 |
Özgür Erdem |

Che ve
Ulusal Bağımsızlık
Che Guevara ve Atatürk gibi iki büyük lideri, emperyalizme karşı sonuna kadar savaşmak ve emperyalizmle hiçbir zaman uzlaşmamak noktasına getiren “başıdik” ve “bağımsız” kalma tutkusu olmuştur. Bağımsızlık konusunda tutarlı olmak Atatürk veya Che gibi olmayı gerektirir.
Bugün kendisine devrimciyim diyenleri, Che’yi salt bir maceraperest romantik isyankar olarak göstermeye çalışan emperyalizmin oyununa gelmemeye çağırıyoruz. Che’yi hakkında yazılanlarla değil, kendi yazdıklarıyla tanıyın. Ve Che’nin yürüttüğü mücadelenin bir benzerini, hem de Che’den 40 yıl önce, bu topraklarda, Atatürk tarafından verildiğini de unutmayın.
Che’yi anlamadan Atatürk, Atatürk’ü anlamadan da Che Guevara anlaşılamaz. Gerçek bir devrimci ve ulusal bağımsızlıkçı olmak da ikisini birden çok iyi anlamakla mümkündür.
Kaya Ataberk
Che'nin izinde
bir ulusal bağımsızlıkçı:
Chavez
Jose Marti, sömürgeciliğe karşı Küba’da ilk bayrağı açtığında “şansını ülkenin yoksullarıyla” deneyeceğini söylerken de bunu kastediyordu. Bugün Chavez de şansını zencilerle, melezlerle ve işçilerle denemektedir. Chavez de Venezüella ezilenlerinin çoğu gibi melezdir. Ezilenler bunun da etkisiyle, onu ilk baştan kendi başkanları olarak görmüşlerdir. Chavez’in bulduğu geniş halk desteğinde bunun da payı vardır. Ancak artık o gerçekten de ezilenlerin lideridir.
Yavuz Selim
Türkistan'da bir milli komünist:
Turar Rıskulov
Rıskulov’un düşüncelerine göre Türk ulusunun bağımsızlığı için iki şey gerekliydi: Çarlık Rusyası’nın yıkılması ve yerli işbirlikçi burjuvanın ortadan kaldırılması. Bundan dolayı iktidara geldiklerinde Çarlık sistemini kaldıracaklarını, her ulusa özgürlük vereceklerini söyleyen Bolşevik hareket, kaçınılmaz olarak Rıskulov’un yöneldiği bir hareket olacaktır. Çarlığın baskıları altında bunalan tüm Türk halkı kitleler halinde RSDİP’e katıldı.
|
 |
Gökçe Fırat |
Atatürk ve Kürtler (II)
Daha 1922 yılında Büyük Taarruz’dan sonra millete beyanname yayınlayan Başkomutan Mustafa Kemal burada, “Kurtuluş Savaşı’nı birlikte veren Türklerle Kürtlere” değil, “Büyük asil Türk milletine” seslenir! 1924 Anayasası Encümeni, Türkiye’deki millet meselesini şu
şekilde formüle eder: “Devlet Türkten başka millet tanımaz. Memleket dahilinde hukuku müsaviyeyi haiz başka
ırktan gelme kimseler bulunduğundan, bunların ırki ayrılıklarını ayrı bir milliyet olarak tanımak caiz değildir.” Atatürk 1926 yılında kendisini Türk milliyetçisi olarak tanımlar: “Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin
mesnedi Türk camiasıdır. Bu camianın efradı ne kadar Türk harsıyle meşbu olursa o camiaya istinat eden cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur” |
|
|
BU SAYIDA 24.10.2005/Sayı:93
|
 |
İnan Kahramanoğlu |
|
Attilâ İlhan'ın ardından: Sosyalizm asıl şimdi
Attilâ İlhan’ın
kimliğini ve
ideolojisini anlatmaya geldiğinde söylenecek tek bir söz vardır. Attilâ İlhan gerçek bir sosyalist ve gerçek bir Kemalistti. Bütün yaşamı, eserleri ve mücadesinde de bu ideolojik duruşunun izleri vardır. Daha 1941 yılında
sevgilisine gönderdiği mektuplardaki Nazım Hikmet şiirleri
yüzünden gözaltına alınıp okuldan
atılacak ve
“gözaltındaki ilk liseli” ünvanını kazanacaktı. Nazım Hikmet’i ustası olarak nitelendirirdi. Sosyalizmin ne olduğunu ilk Nazım’dan
öğrendiğini her
fırsatta tekrarlardı.
