|
|
|
Lozan’da neler yaşandı? TÜRKSOLU: Siyasi gündem açısından çok hareketli birkaç hafta geçirdik. Özellikle Vahdettin ve Lozan tartışmaları gündeme geldi. BEDRİ BAYKAM: 18 yıldır ben Ecevit’i suçluyorum. Son Vahdettin açıklamaları benim öngörülerimi kanıtladı. Ancak bu konuya önümüzdeki sayı değinmek istiyorum. Bu sayıda Lozan konusunu ele alalım. Lozan, bizim her zaman sahip çıkacağımız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş serüvenidir. Bu sene de Lozan’da bir etkinlik düzenlendi. Şimdi gelelim Lozan’da yaşananlara... Lozan’da zaten sürekli hepimizin söylediği ve savunduğu Ermeni soykırımı yoktur tezi gündeme getirildi. Bunu Perinçek basın toplantısında söyledi. Mayıs ayında da daha önce söylemiş. Savcılık geldi kendisinden ifade istedi. Sorguya aldı kendisini. Kendisi de normal sorgu zamanını çok çok aşarak içerde üç saat kalmış. İyi yapmış. Sonuçta bunun Avrupa’nın anti demokratik yaklaşımını gösterdiği ortadadır. Zaten orada bunu hepimiz konuşmalarda da dile getirdik. Herkes bunu söyledi. Hatta soykırım yalandır diye 400 kişi aynı anda bağırarak yemin etti. Ben konuşmamda açıkça bunu ifade ettim. Ancak savcı sadece Perinçek’ten ifade aldı. Lozan 2005 faydalı mıydı? Evet faydalıydı. Bir tek şey çok yanlıştı! Neydi yanlış olan? Ben elimden geldiği kadar bu yanlışı olaysız ve yapıcı bir şekilde çözmeye gayret ettim. Sabır kesem doldu doldu taştı. İtiraf edeyim orada gazetecilerin önünde Atatürkçüler birbirine girdi, Lozan’da büyük olaylar çıktı manşeti şekline dönüştürmeden, o olayın kapanmasını sağlayacak, sükuneti ve sabrı gösterdim. Orada kürsü kontrolü tamamen İşçi Partisi’nin elindeydi. Ferit İlsever, bir gün öncesi kapalı kapıların ardında aldıkları kimlerin konuşacağı kararını dikkatli ve özenli bir şekilde yürüttü. Sayın Ertuğrul Kazancı da oradaydı. Tabii ADD başkanı olarak, olayın diğer büyük ayağı olarak. Ertuğrul beyin bir sağlık sorunu vardı. Dişi ve ağzı ile ilgili bir sağlık sorunuydu. O yüzden her olaya istediği şekilde müdahale edemedi. Birçok olumsuzluk yaşandı ve Ferit İlsever beni konuşturmamaya çalıştı. Ve ben üç günlük bu Lozan 2005 olayının ancak son gününde görüşmelerin kapanmasına 15 dakika kala nihayet konuşabildim. O da yalnız benim değil, beni destekleyen ve benim konuşmamı isteyen ve buna büyük tepki veren ve kimileri “Bedri Baykam’ı konuşturmazsanız biz bu salonu gerekirse dağıtırız” diyen onlarca insanın büyük baskıları sonucu gerçekleşti. Ferit İlsever mecburen geri adım attı ve beni kürsüye çağırdı. ADD’yi hiçbir parti kullanamaz Şimdi Ferit İlsever, orada Hür Demokrat Parti’nin başkanı Yaşar Okuyan’ın eski çalışma bakanı sıfatını unuttuğu için kürsüye çağırırken üç kere özür diledi. Bedri Baykam’ı çağırırken, yalnız mecburen, kerhen Bedri Baykam diye çağırdı. Herhalde neredeyse tek kişilik bir partiye başkan olanlar ne kadar saygınsa, yıllarca CHP’de Parti Meclisi Üyeliği yapmış olmak, Türkiye’nin en büyük sol kitle partisinin ve Atatürk’ün kurduğu partinin delegelerinin imzalarıyla ve oylarıyla genel başkan adayı olmuş olmak, şu anda Yurtsever Hareketin yürütme kurulunun baş sorumlusu noktasında AKP’ye karşı toplumda toparlayıcı bir rolü üstlenmiş olmak, Cumhuriyet gazetesi yazarı olmak ve Türkiye’nin uluslarası planda yıllardır en çok tanınmış ressam-yazarlarından biri olmak, o kadar önemlidir. Ama ben yalnız bir CHP’li olarak konuşacağım dedim. Çünkü 3 gün Lozan etkinliği yapacaksınız, en sağından en sola kadar her partiden insanlar konuşacak, Milli Görüşü temsil ettiğini söyleyen bir yazar bile orada 20-30 dakika konuşacak, etkinliğin bitmesine 15 dakika kala bir CHP’li, Atatürk’ün partisinin bir mensubu, ağzını ancak açacak. Orada siyasi yelpazenin en