Arama: 
06.06.2005/Sayı:83
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Türkiye
Yekta Güngör Özden
Öner Yağcı
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Dünya

Tamer Abuşoğlu

Fransızlardan türklere ucuz dersFransızlardan Türklere ucuz ders

Fransa’da yapılan ve Avrupa Anayasası’nı oylayan referandum sonuçları, kendi içinde dahi yörüngesini belirleyememiş, öngördüğü şablonu oturtamamış olan “Birleşik Avrupa” düşüncesinin ne kadar sakat temellere oturtulmak istendiğini bir kez daha ortaya koymuştur.

Almanya Başbakanı Gerhard Schröeder’in kendi seçim bölgesindeki hezimetiyle birlikte Türk karşıtı tezleriyle öne çıkan CDU Genel Başkanı Angela Merkel, “Fransa’daki referandum sonucu, Türkiye konusundaki tezimizi doğrulamıştır” ifadesiyle bir anlamda Fransa’dan başlayan kasırganın dalga dalga bütün Avrupa’yı saracağını ima etmiştir.

“Birleşik Avrupa” fikrinin temellerini atan Almanya ve Fransa gibi ülkelerde yükselen milliyetçilik ve Türk karşıtlığı, Türkiye’deki Avrupa hayranlarına bir fikir verebilmelidir.

Ne olursa olsun anlayışıyla Türkiye’yi Avrupa’ya eğreti bir şekilde yamamaya çalışanların, ülkemizi sonucu belli olmayan ve nerede duracağı kestirilemeyen bir macera trenine bindirmesi kabul edilemez.

Avrupa Birliği gibi bir kabusun içine çekilmeye çalışılan Türkiye’nin, AB yolunda kaybedeceklerini, bundan sonraki bir asır içinde yeniden ait olduğu yerlere monte etmesi ise asla mümkün olmayacaktır.

Avrupa Birliği düşüncesi, sözkonusu Türkiye olduğunda tamamen yalan ve riyakarlığın üzerine kurulmuştur.

Batılı emperyalistlerin asıl amacı Türkiye’yi emperyalist bölüşüm sürecine hazırlayacak olan maddi alt yapının koşullarını oluşturmaktır.

Hazırlanan senaryoda Anadolu’dan, Ortadoğu’ya oradan Afganistan’a kadar uzanan uçsuz bucaksız bu Müslüman coğrafyasının etnik, kültürel ve siyasal yapısıyla oynayarak, bu coğrafyaları masa başı projelerindeki deli saçması düşüncelerine meze yapmak vardır.

Düşle gerçek arasında siyaset yapmaya çalışan Batılıların sapla samanı birbirine karıştıran saçmalıkları, plan ve proje olarak yorumlanarak dünya medeniyetinin çözüm kanallarından sayılırken, ne gariptir bu coğrafyaların gerçek sahiplerinin ürettiği düşünceler yok sayılarak, gözardı ediliyor.

ABD ve AB’nin başını çektiği gelişmiş ülkeler konvansiyonu gelecek yüzyılı efendi-sahip ilişkisinde şekillemeye çalışırken, kendilerini uygar ve Hıristiyan olarak görmekten mütevellit, karşı bloğu barbar ve dinsiz olarak kategorize ediyor.

Bu düşünceden yola çıkarak Hıristiyan inancıyla emperyalist düşünceyi kutsayarak millileştiren Batılılar, Hıristiyan olmadıklarından dolayı dinsiz ve barbar saydıkları diğer milletlere hükmetme hakkını kendilerinin vazgeçilmesi ve tanrı buyruğu saymaktadırlar.

Böylesi hastalıklı ruhların kurduğu düşünce Irak’ta, Vietnam’da, Bosna’da, Somali’de ve dünyanın üstü örtülü savaş koşullarının oluştuğu her karesinde, bu halkların kanını, canını, malını ve namusunu Hıristiyan-emperyalist teşekkülüne hak sayıyor.

İşte bu düşüncedir ki, İngilizlere İstanbul’u işgal etme hakkı tanıyan ve sonrasında okyanusları aşarak Çanakkale’ye gelen insanlık tarihinin gerçek vampirleri 253 bin Türk’ün ölümüne nedendir.

Bu yapı Yunanlılara, İtalyanlara ve Fransızlara, İngilizlerle birlikte Anadolu’yu işgal etme hakkını meşru kılmıştır.

Öyleyse unutulmamalıdır ki, seksen yıl önce Türkiye Cumhuriyeti adlı bu ulus-devlet, bugünkü “Birleşik Avrupa” düşüncesinin fikir babalarının atalarının bütün muhalefetine ve engellemelerine rağmen kurulmuştur.

Fransa’daki referandum sonuçlarına etki eden ve ortaya çıkan sonuçlar beş ayrı temelde yükselmesine rağmen bunların en ilgi çekici olanları, Avrupa Anayasası’ndaki ulusal kavramların daha tali bir pozisyona çekilmesi ve Türkiye’nin AB üyeliğinin geleceği konusundaki kaygılardır.

“Asyalı Ruslarla, Müslüman Türkleri Avrupa Birliği içinde görmek istemiyoruz” diyen düşünceye, Fransız halkı milliyetçi bir yaklaşımla kendi orijinalitesini koymuştur.

Bunu yarın Almanya, Hollanda ve diğerleri izleyecektir. Türkiye yol haritası adıyla ortaya konulan ödünler manzumesinin hepsini birer birer hayata geçirse dahi ince bir manevrayla birliğin dışına kolayca itilecektir.

Fransız milliyetçiler, Türkiye’nin önünü görmesini sağlayacak olan ve ilerde çok pahalıya mal edilebilecek bir dersi bugünden Türkiye’ye çok ucuza gördermişlerdir.

Ancak bu mesajı alabilecek ve gereğini cesur, kararlı ve akıllı bir siyasal iktidara yakışır biçimde uygulayacak olan öngörüye ihtiyaç var.