21.11.2005
Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Kapak

 

GENEL KURMAY BAŞKANIMIZ AB YOLUNU AÇSIN!

Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ait bröveden Atatürk’ün resminin çıkartılması ile birlikte Genel Kurmay Başkanı’na yönelik tepkiler arttı. Aslında Genel Kurmay Başkanı’nın görev süresinin başından bu yana Türk milleti içinde, özellikle Atatürkçüler içinde derin bir hayal kırıklığı yarattığı ortada.

Ancak demokratikleşen, hele hele AB yolunda ilerleyen bir ülkede, siyaset kurumuna olduğu gibi orduya yönelik tepkilerin de olması gayet doğal. Nitekim Sayın Genel Kurmay Başkanımız Hilmi Özkök bu tür tepkileri tam bir AB subayı gibi demokratik bir tebessümle izliyor. Gerçi kendisinin pek çok Atatürkçü yazara dava açtığı bir gerçek, ama sonuçta bir Genel Kurmay Başkanı’nın hakkını mahkemede aramasını da O’nun hukukun üstünlüğüne duyduğu saygıyla açıklayabiliriz ancak.

Fakat Genel Kurmay Başkanımızın AB yolundaki tüm demokratikleşme girişimlerine karşın AB İlerleme Raporunda Ordumuz hâlâ demokrasinin önünde bir engel gibi gösteriliyor.

İşte bu duruma son vermek ve AB’nin önündeki son engeli de kaldırmak görevi sanırız Sayın Özkök’e düşüyor. Sayın Özkök, bröveden Atatürk’ü çıkartacak kadar yenilikçi olduğu gibi, Ordu’da komutanın seçimle gelmesini sağlayacak kadar da yenilikçi ve devrimcidir.

Kendisinin makam mevki peşinde olmadığı aşikardır. Zaten görev süresinin bitmesine bir yıl vardır. Bu süre içinde Genel Kurmay Başkanlarının Ordu içinde seçimle işbaşına gelmesi yolunda bir kararı alarak demokrasimizi rahatlatacaktır.

Bu görevi ancak Özkök’ün yapabileceğini düşündüğümüz için de görev süresi dolmadan yapması gerekmektedir. Belki kendisi bu seçimi kaybedebilir ama sonuçta bir demokrasi kahramanı olarak tarihe geçecektir.

Tıpkı Adnan Menderes, Turgut Özal ve Tayyip Erdogan gibi..

Genel Kurmay Başkanımız Hilmi Özkök’ün demokratik tavrı Şeriatçı Vakit’ten PKK yanlısı Gündem gazetesi yazarlarına kadar her kesimden büyük takdir topluyor....

Hilmi Özkök komutanı tehdit

Ulusalcılar, demokrasi yanlısı, milletin darbeye karşı teminatı olan sayın Orgeneral Hilmi Özkök’e önceleri sadece hakaret ediyorlardı. Sözüm ona şu demokratik hukuk devleti TC, hakaret suçlusu ulusalcı televizyona ve de Cumburlopiyet türü gazete ile Aydınlök tipi dergilere, yani kayrılmış hakaretçi saygısızlara diş geçirip, onları da sıradan vatandaş gibi cezalandıramayınca işi azıttılar. Şu anda, Genel Kurmay Başkanımızın Ekim sonu beyanatlarına kulak verince anlıyoruz ki, ulusalcılar ve dokunulmaz çeteler işi komutanı tehdit etmeye kadar vardırmış bulunmaktadır. Neden? O, “Rektörler toplu gelselerdi konuşmazdım, yasalara saygı gerekir” dediği için mi?

Birileri artık, Yahudi ibadet yerlerini bombalayıp, işi saf Müslümanların üzerine yıkmak numarasını da terk etmişe benzerler: Açıktan Musevi düşmanlığı ve bilumum ırkçı numaralara da yatmakta hiç beis görmüyorlar. Hatta o kadar ki, sayın Tayyip Erdoğan’ın “Yahu ne Yahudiler’e ne de başka soylara karşı böylesi ırkçılıklar yapmayın” ricasını bile “ti”ye aldılar. Türk olduklarından, Türkçü filan olduklarından ırk numarasına yatsalar yine de neyse; olur böyle şeyler, “Allah (cc) islah etsin” der geçersiniz. Fakat konu bu değil işte, hem ulusalcı-kuvvay-ı milliyeci hem de tehditçi-hakaretçi-darbecilerin soyu bellisiz. Bunların Avrupa ve ABD düşmanlıkları da yüzde bilmem kaçı Müslüman olan zavallı Türkiye ahalisini sevdiklerinden kaynaklanmıyor. Bir komutanı, başkomutan’ı tehdit edecek kadar alçalan, darbe yapmaya can atan ve karşılarında engel olarak Hilmi Özkök’ü gören ayrıcalıklı ulusal cephe eşkiyası, sömürdüğü, ezdiği Türkiye’sini, yani sekseniki yıldır sömürdüğü çiftliğini elinden kaptıracağından korkuyor. Hırçınlıkların, hapishane basmaların, hakaret ve tehditlerin nedeni bu!

