| Muzaffer Ayhan Kara |
|
Diğer Türkiye Yazıları: Baykal’ın söylemedikleri yapamadıkları CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal bir süredir partisi üzerindeki dış kaynaklı ‘oyunlar’dan söz ediyor. Ortaya attığı iddialar yenilir yutulur şeyler değil!.. Son olarak, Temmuz ayı başlarındaki bir MYK Toplantısı sonrasında açıklanan ve Pentagon Özel Planlar Dairesi’nin hazırladığı öne sürülen yeni bir sahte belge skandalı patladı. Bu belgeler gerçek de olsa sahte de, bir amaca hizmet ediyor kuşkusuz. Dezenformasyon yoluyla da bazı kuruluşlar -ki, bunların başında CIA geliyor- istedikleri zemini oluşturma yoluna gidebiliyor. Sayın Baykal, ağız dolusu konuşamıyor bana kalırsa. Nedenine gelince; meclisteki iki partiden birinin genel başkanı. Gelecek dönem tek başına ya da ortak hükümette Türkiye’nin direksiyonuna geçebilecek bir seçeneğin başbakan adayı. Duyar gibi oluyorum, konuşamamasının bununla ne ilgisi var, diyorsunuz... Olmaz olur mu, hem de nasıl var... ABD, Türkiye’nin önde gelen ‘müttefiki’. CHP de iktidar seçeneği olarak önde gelen müttefikle iyi geçinmeli ama değil mi? Ne de olsa, onca borç ABD’ye, finans konusunda sıkışınca kapısında soluk aldığın IMF’nin, Dünya Bankası’nın patronu ABD, askeri bakımdan dahil olduğun ittifakın (NATO) ipleri ABD’nin elinde... Bir yığın “İkili Anlaşma”yı ABD’yle yapmışsın... Başka bir argümana gerek yok umarım, bu kadar yeter de artar bile. Bu durumda, Sayın Baykal’ın ve CHP yetkili kurullarının ABD kaynaklı, CIA ve PENTAGON mahreçli komplo ya da nakıs komplo teşebbüslerini açıkça ortaya koyabileceklerini bekleyenler, ne yazık ki yanılıyorlar. CHP’ye yönelik komploları açıkça ortaya koymak için ABD’yle bağımsızlık temelinde yeni bir yaklaşımla ikili ilişkileri göze almak gerekir. CHP’nin kurucusu ve ebedi başkanı Mustafa Kemal’in açtığı yoldan ikircimsiz yürümek gerekir. “Tam Bağımsızlık” işte böyle bir şeydir; boğazınıza gelip düğümlenmez sözler, çıkıp mitinglerde bangır bangır söyleyebilirsiniz. Ve uyarırsınız komplocuları; nakıs teşebbüs olarak kalsa da yaptığı hamleler, uyarırsınız işaret parmağınızı gözlerine sokarak; “ayağını denk al!” dersiniz. Sayın Deniz Baykal’ın yerinde olmak zor; ya ABD’yi üzmeyeceksiniz ya da kendi yolunuzda yürüyüp “orası ne der?” diye içinizden sorular geçirip aldırmayacaksınız. Tabii, bu tavrın bazı sonuçları olacaktır. O zaman da eliniz güçlendirmeye bakacaksınız, yeni durumda ne yapacağınızı belirleyeceksiniz. CHP’nin CIA mahreçli senaryolara onurlu ve hak ettiği tepkiyi verebilmesi için herşeyden önce küresel emperyalist çılgınlığa karşı direnmesi, ulusal değerleri sahiplenmesi gerekiyor. Ulus devlet adına kazanılan ne varsa arkasında durması gerekiyor. Türkiye’nin değerlerinin militanca korunması için ne yapılması gerekiyorsa bir an bile hiçbir şeyden geri durmaması gerekiyor. NGO bataklığına dönmeye başlayan yurdumuz insanının silkinmesi için siyaseti hızlandırması ve teyakkuza geçmeye hazır, ama yön ve zemin arayan insanlarımızı bir potada toplaması gerekiyor. Bu arada, Avrupa merkezli sosyal demokrasi mi bu sürece ivme verir, yoksa CHP’nin köklerini, hayat suyunu oluşturan Anadolu