 |
Gökçe Fırat |
|

Amerikancı darbe senaryosu
ABD’nin Tayyip Erdoğan’ı ele alışı bu nedenledir.
Atatürkçülüğe, Cumhuriyet’e ve laikliğe karşı düşmanca tavır, Milli
Görüşçülüğün fazla iş yapamamasına neden olmaktadır. O halde Milli
Görüşçülük biraz ılımlılaştırılırsa, Türkiye gerçekleri ile barıştırılırsa,
ABD tarafından rahatlıkla oynanacak at olacaktır. Milli Görüş’ün
AKP’lileştirilmesi işte bu gerekçe ile başlamıştır. Türkiye gerçeklerine
karşı ılımlılaştırılan Tayyip Erdoğan Hareketi bu ılımlılaşma ile
birlikte ABD’ye, İsrail’e ve genel olark Batı kampına karşı daha
da ılımlılaşmıştır. Son noktada, Bush ve Şaron’la kucaklaşan eski
bir Şeriatçı portresi ile karşı karşıyayız.
Ordu’nun Irak’a saldırı sırasında ABD’nin yanında
yer almak gibi bir tercihinin- en azından komuta kademesinin başı
bakımından- olduğunu biliyoruz. Ancak bunu tek başına ele almak
yeterli değildir. Ordu’nun, AB’nin dayatmalarına her fırsatta karşı
çıktığını izlemekteyiz. Dolayısıyla AB karşıtlığı, Ordu içinde ABD
ile ilişkileri geliştirmeye yol açan bir etmen görevi görmektedir.
ABD’nin bölgede yenilmez bir güç olduğu düşüncesi ise, bölgede ABD
ile birlikte davranmak gerektiği şeklinde bir düşünceye yol açmaktadır.
Tayyip Erdoğan’ın İran ve Suriye konusunda ABD’ye
açık destek vermesi gerekmektedir. Önümüzdeki Washington ziyaretinde
Tayyip’e bu hatırlatılacak ve cevap istenecektir. Tayyip koşulsuz
evet demezse ABD ikinci senaryoyu uygulamaya geçecetkir. Tayyip
açıkça uyarılmaktadır. Türkiye seçeneksiz değildir. Pekala, DYP,
ANAP, MHP gibi partilerle ve belki CHP de ikna edilerek Ordu’nun
desteğini alan yeni bir iktidar kurulabilir. Bu, tam da 28 Şubat
öncesi Erbakan’ı deviren senaryodur!
|
|
|
BU SAYIDA 23.05.2005 / Sayı:82 |
 |
Kaya Ataberk |
|
Apo’yu kurtaranlar
Aslında, Ecevit’in “anlayamadıkları”nı anlamak
çok da zor değildir. Ancak biz gene de Ecevit’e bazı hatırlatmalarda
bulunmak isteriz. Ecevit’in baş siyasi aktörlerden biri olarak yer
aldığı bu oyunun içinde Türkiye Apo’yu asamadı. Apo bir terör örgütü
lideriyken, siyasetçiye dönüştü; bebek katiliyken, mazlum haline
getirildi. ABD işte Apo’yu bunları başarmanız için sizlere teslim
etti sayın Ecevit. Ancak hâlâ başarılamayanlar da var. Sözgelimi
Apo serbest kalmış değil, Apo siyasete atılıp meclise girmiş değil.
ABD, Apo’yu bunları da başarmanız için teslim etmişti ama siz başaramadığınız
için sizleri indirdi ve başkalarını devreye soktu. Onlar da başaramayacak
ve yakında onları da indirecek.
|
 |
Ali Özsoy |
|
Arap-Amerikan zirvesinden
Güney Birliği çağrısı
1950’lerde başlayan, mazlumlar birliğinin
ilk örneği olan Üçüncü Dünyacı hareket, onlarca antiemperyalist
devrim ve Ulusal Kurtuluş Savaşının sonucu kurulmuş devrimci ve
halkçı iktidarların öncülüğünde gerçekleşmişti. Bugün Üçüncü Dünya
ülkelerinin kaçınılmaz olan birliği artık açıkça telaffuz edilmeye
başladı. Ancak sömürgeci ABD’nin ve kuklalarının ezilen dünyadan
kovulmasını sağlayacak yeni Ulusal Bağımsızlık Savaşları yaygınlaşmadan
bu birlik kurulamaz. Ortaya çıkacak ezilen ulusların gerçek temsilcileri,
yeni bir Üçüncü Dünya Hareketini somut olarak başlatabilir.