Bir ara batıcı gözükmüş olmalarına rağmen batı alemi onları yutmadı, TC seçim sisteminde sandığa gömüldükleri için, ABD ve AB tarafından aşağılandılar. Hür ve medeni alem şimdi, milletin oylarıyla gelmiş meşru iktidara ve darbecilik gibi insanlık suçu bir cürme hoş bakmayan bir komutana değer veriyor.

Din, düşünce, inanç ve ilim hürriyetlerimizin düşmanları o nedenle kuduruyorlar, işi hakaretten sonra, Genel Kurmay Başkanını tehdide kadar götürüyorlar…

Özel Notlar, Hatırlatmalar:

RTÜK adlı kuruma, yaklaşık iki ay önce hem anten hem de uydudan yayın yapan bir Ul... televizyonla, sadece uydu yayını yapan bir Avra... kanal programında aziz Genel Kurmay Başkanımıza yapılan ağır saygısızlıkları bildirmiştim. Şikayetimin sonucunu sonuna kadar takip edeceğim, biline!

Erdoğan Surat, 07.11.2005, Vakit

Bröve ve Bravo

Baykal, “Artık darbeler çare değil” buyurmuş. Bu “artık” sözcüğü raflar dolusu kitaba bedel. Diyalektikçiler derler ya, “Bir habbe kendi içinde kubbeyi saklar” diye. İşte öyle. Bu “artık” sözcüğü de, içinde bir kubbeyi saklıyor. CHP’nin cuntacı, darbeci, tertipçi kesimlerinin tarihini özetliyor. İtiraf ediliyor ki, “Darbeler geçmişte çözümdü, ama artık çözüm değil.”

İnansak da mı bu “habbeyi” saklacak, inanmasak da mı saklasak?.. Diksiyon idmanı için iyi bir tekerlemedir bu. Kıymeti de bundan ibarettir. Geçmişte darbeleri çözüm sayanın, bugün artık çözüm değil dese de, yarın ne diyeceği bilinebilir mi?

İşte size “artık çözüm değil” fetvasından huzursuz olanların feryadı. Geçen gün Bedri Baykam TV’de, Emin Çölaşan köşesinde ve belki başkaları kim bilir nerelerde, feryat-figan “bröve” ajitasyonunu başlattılar. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın brövesinden Kocatepe’de Mustafa Kemal simgesinin kaldırılması nedeniyle, Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e karşı TSK’yi kışkırtıcı bu ajitasyona dikkatinizi çekmek isterim. Belli ki, “artık”, “emir komuta zinciri içinde” darbe ihtimali zora girmiş bulunuyor.

Neden? Org. Hilmi Özkök’ün kişiliğinden dolayı mı? Elbette hayır. Biz nice yumuşak başlı Genelkurmay Başkanı’nın, “Altımızı tutamıyoruz” diyerek darbeci olduğunu biliriz. Emirkomuta zinciri içinde “artık” darbenin bir çözüm olmaktan çıkmış olmasının nedeni, “TSK İç Hizmetler Kanunu”na uygun olarak, emir komuta zinciri içinde bir darbe için uluslar arası ve ulusal koşulların bütünüyle elverişsiz olmasıdır. Böyle bir darbenin belirtisi bile AB sürecini yok eder, ABD’nin “demokratik ve ılımlı İslami ülke” olarak Türkiye’yi “Genişletilmiş Kuzey Afrika ve Ortadoğu Girişimi” bakımından işe yaramaz hale getirir. Daha da önemlisi Kürt sorunu temelinde süre giden çatışmayı bir çırpıda laik-anti laik çatışmasıyla birleştirerek, Türkiye’yi iç savaş badiresine sürükler. Hilmi Özkök ve etrafı AB’nin de, BOP’un da temel yandaşlarıdırlar ve bu çizgiyi Milli Güvenlik Siyaset Belgesi yoluyla yürütüyorlar. Kafalarına hiç uymayan Hükümet’le aralarındaki “limoni” de olsa yakınlık bundandır. Bizim de onlar arasında stratejik bir ayrım yapmayışımızın nedeni bu analizdir.

Genelkurmay, ona bağlı Kuvvet Komutanlıklarının karargahları bu işleri bizden iyi bilir. Genelkurmaylar darbe yapar, savaş yönetir, Kürt isyanlarını bastırmak için sefere çıkar, ama maceraya atılmaz. Kurmaylığın simgesi olan İsmet İnönü maceraperestliğin alternatifidir. Darbeyse emir-komuta zinciri içinde yaparlar. Bu zinciri kırdırmazlar.

Ama her yerde olduğu gibi orduda da maceraperestler her zaman bulunur. Şu sıralar Hilmi Özkök aleyhtarı ajitasyon işte bu maceraperestlere hitap ediyor. Kim bunlar?

Veysi Sarısözen, 11.11.2005, Gündem