12.09.2005/Sayı:90
Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Tarih
Özgün
Ünlem
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Dünya

Özgür Billur

Telafer'de Türk katliamıTelafer'de Türk soykırımı

ABD, Telafer’i bombaladı

Tamamı Türkmenlerden oluşan Telafer kenti ABD tarafından ikinci kez vuruldu. Geçtiğimiz yıl Eylül ayında ABD askerleri tarafından yapılan operasyonlarda yüzlerce Türkmen katledilmişti. Bu kez ilkinden daha kalabalık bir güçle (5000 asker) saldıran ABD, yanında 1500’den fazla Kürt peşgermeyle planlı bir soykırıma başladı.

2 Eylül’de yaklaşık 800 bin nüfuslu şehri kuşatan ABD’li işgal güçleri, birkaç gün sonra ağır silahlar ve havadan helikopter ve F-16 saldırılarıyla kenti harabeye çevirdi. 80’den fazla Türkmen bu saldırılarda canını kaybederken, üç cami yerle bir oldu. 150’den fazla ağır yaralının olduğu kentte hastane ABD’lilerin eline geçti. Yerel kaynaklara göre bir üs gibi kullanılan hastane, sağlık hizmeti veremez hale geldi. Kentte mahalleler arasına tel örgü çeken ABD’li askerler iletişimi tamamen kestiler.

ABD’lilerin yanındaki Kürt peşmergeler ise mahallelere saldırdılar. 50’den fazla evi içindekileri çıkarmaksızın yıkan peşmergeler, 100’den fazla Türk’ü katletti.

ABD’nin Irak’ı işgalinden sonraki en büyük operasyonun hedefinin direnişçileri yakalamak olmadığı apaçık ortada. Planlı bir Türk soykırımı ile karşı karşıyayız. Irak Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mahmut Kasapoğlu, bu operasyonda ABD ordusunun kimyasal silah kullandığını açıkladı. Hasanköy civarıdaki cesetlerin morarmış ve üzerlerinde kurşun izi olmadığını belirten Ka-sapoğlu, 500’den fazla Türkmenin kim-yasal silahla öldürüldüğünü açıkladı.

Kentin kontrolünü tamamen ele geçiren ABD askerleri, gençleri alıkoyarak bilinmeyen bir yere götürdüler. Bir taraftan planlı bir soykırım devam ederken diğer taraftan da, şehir boşaltılarak demografik yapı değiştilmek isteniyor. Reşadiye mahallesinde Irak hükümeti imzasıyla dağıtılan “şehri boşaltın” bildirileri bunu göstergesi. Zaten şimdiden şehrin %70’i boşaltıldı.

Telafer niçin hedef?

Telafer, çoğunluğu Şiilerden oluşan bir Türkmen şehri. Kentin tamamı Türk olmasına rağmen sayıca Kerkük ve Musul’-daki kadar değil. Ancak coğrafi konum olarak çok kritik bir noktada bulunuyor.

Suriye sınırını hemen kuzeyindeki şehir, Suriye’de Kürtlerin yaşadığı Kamışlı bölgesiyle doğuda Kürtlerin kontrolündeki Kuzey Irak arasınrda tampon bölge hüviyetinde. Irak, Suriye, Türkiye ve İran topraklarının belli kısımlarını içine alan sözde Kürdistan’ın bir bütünlük oluşturması için Türk toprağı olan Telafer’in ele geçirilmesi gerekiyor. ABD ve peşmerge saldırısının en büyük nedeni bu. Telaferli Türkler ya ortadan kaldırılacak ya da başka yerlere sürülecek ki, ABD güdümünde bir Kürdistan kurulabilsin!

Saldırının ikinci nedeni ise, Suriye sınırında açılacak Sıncar ve Türkiye sınırında açılacak Ovacık sınır kapılarının kontrolünü ele geçirmek. Bilindiği gibi, Türkiye Barzani’nin kontrolündeki Habur sınır kapısına alternatif olarak Ovacık kapısını açmayı çok önemsiyordu. Böylece Irak’la yapılacak ticari alışveriş ve diğer ilişkiler, Kürt bölgesine girmek zorunda kalmadan Telafer üzerinden yapılacaktı. Daha da önemlisi Türkmenlerin güvenliği ve diğer ihtiyaçları için kolayca kullanılabilecek bir yol yaratacaktı Ovacık sınır kapısı.

Anlaşılan Türk devleti, geleneksel Irak politikasını terketti. Sessizlik yaşanılanlara boyun eğildiğini gösterir.

Yeni anayasa hazır: Kürde federasyon, Türk’e yok ol!

Bu sessizliğin bedelini çok ağır ödeyeceğiz. Çünkü süreç tamamıyla Türkiye’nin ve Irak Türklerinin aleyhine işliyor. 15 Ekim’de halkoyuna sunulacak yeni anayasa taslağı bunun en açık göstergesi.

