| Öner Yağcı |
|
Demirtaş Ceyhun, 70. yaşını geride bırakan gerçek bir aydın. 1961’den başlayarak “Tanrıgillerden Biri”, “Sansaryan Hanı”, “Çamasan”, “Apartman”, “Babam ve Oğlum”, “Eylül Öyküleri” (“Ayı İzi”), “Belki Bir Gün Anlarlar” adlı kitaplara imza atan bir öykücü o. (“Avşalı Çocuk”, “Savaş ve Küçük Barış”, “Ada’nın Kuşu”, “Horozlu Ayna” adlı çocuk öykülerini de yazmış). “Asya”, “Yağmur Sıcağı”, “Cadı Fırtınası”nın yazarı olan bir romancı o. “Yirminci Yüzyıl ve Edebiyat”, “Can Çekişen Kitap”, “Bütün Dünyadan Özür Diliyorum”, “Entelektüel’den Entel”e, “Osmanlılarda Aydın Kavramı”, “Eksilmedi Bendeki Umutsuzluk, Çünkü Ben Edebiyatçıyım”, “Erikler Çiçek Açtı mı?” adlı denemeleriyle; “Haç’lı Emperyalizm”, “Yağma Edilen Türkiye”, “Yeni Bir Dev”, “Babıali’nin Şu Son Kırk Yılı”, “Ah Şu Biz ‘Karabıyıklı’ Türkler”, “Ah Şu Biz Göçebeler”, “Türk Edebiyatındaki Anadolu”, “Kod Adı Ulu Hakan-1”, “Aydınlarımız ve Laisizm”, “Ah Şu Osmanlılar” (“Kod Adı Ulu Hakan-2”), “Soğuk Savaş Yazıları”, “Modernizm Postmodernizm ve Türban” adlı incelemeleri; “Yüz Yaşındaki Delikanlı” adlı gezi notları; “Çağımızın Nasrettin Hocası Aziz Nesin”, “Asılacak Adam Aziz Nesin”, “Yaşasın Aziz Nesin” adlı anılarıyla toplumsal ve siyasal yaşamı aydınlatan bir yazar o. Yüksel Pazarkaya, onun yaşam, yazın ve siyasal serüvenini aktardığı yapıtına “Kara Bıyıklıların Aksakalı” adını vermiş (Cem Yayınevi). Sözü onun “düşünce dünyamızda yankılar uyandıracağı”nı umduğu “Edebiyatımı Geri İstiyorum”a (Sisçanı Yayınları) getiriyorum. Ceyhun’un bu yapıtının varolan gerçeklik içinde hak ettiği ilgiyi bulmayacağını, medyamızda ele alınıp değerlendirilmeyeceğini -kesinlikle- biliyorum. Ama gönlüm bu gerçekliğe boyun eğmemek gerekir diyor. Zaten yaşamımızın her anını bize yönelik dayatmalarla savaşarak geçirmiyor muyuz? Bu nedenle, onun her kitabını olduğu gibi, bu kitabını da inatla okuyup aydınlandım. Her yurtseverin de yaşama daha bir sıkı sarılması için güç katacağını inandığım bu yapıtı mutlaka okuması gerektiği düşüncemi aktarmak için yazmak istedim. Çevremize baktığımızda, edebiyatımızın Nâzım Hikmet’lerden, Sabahattin Ali’lerden, Vedat Günyol’lardan, Aziz Nesin’lerden, Fakir Baykurt’lardan, Şükran Kurdakul’lardan bize armağan olan duyarlılık ve bilinçle örülmüş bağımsızlık, yurtseverlik, ulusallık ve laiklikle donanmış özgürlük, onur, özveri dolu bir aydın olma geleneğini sürdüren o kadar az sayıda edebiyatçı görüyoruz ki. Devrimci ve yurtsever edebiyat geleneğimizin zincirinin önemli bir halkası olan Demirtaş Ceyhun’un, yalnızca bir öykücü, romancı olarak değil, düşünsel ve siyasal yaşamımıza ilişkin tavırları ve yaratılarıyla da kendisinden önceki usta edebiyatçıların mirasını geleceğe aktarmaya çalıştığının kanıtı oluyor bu kitap. Kuşağının aydınları içinde gerçekten yüzümüzü ağartan bir aydın olarak Demirtaş Ceyhun, bir çığlık atıyor bu kitabında da. Attığı çığlıkla hem ülkenin aydın olması gereken edebiyatçılarına uyarılarda bulunuyor hem de toplumun tüm kesimlerine aydın duyarlılığının her şeye karşın yok edilemediğini kanıtlıyor. “Edebiyatımı geri istiyorum; Postmodernizm Amerikan İmparatorluğu’nun yeni ideolojisidir çünkü.” diyor. Yıllardır kafa yorduğu, düşünceler ve öneriler ürettiği kültür, edebiyat, siyaset dünyamızda yeni bir ufuk açıyor bu kitabıyla. Mustafa Kemal’in kendi dönemindeki diğer komutanlardan en önemli farkını düşünce adamı olması ve aydın kimliğinde gören Ceyhun; Osmanlı İmparatorluğu’ndaki yenilik hareketlerinden başlayarak “Tanzimat”ın “Kopenhag Kriterleri”yle eş olduğunu söylüyor; Cumhuriyet’in kültür yaşamımızda da devrim olduğunu; 1950 Karşı Devrimiyle iktidara gelen Demokrat Parti’nin politikalarıyla başlayan yeniden sömürgeleştirilme adımlarının neler olduğunu; ABD’yi ve “Soğuk Savaş” politikalarının dünyaya dayattıklarını; holding yayınevlerinin izledikleri kültür politikalarıyla egemen kıldıkları “postmodern”liğin omurgasının “inanç” olduğunu, kimi “aydınlarımız”ın da emperyalizmin teslim alan bu kültür politikasına hizmet ettiğini vurguluyor. Tüm deneme ve incelemelerinde olduğu gibi, bu kitabında da bir edebiyatçının, bir aydının ülkede yaşanan sorunlarla ilgisinin nasıl olması gerektiğinin örneğini veriyor Demirtaş Ceyhun. Çağdaş edebiyatımızı, edebiyatımızın temeli olan Türkçemizi, bağımsızlığımızı, ulusal onurumuzu savunurken örnek bir aydın tavrıyla bize yaşatılanları kendine özgü bir biçemle aktaran Ceyhun’un, edebiyatçılara uyarılarla dolu olan “Edebiyatımı Geri İstiyorum”unun yurdunu seven herkesin başucu kitabı olması gereken bir çığlık olduğunu yineliyorum. Duymalıyız onun çığlığını! |