|
Nur Arslan |
|
PKK’ya Nobel Norveç’ten
Nobel Barış Ödülü PKK’ya veriliyor! Sömürgeci Batının çıkarları doğrultusunda teröristlerin “barışsever”, çevre düşmanlarının “çevreci”, insanlık düşmanlarının “hümanist” olarak adlandırıldığı, feministler, eşcinseller gibi marjinallerin kutsanarak ahlaki yapıların dejenere edildiği bir çağı yaşıyoruz. Demokrasi, azınlık hakları, insan hakları gibi kavramlar Batının ideolojik silahları haline gelmiş durumda. Artık Batının işgal kuvvetleri ezilen dünyaya “barış ve demokrasi” getiriyor, bu kavramları kullanarak ideolojik hegemonyasını kuruyor. Kurmak istedikleri dünya düzeni doğrultusunda hareket eden şahıs ve örgütleri de her yıl ödüllendiriyorlar. Her yıl 10 Aralık’ta Norveç Parlamentosu tarafından belirlenen beş kişilik Norveç Nobel Komitesi, dünya barışına hizmet etmiş kişilere “Nobel Barış Ödülleri” veriyor. 10 Aralık ise, İsveçli yatırımcı Alfed Nobel’in ölüm yıldönümü. Kendi “barış” tezleriyle çelişiyor ancak, Alfred Nobel barutu bulan adam! Onlar her yıl kan gölüne çevirdikleri ezilen dünyada kendi işbirlikçilerini ödüllendire dursunlar, bu yılı bizim için farklı kılan ülkemizden de belli insanların Nobel’e aday gösterilmesi. Bu yıl Nobel Barış Ödülü için dünyanın çeşitli ülkelerinden 1000 kadın aday gösterildi. Kadınlara Nobel Barış Ödülü verilmesi fikri İsveç’in kadın siyasetçilerinden Rebecco Velmot tarafından 2003’te başlatıldı. Velmot bu proje için 1000peacewoman.org adlı bir site kurdu. UNESCO ve Avrupa Konseyi projeye destek verince, Velmot başkanlığındaki grup dünyanın dört yanını dolaşarak adayları belirledi. Adaylar kadın dernekleri, BM, UNİFEM ve UNESCO’nun desteği ile kurulan bu sitede belirlendi. Bu yıl gösterilen adaylar arasında dört tane “Türkiyeli” kadın aday var: Leyla Zana, Pervin Buldan, Müyesser Güneş, Ayşe Düzkan. Peki kim bu kadınlar? Bu dört kadının da ortak özelliği PKK çizgisinde olmaları. Barış adına verilecek ödüllerin biri terörist annesine, biri teröristler için uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapan bir mafyanın karısına, biri de terör suçundan cezeevine girmiş Leyla Zana’ya verilecek. Bilindiği gibi Leyla Zana aynı zamanda, teröristbaşı Apo’nun İmralı’da kurduğu Demokratik Toplum Hareketi’nin kurucularından. Kendisi 1991 seçimlerinde DEP’ten milletvekili olarak meclise girmiş, terör örgütüne üyelik, yardım ve yataklıktan hüküm giymiş, Batının dayatmaları sonucu serbest bırakılmıştı. Ayşe Düzkan, Feminist dergisinin ve Pazartesi dergisinin yazarlarından olup bir dönem PKK’nın yayın organı Özgür Gündem’de yazmıştı. Kadın hakları, Kürt kadınları ve savaş suçları yazılarının ana teması. Kendisi PKK’nın aktif destek verdiği “Cumartesi Anneleri” eylemlerinin katılımcıları arasındaydı. Ayrıca Helsinki Barış Treni’nin katılımcılarından biriydi. Müesser Güneş, 1999’da oluşturulan “Barış Anneleri” sözcüsü. İki oğlu da PKK’lı, ikisi de çatışmalarda ölü ele geçirilmiş. Pervin Buldan, PKK’lı uyuşturucu kaçakçısı Savaş Buldan’ın karısı. DEHAP milletvekili adayıydı. Yine “Cumartesi Anneleri”nin baş aktörlerinden biri. Anlaşılan bu yıl barış ödülünü PKK’ya vermeye kararlaştırmışlar. Ancak bizim önerimiz PKK kadın kollarına ödül vereceklerine, kendini tüm PKK’lı kadınların sevgilisi ilan eden Apo’nun Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi. Ne de olsa PKK’nın yayın organı Özgür Gündem de böyle bir çağrı yapmıştı. Norveç Parlamentosu’nun PKK’ya barış ödülü vermek için aldığı kararın ardından medyada da Leyla Zana ve “ezilen” Kürt kadınlarını yüceltme kampanyası başlatıldı. Bu kampanyaya kimler ortak olmadı ki? 10 Temmuz 2005 tarihli Cumhuriyet gazetesinin Pazar Eki, bu dört kadını “Nobel Adayı Dört Barış Kadını” olarak tanıttı ve bu kadınlarla yaptıkları röportajları sütunlarına taşıdı. Cumhuriyet gazetesi, sınırlı bir tiraja sahip olsa
