|
Em. Amiral Vedii Bilget |
|
Değerli Dostum General Cemal Madanoğlu’nun 12’nci yitim yılında yaptığım konuşma... Cemal Madanoğlu’nun 1911-1938 Anılar kitabının bana armağan ettiği nüshasının 1’inci sayfasına şöyle yazmıştı: “Bilget kendini üzme ki olacakları görebilesin.” Madanoğlu (Cemal). Türk Generali ve siyaset adamı. Eşme’de 1907’de doğdu. Kuleli Askeri Lisesini ve Harp Okulu’nu bitirdi (1926). 1941’de Kara Harp Akademisi’nden kurmay subay olarak çıktı. 1953-1954 yıllarında Kore’den dönüşünde Tuğgeneral oldu (1954). Sivas ve Siirt’te 12’inci Tümen’in başında bulundu. Erzurum’da Ordu Kurmay Başkanlığı (1957), Ankara’da Zırhlı Eğitim Tümen(1958), Elazığ’da 10’uncu Tümen Kumandanlığı yaptı. Kara Kuvvetleri Lojistik Başkanlığı’na tayin edildi (1959). Silahlı Kuvvetlerin çeşitli kademelerinde bir süreden beri başlayan devrim hazırlığı uzun süre bir yöneticiden yoksun kalmıştı. Siyasi ortamdaki tedirginliği hisseden Madanoğlu kendisine bu görev önerildiği zaman kabul etti. 27 Mayıs İhtilali’nin gerçekleştirilmesine birinci planda katıldı. 26 Mayıs gecesi devrimin Ankara Kumandanlığını yaptı. Genel seçimlere kadar (1961) görevlerini sürdüren Korgeneral Madanoğlu Parlamento’ya girmedi. Sivil yönetimin kurulmasından sonra Ordu’dan istifa etti. 1964’te İstanbul’dan bağımsız olarak milletvekilliğine adaylığını koydu, seçimi kazanamadı. 1965’te Cumhurbaşkanlığı Kontenjan adayı olarak senatoya girdi. 12 Mart’tan sonra, 1972’de Ordu’da gizli örgüt kurma iddiasıyla yargılandı. Beraat etti. *** General Cemal Madanoğlu’nun değerli dava arkadaşları... 27 Mayıs 1960’ın özdeksel temeli insandır. İnsansal Doğa’dır. Mustafa Kemal’dir. Bu temelde, bireysel değil kamusal dayanışma, kamusal buyrultu vardır. Örgütleniş zorba dayatmalara değil, devrimci yerlere dayanır. Kuruluşta yılgı yok eylem vardır. Eylemin anlamı Mustafa Kemal, Mustafa Kemal’in anlamı tam bağımsızlıktır. Mustafa Kemal döneminin ilk zabitlerinden tam bağımsızlık andını içen zabitlerinden Cemal Madanoğlu ile 1987’nin ilk yaz günü Fenerbahçe Orduevi’nin bahçesinde otururken çiçekler üzerinde uçuşan kelebekleri gösterdi. “Ne güzel görünüşleri var, değil mi?” diye sordu. Duraksadım ve gülümsedim. Yanıt olarak “Kelebeğin ya da kelebeklerin uçması bir yarar değildir. İpeğin üretimi bir yarardır. Devrimler de yarar için yapılır. Çünkü bütün devrimlerin, siyasetlerin amacı iyiyi, doğruyu, güzeli bulmaktır. Bu da belli bir yararlılığa ulaşmak demektir. Tabii yararın kimin için söz konusu olduğu çok önemlidir. Hangi sınıf ya da sınıflar için, azınlık mı, çoğunluk mu, toplum için mi yararlı, topluma karşıt olanlar için mi yararlı?” Madanoğlu da benim gibi yaptı, duraksadı ve gülümsedi. Konuşmasını sürdürdü. Mustafa Kemal devrimlerini, devrim yıllarını, 27 Mayıs’ı yok sayan, dincilerin önünü açan, idam fermanlarıyla Türkiye’yi kana bulayan, binlerce suçsuz insanları zindanlara kapatan 12 Eylül darbecilerini yerden yere çaldıktan sonra 27 Mayıs’a ilişkin kısa bir yazıda düşüncelerimi açıklamamı istedi. Değerli generalim dünden bugüne, 27 Mayıs