|
Emin Sami Arısoy |
|
Ankara parçalı bulutlu bir güne ev sahipliği yapıyor. Kırk beş yıl önce 27 Mayıs’ta, Ordu ve milletin el ele gerçekleştirdiği 1960 Devrimi’nin baş tanığı olan Ankara, başka bir coşkuyla dalgalanıyor bugün. Bugün Ankara, TÜRKSOLU’nu yeniden kucaklıyor. Bugün TÜRKSOLU, Ankara’daki yeni temsilciliğinde başkentin Atatürk Gençliği ile, Ankara’nın her yaştaki Kemalist devrimcisiyle yeniden buluşuyor… Gazi Mustafa Kemal Bulvarı… Gazi Mustafa Kemal… Aydınlık bilinçlerimizdeki ışık… Karanlık günlerimizin yol göstericisi… Mazlum milletimize kastetmiş insanlık düşmanlarını hak ettiğine uğratmış Ulu Önder… Bütün iç ve dış düşmanlıklara, içimizdeki akıl ve bilim düşmanlarına, sapmışlara, döneklere, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün olanaklarından yararlanan, ama Türkiye’yi, Türklüğü, Türkleri karalamak için elinden ne gelirse yapan soysuzlara rağmen her gün daha kalabalığız ve O’nun açtığı yoldayız her gün… Bugünse, adını şehirlerimize versek az gelecek Ata’mızın adını taşıyan Ankara bulvarlarından birinin üstünde el eleyiz, yürek yüreğeyiz, bir temsilcilik katına sığmayacak kalabalıklar halinde bir aradayız. Demirtepe’de, Ankaray Durağı’nın yanı başında, Eti Apartmanı’nın altıncı katının balkonları ay-yıldızlı ve Atatürklü bayraklarla donatılmış. Daha bulvardan, başınızı yukarılara kaldırınca, önce onlar selamlıyor sizi; “Cumhuriyetçiler, Halkçılar, Milliyetçiler, Laikler, Devletçiler, Devrimciler biz buradayız!..” diyorlar. “Mustafa Kemaller burada! Kubilaylar, Denizler, Erkinler burada!.. Kadro, Yön, İLERİ, TÜRKSOLU burada!.. İnsanlık düşmanı emperyalizme, insanlık düşmanı, haydut devlet ABD’ye, Türkiye düşmanı AB’ye ve onların yerli maşalarına, işbirlikçilerine, ibrikçilerine, çanak yalayıcılarına, her biçim, tür ve renkten altangile karşı, yüreği bu ülke için, bu millet için, bu bayrak için atan TÜRKSOLU(ĞU) burada!.. Buradayız, her gün yeniden bilenen aydınlık bilinçlerimiz ve şayak kalpaklarımızla!.. Buradayız!..” Adana’dan, Kırıkkale’den, Kocaeli’den, İstanbul’dan, Demetevler’den, Demir-tepe’den; uzaklardan, yakınlardan; yüreğinin sesini dinleyerek, buraya, TÜRKSOLU’na, içindeki sesle, yüreğindeki sesle, Ata’sının aydınlık devrimlerinin ışığıyla bir kez daha buluşmaya gelen onlarca Mustafa Kemal, onlarca sıra neferi… İkili üçlü, beşli onlu, karışıp dağılan, dalgalanan kümeler halinde, ayaküstü tanışıyor, konuşuyor, söyleşiyor… Bülentler, Erginler, Cemler, Şeyhmuslar, Kemaller, Özgürler, Filizler, Ayşegüller, İnanlar, Ülküler, Abdurrahmanlar, Yektalar, Gökçeler… Adın önemini yitirdiği, Mustafa Kemal meşalesinin asla yere düşmeyeceğini bilinçlerimize perçinleyen anlar, tartışmalar… TÜRKSOLU Ankara Temsilciliği, Özgür Billur’un yönetiminde, Serap’ından Özge’sine onlarca Atatürk Genci’nin emeğiyle oluşmuş, aydınlık, pırıl pırıl bir mekan… Ana salonda yüzlerce küçük boy Atatürk resminden oluşturulmuş dev bir Mustafa Kemal karşılıyor sizi ve gözlerinizi okşuyor çelik bakışlarıyla, içinizi ısıtıyor. Yönetim odasından çalışma odalarına, sizi gün boyu burada kalmaya neredeyse ikna eden bir temsilcilik burası… Ayrıca, şu iki saatlik bir arada oluş içinde, katılanların yüreğine, özenle seçilmiş yiyecek ve içecek sunumlarıyla da ulaşmayı başaran bir temsilcilik!.. Yekta Güngör Özden’in çevresi sürekli dolu, ardı sıra birçok fotoğrafın merkezinde yer alıyor. Gökçe Fırat, Nisan’da İstanbul’da yeni binasına taşınan TÜRKSOLU Genel Merkezi’nin açılışını anlatıyor, açılışa katılamayanlara. Reha Ören, Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu ile yaptığı ve 23 Mayıs 2005 tarihli TÜRKSOLU’nda “Hepimiz Mustafa Kemal’iz” başlığıyla yayımlanan söyleşisi üzerine konuşuyor çevresindekilerle. Odaların biri dergi ve kitap köşesi konumunda. Masaların üstü İleri Yayınları’nca yayımlanan altmış dolayında kitapla dolu. “Türk’ün Altın Kitabı Gazi’nin Hayatı”ndan Öner Yağcı’nın kitaplarına, Cihan Dura’nın “Sömürgeleşen Türkiye”sinden Erkin Yurdakul’un “Atatürkçülük ve Ulusal Sol”una, Hüseyin Adıgüzel’in “Orta Asya Gerçeği”inden Ömer Gürcan’ın “Fethi Gürcan’ın Harbiyelileri”ne bir dizi kitap, İLERİ ve TÜRKSOLU sayıları arasında hızla yeni sahiplerini buluyor… Zaman ilerliyor… İki saat için düşünülen bu beraberlikten kimse ayrılmayı bilmiyor… Gün iniyor ve akşam sekiz dolayları… Sonunda, yeniden, ilk fırsatta, sık sık, burada buluşmak üzere, yola çıkılan noktalara dönmek üzere ayrılıklar başlıyor… Ama, onun öncesinde yüreklerimiz hep birlikte haykırıyor: “Ey Atatürk’ü siyasi çıkarları için kullanan düzeysizler!.. Ey din tüccarları!.. Ey milliyetçilik tüccarları!.. Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyeti parçalanmaya çalışılırken, ağızlarından tek sözcük çıkmayan sahte Atatürkçüler, sahte devrimciler, sahte solcular, sahte milliyetçiler!.. “İnsan hakları, özgürlük” yaftalarının ardına sığınarak Türkiye’yi bölmeye çalışan, AB’nin, ABD’nin, Soros’un beslemesi İkinci Cumhuriyetçi yeni mandacılar! “Ekümenik” Efendi! Patrikhanenin avukatlığına soyunan şeriatçı artıkları! Biz buradayız!.. Hep burada olacağız!.. Her gün daha da artan kalabalıklar halinde, birer Mustafa Kemal tokadı olarak her sabah yeniden çarpacağız çirkin suratlarınıza!.. Bizler Mustafa Kemal’in ve tam bağımsızlık ülküsünün çocuklarıyız!.. Bizler Atatürk Gençliği’yiz!.. Emperyalizmi bir gün mutlaka kovacağız vatanımızdan ve Kemalist Devrim’i bir gün mutlaka tamamlayacağız bu topraklarda!.. Biz buradayız!..” |