O andan itibaren artık adı “solcu şair”di. Materyalistti ve edebiyat
alanındaki
mücadelesinde toplumcu gerçekçiliğin savunucusuydu. Yani Nazım gibi
“topraktan, ateşten ve demirden/hayatı yaratanların şairi”ydi. |
 |
İsmail Bostancıoğlu |
İleri dergisi 26. sayı:
Üçüncü Dünya Savaşı
Gökçe Fırat’a göre iki farklı dünyanın savaşı vardır. Dünya
Batı-Doğu, Haçlı-Müslüman, Kuzey-Güney,
Bireycilik-Toplumculuk, Kapitalizm-Kamu ekonomisi gibi
birbirine zıt iki kampa bölünmüştür. Tüm dünyaya kendi
değerlerini dayatan Amerika başarısız olmuştur. Artık dünya Amerikan değerlerini ve ideolojisini taşıyamamaktadır. Savaşın küreselleşmesi de buna bağlıdır. İki dünyanın kullandığı silahlar da farklıdır. Yüksek teknolojiye sahip kapitalist Batı toplumunun savaş makinelerine karşı, ezilenler savaşçı insan potansiyelini
kullanarak mücadele etmektedirler. Ezilenlerin bu mücadelesi ise emperyalistleri kendi aralarında daha fazla dayanışmaya doğru itmektedir. Fırat bu koşullarda ezilenlerin mücadelelerinde kendilerinden başka hiç bir dayanakları olmadığını, Amerika baskısına karşı çok kutuplu dünya
özlemlerinin, Avrasyacılık gibi projelerin tamamen
yanlış olduğunu belirtiyor. |
 |
Vedat Beki |
|
Fethullah uydurukçaları
gerektiğinde servise veriliyor!
Son altı yılı Amerika’da Pennsylvania New Jersey’de FBI’nın koruması altında bir çiftlik evinde yaşayan zat-ı muhteremin Anadolu’da dedelerinin ve ninelerinin Kurtuluş Savaşı’nın yaşanmış olaylarının hatıralarıyla büyümüş bizlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin bugün içinde bulunduğu durumu ve geleceği ile ilgili olarak taşıdığımız endişeleri dile getirmemizden; bu endişeler karşısında çözüm önerileri oluşturabilmek için bizatihi F. Gülen’in de dediği gibi “ölseler bir araya gelmeyecek kimseler”in Anadolu’nun parçalanmasını engelleme yönünde aynı masa etrafında toplanmasını değil anlamak, tasavvur bile edemeyeceğini ben rahatlıkla düşünebilirim. |
 |
Yekta Güngör Özden |
| Kuş gribi, kış garibi |
 |
Emin Sami Arısoy |
Cumhuriyet ve üniversiteler
şeriatçı kuşatma altında…
Ülkenin iktidarına çöreklenen gözünü kan bürümüş zihniyet, kuduz bir iştihayla üniversitelerin çağdaş yapı ve yöneticilerine saldırmaktadır sürekli. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde şeriata geçit vermeyen rektör, önce TBMM incelemesi, ardından soruşturması ile alaşağı edilmek istenmektedir. Son dönemde, üniversitelere özel görevle geldiklerini saklamayan onlarca maliye müfettişi, başta Ondokuz Mayıs, İnönü, Kocaeli, Marmara, İstanbul Üniversiteleri olmak üzere birçok üniversitede yoğun incelemeler yapmakta, şu anda görevde bulunan üniversite yöneticilerini karalayabilecek bir kusur bulabilmek için neredeyse çırpınmaktadır. |
 |
Şener Üşümezsoy |
|
Merkezi yayın organı ve
ulusal derleniş komiteleri |
 |
Turhan Feyizoğlu |
|
Irak Dünya Mahkemesi İstanbul’da son kararını verdi: "Bush ve Blair suçlu”
Peki Bush ve Blair ile işbirliği yapanlar?! |
 |
Hüseyin Adıgüzel |
|
Azerbaycan seçimlerinde dış müdahale ve "Turuncu Devrim" provaları
Amaçlarını hayata geçirmek isteyen ABD, diğer ülkelerde yaptığı gibi, beşinci kollarını 1992 yılından beri Azerbaycan’a gönderdi. Sivil toplum kuruluşları olarak faaliyet gösteren bu beşinci kol çalışmalarının yoğunlaştığı kurum, “Demokrasi Enstitüsü” adı altında faaliyet gösteren kurumdur. Bu kurum, Soros vakıflarının maddi desteği ile, Azerbaycan’ın tüm tanınmış kişilerine çengel atmış ve bazı insanları kendi emelleri yönünde kullanmayı başarmıştır.
|
 |
Tamer Abuşoğlu |
| AB'nin yeni kuşatma stratejisi |
 |
Reha Ören |
| Sirtaki oynayan komşumuza gıpta etmek |
 |
|
|