öncesindeki ve sürecindeki etkinliklerim ve onu izleyen dönemlerde içinden geçtiğim evreler, yaşadığım olaylar benimsediğim ilkeler; Gazi’nin Kurtuluş Savaşı utkusunun belirleyici öğeleriyle “Büyük Söylev”i okuya düşüne yaşamım onurlu yaşama eğlemi içinde pekişti. Tam bağımsızlık eylemi içinde pekişti. Büyük Söylev ve 27 Mayıs devrimiyle birlikte bugün olduğum insan olmaya başladım, yineliyorum; 27 Mayıs’a varan günlerde de sonrasında da fersiz ışıkla karanlıkta yürümeye çalışıp emperyalistlerin demirbaşlığını üstlenenler, tökezleye tökezleye yuvarlananlar karşısında; Kemalizm’in, Tam Bağımsızlığın, Müdafaa-i Hukuk eyleminin, Kuvayı Milliye eyleminin bilinci içerisinde yaşadım. Egemen emperyalist ve yandaşı sömüren ekonomik gücün siyasal kuklası olan bir partinin iktidarına son veren hareket içinde Cemal Madanoğlu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yanında bütün varlığı ile yer aldı. Yurttaşlarımızın, 1961 Anayasası’na emek verenlerin, o yetkin belgeyi evet’leyen emekçi halkımızın, 27 Mayıs ve Anayasasının her günü bir bayramdır. 12 Eylülcüler darbe emperyalizminin inadına, 27 Mayıs ve Anayasası bir bayramdır. Sürekli olarak bayram kalacaktır. Ülkemizi kavrayan, egemenliğimiz altında bulunan toprakların tümünü kapsayan belli başlı sorunları algılama ve yorumlamada olgunlaşan bir komutanın, Cemal Madanoğlu’nun dünya görüşleri, temel düşünce ve tutumlarının, eylemlerinin Tek Adam Mustafa Kemal çizgisinde yetkinleştiği somut bir saptamadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunu küçümseyen, emperyalizmin bukalığında sıraya giren yüzsüzler, vurdumduymazlar ve hempaları hangi konumda olurlarsa olsunlar Türkiye Cumhuriyeti ve Devrimlerine hainliğe yeltenenler için, övüncümüz Mustafa Kemal uzak görülü kişiliği ile Cumhuriyet ve Devrimlerinin korumasını en değerli güven kaynağımız “Türk Gençliği”ne bırakmıştır. Mustafa Kemalleşen ordularımızın gençliğine bırakmıştır. ABD ve AB emperyalistlerinin çıkarları doğrultusunda irtica ocaklarına körük yetiştirenlere anımsatırız. ABD ve AB emperyalistlerinin çıkarları doğrultusunda böyle tehlikeli kalkışımlara gözü kapalı onay verenlere, yoksulluk okulunda sömürüle sömürüle, ezile ezile günümüze kadar gelen Türkiye halkı onay vermeyecektir. Madanoğlu ölümcül bir hastalıktan, trombositten Cerrahpaşa Hastanesi’ne 24 Haziran 1993’te yattı. Kan bulmak çok zorlaştı. Genelkurmay Başkanlığı’na Madanoğlu’nun hastalık durumunu bildirmek üzere kendisinden izin aldım. 2 Temmuz 1993 günü APS mektupla durumu Genelkurmay Başkanı Org. İ. Hakkı Karadayı’ya bildirdim. 24 saat içinde Madanoğlu’nu Haydarpaşa GATA’ya aldılar. Kan durumu halledilmesine rağmen durumu günden güne fenalaştı. 27 Temmuz 1993’te saat 22:00 dolayında telefon çaldı. Torunum Deniz “Dedeciğim başın sağolsun!” dedi. Yıkıldım, ağladım ağladım. Türk Silahlı Kuvvetleri bir Mustafa Kemal devrimcisi, bir 27 Mayıs devrimci generalini yitirdi. Ve ben yapayalnız kaldım. Hemen kitaplarımın arasından Nazım Hikmet’in bir yazısını çıkardım: Gece gelen telgraf Düşmanlar kına yaksın |