12.09.2005/Sayı:90
Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Tarih
Özgün
Ünlem
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye

Turhan Feyizoğlu

“Biz her gün çocuk yaşta suçlu ihraç ediyoruz,
Ankara, İstanbul, İzmir’e”

Başlığa aldığım, “Biz hergün çocuk yaşta suçlu ihraç ediyoruz Ankara, İstanbul, İzmir’e” sözünü Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, gazeteci Şirin Sever’le yaptığı söyleşide açıkladı (13 Haziran 2004 tarihli Sabah gazetesi).

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, yaptığı açıklamada özetle şunları söylüyor: “1993’ten günümüze değin giderek yükselen bir ivmeyle çocuk yaşta suç işleme oranında bir yükseliş var Diyarbakır’da. Gidin İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e; sokak çocukları gibi bir olgunun kökeninin nereye dayalı olduğunu bir sorun. Bir gerçekle karşılaşacaksınız... Biz her gün çocuk yaşta suçlu ihraç ediyoruz Ankara, İstanbul, İzmir’e. Siz istediğiniz kadar İstanbul’da, Ankara’da, Bursa’da sokak çocukları için umut evleri oluşturun, çözemezsiniz. Çünkü hergün yenilerini ekliyoruz biz. Dolayısıyla buraya eğilmeniz lazım.”

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, genel olarak yedi gerçekliğin altını çiziyor:

Birinci: Güneydoğu’da hızla artan nüfus oranı,

İkincisi: Güneydoğu’da hızla artan nüfusla birlikte bazı aileler çocuklarını sokağa terketmektedir,

Üç: Hızla artan nüfusla birlikte artan suç oranı,

Dört: Hergün bu suça katılanlara yenilerinin eklenmesi.

Beş: Suç işleyenlerin İstanbul’a, Ankara’ya, Bursa’ya gitmesi ve suç işlemeye buralarda devam etmeleri.

Altı: Umut evleri de açılsa sokağa terkedilen bu çocukların suç işlemeye devam ettiği.

Yedi: Sorunu devlet çözsün istiyor.

Güneydoğu’da hızlı nüfus artışını sadece Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir söylemiyor.

İranlı kürt Prof. Mehrdad İzadi, ABD’de bir konferansta şu iddiayı ileri sürmüştü:

“2050 yılında, Türkiye’de Türkler azınlık, Kürtler çoğunluk olacak.”

Bu iddia, 26 Eylül 1992 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanmıştı.

Prof. İzadi, bu iddiasını Aktüel dergisinde doğrulamış, “Çünkü, kürt nüfusu Türklerden üç kat fazla artıyor”, demişti.

Nüfus artışında bir başka örnek

11 Temmuz 2004 tarihli Hürriyet gazetesinde “6 ayda 7 bin bebek olunca belediye başkanı teyakkuza geçti” başlıklı haber özetle şöyle:

“Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, 6 ayda 7 bin yeni bebeğin nüfus kaydı yaptırılınca Belediye Başkanı Hasan Çelebi, aile planlama merkezi kurulması için girişim başlattı ve şu açıklamayı yaptı:

‘Yerel kitle iletişim araçlarını kullanarak eğitici programlarla konunun önemine dikkat çekeceğiz. Böylece vatandaşlara bakabilecekleri kadar çocuk yapmalarını önereceğiz.”

4 Nisan 2005 tarihli Birgün gazetesinde “Güneydoğu’nun Yarısı Çocuk” başlıklı haber özetle şöyledir:

“Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) verileri baz alınarak yapılan hesaplamalara göre, 2004 yılında 70 milyon 556 bin kişi olan kurumsal olmayan sivil nüfusun 20 milyon 650 bini, 15 yaş altında bulunuyor. Dolayısıyla Türkiye’nin yüzde 29.3’ünü çocuklar oluşturuyor. Buna karşılık, Türkiye’nin değişik bölgelerinde 15 yaş altında bulunan çocukların toplam nüfus içindeki payları büyük değişiklik gösteriyor. Örneğin Güneydoğu illerine bakıldığında Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde nüfusun yaklaşık yüzde 47.2’sini çocuklar oluşturuyor. Bu oran, Van, Muş, Hakkari, Bitlis bölgelerinde yüzdee 45.8’i buluyor. Gaziantep, Adıyaman ve Kilis bölgesinde ise çocuk sayısı yüzde 35.5 olarak ölçülüyor. Trakya bölgesindekilerde ise çocuk sayısının Türkiye ortalamasının altında kaldığı görülüyor.”

Güneydoğu’daki hızla nüfus artışına bir örnek de AB’den vereceğim.

Avrupa Konseyi, 6 Nisan 2005 tarihinde, açıkladığı bir raporda, Türkiye’nin nüfus artşıında birinci sırada yeraldığı belirtildi.

Nüfus artış oranında Güneydoğu birinci sırada.

Evet nüfus artış oranı ve gerçekleri böyle.

Prof. Doğu Ergil, Van, Diyarbakır, Siirt, Batman, Şırnak, Tunceli ve Bingöl illerinde “Güneydoğu Anadolu Gençlik Demokrasi Eğitimi”, adlı bir araştırma yaptı.

