|

Kurtuluş Savaşı
ve Cumhuriyet döneminde
Atatürk ve Kürtler (I)
Aynı Kürt Mustafa
Paşa’nın eniştesi ise Kürt İzzet Bay’dir ve İstanbul Hükümeti’nin
İçişleri Bakanıdır. Kürt İzzet Bey de İngiliz ajanıdır. Kürt İzet
Bey’in bir de yeğeni vardır Şerif Paşa, o da Kürdistan Teali Cemiyeti’nin
Paris temsilcisidir. İstanbul Hükümeti’nin ve İngilizler’in Mustafa
Kemal hareketini engellemek için kullanmayı düşündükleri kütle ise
Kürtlerdir. Damat Ferit, Kürdistan Teali Cemiyeti ile görüşerek
onlara özerklik karşılığında Mustafa Kemal’e karşı savaşmayı teklif
eder. Damat Ferit Yüksek Komiser De Robeck ile görüşerek Sevr koşulları
gereğince 15 bin kişilik bir Kürt ordusu kurulmasını ve Kürtleri
Mustafa Kemal’e saldırtmayı teklif eder.
Ama Kürtler bununla
da yetinmemektedir. İngiliz Gizli Belgeleri’nin verdiği bilgiye
göre Kürtler aynı zamanda Yunanlılarla da temas halindedir. Amasya’da
Yunan temsilcisi ile görüşün Kürtler, Yunanlılara Türk ordusunda
ele geçirilen Kürt esirlere iyi davranılmasını ve bu esirlerin Türk
ordusuna karşı kullanılmasını önerir. Teklif kabul edilir ve esir
Kürtler Yunan ordusunun hizmetine girerler. Kürt-Yunan işbirliğinin
en büyük sonucu ise Koçgiri İsyanı’dır. Yunan ordusu büyük ilerleyişe
geçmeden hemen önce Kürtler isyan eder. Yunan ordusu Bursa’ya doğru
ilerlerken Kürtler Sivas’a doğru yürümeye başlar.
Perinçek ve Apo,
Atatürk’ün bu demecini Atatürk’ün özerkliği savunduğunun kanıtı
olarak verirler. Oysa Uğur Mumcu’nun da belirttiği gibi Mustafa
Kemal özerklikten değil bir çeşit özerklikten bahsetmektedir. Bu
ise, 1921 Anayasasına göre illerin manevi kişiliğe ve özerkliğe
sahip olmaları maddesiyle uyum içindedir. Aslında Atatürk’ün bu
açıklamasının özerklik için değil tam tersine Kürt sorununun kabul
edilmemesi için bir dayanak olarak gösterilmesi gerekmektedir. Gerçekten
de bu açıklamasında Atatürk, Kürtlüğü reddetmekte, dahası Kürt sorununu
kabul etmemektedir!
|