da Atatürkçü kamuoyuna seslenen bir gazete. Uzunca bir dönemdir de
özellikle belli köşe yazarlarının Batıcı- AB’ci çizgileri Atatürkçülerin
tepkisini çekmekte. Bir süredir Atatürkçülerin eylemleri, etkinlikleri,
ilanları bu gazete tarafından sansüre uğramakta. Atatürkçülere uygulanan
sansürle boşalan sayfalar ise, Leyla Zanaları ve diğer PKK’lıları
tanıtan röportajlara açılmakta. Cumhuriyet gazetesi, bu haberi yaparken
seslendiği Atatürk milliyetçisi kesimlerin tepkisini ya da PKK’yla
mücadelede çocuklarını, eşlerini, babalarını, ağabeylerini kaybetmiş
nice Türk kadının duygularını görmezden mi gelmektedir? Yoksa Cumhuriyet
gazetesi, hisselerinin bir çoğunu kaptırdığı sermayenin diğer yayın
organlarına benzeme uğraşı içinde midir? Aydın Doğan’ın “solcu gazetesi”
Radikal’in pazar ekini andıran “Cumhuriyet Pazar” herhalde kendine
yeni bir okur kitlesi seçmiş olmalı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği yeni Leyla Zana’lar yaratıyor Türkiye’de öyle bir hava estirilmektedir ki sanki Türkiye’nin sadece doğusunda kızlar okuyamamakta, kadınlar ezilmektedir. Bir Kürt kadın hareketi bu koşullarda oluşmakta, bu hareket Leyla Zana gibi liderler yaratmaktadır. Bu doğrultuda propaganda yapan, etkinlik gösteren kurumlardan biri de yüzlerce Atatürkçü üyeye olan sahip Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği. Bilindiği gibi Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, uzunca bir süredir Doğudaki kızları okutmak için kampanyalar düzenlemekte. AB fonlarınca da desteklenen “Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Kızları” adlı proje doğrultusunda Atatürkçü vatandaşlardan bağışlar toplanmaktadır. Bu toplanan paralar ve AB fonları Doğuya aktarılmaktadır. Bu projenin Doğudaki örgütleyicisi KADER (Kadın Adayları Destekleme Derneği) ise eylemleri PKK’nın eylemleri ile eşgüdümlü olan bir dernek. Üyelerinin çoğu DEHAP’lı. İşte bu projeye verdiği destekle ön plana çıkan isimlerden biri de Ayşe Kulin. Kendisi aynı zamanda KADER’in önde gelen simalarından biri. Ayşe Kulin bu proje için “Kardelenler” adlı kitabını yazmıştı. Şimdi ise bu kitabın devamı niteliğinde olan yeni bir çalışması gündemde: Leyla Zana’nın hayatını anlatan “Bir Gün” adlı roman. İşte, Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Kızları projesinin doğurduğu ürün. Leyla Zana bu kesimlerin görmek istediği eğitimli kadın örneği. Hatta Ayşe Kulin’e göre o bir “Kardelen”. Yüzlerce saf Atatürkçünün eğitime destek olmak için ödediği paralar ise, AB gözetiminde yeni Zanalar yaratmak için. Avrupa Birliği’ni açıktan savunan ve Türkiye’nin sorunlarını sadece ülkenin Güneydoğusuna indirgeyen sözde “Atatürkçü” anlayış, Atatürkçüleri sadece burs veren kişiler konumuna iterek pasifize etmekte, diğer yandan AB’nin çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır. Örneğin, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği üniversitelerde büyük çoğunlukla doğulu öğrencilere burs dağıtmaktadır. Bundan derneğin destekleyicisi yüzlerce Atatürkçünün belki haberi bile yoktur. Acaba Türkiye’nin Ege’sinde, İç Anadolu’sunda, Karadeniz’inde