| Bedri Baykam |
|
Yerel seçim tablosu bir Baykal fiyaskosudur TÜRKSOLU: Yerel seçim sonuçlarına baktığımız zaman CHP’nin büyük bir gerileme içinde olduğunu görüyoruz. AKP’nin Atatürk Cumhuriyetini bir halifeye dönüştürmeye başladığı, Kıbrıs’ta ver-kurtulcu politikaların uygulandığı bir dönemde Atatürk’ün kurduğu parti olan CHP’nin bir gerileme değil, ilerleme yaşaması gerekmez miydi? CHP böyle kritik bir dönemde üstüne düşen muhalefeti ve direnişi göstermediği gibi, pek çok konuda Tayyip’i destekledi. BEDRİ BAYKAM: Yerel seçim tablosu maalesef bir CHP fiyaskosudur. Daha doğrusu bir Baykal fiyaskosudur. 20. Olağan Kurultay’da Baykal kendisi dışındaki Genel Başkan adaylarını, hiçbir siyasi ahlaka uymayan akıl almaz Bizans entrikalarıyla engelledi. Kendisini zorla Genel Başkan seçtirdi. Tüm Parti Meclisi’ni de blok listeyle kendi adamlarından oluşturdu. Partinin de çaycısından şoförüne kadar herşeyini kontrol ediyor. Tüm bunlara rağmen, seçim fiyaskosundan sonra “Bu benim mağlubiyetim değil. Ben iyi bir sonuç aldım. Muhalifler yüzünden bu sonucu aldım” diyebiliyor. Partiyi diktatörce, hiçbir demokratik anlayışa sığmayacak şekilde yöneten bir genel başkanın seçim yenilgisinden başkalırın sorumlu tutması anlaşılır şey değil. Baykal’ın stratejisi neydi? Kümede kalmak. %10 bu açıdan Baykal için başarıdır. Bir insan oluşturduğu stratejiyle, oluşturmaya inandığını dayanışma halkasıyla kendi gücünü ne kadar görüyorsa o kadardır. Baykal da kendi gücünü o kadar gördüğü için mutlu. Kendi oluşturduğu dünyada CHP çok iyi sonuç aldı.
Son CHP Kurultayı’nda Genel Başkan adayı olduğumda, genel başkanlığım halinde CHP’nin %40-45 oy alacağını söylüyor ve bunun mantığını açıklıyordum. Ben hangi partilerle işbirliği yapacağımı da, hangi kararsız oyları alacağımı da, merkez sağın hangi yüzer gezer oylarını alacağımı da anlattım. Baykal kendisine, kendi çerçevesinde, kendi liderliğine yeten, CHP’nin 5. katında oturmasını sağlayan bir yapı kurabiliyorsa bu Baykal için yeterli. Baykal’ın ne Türkiye’nin belediye bakanlıklarının en az yarısını kazanmak, ne de Türkiye’de iktidar olmak gibi bir arzusu, söylemi, hedefi, inancı yok. Olsa böyle davranmaz. Baykal’ın iktidar olmak gibi bir hedefi olsa, Ankara’da Gökçek’in karşısına kendi milletvekilini çıkarmazdı. İnsan İstanbul ve Ankara’da milletvekilini aday gösterir mi? Kazanırlarsa milletvekillikleri düşecek. Bir milletvekili o kadar değersiz mi? CHP iki tane milletvekili belediye başkanı olsun, o koltuklar da boş olsun deme lüksüne sahip bir parti mi? Herhalde Baykal’ın gözünde kendi atadığı milletvekilleri dışında kimsenin değeri de yok. Bunları seçebilecek çapta örgütü de yok. Hiçbir şeye inanmayan bir insandan böyle gülünç seçim sonuçları çıkar. O inançsızlığın bedelini ödüyoruz. CHP delegeleri büyük düşünsün Ben sevgili kurultay delegelerimize sesleniyorum. İnşallah akıllarını başlarına alacaklar ve olağanüstü kurultay için imzalarını verecek ve kurultayda gereğini yapacaklar. Perşembe’nin gelişini Çarşamba’dan hatta Pazartesi’nden başlayarak tüm detaylarıyla anlatırken akılları neredelerdi? O delegelere büyük düşünün diyorum. Kazanmayacağınız adaylıklar için Baykal oyunuzu aldı. Kazanamayacağınız il genel meclis üyeliği için siz anca matbaaları zengin ettiniz. Biraz büyük düşünün. %45 oy alan bir partinin çaycısı, %15 oy alan bir partinin ilçe başkanından daha güçlüdür siyasi olarak. Niye hep kaybeden Kemalizm ve sol olsun? Niye bunun bedelini yıllardır hep biz ödeyelim? Başka bir siyasi yapı kurulamaz. CHP dışında yurt çapına yayılıp