Arama: 
12.07.2004/Sayı:60
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Yekta Güngör Özden
Öner Yağcı
Söyleşi
Ekonomi
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Dünya  

Diğer Dünya yazıları:
Kuzey Fırat - Büyük İsrail’den Büyük Kürdistan’a

 
İKİ LİDER İKİ ÖRNEK


Saddam Hüseyin
Y:İsminizi söyler misiniz?
Saddam: Hüseyin el-Mecit. Irak Devlet Başkanı.
Y: Doğum tarihiniz?
Saddam: 1947
Y: Mesleğiniz? Irak Cumhuriyeti’nin eski devlet başkanı mı?
Saddam: Ben hâlâ Irak Cumhuriyeti Devlet Başkanı’yım ve Silahlı Kuvvetler’in Başkomutanıyım. Bu hâlâ benim resmi sıfatım ve görevimdir. Ben hâlâ Irak’ın Başkanıyım ve Genel Komutanıyım. Beni bu şekilde töhmet altında bırakmaya çalışmanız uygun oluyor mu? Bu işleminiz Anayasa’ya ve kanunlara muhaliftir.
Y: İkametgâhınız?
Saddam: Her Iraklının evi ikâmetgahımdır.
Y: Annenizin adı?
Saddam: Sobha. Siz de kendinizi tanıtmak zorundasınız.
Y: Irak Merkezi Mahkemesi Başyargıcıyım.
Saddam: Öyle mi Mahkeme hangi yasayla kuruldu?
Y: Koalisyon güçlerinin aldığı kararla.

Saddam: O halde işgalcileri temsil eden bir Iraklısınız?
Y: Ben, Irak’ı temsil eden bir Iraklıyım.
Saddam: Şimdi anlaştık. O halde her Iraklının Irak yasalarına uyması gerektiğini teyit ediyorsunuz. Bu yasanın halkın iradesini yansıtması gerekmiyor mu?
Y: Kesinlikle öyle.
Saddam: O halde işgal güçlerinin aldığı karara uyarak çalışmamalısınız?
Y: Ben eski rejimde bir yargıçtım.
Saddam: İzin verin. İşi zorlaştırmak istemiyorum. Siz yargıçsınız. Ve yargıçlar hukukun üstünlüğüne değer verir. Adalet görecelidir. Bizim için Kuran ve şeriata dayanır. Ben Saddam Hüseyin için konuşmuyorum. Ancak Saddam Hüseyin’i seçen Irak halkının iradesine saygı duyulması gerektiğini söylüyorum.
Y: Buraya hakkınızdaki suçlamaları öğrenmek üzere getirildiniz...
Saddam: Burada sanık kim? Bir sanık mahkeme öncesi suçlamalardan haberdar olmalı.
Y: Zaten soracağım. Devlet başkanlığı bir görevdir. Ama devlet başkanı da vatandaştır. Ve yasaları ihlal ederse, yargı önüne getirilir. Hakkınızdaki suçlamalar: Halepçe’de kimyasal silah kullanarak kasten adam öldürmek. 1983’te çok sayıda Iraklıyı kasten öldürmek. Siyasi parti liderlerini mahkeme etmeden kasten öldürmek. Birçok din adamını kasten öldürmek. İran’la savaş ve Enfal’da suçsuz insanları kasten öldürmek. Kuveyt işgaline önderlik etmek.
Saddam: Avukatlarım gelmeden bu suçlamalarınızla ilgili imza atmayacağım. Sen 7. suçlamada Kuveyt’e girmekle beni suçluyorsun. Oraya girmek için ben emir verdim. Çünkü bu köpekler, Irak kadınlarını 10 dinarlık fahişelere çevirmeyi amaçlıyorlardı. Kuveytliler, ABD ile işbirliği yapan köpeklerdir. Sen şimdi beni nasıl bu konuda suçlayabiliyorsun? Ülken işgal altındayken sen nasıl beni yargılıyorsun? Hangi yasalara göre? Bu mahkeme, Bush’un seçimleri kazanması için bir tiyatro. Asıl suçlu Bush. Bu bir işgal olmasa bile, yargı Saddamı Irak’ı koruduğu için mi yargılayacak?
Y: Mahkemeye saygısızlığa izin veremem.
Saddam: O zaman resmi bir makamda oturan kişiye anayasanın verdiği haklar göz ardı edilebilir mi? Benim yaptığım yasaları bana karşı kullanıyorsunuz.
Y: Halepçe katliamı için ne diyorsunuz?
Saddam: Evet. Bunları ben de gazetelerden okudum.
Y: Bu tutanakları imzalayın, bunlar kayıtlara geçecek. Bu suçlamalara cevap ver.
Saddam: Avukatlarım olana kadar hiçbir şey imzalamam.
Y: Siz bilirsiniz. Ama...
Saddam: Niye endişeleniyorsun ki! Avukatlarımla geleceğim. Neden senin iğrenç kararlar almak için yaptığın baskıya boyun eğip, hata yapayım ki!
Y: O zaman gidebilirsin.

Görevli: Sen şimdi bizim misafirimizsin. Şimdi sana bir şeyler sormak istiyorum. Rahat ol. Kendini öyle sıkıntıya sokma.
Apo: Ben ülkemi severim. Annem’de Türk’tü. Eğer bir hizmet gerekirse yaparız. Onun dışında bana bir şey sormayın.
Görevli: Bizim sorduğumuz sorulara cevap vermiş olursan, hizmet yapmış olursun.
Apo: Türkiye’ye dönünce hizmet edeceğim. Fırsat verirseniz ederim.
Görevli: Bak şimdi kayıt yapıyoruz...
Apo: Kaydedin, yayınlayın. İşkence etseydiniz... İşkence etmediniz. Ama ben gerçekten söylüyorum. Türkiye ve Türk halkını seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Fırsat verilirse yaparım.
Görevli: Fırsat veririz de istediklerin ne? Ne istiyorsun mesela?
Apo: Kendinizi de o kadar yormayın. Böyle şeylere gerek yok.
Görevli: Yok zaten bir emniyet tedbiri.
Apo: Bir fırsat verilirse, bir hizmet imkanım varsa ki inanıyorum vardır, hizmet yapabilirim.

 

 

Biri millet biri aşiret