|
Bedri Baykam |
|
Atatürk, önce Ecevit’ten hesap sorardı TÜRKSOLU: Son günlerde Vahdettin’in vatansever olduğuna ilişkin açıklamalar gündeme geldi. Bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz? BEDRİ BAYKAM: 18 yıldır ben Ecevit’i suçluyorum. Sola getirdiği zarar, solu bölmesi ve solu bölük pörçük tutma kararlılığı yüzünden. 18 yıldır ise çok ciddi bir tezim var. Atatürk Anıtkabir’den çıksa, bana sorarsanız ilk iş olarak ne yapar? Ne Erbakan’ın yakasına yapışır, ne Tayyip Erdoğan’ın, ne Turgut Özal’ın, ne Çiller’in! Kimsenin yakasına yapışmaz! Önce direk gidip Ecevit’in yakasına yapışır, aynen şöyle derdi: “Sen hangi hakla, sana o kadar güvenen bu toplumun, bu halkın iktidarını devrettiği ve benim fikirlerimi ve Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini temsil eden Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Anadolu Müdafai Hukuk Cemiyeti’nin devamı olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni, yok etmeye kalkarsın? Ona karşı bir parti oluşturursun, o oyları bölersin, dolayısıyla Türkiye’de aşırı sağ ve dinciliğin adım adım prim yapması, halkın çaresizlik içinde onlara yönlenmesi gibi korkunç bir suçu ne hakla işlersin? Böyle bir hakkı yetkiyi, küstahlığı, bu hakkı nerede kendinde buldun? Sen kim oluyorsun da benim en büyük mirasımı en büyük manevi mirasımı temsil eden siyasi oluşumu üstelik ona başkanlık yapmış biri olarak bu duruma düşürmeye çalışıyorsun.” “Sen kalkıp bana diyebilirsin ki CHP içinde benim beğenmediğim kişiler var ya da olumsuz gelişmeler var. Olumsuz ideolojiler var. Benim dönemimde de vardı. Senin mücadele yerin CHP’nin içidir. CHP’yi bölmek ve demokratik parlamenter bir rejimde aritmetik ve seçimin ve dolayısıyla matematiğin işbaşında olduğu bir seçim sisteminde CHP dolayısıyla Cumhuriyet felsefesini iptal ettirecek yol ve yöntemlere, seçim maliyetlerine ortam hazırlama hakkı sende yoktur!” TÜRKSOLU: Ecevit kendisini savunmak için benden Atatürkçü kimse olamaz gibi garip bir ifade kullandı. Ertuğrul Özkök de Atatükçülük noteri gibi bu ifadeyi onayladı. Oysa kendisinin 1970’lerden itibaren Atatürk’ü ve devrimlerini küçümseyen pek çok ifadesi var. BEDRİ BAYKAM: Tabii solu bölmek dışında Ecevit’in pek çok önemli icraatı var. Kendi içinden çıktığı ve yükselmesini sağlayan ve çalışma bakanlığını onurla kabul ettiği ve hakkında kaç makale yazdığı 27 Mayıs’ı inkar edişi bir örnektir. Atatürkçü 27 Mayıs’ı 12 Eylül ile eşit tutmasını, Fethullah Gülen gibi Türkiye’yi ve Atatürkçülüğü karaladığı, ses bantları ve ses kasetleriyle artık yalnız bizim iddialarımızın ötesinde tüm Türkiye’nin görüp duyduğu bir insanı koruması, her yerde ona kol-kanat germesi ve onun karşısında resmen erimesi yine unutulmamalıdır. Tabii Ecevit bu yönüyle bana ister istemez Cumhuriyet gazetesinde köşedaş yazarlarımızdan olan bir başka Fethullah hayranını hatırlatıyor. Ki onun başka meziyetleri de var çünkü; o Adnancıları da mahkemede bilirkişi olarak savunmuş olma sıfatını taşıyor. Tarikatları savunan Vahdettin’i de savunur Fethullah Gülen’i bu kadar savunmuş bir Ecevit’in, solu bölmüş ve dinciliğin yükselmesine çanak tutmuş bir Ecevit’in, 27 Mayıs’ı inkar etmiş bir Ecevit’in dine saygılı laiklik diye, sanki kendisinden önce laiklikten bahseden tüm CHP’liler sanki dine saygısız laiklermiş gibi bir hava yaratan bir Ecevit’in; durup dururken karşıdevrimcilere, 2. Cumhuriyetçilere ve yobazlara altın tepside böyle bir “Vahdettin hain değildi! Zaten çok iyi adamdı! Cumhuriyetin kurulmasını istiyordu. Hatta Atatürk’e o fırsat verdi, kol-kanat gerdi! O olmasaydı, Atatürk bu işleri yapamazdı.” gibi bir havaya girmesi, evet toplum için akılalmaz olabilir. Toplum için üzücü olabilir. Hatta saf DSP’liler için şaşırtıcı olabilir; ama benim için hiçbir şaşırtıcı tarafı yoktur. Ecevit yine