12.09.2005/Sayı:90
Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Tarih
Özgün
Ünlem
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Başyazı

Ergun Hiçyılmaz

John  RockefellerKara Yağmur

Uzayıp giden çöller ile Osmanlı’ya kapı olan Kuzey’deki Arap topraklarındaki adı “Kara yağmur”dur…

O topraklarda savaşıp da canını veren sayısı hesaba gelmez Osmanlı askerinin toprağa dökülen kanlarını örtebilecek kadar büyüktü “Kara yağmur”.

“Her derde deva” olarak bilinmiş, romatizmadan nezleye kadar çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmıştı.

İktisadi sahada ne kadar büyük olduğu uzun zaman fark edilememiş ve küçük çanak ve şişeler içinde satılmıştı.

Oysa tarihin çok eski zamanlarından beri biliniyordu. Önce ateşe tapanların sembolü olmuş, sonrasında milletlerarası iktisadi ve siyasi kavganın zeminini teşkil et-mişti.

Açıkgözlerin “ağrıların ilacı” olarak pi-yasaya sürdüğü petrol, zaman akışı içinde tam tersine ilacı bulunamayan bir rahatsız-lık haline gelecekti.

Dünya, petrolü tanıyıp nimetlerinden faydalandıkça bu rahatsızlık gittikçe büyüyecek ve günümüzde olduğu gibi savaşların da müsebbibi addedilecekti.

Latince’de taş manasındaki “petra” ile yağ manasındaki “oleum”dan meydana gelen petrol, suda erimeyen, birçok hidrokarbonatlar ile, az miktarda azot, kükürt ve metalik elementler ihtiva ediyor ve eski zamanlardan beri insanlar tarafından biliniyordu.

Efsanelere göre Zerdüşt, Azerbaycan’da Bakü şehrinin bulunduğu Apşeron Yarımadası’nın topraklarından fışkıran ateş sütunları karşısında “Ateşe tapma” dinini ortaya atmıştı. Ateşe tapanlar, alev sütunlarının karşısında büyük mabetler kurmuşlardı. Mısır’daki Cebeli Zeyt mıntıkasındaki petrol sızıntıları ise Roma devrinde Mons Petroleus (Petrol tepesi) olarak anılıyordu.

Mısırlılar, Asuriler, Eski Yunanlılar ve Romalılar petrolü sadece bir aydınlatma aracı olarak kullanmamışlardı. Çimentolarda harç olarak faydalandıkları gibi, su kanallarının astarlanmasında da petrole yer vereceklerdi. Petrol bu zamanların gemi yapımında kalafat olarak kullanılan elzem bir kaynak oluyor, Mısırlıların, mumyalama işlerinde dahi önem kazanıyordu.

Eski dönemlerin de her derde deva ilacı olarak aranmış, parfüme kadar uzanan geniş bir alanın en büyük tüketim maddesi olmuştu.

Tarihçi Herodote, Zanta Adasında bir kuyudan çıkarılan yağın yakıldığı zaman ışık verdiğinden bahsederek, petrolün Orta ve Yakın Çağ döneminde taşıyacağı önemi aydınlatmıştı. Petrol, 1800’lü yılların romatizma, yanık ve nezleden her türlü kırık çıkık ve yaraya kadar uzanan rahatsızlıkların en tesirli ilacı olarak piyasaya sürülmüştü. Petrol yataklarındaki sızıntıların meydana getirdiği yağ tabakası şişelenip, etiketleniyor ve gezginci satıcılarla satışa arz ediliyordu.

1830 yılında bir kimyager petrolün inbikten basit yolla çekilmesini sağlayacak, ardından Yale Üniversitesi profesörlerinden Silliman inbik metodunu geliştirecekti. Profesör diyordu ki:

“İnbikten çekerek elde ettiğim hülasa hafiftir ve kolay yanmaktadır. Verdiği ışık da parlaktır.”

Bu açıklama bir iddiada kalmamış ve ispatı ile yankılar uyandırmıştı. Çünkü ışık, geniş oranda balina yağından elde ediliyor ve yağ stoklarının azalmasından dolayı pahalı bir hüviyet taşıyordu. Bu buluşun ardından petrolün kandil ve lambalarda kullanılma fikri fiiliyata geçecekti. Tüketim alanlarının genişlediği ve talebin arttığı bu sıralarda petrol yine “derde deva” hususiyetini devam ettiriyordu. Amerika’da Pittsburglu tuzcu S. Kier, kuyusunun suyuna petrol sızdığını fark ettiğinde üzüntüden çok sevinçle haykıracaktı. Kuyuyu bir kanalla gölete sevk etmişti. Binlerce el ilanı bastıran ve bu tabii ham petrole “Hayat iksiri” ismini veren Kier, her şişeyi 45 Cent’e satarak, ham petrolün ilk zengini olmuştu.

Petrolü şişelerden çıkarma zamanı gelmişti.