merkezli “6 Ok” mu, Kemalizm mi? Bazılarının “6 Ok”, “Kemalizm” gibi kavramları duyar duymaz tüyleri diken diken oluyor. Oysa, her iki kavram da devrimciliği içerir. Bir beton kalıbı değildirler. Koşulları dikkate alan ve zamana, zemine uyarlanan, ama temel özellikleriyle de dimdik ayakta duran bir “6 Ok”, “babaannemizin duvarda asılı resmi”nden ayrılır. Kanlı-canlıdır, orta yerdedir. Her nefes alışımızda duyumsayabiliriz; ülkenin nereden gelip nereye gittiğiyle son derece ilgilidir. *** Peki, CHP’ye yapılan ABD kaynaklı hücumlar yeni mi? Buraya döneceğiz. Ama önce, 3 Kasım 2002 genel seçimleri öncesinde iktyidardaki koalisyon hükümetinin başat partisi DSP’ye yönelik olarak düzenlenen ve maalesef başarılı da olan “parlamenter darbe”yi anımsayalım. ABD, henüz Irak’a saldırmamış. Saldırmak için etrafı temizlemek, tahkim etmek istiyor. Burada kilit ülke, Türkiye. Özellikle Türkiye’nin bu saldırıdan önce ‘düzenlenmesi’ gerekiyor! Bu da, yeni üsler, yeni ikili anlaşmalar vb. demek. Yeni bir ‘iktidar’ demek. DSP, MHP, ANAP ile bu işler olmaz. Irak’a saldırı çoktan kararlaştırılmış, bu kararın uygulamaya konulması için zemin aranıyor. Fakat Türkiye’de seçimlere daha epey var. ABD beklemek istemiyor, imdada “parlamenter darbe” fikri yetişiyor. Şeytan’da oyun mu yok!?. Darbe için adımlar hızlandırılıyor. Seçenek? Merkez sağ boşaltılacak, çünkü AKP göz kırpıyor. Meşruiyeti ABD’de arıyor. Şimdiye kadar hiçbir partinin aramadığı kadar. Hükümetin dördüncü ortağı Derviş de rolünü ustaca oynuyor, DSP ve hükümet darmadağın oluyor. Bir yerlerden bir yerlere giden kriptolara gerek kalmadan herşey açıkça okunuyor; tahkimat tamam... “Ilımlı İslam” kimlikli AKP kartı Irak saldırısı öncesinde ve BOP’un önkoşullarından birisi olarak ortaya sürülüyor. Seçmenin 1/4’ünün, oy kullananların ise 1/3’ünün oyunu alarak parlamentoda 2/3 çoğunluğu sağlayıp tek başına iktidar oluyor. İşte, şimdi de sahneye konulan ‘oyun’ muhalefetteki CHP’yi içten çökertmek temelinde geliştiriliyor. “Şimdi işi bitirdik mi, bitirdik” diyorlar, “bundan iyi başka ne zaman olacak?” Atatürk Türkiye’sine tahammüleri yok; Cumhuriyet Devrimlerini referans alan partilere kimin liderliği altında olursa olsun tahamül yok... -Deniz Baykal gitse, CHP’nin peşini bırakacak mı ABD sanılıyor?!.- DSP’den sonra, sıra CHP’dedir. Sayın Baykal’ın tam olarak açıklayamadığı gerçek de maalesef budur. Durum ciddidir; ABD içerideki işbirliği unsurlarıyla birlikte, “Yeni Amerikan Muhipleri”yle birlikte CHP’nin hayatıyla oynamaktadır. CHP’nin hayatıyla oynanması; Türk ulusal devletinin tasfiyesiyle, cumhuriyet değerlerinin ve kazanımlarının bertaraf edilmesiyle anlamdaştır. AKP milletvekillerinin tam da bu sıralarda meclise Cumhuriyet Devrimi Kanunları’nın lağvedilmesiyle ilgili yasa önerisi vermeleri ilginçtir. “Ilımlı İslam” için, BOP için Mustafa Kemal’in Türkiye’sinin, onun iyi-kötü siyasal misyonunu taşıyan ve taşıması gereken CHP’nin köküne kibrit suyu dökülmek istenmektedir. *** Şimdi bıraktığımız yere dönebiliriz.. CHP’ye yapılan dış kaynaklı, özellikle ABD kaynaklı hücumların tarihi oldukça eski. Kurtuluş Savaşı’yla yaşıt. O dönemdeki ünlü ABD