|
Kuzey Fırat |
|
Geçtiğimiz günlerde Venezüella’da yapılan “16. Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali”nde, özellikle Venezüella Cumhurbaşkanı Chavez tarafından verilen mesajlar, dünyada ve ülkemizde oldukça ses getirdi. Çünkü Chavez, ABD’ye açıktan tavır alıyor, ABD’yi terörist ilan ediyor, yine ABD’yi saldırılarına devam ederse, petrol ticaretini kesmekle tehdit ediyordu. Chavez’in konuşmasından öte, düzenlen festival bile ABD’nin canın sıkmak için yeterliydi. Chavez’in önderliğinde, dünyanın bir çok ülkesinden, anti emperyalist, devrimci insan, emperyalizme karşı topyekün mücadele yürütmek için neler yapılması gerektiğini bu festivalde tartışıyordu. Festivalle 144 ülkeden yaklaşık 15 bin kişi katıldı. Festivalde kurulan anti emperyalist mahkeme ile emperyalizm yargılandı. ABD ile Venezüella arasındaki ipler, Chavez’in son açıklamalarıyla iyice gerildi. Ancak bu gerginlikten, olumsuz yönde etkilenen ABD. ABD yönetimi ve Bush’a destek verenler, Chavez’in bu çıkışları karşısında deliye dönüyorlar. Chavez’in ortadan kaldırılması gerektiği ABD yönetimine hakim ve ABD, bu görüşü açık açık dillendirmekten çekinmiyor. Chavez’in anti empryalist, halkçı ve devrimci çıkışının tüm dünyada heyecan uyandırmasının sebebi nedir peki? Bu noktaya nasıl gelindi? Chavez 1998 yılında Venezüella devlet başkanlığına geldiğinden itibaren, emperyalizme karşı savaşacağını açıklamaktan ve bu yolda adım atmaktan çekinmemişti. İktidara geldikten sonra yaptığı ilk iş, yıllardır ABD emperyalizmine direnen ve tüm dünyada emperyalizme direnişin ve sosyalizmin kalesi olarak bilinen Küba’yla ilişkileri ilerletmek oldu. Chavez’in, Castro ile olan dostluğu, Latin geleneğinin, ABD’nin başına bela olacağının en büyük göstergesiydi. ABD, Chavez’i devirmek için sayısız darbe tezgahladı ancak, Chavez’e sahip çıkan Venezüella halkı, bu darbe girişimlerinin hepsini boşa çıkardı. Diktatör Chavez propagandası tutmadı En büyük darbe girişimi, 2002 yılında, Amerikancı sermaye çevrelerinin örgütlediği “genel grevler”le, Chavez’i teslim alma girişimi olmuştu. Dört gün süreyle, yönetimi ele geçiren sermayeciler, ABD’nin tam desteğini almıştı. Chavez’in bir diktatör olduğu, genel grevler ile yani “halk iradesiyle” görevden alındığı havası yaratılmak isteniyordu. Ancak, halkın Chavez’e sahip çıkması, başta sermayenin elinde bulunan televizyonlar olmak üzere, sermaye merkezlerin halk tarafından basılması, ordunun Chavez’e sahip çıkması ile Chavez tekrar görevinin başına dönmüştü. “Diktatör” Chavez’e halkı sahip çıkıyordu. Venezüella’da, geçtiğimiz hafta yapılan yerel seçimlerde, Chavez’in, oyunu yüzde yüz arttırması, diktatör suçlamasına esaslı bir cevap oldu. Aslında Chavez’e düşmanlık, ABD’nin Irak’a saldırma hazırlığı yaptığı döneme daha da artmıştı. ABD’nin, Saddam Hüseyin’e karşı yürüttüğü psikolojik savaş döneminde, Chavez, Saddam’ın arkadaşı olmakla suçlanmıştı. Venezüella’da, grevler sonrasında, sermaye guruplarının dört günlüğüne yönetimi ele geçirmeleri, ABD’ci medyada “diktatörün arkadaşı devrildi” şeklinde verilmişti. Chavez’in daha sonra giriştiği devrimler, ABD etkisinin Venezüella’da iyice kırılmasına neden oldu. Yapılan toprak reformu ile büyük toprak sahiplerinin toprakları köylülere dağıtıldı. Daha önce ABD şirketlerine akan petrol gelirleri, halk yararına kullanılmaya başlandı. Bedava sağlık bedava eğitim uygulamalarıyla, halkçı bir rejime doğru önemli adım atılmış oldu. Chavez’in, ülkesin sosyalizme doğru ilerlediğini açıklaması boşuna değil. Sosyalizme doğru yol alan Venezüella, Latin Amerika kıtasında anti emperyalist direnişinde merkezi oldu. Che’nin çağrısına Chavez’in cevabı: Latin Amerika birliği Venezüella’nın başta Küba olmak üzere, Latin Amerika ülkeleri ile ilişkilerin gelişmesi, Chavezin, kurmaya çalıştığı anti emperyalist Latin Birliği, ABD’yi oldukça korkutuyor. Chavez, ilk adım olarak, ABD’deki petrol rafinerilerini satmayı planlıyor. Yaklaşık iki yıl önce, Venezüella, ABD ile askeri işbirliğine son vermiş, bunun hemen arkasından uyuşturucu ile mücadele ortaklığına son verdi. Chavez’in, petrol rafinerisini satışa çıkarması ABD ile olan tüm ilişkileri koparmak olarak değerlendirilmeli. Chavez, ABD