26.09.2005/Sayı:91
Anasayfa
Başyazı
Yön
Söyleşi
Türkiye
Tarih
Özgün
Ünlem
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Ünlem

Öner Yağcı

Öner YağcıGündem ağır

Siyaset gündemi ağır. Yaşadığımız her şeyin siyaset olduğunu düşünürsek yaşamımızın ağır olduğunu söyleyebiliriz. “Osmanlılaştırma” siyasetini sürdüren Hükümet, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir pervasızlık ve pişkinlikle ve tabii ki 60 yılın uygulamalarının birikiminden aldığı güçle, yeni kapitülasyonlarla muradına doğru doludizgin koşuyor.

Ve tabii ki bu politikaların ağababaları ve Cumhuriyeti oldum bittim hazmedemeyen emperyalist güçler el ovuşturuyorlar bu gidişi gördükçe.

Bir günlük gazete haberlerinin bir kısmına bakınca bile nasıl bir tabloyla karşılaştığımız ortada:

“Galataport” peşkeş çekiliyor... El konulan “Süper FM”i uluslararası bir medya devi satın alıyor... Göztepe Parkının yeşil alanına “cami projesi” gündeme getiriliyor... Amerika’da yaşamını sürdüren “büyük hoca” fetvalarına devam ediyor... Türkiye’nin “en borçlu ülke” olduğu açıklanıyor...AB’nin “karşı deklarasyonu”nda Rumlar zafer kazanıyor ve Kuzey Kıbrıs biraz daha uzaklaşıyor... Cumhurbaşkanı, “tırmanan etnik ve irticai terör”e dikkat çekiyor... İskenderun’dan Irak’a askeri araç ve malzeme “sevkıyatı” devam ediyor... Danimarka, “Roj TV”nin yayınının durdurulması istemini reddediyor... Kuzey Irak’ta “PKK kampı” kuruluyor... İki “özel” üniversitemiz, “Ermeni soykırımı yapıldı!” diyen bilim adamlarının katılımıyla “Ermeni konferansı” düzenliyor... Diyanete 2524 kişi açıktan atanırken, Diyanet’teki 1441 kişi başka kurumlara geçiyor...

O da ne? Bir haber daha düşüyor gündeme “bomba gibi!”

Aptal bir TV programıyla ünlendirilen (ne biçim bir ünse!) zavallı birinin yaşamı uyuşturucu batağında son buluyor. (Adının “Ata”, soyadının “Türk” olmasının kesinlikle tesadüf olduğuna inanmıyorum. Değerlerimizi iğdiş etme sevdalılarının bilinçli bir seçimle bu zavallıyı ekrana ve milyonların huzuruna çıkardıklarını düşünüyorum.)

Bu zavallının “Realitişov”a dönüştürülen cenaze törenine binlerce kişinin katılmasının nerelere getirildiğimizi göstermesinin ciddiliği bir yana, tabutuna Türk bayrağı sarılarak şehit katına çıkarılmaya çalışılmasını da es geçmemek gerektiğini düşünüyorum. Atatürk’ten sonra bayrağımızın ve şehitliğin de çürütülmesinin, yani kutsal değerlerimizin ayaklar altına alınmasının, onlarla alay edilmesinin tipik bir örneğini yaşıyoruz.

Gündem gerçekten ağır ve bu ağır gündem her geçen gün daha da ağırlaşarak yaşamımızı daraltıyor.

Gündem insanları yoruyor ve insanların yaşamlarında çeşitli sıkışıklara neden oluyor.

Ben de payımı alıyorum elbette bundan ve biraz soluklanmak istiyorum.

Bir süredir, dergi yazılarıma ara verip edebiyatla ilgili çalışmalar yapmayı planlıyorum, ama bunu bir türlü hayata geçiremiyorum.

Bir romancı olarak birkaç yıldır ağır siyasi gündemin peşine takıldığımın farkındayım. Bir süre siyasal gündemin kıyısında kalarak bu ağır günleri romanlaştırmaya zaman ayırmak durumundayım.

“Kaptan” romanım yayımlanalı 6 yıl oldu ve yeni romanlar sunmak istiyorum okurlarıma; örneğin, bu ağır gündemin romanlaştırılması gerektiğini düşünüyorum.

Bu nedenle bir süre dergilere yazı yazmamaya karar verdim. Bu kararımın, son zamanlarda TÜRKSOLU gazetesi etrafında koparılan fırtına ile bir ilgisi olmadığının bilinmesini de özellikle isterim.

Yazdığım birçok dergideki arkadaşlar, yoğun çalışma tempomdan dolayı sağlığımın bozulmasını istemedikleri için bu kararımı saygıyla karşıladılar.

Hepsine ve 90 sayı boyunca birlikte olduğumuz TÜRKSOLU okurlarına da teşekkürlerimi iletiyorum.