|
Tamer Abuşoğlu |
|
Direnç kaleleri oluşurken Maçka ve Seferihisar’da yaşanan kendiliğinden gelme yığınsal hareketleri, saat ve dakika bildiren haberlerle eş zamanlı provokasyon gibi göstermeye çalışan mütareke basını, terörün muhtemel bir iç savaş için yarattığı maddi zemini göremeyecek kadar kör. Hergün şehit cenazelerinin omuzlarında taşındığı kasabaların, köylerin ve kentlerin çektiği acıyı ve ızdırabı duymayacak kadar sağır. Ormanları yakılan, yaşadıkları coğrafyaların huzurunu bozan, hergün yeni bombalama eylemleriyle güvensiz ve korku hissini Türk coğrafyalarının damarlarına salan bu organize ve vahşi tehdiş vakalarını “Kürt Sorunu” olarak cilalayacak kadar şahsiyetsiz olan bu boyalı basından doğru bir teşhis beklenebilir mi? İtidal çağrısı yaparak Türk milletinin bölücü terör karşısındaki mukavemet ve direncini kırmaya çalışan, anayurdunda Türk’ü sinmeye ve içine kapanmaya teşvik eden besleme basın ve onun paralı askerleri barışa ve demokrasiye katkı adı altında bölücü teröre kan sağlamaya devam ediyor. Yasadışı ve bölücü eylemler karşısında elleri ve kolları bağlanmış olan devletin cılız karşı gücünden başka engel görmeyen bölücüler gün geçtikçe daha da şımarıyor, eylemlerin dozajını toplumun nabzına göre daha da arttırıyor. Kürt ve doğru Anadolu kentlerinden herhangi birine mensubiyeti bir ayrıcalık ve korku mekanizması gibi topluma dayatanlar, örgütsüz ve disiplinsiz karşı gücün boşluğundan yararlanarak batı’daki kentlerde terör estiriyor. Daha önce Trabzon, Eskişehir, Bursa ve Mustafa Kemal Paşa gibi kentlerde yaşanan toplumsal tepkileri yumuşak monşer ağzıyla yorumlayarak haber yapan aynı güç odakları, Türkiye’deki sokak hakimiyetini PKK’ya vererek devleti yıldırmayı ve terörle devleti aynı masaya oturtarak uzlaştırmayı mı hedefliyorlar? Türkiye’nin tamamına talip olduklarını sitelerinde her fırsatta haykıran bölücü teröre karşı, Türklerin kendi coğrafyalarındaki yaşama haklarından feragat etmeleri ve Musul, Kerkük örneğinde olduğu gibi vatansızlaşmaları mı gerekiyor? Bu sinsi oyunun bir parçası olarak hedef kentlere yığılan Kürt nüfus ve aşırı para arzı, emperyalizmin yeni Kürt kentleri oluşturma ve bu yolla nüfuz alanını Akdenize kaydırma operasyonunun kendisidir. Kendini aydın olarak kamufle eden hain ve dönmelerin gün aşırı yayınladıkları bildiri ve deklarasyon metinleri, Barzani’nin kıçına sokulacak harita gibi bu it sürülerinin de ağzına sokulacaktır. Zira barış, toplumsal uzlaşı ve demokrasi adı altında metinlere konulan ve dile getirilen bütün imgeler, PKK terörünü meşrulaştırmaya ve İmralı’daki belayı Türk milletinin başına sevk etmeye yönelik istemleri içermektedir. Türk topraklarında barış ve huzur içinde yaşama istemi, Türk milletinin emperyalizmin eli kanlı cinayet şebekesinden merhamet dileneceği bir hale büründürülemez. Barış ve huzur içinde yaşamak Kürtlerin de ortak istemiyle barış ve huzura devletin birliği ve bölünmez bütünlüğü temelinde katkı üretmek zorunda olduklarını bilmelidirler. Diyetini ödemeden, külfetini omuzlamadan hiçbir nimetin hasatını derme hakkı kendilerinden oluşamaz. |