ile olan ilişkileri koparmasından sonra Latin Ülkelerine yöneldi. Latin Televizyonu kurma girişimi, emperyalizme karşı direnişi tüm kıtaya yayma isteğinin bir göstergesi. Yine benzer şekilde, Latin Amerika ülkelerniden binlerce öğrencinin Küba’da ücretsiz tıp eğitimi alması bu yönde atılan önemli bir adım. Chavez’in amacı birleşik ve anti emperyalist, Amerika - Kaipler kutbu oluşturmak. Anti emperyalist devrimci dalga tüm kıtaya yayılmaya çalışılıyor. Diğer ülkelerinde bu yöndeki çalışmalara tam destek vermesi ABD’nin için oldukça kötü bir gelişme. Chavez’in bu yöndeki çalışmalarında en büyük destekçisi elbetteki Fidel Castro. Chavez’in bu çabaları, Che’nin Küba devriminden sonra yapmaya çalıştığının kendisi aslında. Anti emperyalist ve devrimci direnişi tüm kıtaya yaymak, anti emperyalist bir kutup oluşturmak. Yine Venezüella’nın öncülüğünde, Panama ile arası gerilen Küba’nın tekrar dost olması, Latin birliğinde atılan önemli bir adım. Küba’nın, Panama ile arası, 2000 yılında Castro’ya suikast girişiminde bulunmakla tutuklanan bir kişinin daha sonra serbest bırakılmasıyla bozulmuştu. Küba’nın ve Panama’nın beraber hareket etme kararı almaları aynı zamanda ABD’ye verilen bir mesaj niteliği taşıyor. Venezüellan’nın kimi ülkelerle yaptığı, petrol karşılığı, gıda ithalatı anlaşması, ekonomik alanda da bir birliğe doğru gidildiğini gösteriyor. Venezüella, anti emperyalist direnişin merkezi, Chavez bu direnişi örgütleyen kişi olarak ABD’nin hedef tahtasında. Chavez: ABD saldırırsa tepeleriz ABD tehditlerin artması, Chavez’in, geri adım atmasından çok, ABD’ye karşı kinin artmasına neden oldu. ABD’nin Venezüella’ya, herhangi bir saldırısı sonucunda, gereken cevabın verileceğini ve ABD perişan olacağını açıklaması, diğer Latin Ülkeleri’nden de destek gördü. Chavez’in, ABD’yi tarihte görülmüş en barbar devlet olarak nitelendirmesi tüm ezilen dünyada sevinçle karşılamıştı. Chavez’in bu sert çıkışı, dünyada gelişen anti emperyalist mücadele açısından oldukça önemli. ABD, saplandığı Irak bataklığından kurtulmaya çalışırken, hemen yanı başında gelişen anti emperyalist ve halkçı bir harekete karşı nasıl mücadele edeceğinin hesaplarını yapıyor. ABD’yi en çok korkutan şey, kıtada gelişen anti emperyalist mücadelenin, dünyanın diğer yerlerinde kendine karşı başlayan hareketlerle birleşmesi. “Chavez öldürülmelidir” açıklamasın arkasında yatan gerçekte bu aslında. Venezüella’nın, ABD’ye saldırı hazırlığı yapan gurupların üssü haline gelmesinden korkuluyor. ABD korkusunda haksız da sayılmaz. ABD ile tüm iplerini koparmış, tüm dünyada anti emperyalist bir mücadele örgütlemeye çalışan Venezüella, ABD için büyük tehdit. Hele kıtada, ABD’den bağımsız, halkçı rejimlerin kurulmasının anlamı, ABD’nin girdiği bataklıkta boğulması. Chavez’in göreve geldikten sonra, bugün ABD’nin tehdit ettiği İran ile yakın ilişkisi ve işbirliği içinde olması, dünyanın herhangi bir yerinde gelişen anti emperyalist mücadeleye Chavez’in destek vermesi, ABD’nin korkusunda hiçte haksız olmadığını göstermekte. Chavez’e yöneltilen suçlamalardan bir tanesi de, kıtada bağımsızlık mücadelesi veren gerillalara destek olması. Uluslararası toplantılara, Chavez’in üzerinde Che resmi olan gömlekle katılması, tüm dünyaya önemli bir mesaj aslında. Che geleneği, Chavez’in mücadelesiyle daha güçlü şekilde devam ediyor. Ulusal Sol cepheye doğru Chavez, Latin Amerika’nın devrimci geleneğine sahip çıkıyor. Chavez’in anti emperyalist çıkışları ve devrimci kararlılığı, sadece Latin Amerika kıtası için değil, emperyalizmin tehdit ettiği tüm ülkeler için hayati önemde. Venezüella’nın sahip olduğu petrol, anti emperyalist mücadelede, tüm üçüncü dünyanın elindeki önemli bir koz. Stratejik önemi olan bu enerji kaynağının, devrimci, halkçı bir devletin denetimi altında olması doğal olarak emperyalistleri korkutuyor. Dünya’da yükselen arti emperyalist mücadelenin, Chavez’in mücadelesiyle birleşmesi, emperyalist-kapitalist sisteme vurulacak en büyük darbe olacaktır. Dünya bu yönde hızla ilerliyor. Latin Birliğinin kurulması gibi, bölgesel alanlarda anti emperyalist birliklerin ortaya çıkması, emperyalizme karşı, güçlü bir kutbun ortaya çıkması anlamına gelecektir. |