdır? Bence yoktur. Şöyle bir çevremize bakın olmadığını göreceksiniz. Türkler olarak çok zor bir coğrafik bölgede yaşıyoruz. Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu’nun bize bıraktığı yükümlülükler var. Bütün bu ağır yükümlülükler içinde Türkler tarihteki misyonlarını ellerinden geldiğince yerine getirmeye çalışıyor. Bu yeterli mi? Değil. Türklerin en önemli özelliği bağımsızlıklarına düşkün olmalarıdır. Orhan Yamuk adlı herif, “Türkiye’de milliyetçilik, İslamcılık çoğalırsa, Avrupa’da yaşarım” demiş. Demek ki Türkiye’de “milliyetçilik ve İslamcılık” bazılarının abarttığı gibi değil. Hatta Türklerin milliyetçilikleri ve yurtseverlikleri, Türkiye’de azınlık olduğunu iddia edenlerin onbinde biri kadar bile değil. Bu nedenle Türklerin daha çok milliyetçi ve yurtsever olması gerekir kanısındayım. Bir örnek vermek istiyorum. Kendilerinin Marksist-komünist-sosyalist-devrimci-demokrat olduklarını iddia edenlerden bazıları Türk oldukları halde kendilerinin Türk olduklarını nedense söyleyemezler. Böyle bir durum başka bir ülkede yaşanıyor mudur acaba?. Sanmıyorum. Yunanistan’da “Pasok” adlı sosyalist parti kendisini “Pan-Helenistik Sosyalist Parti” olarak adlandırıyor ve bu adlandırmaya rağmen “sosyalist” olarak kabul ediliyor. Türkiye’de bir parti kendisini “Pan-Türkist” Sosyalist Parti olarak adlandırsa nasıl karşılanır acaba? Sosyalist olarak kabul edilir mi? Türkiye’de Türk olduğu halde Türk olduğunu söyleyemeyenler ülkenin bugün içinde bulunduğu koşullarda Türk olduklarını söyleyebilecek güç ve psikoloji içerisinde olamazlarsa hangi sorunlarla karşılaşır bir bakalım. Birincisi kendi siyasal tarihlerini inkar etmiş ve siyaset dahi sayılamayacak bir olgunun güdümüne girer-kullanılırlar. İkincisi eğer bunu söyleyebilecek gücü kendilerinde bulamaz, ortaya çıkartamazsalar uşak olurlar. Üçüncüsü siyaset üretemezler. Siyaset üretecek bağımsızlıkları olamaz. Türkiye’de azınlık olduğunu iddia edenler sürekli milliyetçi-yurtsever olduklarını belirterek özgürlük-insan hakları-barış söylemleri adı altında diledikleri her şeyi yapıyorlar. Ama, Türkler Türkiye’de hiçbir şey yapamıyor. Elleri-kolları bağlı bırakılmış durumda. Türkler ve Türkiye’yi yönetenler bulunduğu bölgede her konuda daha aktif ve karar alıcı güçte olmalıdır. Yoksa, ABD-İngiltere-İsrail gibi emperyalist işgalci güçlere boyun eğmek zorunda kalır. Türkiye’deki bütün sağ ve sol güçler iki yüzlü durumdadır. Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Avrupa Birliği (AB) için daha ne düşündüğünü açıklayamayan-açıklamaktan korkan ve kendini sol olarak adlandıran kesime şunu sormak istiyorum: Ülkesinin bağımsızlığını korumak amacıyla bugün sol ne yapar, ne yapabilir, ne yapmalı? Herkes ne düşündüğünü açıkça söylemek durumundadır. Kimse ikiyüzlü davranmasın. Yol ayrımındayız. Ya ülkenden yana olacaksın ya emperyalizmden yana. Tercih senin. (Geçen yazımızın bir cümlesinde teknik bir hatadan dolayı bir düşüklük olmuştur. Doğrusu şöyle olacaktır: “Evlad-ı Fatihan dediğimiz Balkanlar’daki kardeşlerimizin katliamından sonra, bu yurttaşlarımıza ve orada yaşayan insanlara sahip çıkmak bizlerin görevidir.)
|