Arama: 
24.01.2005/Sayı:74
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Yekta Güngör Özden
Öner Yağcı
Dünya
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Türkiye Nedret Ebcim

Diğer Türkiye Yazıları:
Özgür Billur -İÜ’de Atatürkçüler değil, Alemdaroğlu kaybetti
İnan Kahramanoğlu -Türkiye yeniden ABD-İsrail eksenine çekilebilir mi?
Hüseyin Adıgüzel -Misyonerlik çalışmaları
İsmail Akyürek -İmamlıktan devlet başkanlığına
Talat Turhan - CIA’nın CHP’yi tasfiye planı
Özgür Doğan Yaşar -Yalçın Küçük’ün Musul çarpıtması
Nedret Ebcim - Milli Mücadele’de Fenerbahçe

Bedri Baykam - "Kurtuluş Savaşı'nda Fenerliler"Milli Mücadele’de Fenerbahçe

Bundan bir süre önce Genelkurmay Başkanı Sayın Hilmi Özkök, “30 Ağustos Büyük Taarruz ve Meydan Muharebesi” nedeniyle önemli açıklamalarda bulunmuştu. Özkök Paşa, o gün (30 Ağustos) aynı zamanda devir-teslim nedeniyle de kritik açıklamalarda da bulunmuştu. Paşa, konuşma içerisinde şaka ile karışık: “Genelkurmay Fenerbahçeliler tarafından kuşatılmıştır” demişti. Sözleri ilginçti! Bir süre sonra da Hürriyet Gazetesi’nin yazarı Fatih Altaylı, “Kurtuluş Savaşı’nda Fenerbahçeliler top oynayarak eğlenirken, Galatasaraylılar cephede ölüyorlardı” gibisinden açıklamalarda bulunmuştu.

1907 yılında kurulan güzide takımımız Fenerbahçe’nin halk tarafından sevilmesinin bir çok nedeni vardır. Ama en önemlisi, Fenerbahçelilerin Balkan Savaşlarında, Birinci Dünya Savaşında ve özellikle de Milli Mücadele Döneminde gösterdikleri büyük özveri idi. 1913-1923 yılları arasında Fenerbahçeli sporcular yapılan biraz evvel yukarıda söz ettiğimiz savaşlarda şehit ve gazi olmuşlardır. 21 Kasım 1919 tarihinde Fenerbahçe-Altınordu müsabakasında Fenerliler on kişi ile sahaya çıkmışlardı. Fenerbahçe futbolcusu Arif Bey, Bor Ovası’nda şehit düşmüştü. Arif Bey, 28 yaşında idi. Havacı Cevat Hüsnü Bey, 1922’de Cava’da, yine Havacı Üstteğmen Zeki Bey de, düşmanın İzmir’de denize dökülmesi sırasında şehit olmuştu. Bu şehitler Fenerbahçe takımının futbolcularıydı. Örnekleri çoğaltabiliriz. Ancak buna sayfalar yetmez.

Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda, işgalcilere karşı hem cephede hem de saha da mücadele veren Fenerbahçe’nin en büyük başarısı 1923 yılında düzenlenen “General Harrington Kupası” maçında İngiliz karmasını yenmesiydi... Üzerinde güneş batmayan imparatorluk yaptığı bütün savaşları kazanıyor, ama bir türlü Fenerbahçe’yi sahada yenemiyordu. 1923 yılının Mart ayında İngilizler üç takım oluşturdular. Kendi aralarında yaptıkları müsabakalarda Fenerbahçe’yi yenebilecek onbiri hazırlamak istiyorlardı. Hatta bununla da yetinmeyip kadrolarını Malta, Cebelitarık ve Mısır’dan da oyuncular getirerek güçlendiriyorlardı. Oluşturdukları kadro tam üç ay boyunca hazırlık yaptı. Nihayet Fenerbahçe’nin karşısına çıktılar. Amaçları hem bir türlü yenemedikleri Fenerbahçe’yi alt etmek, hem de Milli Mücadele veren halkın moralini bozmaktı. Fenerbahçe işgal güçlerinin verdiği moralsizlikle maça doğru-dürüst hazırlanamamıştı. 1923 yılının Haziran ayında Taksim Stadı’nda takımlar sahaya çıkmaya hazırlanıyorlardı. Önce İngiliz karması sahaya çıktı. Tribün1erde dünyanın çeşitli yerlerinden gelmiş ve İngiliz İmparatorluğu’nun rütbeli-rütbesiz İskoç, Hindu ve Afrikalı askerleri bağırış, çağırış, alkışlarla etrafı inletiyorlardı. Tribünde bulunan ve azınlıkta olan Türk halkı büyük bir üzüntüyle olan biteni izliyordu. Biraz sonra da Fenerbahçe sahaya çıktı. Önde Kaptan Zeki Bey bulunuyordu. Daha önce sahaya büyük bir şamata ile çıkan İngiliz Karmasına karşın, sessiz, sakin ve başlar önde idi. İşgalin verdiği sıkıntı Türk halkını hem tribünde hem de sahada fazlasıyla etkilemişti. Sahaya gösterişsiz olarak çıkan Fenerbahçe o sezon İstanbul Ligi’nde hiç gol yemeden 58 gol atarak şampiyon olmuştu. Beş yıl boyunca da işgal kuvvetleriyle yaptıkları hiçbir müsabakayı kaybetmeden, rakip filelere 193 gol atmışlardı. Tribünde bulunan İstanbul aha1isinin acık1ı, ülkesi tutsak edilmiş ruh halinin takımı olarak oyuna başlayan Fenerbahçe, 34. dakikada yediği golle de ilk yarıyı 1-0 mağlup kapatıyordu. Yine başlar önde soyunma odasına doğru giderken, tribünde bulunan seyirciler çok üzgün ve ağlamaklı idiler. İşgal gücü askerleri ise son derece sevinçli ve mutluydular. İşte bu ruh haliyle soyunma odasına giden Fenerbahçeli futbolcular başta Kaptan Zeki Bey olmak üzere bu maçı kazanacaklarına dair yemin ettiler. Maçı muhakkak kazanıp, tüm ulusa zafer ilan etmek istiyorlardı. İkinci yarıya Fenerliler fırtına gibi girdiler. Futbolcuların büyük hırsı ve azmiyle 60. dakikada Kaptan Zeki Bey’in golüyle beraberliği yakaladılar. Tribünde bulunan Türk seyirciler de üzerlerindeki ölü toprağını atıp Fenerbahçe’ye onikinci adam olarak büyük destek vermeye başladılar.

Maçın bitimine 15 dakika kala yani 75. dakikada Kaptan Zeki Rıza Sporel hem kendisinin hem de Fenerbahçe’nin ikinci golünü İngiliz filelerine gönderiyordu. Son dakikalar son derece çekişmeli ve heyecanlı geçti. Maçın sonunda Fenerbahçe sahadan 2-1 galip ayrı1mayı başardı. Türk seyirciler maçın sonunda gururla takımlarını alkışlıyorlar ve göz yaşlarını tutamıyorlardı. Futbolcular büyük bir tezahüratla eller üstünde dolaştırılıyordu. İngilizlerin amaçladıklarını tam tersi söz konusuydu...

Bu arada İsviçre’nin Lozan kentinde “Türk’ün Ateşle İmtihanı” masa başında sürüyordu. Lozan’da çetin pazarlıklar yapan İsmet İnönü ve diplomatlar maçın sonucunu da merakla bekliyorlardı. Nihayet beklenen telgraf geldi. Fenerbahçe kazanmıştı. İsmet İnönü ve diplomatlar sevinç içindeydiler. İsmet Paşa, Lozan’da müzakere salonuna girerken mutlu ve gururlu idi. Her zaman soğukça selamladığı İngiltere’nin Baş Delegasyonu Lord Curzon’u bu sefer gülümseyerek selamladı. İşte bu hava ile de Lozan’da Türk tarihinin en önemli diplomatik zaferi ile ayrılıyorduk...

Genelkurmay’ın Fenerbahçeliler tarafından kuşatılması bu bakımdan da çok güzel bir gelişmedir. Türkiye’nin göz bebeği, Atatürk ilke ve devrimlerinin koruyucusu Türk Silahlı Kuvvetlerinin Fenerbahçeliliği bu anlamda çok önemlidir. Tabii ki, Milli Mücadele döneminde ülkesi için şehit düşmüş, gazi olmuş diğer takımların (Beşiktaş ve Galatasaray gibi) payları da çok çok büyüktür. Onlar da Milli Mücadele döneminde Kuvvayi Milliye ruhu ile ülkelerini savunmuş hizmet etmişlerdir. Biz burada sadece Fenerbahçe ile ilgili olan kısmı anlattık...