|
Özgür Erdem |
|
Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül Kızıl Elma’da son durumu görmek için Lozan’a bakın “Kızıl Elma Koalisyonu” geçtiğimiz hafta sonu Lozan’daydı. Demirel’in “himayesinde” gerçekleşen Lozan 2005 etkinlikleri, Perinçek’in Lozan’da gözaltına alınmasıyla ve etkinliklere katılanlarla oldukça “renkli” bir görünüm verdi. İP’in öncülüğünde ve Ulusal Kanal’ın “sponsorluğu”nda düzenlenen etkinlikte ADD de düzenleyici olarak yer aldı. ADD’nin Avrupa’daki örgütlerinden özellikle İP’in kontrolünde olanlar da etkinliklere katılım sağladı. Etkinliklerin ilk gününde, Lozan Antlaşması’nın imzalandığı Oşi Şatosu civarında Leman Gölü boyunca bir yürüyüş de düzenleyen katılımcılar yaklaşık 200 kişiydi. Yürüyüş kortejinin en önündeki isimler ise Kızıl Elma Koalisyonu’nun son halini gösteriyordu: ADD Genel Başkanı Ertuğrul Kazancı, Mehmet Gül, Vural Savaş, Doğu Perinçek gibi Koalisyon’un artık klasikleşmiş isimlerin yanı sıra, Hür Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Eski Dekanı Zekeriya Beyaz gibi isimlerle Kızıl Elma koalisyonunun genişlediği görüldü. Özellikle, Kızıl Elma’ya yeni katılan Yaşar Okuyan’ın miting ve yürüyüş boyunca heyecanlı olduğu ve en ön saflarda yer aldığı gözden kaçmadı. Kolay değil bir anda yürüyüşçü olmak. Bizim bildiğimiz Okuyan eylemci değildir. Tersine, Bakanlık yaptığı dönemlerde icraatlerini protesto etmek için binlerce işçi yürürdü. Hatta “Hop hop Yaşar, Top Yaşar” sloganları tüm Türkiye’de yankılanırdı. Okuyan’ın heyecanı sanırız bu ani değişimdendir. Perinçek polis sorgusunda uzun ifade verme geleneğini bozmadı Lozan 2005 etkinliklerine damgasını vuran Perinçek’in gözaltına alınması oldu. Winterhur savcılığı Perinçek’i “Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır” dediği gerekçesiyle gözaltına aldı. Ancak bu gözaltının basına da pek yansımayan iki yönü bulunuyor. Gözaltına alınmasına gerekçe olarak gösterilen sözleri yalnız Perinçek tarafından değil, Lozan 2005 etkinliğinde tüm katılımcılar tarafından söylenmişti. Öyleyse, acaba niye bir tek Perinçek gözaltına alındı? Üstelik, Perinçek gözaltına alınırken yanında kimse yokmuş. Tuvalete bile korumayla giden Perinçek’in gözaltına alınırken yanında kimsenin bulunmaması biraz garip değil mi? İster istemez insan, “Perinçek acaba 12 Eylül’deki gibi gidip kendi mi teslim oldu?” demekten kendini alamıyor. Gözaltının bir siyasi şova dönüşmesi de soruları daha da yanıtsız bırakıyor. Bu noktada, uyarılarımızı dinlemeyen “Atatürkçü” aydınlarımızı Lozan 2005 etkinliğini tekrar sorgulamaya çağırıyoruz. Etkinlik Perinçek’in siyasi şovuna, etkinliğe katılan Atatürkçüler de bu şovun figüranlarına dönüştü. Perinçek, sorgusu 10 dakikada bitmiş olmasına rağmen, 3.5 saat boyunca ifade vermeye devam etti. Hatta gazetecilere açıkladığına göre, Almanca verdiği ifadesinin metni üzerinde sonradan düzeltmeler bile yaptı. 12 Mart ve 12 Eylül’deki tutuklamalarında da uzun ifadeler vermesiyle bilinen Perinçek’in, bu alışkanlığını devam ettirdiğini görüyoruz. Perinçek’in savcılıktaki sorgusu sırasında avukatları da hazır bulundu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün talimatiyla Bern Büyükelçiliğinden görevliler de Perinçek’i sorgusu sırasında yalnız bırakmadılar. Perinçek’e Tayyip ve Abdullah Gül’den tam destek Gözaltı sırasında yaşanan bir diğer ilginç gelişme de AKP iktidarının Perinçek’e tam anlamıyla sahip çıkmasıydı. Bu aslında bizim için çok şaşırtıcı olmadı. Perinçek’in 2 yıldır yürüttüğü Avrasyacılık propagandası, bizzat