Yeni anayasaya göre, Kerkük’ün hangi etnik gruba bırakılacağı, 2007’nin Kasım ayında yapılacak referanduma bırakılıyor. Böylece adım adım Türk’ten ve Arap’tan arındırılıp Kürtleştirilen Kerkük, sözde Kürdistan’ın bir parçası haline getirilecek. Türkler, yoğun olarak yaşadığı yerlerden göç ettirilerek zorla topraklarına mallarına el konuluyor. Irak Türkmen Cephesi Başkanı Saadettin Ergeç, yeni anayasada Türkmenlere bazı kültürel hakların veril-mesinin bir anlamının olmadığını belirterek isyan ediyor: “Toprağı olmayan bir milletin anayasada haklarının yazılı ol-ması neyi ifade eder ki?”

Yeni anayasa Kürtlerin isteklerinin hepsi karşılanıyor. 1. maddede Irak’ın federal bir cumhuriyet olduğu belirtilirken, 4. maddede resmi dillerin Arapça ve Kürtçe olduğu yazılı. 114. maddede ise, “Bu anayasa yürürlüğe girdiğinde, Kürdistan bölgesini, onun federal bölge olarak varolan iktidarını onaylamış olacak” deniyor.

Anayasa taslağında Kuzey Irak’ın güvenliği Kürt peşmergeleri bırakılıyor. Zaten fiili durum farklı değildi. Ancak ilk kez bir devlet belgesine, hem de anayasayada “peşmerge gücü” sözü geçmiş oldu. Böylece Kürtlerin önce federasyon, ardından devletleşmesi yolunda önemli bir adım atıldı.

Türkmen, Asuri gibi diğer etnik gruplara yönetsel, siyasal, kültürel ve eğitsel haklarının anayasanın güvencesi altında olduğu söylense de, soykırıma uğrayan ve yerinden yurdundan edilmiş bir milletin bu hakkı nasıl kullanacağı düşünün. Hatırlanacağı gibi, iki yıl önce Kürtler Kerkük’e akın ettiğinde ilk olarak tapu dai-resini yakmışlardı.

Kerkük, Kürt istilası altında

Bu olaydan sonra, daha da saldırganlaşan Kürtler, Türk ve Araplara ait tapulu arazileri el koydular. Kentin stadyumunu dolduran Kürtler, kentin nüfusunu birkaç günde değiştirdiler. Aradan geçen onca aya rağmen hâlâ çoğunluğu elde edemeyen Kürtler, 2007 Kasımına kadar, Kerkük’ü ele geçirip, sözde Kürdistan’a bağlamanın peşindeler.

Tüm bunlar ABD’nin fiili desteği ile sürüyor. Kerkük’te Kürtlerin yaptırdığı binaların yapımı için ABD kuvvetleri 2 milyar dolar harcadı. Kürdistan Yurtseverler Birliği ise, Kürt ailelere 1500 dolar ödeyerek Kerkük’e göç etmeleri için teşvik ediyor.

Kerkük’te Barzani ve Talabani’ye bağlı güçlerin dışında PKK da etkinlik göstermeye başladı. Ağustos ayında PKK Kerkük’ün göbeğinde büro açtı ve sözde bayrağını dikti. Türkiye, ABD’ye bu durumu şikayet etti. Ancak PKK’nın bürosunun kapatılması bir tarafa 8 büronun daha faaliyette olduğu ortaya çıktı.

Türk devleti ne yapıyor?

ABD, Irak’a saldırmadan önce asıl hedefin Irak’ı parçalayarak bir Kürt devleti kurmak olduğunu defalarca yazdık. Bugün yaşanan Türkmen soykırımı da, Talabani’nin devlet başkanı olması da, Anayasa’da Kürtlere verilen haklar da bu sürecin planlı bir şekilde ilerlediğini gösteriyor.

Peki buna karşı Türk devleti ne yapıyor? Yaptığı tek iş basın açıklaması yapmak. Telafer’deki Türk soykırımından sonra Dışişleri sözcüsü Namık Tan’ın yaptığı açıklamaya bakın: “Operasyonda lütfen sivil halka zarar verilmesin”

ABD’ye güya uyarıda bulunuyoruz. Adamlar programlı bir şekilde peşmergelerle birlikte soydaşlarımızı, kardeşlerimizi katlediyorlar, beyefendi, dikkatli olun çağrısı yapıyor. Anayasa tartışmaları sırasında ise, Kerkük’ün durumunun kritik olduğunu belirtse de, Türkmenlere verilen kültürel hakları olumluyor.

Unutmayalım ki, oradaki Türkmenler Türkiye Cumhuriyeti devleti olmadan kendi güçleriyle ABD desktekli bu peşmerge kuşatmasına direnemezler. O halde Türk devleti, Kuzey Irak’taki bu suskunluğunun bedelini çok ağır ödeyeceğini görerek hareket etmeli ve ABD ile karşı karşıya gelmeyi göze alarak Türk varlığını korumalıdır.

Yaşanan durumun tersine çevrilmesinin başka bir yolu yoktur. ABD ile uzlaşma diye bir çıkış yoktur ve olamaz. Hem Irak’ta hem Türkiye’de Türk’ü korumak ancak ve ancak ABD’yi karşına alacak cesareti göstemekle mümkündür.