İlk petrol kuyuları

Petrolün çok kârlı bir alan olduğu anlaşılmıştı. Toprak altındaki yatağından kendi isteği ile çıkışı beklenmemeli ve önü açılmalıydı. Böylece bilinen kadar bilinmeyen alanlarda da aranmalı ve kaynağı daha büyük derinliklere açılacak kuyularla inilmeliydi. Amerika’da “Pensylvania Petrol Şirketi” bu gaye ile kurulmuş ve ortaklardan madenci Edwin L. Darke ilkel sondajlara başlamıştı. Darke, 27 Ağustos 1859 günü petrole 25 metrede ulaşacaktı.

Yeni kuyular açma fikri diğer ülkelerde de rağbet görüyor, Rusya’da (1873) Galiçya ve Romanya’da (1898) kuyu açmaya yeni usuller getiriliyordu. Uzakdoğu ve Birmanya’da teknik daha geliştirilmiş ve böylece elde edilen petolün hacmi de büyümüştü.

Petrolün sanayi dalında önem kazanması benzinle işleyen motorların icadından sonra mümkün olmuştu. Alman mühendis Daimler, benzinle işleyen otomobil motorunun öncü ismiydi (1886). Diesel’in bu-luşu ise ham petrolden doğrudan doğruya istifade imkanını sağlamıştı (1905).

Bulunan petrolün dağıtımı ve sevki de büyük bir sektör meydana getirmişti. Deniz yolı ile nakliyat 1860’ta gerçekleşmiş ve petrol, ahşap fıçılarla Amerika’dan İngiltere’ye taşınmıştı.

Doğu Hindistan’da kurulan bir Hollanda şirketi olan “Royal Dutch” da büyük petrol işine girmişti. Devler arasına katılan Londralı Samuel Biraderler ilk tankerlerini 1892’de alacak, dağıtımın da tekelciliğini başlatacaklardı.

Petrol zengini John Rockefeller

John Rockefeller (1837) iş hayatına muhasebe yardımcılığı ile başlamıştı. Başkalarının muhasebesi yerine kendi hesabını yapmak gayesini gazyağı işine girerek gerçekleştirmişti. 1865 yılında ortağı ile kurduğu petrole dayalı işini kısa zamanda büyütecek ve rafineriler zinciri kuracaktı. Bununla da yetinmemiş ve 1870 yılında hisselerinin büyük çoğunluğuna sahip ol-duğu Standard Oil Company isimli şirketi meydana getirmişti.

Petrol hakkında ilk esaslı bilgiler Herodot zamanına rastlar. İran’da Suşa şehrinde petrol kaynağı bulunduğunu ifade eden Herodot, yerden çıkan bu maddenin, keskin kokulu ve yanıcı olduğunu belirtmişti.

Marco Polo ise, Doğu vilayetlerimizin bulunduğu bölgelerde bu kuyulara rastladığını ve çeşitli alanlarda kullanıldığını yazıyordu.

Aydınlatma amaçlı ilk kullanımı Bakü Valisi gerçekleştirmişti. Ziraate zarar veren bu madde ile ilgilenmiş, damıtla yolu ile basit bir lamba icad etmişti. İcadını İran Şahı’na sunan vali, ülke içinde satışı için ruhsat da almıştı.

Ülke Rus istilasına uğradığında Bakü Valisinin bu keşfi de unutuluyordu. Çünkü Rus Valisi, Petersburg’a örnekler göndermiş ve; “bu madde işe yaramaz” cevabını almıştı.

Ancak yıllar sonra savaş sebebi de olabilecek petrol, dünyanın bazı bölgelerinde “kara yağmur” olarak nitelendiriliyordu. Yerden fışkıran petrol, kimi zaman bir yerde toplanıncaya kadar ziyan oluyordu. 1901 yılında Teksas’ta fışkıran petrol, toplanıncaya kadar 70.000 ton ziyan olmuştu.

1840 yılında S.M. Kier’in toprağındaki kuyudan petrol bulup, şişeleyerek ilaç olarak satmasının ardından, Evdin Laurence Drake ile yeni alanlar bulacaktı. Amerika’nın Pennsylvania eyaletinde makine ile açtığı kuyuda petrole ulaşmış, bu yeni usulle, yani sondaj makinesı ile petrol endüstrisi de hızla gelişmişti. Şirketler birbiri ardına kuruluyor, yeni petrol sahaları bulma hırsı da her geçen gün artıyordu.

I. Dünya Savaşı ise petrolün uygarlık ve dünyaya hakim olmanın anahtarı olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştı. Bu gerçeği görenlerden biri de İngilizlerdi ve Amerika’da iş gören İngiliz firmalarına, yalnız İngiliz tabiiyetindeki personelin kabul edilmesi emrini veriyordu. Aynı politika Hollanda tarafından da izlenmişti. Hollanda petrol şirketini kuran Henri Detering merkezi Londra’ya taşıyacak, İngiliz şirketi ile birleşerek Royal Dutc, Shell’i faaliyete geçirecekti. Şirketin İstanbul’daki bürosu zaman zaman İngiliz temsilcileri tarafından ziyaret ediliyor, yeni arayışlara giriliyordu. İşte petrol arama ve kullanmak için yapılan bu arayışlar sırasında Üsküdarlı Gülbenkyan sahneye çıkacak ve zamanla dünyanın en zengin adamlarından biri olacaktı.