sağından en soluna her türlü fraksiyon vardı. Bir tek CHP’ye nedense kapılar kapatılmıştı. Herkesi ikaz ediyorum. Herkes haddini bilsin ve herkes başkalarına saygı göstermeyi öğrensin. Biz Türkiye’yi, Cumhuriyet’i, Lozan’ı, Atatürkçülüğü korumak için büyük uluslararası şer ittifakına karşı bir cephe oluşturmaya çalışırken, hiçbir parti, hiçbir zümre, Lozan’ı, Atatürkçülüğü, Cumhuriyet’i tek başına sahiplenip bunu koruma hakkını yalnız kendisine belirli ortamlarda verme çabasına girmesin. Hele Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kullanıp, böyle bir yönteme başvurmayı aklına bile getirmesin! TÜRKSOLU: Derneğin de bir hatası var mı? BEDRİ BAYKAM: Atatürkçü Düşünce Derneği’nin bir zaafı, tahmin ediyorum Sayın Ertuğrul Kazancı’nın yaşadığı o iki gün süren sağlık sorunuydu. Atatürkçü Düşünce Derneği de oradaki olaylardan büyük dersler almıştır sanırım. Şayet buna benzer çalışmalar yapılırsa, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin hiçbir şekilde herhangi bir partinin güdümüne teslim edilemeyecek bir kuruluş olduğunu şimdiden herkese vurgulayarak açıklıyorum. Atatürkçü Düşünce Derneği bir büyük cephede yeralabilir. Ama bu geniş cephe hiç kimsenin tekeline geçirilemez. Hiç kimsenin manevralarına, entrikalarına alet olamaz. İdeolojik ve kişisel olarak babam kadar yakın hissettiğim ve öldürülmeden önce hergün telefonda konuştuğum rahmetli Muammer Aksoy’un ADD’si adına böyle bir senaryoyu kabullenmem mevzu bahis değildir. Muammer Aksoy’un kurduğu bir dernek böyle bir operasyonun mağduru olamaz. Yani küçük olsun benim olsun tezgahını maalesef sol her aşamada yaşamıştır ve hâlâ bugün bunun bedelini ödemektedir. Şimdi bu anlayışla Lozan’ı, Atatürkçülüğü ve özellikle ADD’yi bir tahterevalli yapmak hiç kimsenin hakkı değildir. Cesaretleri varsa karşıma çıksınlar Ben olayların büyümemesini ve basın önünde bir olayın çıkmamasını sabrımla sağladım. Şu kadarını söyliyeyim, Nasuh Mahruki, Profesör Ahmet Ercan şahidimdir. Bana orada fiziki şiddet uygulanmaya kalkışılmıştır. Salonda hakkımda beş koldan dedikodular yaydırılmıştır. Akıl almaz laflar uyduruldu! Benim hayatım açık. Benim kadar hayatını, özel yaşam dahil, fantazmları dahil, her zerresini beynini açan ikinci bir insan tanımıyorum. Ben hayatımı açık oynuyorum. Eteğinden kim taş düşürmek istiyorsa buyursun karşımda düşürsün, işte ben buradayım. Ama hiç kimsenin de bana alçakça arkamdan mesnetsiz dedikodularla laf atmaya kalkmasına da izin vermem. Herkes neden bahsettiğimi bilir. Tüm bu detayların tamamını da isteyen olursa, girmeye hazırım. Kimsenin hiçbir iddiasından korkum yok. Hepsinin yanıtı fazlasıyla hazır. Son birkaç yıla kadar Atatürk’ten, Lozan’dan bahsetmemiş olanlar, hayatlarını bu bayraklara adamış kimselere Atatürkçülük öğretemez. Bu tür insanlar, orada ön plana çıkarıldılar. Bedri Baykam, Lozan’ı yalnız belirli bir kesime, belirli bir zümreye, solun içinde yalnız belirli bir fraksiyona kanalize etmeye yönelik insanlar tarafından hedef tahtası yapıldı orada. Hiç kimse bu küçük oyunlardan medet ummasın. Ben burada yapıcı bir ikaz yapıyorum. Bir daha buna benzer herhangi bir toplantı yapılacaksa, hiçbir şekilde ADD herhangi bir partinin kucağına teslim olamaz. Herhangi bir partinin insafına bırakılamaz. Ben ADD’nin eylemci, sorumlu bir üyesi olmayabilirdim. Bağımsız bir Türk aydını olabilirdim. Orada da bana sahip çıkmak ADD’nin göreviydi. Böyle entrikalar yapmaya hiç kimsenin hakkı yoktur ve ADD’nin bundan sonra böyle benzer operasyonlarda malzeme ya da tramplen yapılması mevzubahis değildir ve olamaz. Bunu herkese söylüyorum. Buna izin vermeyeceğiz. Herkesin haberi olsun. İsteyen olayı kaşırsa, herkesi de istediği kadar kaşırım! |