|
Tamer Abuşoğlu |
|
Silahsızlanmaya hayır Her alanda zaafiyet geçiren devlet yönetimi içler acısı bir görüntü çizerken, devletin bütün birimleri otoritenin sağlanması konusunda adeta basiretsizlik yarışında. Turistik alanları bombalanan, ormanları yakılan, cadde ve bulvarları yasa dışı her türlü gücün kurtarılmış bölgesi haline gelen, devlete karşı isyan provalarının pervasızca yapıldığı bu genel görüntü, rejime ve Cumhuriyet’e karşı sivil itaatsizlik naralarının atıldığı bir kaosa dönüşmek üzere. İşte tam bu sırada İçişleri Bakanlığı “Silahsızlanmaya hayır” kampanyası başlatıyor. Anayasal hukuka ve Türk devletine bağlı yurttaşların İçişleri Bakanlığı’nın çağrısına uyarak, silah bırakması demek, Türklerin kendi yurtlarında tamamen savunmasız bırakılması demek olacaktır. AB hayali adına devletini kaybeden Türkler, kendi güvenliklerini kendileri sağlar hale gelmiştir. Toplumsal olayların emperyalistlerin tazyiki ile etnik bir cinnete dönüşmek üzere olduğu şu günlerde, ilk ateş ve kargaşa ortamında savunmasız yurttaş kitlesinin ne kadar zarar göreceği açıktır. Türk bayrağı asan evlere saldırılan, Türk bayrağı açan yurttaşlara kadın, erkek ayrımı yapılmadan linç girişimlerinde bulunulan bu namüsait ortamda Türklerin silahlanması vazgeçilmez bir haktır. Türk’ün kendi yurdunda yaşama hakkını elinden almaya çalışan bu akıl dışı ihanete karşı silahsızlanmayacağız. Sokaklar şehirlerin can damarlarıdır. Caddeleri ve bulvarları güvenli ortamlar olmaktan çıkan bir ülkede, şehirleriyle birlikte o ülke de tehlike sınırında demektir. Nitekim her türlü yasadışı nümayişin yapıldığı, devlete kafa tutulan, bu arada sivil birimlere (ev ve işyerleri de dahil) saldırıların yapıldığı, etnik kabadayılığın Türk milletine dayatıldığı sokak savaşları iyice gündeme oturtulmuştur. AB’ye girme hayali adına Batı emperyalizminin örgütlü baskısına boyun eğerek adeta teslim olan hükümet, kendi terörle mücadele yasalarını dahi yaz boz tahtasına dönüştürerek gülünç duruma düşmüştür. Egemenliği altındaki toprakların ve yurttaşlarının güvenliğini sağlayamayan siyasi iktidar ülkeyi ve ulusu emperyalizmin ve onun güdümündeki bölücü çetelerin insafına terk etmiştir. Türk milleti ne kendi öz yurdunda ne de dünyanın başkaca hiçbir coğrafyasında kimseden merhamet ve himmet dilenmeyecektir. Büyük Atatürk’ün Bursa Nutku’nda kendisine yüklediği görevin şuuruyla gereğinde yeniden ordulaşacak, yeniden devletleşecektir. “Bir gün rejim ve cumhuriyet tehlikeye düşerse, Türk gençliği, bu memleketin adliyesi var, jandarması var, karakolu var, demeyecektir. Rejimi ve cumhuriyeti gereğinde taşla, sopayla ve silahla savunacaktır” Devletini ve ülkesini koruma ve kollama kararlılığındaki Türk milleti kanla kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletini kanla savunacaktır. “Burası Kürdistan, Türkiye değil”, “Burası Batman, Bursa değil” sloganlarıyla etnik histeri nöbetine tutulanlara karşı, Türkiye’nin her köşesi bir Bursa, her köşesi bir Trabzon, her köşesi bir Bozüyük olma yolunda ve kararlılığındadır. Çözüm devletin kendisindedir. Türkiye bir yol ayrımında ve iki ayrı seçeneğe zorlanmaktadır. Ya emperyalizme rağmen kamu hakimiyeti ve devlet otoritesi ya da Amerikan asabiyetinin Ortadoğu projesinin gereği olan iç savaş ve parçalanma... |