kız çocukları okuyabilmekte midir? Son günlerde gazeteler sayfalarını Ayşe Kulin’in Leyla Zana’nın hayatını anlatan “Bir Gün” adlı romanın reklam ve tanıtımlarına ayırmakta. Ayşe Kulin, Vatan gazetesine verdiği röportajda, Leyla Zana’yı bir “Kardelen”e benzetiyor: Leyla Zana, ilkokul ve liseyi dışardan bitirmesine rağmen, aslında Doğuda okutulmayan ve zorla evlendirilen kız çocuklarının kaderini paylaşmış, bu yüzden Kürt hareketine katılmıştır. Kitabın kahramanlarından Nevra ilaç bağımlısıdır. Cengiz ise gördüğü işkencelerden sonra kişiliğini yitirmiştir. Zelha ise Leyla Zana’dır. Bu kişilikler Türk Devleti’nin, İstiklal Marşı söyleterek, ant okutarak zorla vatansever yapmaya çalıştığı, bu yüzden de kişilik bunalımına düşürdüğü kişiliklerdir. Kürtler Türk Devleti tarafından cahil bırakılmış, bu insanların kinle dolmasını sağlamıştır. O yüzden Kürtlerin devlete karşı silah kullanması olağandır. Yine kitapta Zelha’ya göre askerlik görevini yapmaya giden masum gençlerin taranması, bölgeye giden öğretmenlerin öldürülmesi bağımsızlığını elde etme eylemlerinde olağandır, şiddet ve ölümlerin olması normaldir. Ancak devletin bu eylemlere karşı kendini savunması vicdansızlık ve namussuzluktur. Ayşe Kulin kimdir? Ayşe Kulin, Amerikan Hastanesi’nde doğmuş, Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nden mezun olmuştur. O’nun için her yol Batıya çıkmaktadır. Amerikan ordusunda görevli bir Türk kadının hayatını anlatan “Adı Aylin” adlı kitabıyla ünlenen Kulin, bu romanıyla sadece Orhan Pamuk’un beğenisini kazanmış, eleştirmenlerin tepkisini çekmiştir. Eleştirmenlerin edebi bulmadıkları roman, Orhan Pamuk tarafından “bir kitap okudum, hayatım değişti” şeklinde yorumlanmıştır. Ayşe Kulin, sömürgeci Batının yarattığı feminizm kokan, etnik ayrımcılığa dayanan çalışmalarıyla ön plana çıkarılan bir sömürge aydınıdır. Anlattığı kadınlar mutlaka işbirlikçi olmalıdır: Ya PKK’lı ya da Amarikan ordusu mensubu. Bu arada Cumhuriyet gazetesinin Leyla Zana’ya desteğinin sadece Pazar ekiyle sınırlı olmadığı Ayşe Kulin’in romanıyla kanıtlanıyor. Cumhuriyet Kitap, Ayşe Kulin’in romanını kapak yapıyor! Atatürkçü yayınevleri ve kitaplara kapanan Cumhuriyet Kitap, böylece sayfalarını PKK’ya açıyor. 1.6 milyon dolarlık “barış kadını” Anlaşılan bu yıl Nobel Barış Ödülü Leyla Zana’ya verilecek. Bu yüzden bir Kürt kadın hareketi yaratılmakta, Leyla Zana ise yoksul Kürt kadınlarının temsilcisi olarak parlatılmaktadır. Hayat hikayesini anlatan romanlar yazılmakta, medya koro halinde Zana’ya övgüler dizmektedir. Öyle ki bu koroya Cumhuriyet gazetesi bile katılmaktadır. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği aracılığıyla utanmadan Atatürkçüleri Batının oyunlarına alet etmektedirler. Varsın 1.6 milyon dolarlık Nobel Barış Ödülü PKK’ya gitsin! Zaten yıllardır Batının milyon dolarlarıyla beslenip, Batının desteği ile bu kadar fütursuzca hareket edebiliyorlar. Varsın milyon dolarları ceplerine indirsin, buna rağmen yine ezilenleri oynasınlar. Türk Milleti için değişen bir şey olmayacak. Bu vatanın Ege’sinde, Karadeniz’inde, Akdeniz’inde yaşayan vatandaşların kızlarına burs verecek dernekleri olmayacak, sıkıntılarını dillendirecek parlamenterleri olmayacak, medyada yer bulamayacaklardır. Ama yine de kendilerini Batının milyon dolarlarına satmayacaklardır. Bu satılık güruhun ise yoksul Türk Milleti’nin, gözü yaşlı şehit analarının gözyaşlarında boğulacakları günler çok uzakta değildir. |