Atatürkçü bir mantıkla bu örgütü ayağa kaldıracak başka hiçbir siyasi yapı kurulamaz. Kurulanlar pes etmiştir, bundan sonra kurulacak olanlar da para ve zaman kaybı olacaktır. CHP’nin içine girip, sahip çıkıp, savaşını verip, doğru rotaya çekmekten başka Türkiye’nin çıkar yolu yoktur demokratik çerçevelerde. TÜRKSOLU: Baykal’ın yenilgisini ideolojik ve siyasi bir nedeni de var. TÜRKSOLU’nda genel seçimler öncesinde “CHP Kemalizmi seçse %40 oy alırdı” demiştik. Halbuki Baykal o dönem Derviş’i seçti ve o seçimlerde büyük bir yenilgi aldı. Ancak bu yenilgiden de ders çıkarılmadı ve Genel seçimlerden sonra da Atatürkçülük açık bir şekilde terkedildi. Atatürkçülğü terkeden CHP de giderek eridi. Siz son kurultayda genel başkan adayı olmuştunuz. Kemalist çizginiz de biliniyor. Baykal’a en büyük eleştiriniz de Atatürkçülüğü terk etmesi üzerineydi. BEDRİ BAYKAM: Baykal Atatürkçülüğü yalnızca 2-3 yılda bir kurultaylarda hatırlar. Kurultaylarda yaptığı gözyaşartıcı Atatürkçü konuşmalar dışında Atatürkçü bir görüşü yoktur. Ülkenin tanınmış Atatürkçülerinden uzak durmak, onları yok saymak ve onları dinlememek, ve onları kadrosuna almamak Baykal’ın vazgeçilmez uygulamalarından biridir. Her birini sorsanız çok sever, gördüğü yerde merhaba der, fakat Yekta Güngör Özden, Mümtaz Soysal gibi kilit isimlerden uzak durur. Çünkü Deniz Baykal Atatürkçülüğün ödünsüz savaşçı kimliğini ve Cumhuriyet’in dokularına olan enfiltrasyonları reddeden katı tavrını herhalde hazmedemiyor. Kurultaylarda kendisinden daha büyük Atatürkçü yok. Bu da enteresan bir durum. Hatta son kurultayda yaptığı konuşmaya bakıyoruz. Lisede bir yurttaşlık bilgisi hocasının Cumhuriyet’in temel değerlerini anlatmasıyla karşı karşıyasınız. Alın o metni okuyun sonra da Türkiye’nin gerçeklerine bakın. Türkiye’nin tek ilerici, devrimci muhalif sol partisinin lideri bir kurultayda böyle mi konuşur buyrun karar verin. Bu bir yurttaşlık bilgisi hocası konuşması mıdır? Türkiye’nin temel sorunlarına çözüm bekleyen, ciddi muhalefet tepkisi bekleyen, şeriatçı gidişatta bir iktidara bir tokat indirilmesini bekleyen halkın Baykal’ı ve CHP’yi nasıl değerlendireceğini siz karar verin. TÜRKSOLU: Yerel seçimlerden sonra CHP içinde özellikle milletvekilleri arasında bir muhalefet hareketi başladı. Muhaliflerin toplantılarına siz de katılıyorsunuz. Muhalif hareketin hedefleri nedir? Sizce CHP içindeki gücü nedir? Muhalefetin hedefi partinin kapılarını halka açmak BEDRİ BAYKAM: CHP, yerel seçim felaketini yaşandığından beri muhalefet bir diyalog içerisinde. Şu an İstanbul çapında ve Türkiye çapında tekleşmeye çalışılıyor. Ben de elimden geldiğince katkı yapmaya çalışıyorum. Hedefimiz CHP’nin kapılarını halka açmak. CHP’nin üstüne çelik bir kafes giydirilmiş, kapıya çift sürgü konmuş, ayrıca çifte metal ses geçirmez dokular eklenmiş o çelik kapıya. Şimdi de anahtarı da denize atılmış, Kız Kulesi’nin oralarda akıntıya kapılmış gidiyor. Böyle bir ortamda biz o kapıyı zorluyoruz. Çünkü başka seçeneğimiz yok. TÜRKSOLU: Medyada, Baykal’a karşı muhalefetin Derviş kontrolüne girmesi için bir manipülasyon yaşandığını görüyoruz. Anlaşılan medya CHP’yi Atatürkçülükten koparma projesinin son halkası olarak Baykal’dan sonra Derviş’i genel başkan yapıp CHP’de kalan Atatürkçülüğün son kırıntılarını da ortadan kaldırmak istiyor. BEDRİ BAYKAM: Medyaya şöyle kanmamak lazım. Medya sürekli kafasında liberal antidemokrat sentezini uygulayabileceği iş sahasının müdürü olarak Turgut Özal’lar ister Cem Boyner’ler ister. Kemal Derviş’ler ister. Onların yarattığı