Başkanı Wilson’ı anımsayalım; ve onun ünlü “prensipler”ini... ne diyordu Mustafa Kemal, yani CHP’nin ilk Başkanı, CHP’nin öncülü olan Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nin kurucusuna ilişkin olarak muhterem; “asi”... Yani bertaraf edilmesi gereken... Anadolu’da bazı haklar ileri sürmeyi de ihmal etmeden tabii. Buna karşılık, Gazi’nin yanıtı sert olmuştur; Türkiye Cumhuriyeti ile yanıtlanmıştır Wilson hazretleri... Sonra... Sonra, Lozan... ABD, Lozan’ı imzalamamıştır. Masada ve Ankara’da Cumhuriyet’in bir ve iki numaraları vardır, Lozan’ın iki tarafından biri olan yepyeni Türkiye Cumhuriyeti adına... ABD, yanılmıyorsam ancak 1927’de, o da bazı çekincelerle lütfedip imzalamıştır Türkiye Cumhuriyeti’ni uluslararası planda tescil eden bu tarihsel belgeyi. Lozan imzalanırken, Türkiye’yi ABD’nin, Wilson’ın “Kemalistler” dediği CHP yönetmektedir. Sonra, “Johnson Mektubu”; kim vermiş, ABD Başkanı, kime vermiş; İnönü’ye. İnönü kim? İktidardaki koalisyonun büyük ortağı CHP’nin Genel Başkanı ve Başbakan. Ne için? Kıbrıs’ta Rumların taciz ve tecavüz ettiği Türklere destek olmak için zamanında güya ‘hibe ve yardım’ olarak verilen Amerikan malı askeri araç, gereç, silah ve mühimmatın Kıbrıs’ta kullanılmaması için... Sonra, ambargo. Ne zaman? Türk Ordusu Kıbrıs Türk’ünü faşist Rum saldırılarından kurtarmak ve Ada’nın bir “Yunan adası” haline gelmesini önlemek için Ada’ya çıkarma yapınca... 3 yıl, 8 ay, 10 gün ambargo... İktidarda kim vardı o zaman; CHP’nin büyük ortağı olduğu CHP-MSP Koalisyon hükümeti... Başbakan da CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit. Sonra, ABD kaynaklı “Allende-Büllende” dönemi; Türkiye’ye, CHP iktidarına karşı uygulanan destabilizasyon süreci. Terör, kıtlık, boykot, sabotaj, cinayet. Bölünme süreci; Alevi-sünni karşıtlığını tırmandırma çabaları. Sağ-sol kamplaşmasının abartıldığı bir senaryo. Sonra, 1 Mart tezkere süreci... CHP ile ABD karşıkarşıya... İktidarda değil, muhalefette bu kez CHP. Sen muhalefette de etkin olup sımsıkı durarak AKP’den de yurtseverleri ortak mı edersin bu tavrına? Öyleyse, al sana!.. Görüldüğü gibi, ABD ile CHP’nin yıldızının barışması olanaksızdır. İş daha Kurtuluş Savaşı’nda, Lozan’da kopmuş. Adam senin varlığını tanımıyor tam olarak. Bütün dünya tanımış, o tanımıyor. CHP’nin kurucusu ve ebedi başkanını; büyük Atatürk’ü “asi” ila etmiş! Bak utanmaza, bak hayına! Şimdi, “ılımlı İslam” modeli için fırsatı bulmuş, senin canına kast ediyor. O bunları yapıyor da, sen ne yapıyorsun ‘yönetim’, ‘muhalefet’, partili olarak?... Örneğin, ABD’den icazet alarak CHP’ye ‘başkan’ olmaya yeltenenleri niçin halka şikayet etmiyorsun?.. “Bunlar magazin” deyip konuya girmemeyi yeğliyorsun. Yüzünü Atatürk’e dön, “6 Ok”a dön, bu partinin ve ülkenin harcında onlar var. Seni sen yapan onlar. Seni silkindirip ayağa kaldıracak olan da onlar. Onlardan babaannemizin resmi gibi değil, hava gibi, su gibi söz etmemiz daha doğru olmaz mı? ABD’ye karşı “6 Ok” söker; milliyetçilik söker, devrimcilik, halkçılık söker; onun evangelizmine ve “ılımlı islam”ına karşı “6 Ok”un diğer ilkeleriyle içiçe geçen laisizm söker. Gerisi, lafı güzaf. |