Bu araştırmayla ilgili olarak gazeteci Necla Bayraktar’la yaptığı ve 12 Haziran 2005 tarihli Vatan gazetesinde yayımlanan söyleşisinde Prof. Doğu Ergil, söyleşinin bir yerinde şunu belirtiyor:

“Herkes beklenti içinde, durumun daha iyi olmasını bekliyor. En muhalifleri bile yapılacak şeyleri devletten bekliyor. Toplumsal inisiyatifin yerel sorunları çözmek için girişmesi burada mümkün değil. Çünkü böyle bir inisiyatif halktan gelmiyor.”

Bu açıklamayı, bu araştırmaya katılan Celal İnal, yaptığı şu açıklamayla tamamlıyor:

“Hanları hamamları var fakat önlerindeki avlunun gelip yerel otoriteler tarafından düzenlenmesini istiyorlar. Orada para kazanıyor, iş yapıyor ama avlusunu temizlemiyor, düzenlemiyor. Her şeyi belediyenin yapması gerekir gibi bir mantık var. Her şeyi, en küçük işleri bile devletin yapmasını bekleyen bir mantık var.”

Bir vatandaş ya da birey olarak kendi işini yapmayıp, bunu yerel yönetimin-devletin gelip yapmasını bekleyen mantık kırılmadığı sürece toplumsal sorunların nerede olursa olsun çözülmesi mümkün değil diye düşünüyorum.

Vatandaş, yerel yönetim, genel yönetim bir bütündür.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, söyleşisinde, “Dolayısıyla buraya eğilmeniz lazım”, diyerek o da bütün çözümü sadece devlete yüklüyor gelsin çözsün diye.

Siz, Büyükşehir Belediye Başkanısınız. Peki büyükşehir belediyesi olarak bu konuda ne yaptınız, ne yapıyorsunuz, ne yapmaya çalışıyorsunuz?

Sadece seçime girdiğiniz partinin temsilcisi olarak mı çalışıyorsunuz yoksa o beldede yaşayan herkesin ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sınırları içinde bulunan bir şehrin mi belediye başkanı olarak mı çalışıyorsunuz?

Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturup sadece belli bir siyasi hareketin-etnik grubun demeçlerini mi kamuoyuna açıklayacaksınız?

Ekonomi, sadece demeçler vermekle çözülmez. Ekonominin kendine özgü kuralları vardır ve bu kurallar hiçbir şeyi tanımaz.

ABD ve AB, kurum, kuruluş ve kişilere emperyalist çıkarlarını nasıl koruyacağım diye yaklaşır. Başka hiçbir şey için yaklaşmaz.

Yeni dünya düzeninin oluşturulduğu global emperyalist sistemde her şeyin özelleştirilmeye çalışıldığı bir dönemde işsizlik bu sistemin doğal sonucudur.

Yerel yönetimlerin de o beldede yaşayan vatandaşıy için yapacağı işler var.

Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığına göre, işsizlere yeni işsiz katmak ne demektir mutlaka biliyor, sorunu yaşıyordur. Söyleşide bunu vurguluyor.

Yerel yönetimde söz sahibi olmak demek planlamacılık demektir. Buna nüfus planlaması da dahildir.

Örneğin, nüfusun hızla arttığını, çocukların sokağa bırakıldığını, bu çocukların suç işlediğini, yayımlanan söyleşisinde açıklıyor ve bunun bir sorun olduğunu belirten bu büyükşehir belediye başkanı, büyükşehir belediyesi olarak aile planlaması konusunda o şehirde oturan vatandaşı aydınlatıyor mu?

Aydınlatmaya çalışan kurum ve kuruluşlara büyükşehir belediyesi olarak destek oluyor mu?

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı, yaptığı açıklamada, devletten destek istediğini, belirtmiş.

Devlet bu sağlık yardımını ve bilgilendirmeyi yapıyor. Hem de ücretsiz olarak. Devlet, aile planlamasını sadece bir bölge ve şehir için değil tüm Türkiye sınırları içinde ayırım yapmadan her yerde yapıyor.

Sonuç olarak şunu belirtmek istiyorum.

Emperyalizme uşak olan ve emperyalist güçler tarafından kullanılan kesimi hiçbir şey tatmin etmez. Hep, devletten bekleme mantığı ve devleti suçlama mantığı içinde hareket eder. Çünkü, o devleti çökertmek için emperyalist güçler tarafından kullanılan stratejinin bir parçasıdır. Ona uygun hareket eder.

Bu bazan başarılı olur, bazan başarılı olamaz.

Mustafa Kemal, emperyalist güçlerin kullandığı bu stratejinin başarılı olamadığını-olamayacağını uyguladığı stratejiyle göstermiş, kanıtlamıştır.

Eğer bunu yeniden denemeye kalkışan olursa onlar da bu dersi yeniden görür, yaşar.

Çünkü, Mustafa Kemal, bu Türk gücünü diğer nesillere aktarmıştır.

Yeni nesil Türk gücü, bu bilince-eylemliliğe sahiptir. Bilmeyen emperyalist uşaklara duyurulur.