Tayyip tarafından uygulamaya kondu. Bilindiği gibi Tayyip ile Putin son 7 ayda 4 kez görüştüler. Hatta daha geçen hafta, Tayyip, Putin’i Soçi’deki yazlığında ziyaret etti. Bu yüzden, Tayyip’in Avrasyacılığın en çok propagandasını yapan bir parti genel başkanına sahip çıkmasından doğal bir şey olamaz. Perinçek’in gözaltına alınmasına ilk büyük tepki Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’den geldi. Basına yansıyan haberlere göre, Gül, Perinçek’in sorgulanması için İsviçre’de savcılığa götürüldüğü haberini alır almaz hemen devreye girmiş ve gelişmeleri dakika dakika izlemiş. Zürih Başkonsolosu Mehmet Emre’nin, sorgulanmasının her aşamasında Perinçek’in yanında bulunmasını sağlamış. Bern Büyükelçisi Alev Kılıç’tan da gelişmeler hakkında sürekli bilgi almış. Abdullah Gül, Tayyip’i de merakta bırakmamış, gece boyu sürekli bilgilendirmiş. Anlaşılan Tayyip ve Gül, Perinçek’in gözaltına alınması nedeniyle uykusuz bir gece geçirmişler. Gül gazetecilere yaptığı açıklamada ise şöyle diyor: “Bu yapılanları kabul etmemiz mümkün değil. Çok büyük üzüntü duyduk. Çağdaş değerleri ön plana çıkardığını belirten İsviçre gibi bir ülkeye bu yapılanlar hiç yakışıyor mu? İsviçreli makamlarla temaslarımız sürecektir. Gerekenleri yapacağımızdan kimse şüphe duymasın.” Bern Büyükelçiliği’nden Perinçek’in gözaltına alınmasıyla ilgili ayrıntılı bilgiler gelmesiyle birlikte Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Nabi Şensoy, İsviçre’nin Ankara Büyükelçisi Walter Gyger’i bakanlığa davet ederek Türkiye’nin protestosunu iletti ve bu olayın Türkiye-İsviçre ilişkilerini zedeleyebileceğini söyledi. Dışişleri’nden yapılan açıklamaya göre, Bern Büyükelçimiz Alev Kılıç da İsviçre Dışişleri Bakanlığı’na giderek, Türkiye’nin olayla ilgili tepkilerini dile getirecek. Demirel’in himayesinden Aydın Doğan’ın himayesine... Perinçek’in gözaltına alınmasıyla ilgili haberlerin özellikle Yeniçağ ve Aydın Doğan medyasında öne çıkarılması dikkat çekti. Yeniçağ, Kızıl Elma koalisyonunu desteklen yayın organlarından olduğu için Lozan 2005’le ilgili haberleri zaten etkinlikten günler önce yayınlamaya başlamıştı. Ancak Aydın Doğan medyasının tüm organlarında Perinçek’e verdiği destek gözden kaçmadı. Üstelik, sadece Aydın Doğan’ın bizzat sahibi olduğu Hürriyet, Milliyet ve Radikal değil, “himayesi” altında bulundurduğu Vatan ve Tercüman da Perinçek’e destek kampanyasına katıldılar. Bilindiği gibi Lozan 2005 etkinliklerinin tanıtımı “Demirel’in himayesinde” olduğu şeklinde yapılmıştı. Hürriyet gözaltını “Hiç İsviçre’ye yakışıyor mu” başlığıyla duyurdu ve günlerce konu hakkında yorum yaptı. Perinçek’in savcılığa çağırılmasını “Engizisyon sorgusu” başlığıyla yorumladı. Vatan ise Lozan 2005 etkinliklerini “Lozan onurumuzdur, sağı solu yoktur” başlığıyla haberleştirdi. Radikal’de ise Gündüz Aktan, Doğu Perinçek’in gözaltına alınıp sorgulanmasını çok ciddi bir olay olarak niteleyip şu yorumu yaptı: “ Perinçek’in görüşlerini beğenmeyenlerle, Lozan Antlaşması’nı küçümseyenlerin basın-yayın organları olayı arka sayfalarda küçük haber halinde vermeleri yanlış oldub. Buna karşılık sayın Gül’ün olaya atfettiği önemi belirten söz ve davranışları bu hatayı telafi etti.” Türkiye’ye dönüşünde İşçi Partililer tarafından “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganlarıyla karşılanan ve yıllar önce Apo’ya verdiği gülü bu kez de Mehmet Gül’e uzatan Perinçek bakalım kendisine verdiği destekten ötürü Tayyip ve Abdullah Gül’e teşekkür ziyaretinde bulanacak mı? |