| Tamer Abuşoğlu |
|
Diğer Türkiye Yazıları: Ermeni safsatası ve gerekli mesajlar Hiçbir belgeye dayanmayan ve geçerliliği konusunda enternasyonal bir kriter olarak kabul edilmeyen ve salt varsayımlara dayanarak, olmayan bir Ermeni soykırımını tarih üzerinden oluşturma çabaları günümüzdeki yoğunluğunu koruyor. Bu iddialar sadece bir kesime ait ince ayar hesapların ve bir siyasal anlayışın propagandist yaklaşımlarından öte bir anlam taşımıyor. Ermeniler tarafının dört elle sarılarak adeta kutsanan iki ayrı “Mavi Kitap”ın I. Cihan Paylaşım Savaşı sırasında propaganda amaçlı olarak yazdırıldığı, I. Mavi Kitap’ın Almanları, II. Mavi Kitap’ın ise Türklerin antipolitikalarını yapmak üzere yazdırıldığı kaydediliyor. Türkleri kötülemek ve tarih önünde soykırım yapmış bir milletin şuur altına inme amacı taşıyan II. Mavi Kitap o sıralarda genç bir tarihçi olan Arnold Toynbee tarafından incelenmiş, Toynbee bu kitabın tamamen yanılgıların üzerine kurgulandığını rapor etmiştir. Günümüzdeki hiçbir ciddi ve tarafsız tarihçi anılan bu kitapları kaynak olarak kabul etmemektedir. İngiliz tarihçi Andrew Mango Ermeniler tarafından uydurulan bu kitaplar konusunda Türklere bu kitapları ciddiye almamalarını salık veriyor ve uyarıyor. Kandilli Ermeni Kilisesi Başkanı Dikran Kevorkyan’ın “Ermeni soykırımı olmamıştır, tehcir vardır. Bunun her iki tarafa verdiği insani acılar vardır” yaklaşımına ise Arslan Tekin’in “O kadar tecrübe yaşamış, dünyayı tanıyan İttihad ve Terakki yönetimi dönemin şartlarında imkansız gibi görünen “Tehcir” kararını vermişlerse, bunu ancak Ermeni çetelerin tecavüzlerinin havsalaya sığmayacak noktaya gelmesiyle izah edebilirsiniz” diyerek, kuvvetli bir tarihsel gerçekliğe parmak basıyor. Anadolu’da Ermenilerin gerçekleştirdiği katliamların yüzyılın başında Bakü’ye girerek Türk milletini yok etmeyi ve tarih sahnesinden silmeyi amaçlayan akıldışı kıyım ve kırım harekatlarına yine aynı yüzyılın sonunda, Hocalı ve Kelbecer’de giriştiği sistematik katliamlarla ilişkilendirmek mümkün. Zira Ermeniler Kızıl Ordu desteğinde girdikleri Karabağ’da gerçekleştirdikleri katliamlarla 1 milyon Azeri Türkünün göç etmesine neden olmuş, Azerbaycan topraklarının % 20’sini, uygarlıkları ile nam salmış olan Batı emperyalizminin tanıklığında işgal etmişlerdir. İngiliz tarihçi Andrew Mango’ya göre Ermeni soykırımı iddialarının odağında Ermenilerin Azerbaycan’da ve Anadolu’da gerçekleştirdikleri katliamları unutturmak ve nötr hale getirme politikası ağır basmaktadır. Bu konuda Andrew Mango “Ermeniler Azerbaycan’da yaptıklarını unutturmak için dikkati soykırım konusuna çekmek istiyorlar. Bu konuyu milli efsane haline getirdiler. Bir çeşit kimlik arayışı zaten soykırım da sözkonusu olamaz. Sürgün zamanında açlık, savaş, zor şartlar mevcuttu. Her iki tarafta da birçok kayıplar oldu. Soykırım olmuş olsaydı, Lübnan, Suriye, Fransa ve Ermenistan’da bu kadar Ermeni olur muydu? Ermeniler toprak peşinde oldukları zamanlarda ölenlerin sayısını 600 bin olarak gösteriyorlardı. Şimdilerde ise 1.5 milyona çıkardılar. Aslında tarihle ilgili sorunların tarihçiler tarafından incelenmesi gerekir. Şimdiye kadar sağırlar diyaloğu şeklinde devam etti bu iş” saptamasında bulunuyor. Ermeni diasporasının Batı emperyalizmi ile birlikte Türkiye’yi köşeye sıkıştırma ve kuşatma, Türkleri dünyadan tecrit etme politikasına kendi içimizden verilen desteğe ise bu zamansal geçiş evresinde verilecek tek cevap ise şu olmalı: “Bunların hakkı enselerinin köküne sıkılacak tek bir mermi, ikincisi ise fuzuli masraf. Zira o ikinci mermi ise pekala bir başkasının hakkı olabilir” Ne dersiniz?.. |