Çok basit bir şekilde ifade
etmek gerekirse Kürt varsa sorun vardır, sorunun çözümü ise PKK’nın
bitirilmesi değil, Türk milletinden bağımsız bir Kürt kimliğinin
bitirilmesidir. Hem ayrı bir Kürt kabul etmek hem de bundan doğan
sorunları çözmek, Türk devletinin kendi başına açtığı bir iştir.
Eğer Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devlet olarak kalacaksa, Türkiye
Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkesin kendisine ben Türküm
demesini isteyecek, Türkçe konuşmasını isteyecektir. Bu aynı zamanda
tarihsel açıdan da bir gerçekliktir. Çünkü, bugün kendisine Kürdüm
diyenlerin çok büyük bölümü Kürt değil, has be has Türktür, ama
zorla Kürtleştirilmişlerdir.
1-
Her Türk, alışverişini mutlaka Türkten yapmalıdır. Kürde aktarılan
para PKK’ya maddi destek demektir. Türk, bu maddi desteği kesmezse,
hem Türklerin mali gücü olmayacaktır, hem de Kürdün altında ezilecektir.
2-
Her Türk, Türkçe konuşmalıdır. Bunu da İstanbul şivesi ile
konuşmalıdır. Dil varsa millet vardır. Ancak şehri istila eden Kürtler
kendi dillerini hakim kılmaktadır. Bunlarla temas içinde Türkler
de şivelerini bozmakta, Türkçe konuşsa bile adeta Kürt şivesiyle
Türkçe konuşmaktadır. TV’lerdeki
Kürt dizilerinin, Kürt müziğinin, her adım başı Kürtçe müzik çalan
barların, kasetçilerin, minibüslerin ortasına düşen Türk ister istemez
lisanını yitirmektedir. Buna
direnmek için: Türk, Kürt dizisi izlemez. Kürtçe müzik dinlemez.
Kürtçe müzik çalan barlara gitmez. Kürtçe konuşulan minibüse binmez.
Kürtçe kaset satan dükkandan alışveriş yapmaz.
3-
Türk, ancak modern şehir hayatında kendini ifade edebilir.
Türk medeniyeti, köyden gelen etkilere kapatılmalıdır. Köy, her
halükarda Kürtçülüğün yaşam alanıdır. Yıllarca
İstanbul’da Sivaslı, Erzincanlı, Malatyalı, Tokatlı Alevi kitlenin
yarattığı köy ortamı, Kürtçülüğü güçlendirmiştir. Türk’ü saza mahkum
eden köylü kafası, bugün şehirleri Kürt kültürüne teslim etmiştir.
4-
Türkler, yemeklerine sahip çıkmalıdır. Türk’ün damak tadı,
Kürt yemekleri ile yer değiştirmektedir. Türk’ü kebaba, lahmacuna
mahkum eden anlayışla mücadele edilmelidir. Yemek, kültür savaşının
bir parçasıdır. Mc Donaldslar ne kadar tehlikeli ise Kürt mutfağı
da o kadar tehlikelidir. Başka kültürlerin yemeklerini yiyen kültürler
asimile olur. O nedenle Türk, Türk mutfağına sahip çıkmalı, başka
şeyler yememelidir.
5-
Her şeyden önce Türk üremelidir. Artan her bir Türk bebesi,
bizi Ergenokan’dan çıkartacak bir kurtarıcıdır.
Semih Tufan Gülaltay Fethullah Müslüman mı? 176 sayfa, 10 YTL
Gökçe Fırat
“Kürt” varsa
sorun var...
Çok basit bir şekilde ifade etmek gerekirse Kürt
varsa sorun vardır, sorunun çözümü ise PKK’nın bitirilmesi değil,
Türk milletinden bağımsız bir Kürt kimliğinin bitirilmesidir. Hem
ayrı bir Kürt kabul etmek hem de bundan doğan sorunları çözmek,
Türk devletinin kendi başına açtığı bir iştir. Eğer Türkiye Cumhuriyeti
bir ulus devlet olarak kalacaksa, Türkiye Cumhuriyeti sınırları
içinde yaşayan herkesin kendisine ben Türküm demesini isteyecek,
Türkçe konuşmasını isteyecektir. Bu aynı zamanda tarihsel açıdan
da bir gerçekliktir. Çünkü, bugün kendisine Kürdüm diyenlerin çok
büyük bölümü Kürt değil, has be has Türktür, ama zorla Kürtleştirilmişlerdir.