|
 |
Yekta Güngör Özden |
|
Bağımsızlık bayrağı
|
 |
Kuzey Fırat |
|
Müttefik isyanları ve Özbekistan dersleri
|
 |
Emre Durmuş |
| Türk uyanır Tanzimatçılar
hesap verir! |
| |
|
 |
Tuğrul Çelik |
| Gazi’nin Hayatı |
 |
Öner Yağcı |
| Anadolu’ya saldırının adını
koymak |
 |
Bedri Baykam
|
Rejim değişikliği
oldu da
bizim mi haberimiz yok
Aslında birilerinin çıkıp “hayır yanılıyorsun,
Türkiye’de cinsiyet değiştirilir ama Anayasa kaldırılamaz” demesi
gerekiyordu. Türkiye’de insanlar zaten cinsiyetlerini
değiştiriyorlar. Resim atelyem Tarlabaşı’nda olduğu için cinsiyet
değiştirmiş pek çok insanı birebir görüyorum. Türkiye’de asıl yapılamayacak
olan şey Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasıdır. |
 |
Reha Ören |
|
Ruhunu arayan millet
Demokrasi sayesinde Ankara’yı ellerine
geçiren ‘Engürü egemenleri’ de zaten bunlara teşneler. O modlarda
yetiştirilip siyaset sahnesine sürülmüşler. Her ne kadar onlar başrol
oyuncusu olduklarını sansalar da, aslında; bozuk bir senaryonun,
bilmem kaçıncı sınıf oyuncusu olduklarını bile bilmeden, koskoca
bir milleti kukla haline getirmenin ve arkalarına Batı’yı almanın
cüretiyle ahkâm kesmektedirler.
|
 |
Cihan Dura |
Özelleştirme nelere
mal oluyor
Özelleştirmeler, “yapısal uyum, yapısal
reform” gibi cafcaflı söylemler altında, Türk halkının nesi var nesi
yok, üç beş yiyiciye peşkeş çekmek için yapılıyor. Özelleştirme Türk
ulusunun kaynaklarını âtıl kılmak, değersizleştirmek için yapılıyor.
Bu kuruluşlar
bile bile bakımsız bırakılıyor, yenilenmiyor. Özelleştirme, Türk halkının
ortak mallarını iç ve dış para babalarına yağmalatma ve hortumlatma
için yapılıyor. |
 |
Turan Feyizoğlu |
| 19. ve 20. yüzyılda soykırıma
uğrayan Türklerin sayısı yaklaşık 12 milyondu |
 |
Özgür Doğan Yaşar |
Başbakan iktidarı
ve partisiyle, istismar
zeminine girmiştir ve orada boğulacaktır
Türkiye, bu 1 Mayıs’ta da, “1 Mayıs”ı
konuşamadı, tartışamadı…Türkiye o gün, Başbakan’ın, bir yıl önce “devlet
terörü” uygulamakla yerdiği İsrail’e gidişini konuşuyordu. Herkes
şaşkındı. Hele Başbakan’ın partisi AKP’nin tabanı! Öyle şaşkındılar
ki, ele güne rezil olmamak için dillerini yuttular. Beyinlerini kemiren,
“Başbakan, İsrail’e nasıl gider?!” türü sorularla kıvranıp durdular.
|
 |
Muzaffer Ayhan Kara |
| Horozlanmak ya da gereğini yapmak |
 |
Alper Akınoğlu |
Hepimiz Mustafa Kemal’iz
“Şunu herkes biliyor: Türkiye’nin AB üyeliği
sürecinde Batı ülkeleri ve ABD, Türkiye’yi dört koldan kıskaca almaya
çalışıyor. İnsan hakları bahaneleriyle özellikle terörist başı Abdullah
Öcalan’ın trendi yükseltiliyor. Türkiye’ye yapılan baskılar sonucunda
eşkıya başının yeniden yargılanması da yükselen trendin somut delili.
|
 |
Abdullah Gündoğdu |
Almanya’nın kabusu:
Alman Papa
Schröder’in Türkiye ziyaretinde gazetelere
yansıdığına göre; baş başa görüşmeleri sırasında konu Türkiye ile
AB ilişkilerine geldiğinde, Erdoğan, sözü Türkiye’nin AB üyeliğine
sıcak bakmadığı bilinen Katoliklerin yeni ruhani lideri 16. Benedikt’e
getirdi. Erdoğan, yeni Papa’nın Alman kökenine işaret edip gülerek,
‘Yeni Papa ile bizim aramızı bulursunuz artık’ diye espri yaptı. Schröder
de gülerek, ‘Ben iyi bir Katolik değilim ki, sizin aranızı bulayım.
Katolikliğin gereklerini bile tam olarak yerine getiremiyorum’ diye
espriyle karşılık verdi. |
 |
|
|