Ecevitliğini yapmıştır! Hikmet Sami Türk eleştirip, istifa etmemiş. Demiş ki “partiyi bağlamaz.” Çok yanılıyor. Çünkü partiyi bal gibi bağlar. Zeki Sezer o partide şu anda kayyum durumundadır. Ecevit, sözde siyaseti bırakmıştır. Ama gerek Rahşan Hanım’ın din elden gidiyor açıklamaları, gerek Ecevit’in buna benzer çıkışları, hâlâ Ecevit’in Türk siyasi gündemine sunabildiği tek müdahalelerdir. Ben 2000 yılında Akşam gazetesinde yazarken, Ecevit’e bir açık mektup yazdım. Dedim ki “Şayet benden önce ölürseniz cenazenize gelmeyeceğim. Sizi ömür boyu affetmeyeceğim. İki elim yakanızda olacak. Cumhuriyet’e ve Atatürk’e, Atatürkçülüğe verdiğiniz affedilmez olan zararları hiçbir zaman unutmayacağım. Tarih de unutmayacak. İki elim de yakanızda olacak.” Ne zaman dedim bunu? Ecevit başbakanken dedim. Kahraman Atatürk’e saldırmak için hain Vahdettin’i savunuyorlar Vahdettin tartışmasına da, meşhur 2. Cumhuriyetçi basın hemen sazan balığı gibi atladı! Elinden gelen her şekilde bunu yobazlar da 2. Cumhuriyetçiler de kullandı. Ve olay Vahdettin’i aklama operasyonu, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarını, mantığını, felsefesini ve gerçek oluşum tarihi silsilesini deforme etme çabasına kadar girdi. Ama o kadar artık açıkça ve alçakça yaşanmış tarihi olayların saptırılmasına gidiyorlar ki, bizi hiçbir şey şaşırtmıyor. Ne yazık ki hâlâ Atatürkçü olduğunu zanneden ve hâlâ Atatürkçü olduğunu zannetmesine rağmen bir de Ecevitçi olduğuna kendini inandırmış dar bir halk kesimi var! Ben en çok onlara üzülüyorum. Vahdettin’in ile ilgili gerçekleri ve Atatürk’ün Vahdettin hakkındaki yorumlarını deforme etmeye çalışan zihniyet aynı şekilde utanmadan “Atatürk, Türk kadınlarının çağdaş giyinmesini istemiyordu”, diyecek kadar ileri gidebiliyor! Aykut Kansu denilen zavallı bir adam, tarih hakkında ve büyük önder hakkında bu kadar kolayca yalanlar uydurup, ortaya utanmadan koyabiliyorsa Türkiye’de gericiliğin ne kadar güçlendiği açıkça ortaya çıkar. Artık her konuda resmi tarihe alternatif adı altında yalanlardan kurulu yeni bir resmi tarih bize dayatılıyor. Böyle bir ortamda, bu tarihi deformasyonla, Lozan’ı birleştirip; genç kuşaklara Lozan utanmadan bir mağlubiyet tescili, bir hezimet tescili olarak sunulmaya çalışılmaktadır. TÜRKSOLU: Vahdettin vatansever olursa, Atatürk hain ve Lozan da hezimet olur! BEDRİ BAYKAM: Aynen. Aynen öyle olur. Bunlar birbirine bağlıdır ve ortaya çıkış zamanlamaları da tesadüf değildir. Ecevit’e sorarlar, “Özür dilerim beyefendi! Vahdettin hain değildi de, siz neden bunu kaç dönem başbakanlık yaparken, toplumla paylaşmadınız da, teorik olarak ömrünüzün sonuna beş vakit kala, AKP iktidardayken ve yeşil kuşak böyle emrederken bunu söyleme ihtiyacını şimdi hissettiniz? Yani solu bölerek, parçalayarak yok etme misyonunuzu tamamladınız da, şimdi de yeni kavramların oluşması için, size dikte edilen son paragrafı okumakla mı görevlendirildiniz? Neden bunu 74’te söylemediniz? Neden bunu 77’de söylemediniz? Neden bunu 83’te söylemediniz? Neden bunu 87’de söylemediniz? Şimdi söylüyorsunuz. Bu kulaktan dolma olduğunu kendinizin söylediği bilgileri, algılamanız ve hafızanızdan bulup çıkarmanız için, ömrünüzün son beş vaktine gelmeniz mi gerekti? Yeni bir hafıza tazelenmesi mi yaşadınız?” Vahdettin hain değilse, onun hain olduğunu söyleyen Atatürk’ün komploları var anlamına gelir. Padişah onu göndermiş “Git vatanı kurtar diye!” O da ona ihanet etmiş imparatorluğa konmuş! Öyle mi! Çok komik yahu! Atatürk’e hakaret etmenin böyle bir dolaylı ve sinsi yöntemini daha önce gericiler bile düşünememişti. Tam anlamıyla ibretlik bu olay, ne yazık ki Ecevit konusunda da haklı çıktığımızın son göstergesidir. Keşke Ecevit bu halkın, Atatürkçülerin umutlarını yıllarca sömürmeden bizim söylediklerimizi herkes anlayabilseydi.1 |