Başbakan PKK’yı durdurmak için Türklüğü gömüp Türkiyeliliğe
geçmeyi önermektedir. Bir kısım saf aydınımızsa ısrarla Türk-Kürt
kardeşliği mavalı okumaktadır. Oysa eğer iki kimlik varsa ve biz
bunların gerçekten kardeşliğini istiyorsak, kardeşimize seçme hürriyeti
tanımamız gerekir. Yani Türk-Kürt kardeşliği diyenler, Kürt kardeşlerine
seçme hakkı tanımalıdır. O zaman Kürt kardeşiniz, teröre başvurmadan,
iyi niyetle biz ayrılalım diyorsa ona ne cevap vereceksiniz! Görüldüğü
gibi Türk-Kürt kardeşliği teorisi, aslında Türk’ten ayrı bir Kürt
kimliği oluşturmanın teorisidir. Günümüzde PKK bölücülüğünden bile
güçlü olan teori de budur.
İstanbul’da Kürt mafyası ve PKK milisleri İstanbul, uzun yıllardır Kürt bölücülüğünün
en önemli hedefi oldu. Kürt mafyası, Beyoğlu, Aksaray-Laleli, Eminönü
ve Kadıköy’de piyasaya hakim konumdadır. Kürt mafyasının ekonomik
hakimiyeti ile birlikte, şehrin varoşları PKK’lı milisler tarafından
ele geçirilmektedir. Yandaki haritada Kürt mafyasının denetlediği
piyasa bölgesi yeşil bir çember içinde gösterilmektedir. Mavi noktalı
semtlerde ise, sıradan vatandaş görünümünde PKK yandaşları yoğun
bir şekilde yerleşmekte ve bir ayaklanmaya hazırlanmaktadır. Son
bir haftadır tüm bu semtlerde Apo posterli gösteriler ve polisle
çatışmalar gerçekleşmiştir.
Kürt mafyasının kıyılara egemen olma stratejisi Kürt mafyası, Türkiye’nin denize açılan Güney
bölgesinde planlı bir şekilde denetimi ele almıştır. Ele geçirilen
bölgeleri bir okla birleştirdiğimizde planın kapsamını anlayabiliyoruz.
Gelibolu, Gökçeada, Ayvalık üçgeninde Çanakkale Boğazı’na hakim
olmaya çalışan Kürt mafyası aynı zamanda İzmir ve Antalya limanını
da denetlemektedir. Bodrum gibi bölgeler eğlence sektörü açısından
bir planı gösterirken, özellikle Didim’de simgeleşen toprak alımları,
tehlikenin bir başka boyutunu göstermektedir.
BU SAYIDA 12.09.2005/Sayı:90
Kuzey Fırat
Asıl linç edilmek istenen Türkler Bu sene neredeyse devlet törenleriyle
düzenlenen 6-7 Eylül anmalarının amacı anlaşılan Ermeni Soykırım
iddialarına ön hazırlık yapmaktır! Büyük olasılıkla yakında Ermeni
olayların yıldönümünde, medya tarafından (Doğan Medya’sından Cumhuriyet’e
kadar) benzer bir kampanya başlatılacak, Türkiye köşeye sıkıştırılmaya
çalışılacaktır.
Özgür Billur
Telafer’de Türk soykırımı Tamamı Türkmenlerden oluşan Telafer
kenti ABD tarafından ikinci kez vuruldu. Geçtiğimiz yıl Eylül ayında
ABD askerleri tarafından yapılan operasyonlarda yüzlerce Türkmen
katledilmişti. Bu kez ilkinden daha kalabalık bir güçle (5000 asker)
saldıran ABD, yanında 1500’den fazla Kürt peşgermeyle planlı bir
soykırıma başladı.
