| Emel Erginbaş |
|
Geçtiğimiz günlerde bazı gazetelerin manşetlerden verdiği ABD heyetinin KKTC’yi ziyareti, son dönemde üstü örtülen, gündemde gerilerde tutulan Kıbrıs’ı yeniden gündeme taşıdı. Tabii haberlerin veriliş tarzı daha çok, KKTC’nin başarısı ve uluslararası alanda ziyaretin bir ilerleme yaratacağı yönünde oldu. Annan Planı’nın oylanmasını kabul etmekle Türkiye, KKTC üzerindeki tüm haklarından zaten vazgeçmişti. Uluslararası alanda kazandığı tüm haklar bu referandumla tartışmaya açılmış ve tabii ki AB süreciyle birlikte KKTC konusunda verilen tavizlerle tamamıyla terk edilmişti. Annan Planı’nda çıkan sonucun Türk tarafında “Evet”, Rum tarafında “Hayır” olmasının, ABD tarafından en hayırlı sonuç olduğunu ise daha önceki yazılarımızda belirtmiştik. “Evet-Evet” Ada’yı Rumlara, yani AB’ye terk ederken, “Evet-Hayır” sonucu başka bir emperyaliste, ABD’ye, adanın kuzey tarafını terk ediyordu. Türkiye Annan Planı’nın oylamasını kabul ederek KKTC’den zaten vazgeçmişti. Yaratılan boşluğu ABD doldurmakta gecikmedi. Zaten M. Ali Talat’ın da ABD yanlısı bir çizgisi var. Seçimlerde de ABD Talat’ı destekledi. 20 Şubat seçimlerinden bir hafta önce başkanlığını Edelman’ın yaptığı Türkiye’deki Amerikan Şirketleri Derneği, büyük ABD tekellerinin Türkiye temsilcileri ve ABD Ankara Ticaret Ateşesi Ercan Havaalanı’ndan KKTC’ye giriş yaptı. İlk defa ABD’nin resmi bir diplomatı KKTC’ye Ercan Havaalanı’ndan giriş yapmış oldu. ABD Dışişleri, 30,5 milyon dolarlık yatırımla ilk aşamada KKTC’ye geleceklerini ve ekonomik tecridi kaldıracaklarını açıkladı. Bu arada KKTC’de Amerika’ya üs verilmesi konusunda M. Ali Talat’ın ABD’li yetkilerle yaptığı konuşmalarda basına yansıdı: “ABD’nin bize verdiği destek sır değil.” türünden açıklamalarda bulundu. Kıbrıs, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Irak, İran, Suriye ve tabii ki Türkiye’ye yönelik saldırılarda kullanabileceği önemli bir üs. Ermeni-Kürt-Yahudi hattını da tamamlayan bir müdahale merkezi. Bu kapsamda ABD sermayesinin yerleşmesiyle KKTC’ye sağlanan “uluslarası meşruiyet”, Talat’ın Bağımsız Kıbrıs Türk Parça Devleti Cumhurbaşkanı olarak tanınmasını sağlayacak. Karşılığında da Türk askeri adadan çıkarılacak. Son olarak KKTC’ye Ercan Havaalanı’ndan giriş yapan Kongre üyeleri, bu senaryonun gittikçe geliştiğini gösteriyor. Yapılan açıklamalar da ortada. Özellikle ekonomik alanda KKTC’ye yönelik engellemelerin kaldırılmasını isteyen açıklamalarda bulunan ABD heyetine, Talat, “Çabalarımızda yardımcı olun” isteğinde bulundu. Süreç, müdahale edilmezse ABD’nin Kuzey’e tamamıyla yerleşmesiyle noktalanacak. Tabii ki bundan en çok zararı ABD’nin stratejik düşmanı Türkiye görecek. |