Ali Özsoy
İsrail Türkiye’yi kullanarak
Türkiye’yi kuşatıyor 1 Eylül günü İstanbul’da düzenlenen
bir toplantı Tayyip’in iktidarda daha fazla kalmak adına Türkiye’yi
ne tür bir ihanete ve tehlikeye sürüklediğinin ibretlik bir örneği
oldu. Bizzat Tayyip’in aracılığıyla İsrail Dışişleri Bakanı Şalom
ve Pakistan Dışişleri Bakanı Kasuri İstanbul’da bir araya geldi.
Yekta Güngör Özden
Kanlı makas
Vedat Beki
İçişleri Bakanı Aksu,
“seyir halinde”(!) Gazete sayfalarını okuduğumda, TV ekranlarına
yansıyan görüntüleri izlediğimde puzılın önemli bir parçasının eksik
olduğunu fazla bir zahmete girmeden fark edebiliyorum! Nedir bu eksiklik,
diye soracak olursanız hemen yanıtlayalım! T.C.’nin İçişleri Bakanı
ortalarda yok!
Hüseyin Adıgüzel
Ali Bey adasında
neler oldu? Geçtiğimiz 26 Ağustos günü, Ayvalık’ın
Ali Bey (Cunda) adasında, görünüşte basit, ortaya çıkardığı ve çıkaracağı
sonuçlar bakımından çok önemli bir olay yaşandı. Olay, yerel basında
ve bilhassa, etnik azınlığın, yani Kürtlerin sözcülüğünü yapan “Evrensel”
ve “Özgür Gündem” ga-zetelerinde manşetten verilirken, Cumhu-riyet
gazetesinde, iç sayfalarda küçük bir bölümde verildi. Olay neydi ve
nasıl bu boyutlara taşındı?
Reha Ören
Kürtlere özgürlük Türklere itidal
Turhan Feyizoğlu
“Biz her gün çocuk yaşta suçlu ihraç ediyoruz,
Ankara, İstanbul, İzmir’e”
Tamer Abuşoğlu
Direnç kaleleri oluşurken
Nedret Ebcim
Talat Turhan 81 yaşında Talat Turhan’ı pasifize ederek yüzsüz
duruma düşürülebileceğini umanlar kısa bir süre sonra yanıldıklarını
anlayacaklardı. 6 Aralık 1965 tarihinde Akşam Gazetesi’nde ilk yazısı
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Cemal Tural’a açık bir mektup idi. Böylece
bu yılı Talat Turhan’ın doğumunun 81, yazarlığının başlangıcının ise
40. yılı olarak kutluyoruz.
Ergun Hiçyılmaz
Kara yağmur Uzayıp giden çöller ile Osmanlı’ya kapı
olan Kuzey’deki Arap topraklarındaki adı “Kara yağmur”dur… O topraklarda
savaşıp da canını veren sayısı hesaba gelmez Osmanlı askerinin toprağa
dökülen kanlarını örtebilecek kadar büyüktü “Kara yağmur”. Önce ateşe
tapanların sembolü olmuş, sonrasında milletlerarası iktisadi ve siyasi
kavganın zeminini teşkil etmişti.
Şener Üşümezsoy
Tarih boyu Türk-Tatar
süperetnosunun
Ruslar ile mücadelesi Kazan’ın 1000. yıl dönümü kutlandı. Bu
aslında tarihsel bir çarpıtmadır. Emperyalist güçler tarafından sömürülen
halklara dikte ettirilen tarih kurgularına yeni bir örnektir.
Türkiye’de dayatılan Kürt tarihi olgusuyla, Kazan’da Tatarlara Rusların
dayattığı tarih kurgusu bu anlamda benzeşmektedir.
İklil Kurban
Kazan’ın 1000 yıllığı Tatarların
bağımsızlık
savaşına karşı bir savaştır