ortamdaki dayatmanın sonucu olarak CHP’li muhalefetin liderliği Dervişe’e vereceği yanılgısına düşmemek lazım. Bunun olacağını zannetmiyorum. Oradakilerin çoğunu çok yakından tanıyorum. CHP’nin ileri gelenlerinden oluşan muhalif grupların buluştuğu dar toplantılardaki yapıyı iliyorum. Gerçek anlamda bir CHP bilincinin herşeye rağmen egemen olduğunu görüyor ve biliyorum. Altın bir tepside “Buyurun Kemal Bey. Baykal’ı indireceğiz, partinin anahtarını size sunuyoruz” anlayışı yok. Medya bunu istiyor. Muhalif gruplar bugün Baykal’ı devirmek için Derviş’i de, onunla hareket eden bir kaç milletvekilini de kullanabilirler. Burada kullanma derken iyi anlamda, dayanışma anlamında kuillanmayı kastediyorum. Ama bu o düşüncenin CHP’ye egemen olacağı anlamına gelmiyor. Yine medya tarafından o bahsettiğim mantık çerçevesinde öne sürülmeye çalışılan başka isimler var. Bir isim devamlı partiler arasında geziyorsa, hangi parti kazanacak gibiyse oradan siyasete devam ediyorsa ve gerçek anlamda Türkiye’nin 20-25 yıllık siyasetinde tüm gidişaktlara karşı herhangi bir manevra kabiliyeti ya da söylem kullanmamış biriyse sırf medya onu itiyor ve allıyor pulluyor diye adaylar CHP’yi ele geçirmeyecek. Buna kesinlikle inanmıyorum. TÜRKSOLU: CHP’deki muhalif kanatta Derviş’in bir ağırlığının olmadığını söylediniz. Derviş kullanılabilir diyorsunuz. Ancak Derviş’in CHP’yi getirmek istediği bir nokta var. Derviş’in projesi CHP’yi tamamen Atatürkçülükten koparmak ve Batılı sosyal demokrat partilere dönüştürmek. Bu CHP’nin kuruluş felsefesini reddetmek anlamına gelmektedir. Muhalif kanat Derviş’in bu planının ne kadar bilincinde? Yağmurdan kaçarken doluya yakalanmayalım. Yıllarca Dünya Bankasında çalışıp Türk siyasetinden kopanlar CHP’yi yönetemez BEDRİ BAYKAM: Dediğim gibi, muhalif milletvekilleri ve liderlerin çoğunu çok yakından tanıyorum. hepsi Atatürkçü insanlar. Bu konuda oyuna geleceklerini sanmıyorum. Örneğin, muhalif milletvekillerinden Hakkı Akalın’ın bir yayını var. O yayında Akalın Sosyal Demokrasiyle Atatürkçülüğün sentezinin CHP’de zaten yapıldığını söylüyor. Derviş ise Sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini Atatürkçülükle bağdaştırmak gibi bir ideolojik misyon yükledi kendisine. Derviş sanki çok yeni bir şey söylüyormuş gibi “Evrensel sosyal demokrasiyle Atatürkçülüğü birleştirmemiz lazım” diyerek, YDH’de (Yeni Demokrasi Hareketi) pazarlayamadığı fikirleri bu sefer CHP tezgahında satmaya çalışıyor. Sen ABD’de, Dünya Bankası’nda çalışırken bilmiyorum o zamanlar ne yapıyordun. Ortanın solundan başlayarak, hatta 27 Mayıs öncesinde oluşan İlk Hedefler Beyannamesi’nden Halk Sektörü’nden geçerek CHP evrensel sosyal demokrasiyle Atatürkçülüğü zaten birleştirmiş. CHP liberal bir parti değil. Sen CHP’nin bir liberal parti gibi, ANAP gibi, geçmişte arzulandığın YDH gibi, davranmasını istiyorsan yanlış kapıdasın, yanlış durakta geçmeyecek bir otobüs bekliyorsun. Derviş’i medya öne çıkarıyor Derviş’i kim öne çıkarıyor sürekli? Medya. Biz 30. Olağan Kurultay öncesi o büşyük savaşı verirken, toplam 125 bin kilometre yaparak bütün Türkiye’yi birbirine katarken, tüm bunları medyaya güvenip yapmadım. Medyadan hiçbir şey beklemedim. Medya o dönemde de Baykal’a karşı Derviş’i öne çıkarıyordu. Sanki kurultayda Baykal’ın rakibi Derviş’miş gibi bir yayın yapılıyordu. Gerçek muhelefeat bu şekilde bastırılıyordu. Yok sayılıyordu. Ben o mücadeleye medyaya güvenerek girmedim. Ben o mücadeleye yurdun her noktasına yayılmış CHP delegelerine, yurdun her tarafındaki Kemalist CHP üyelerine güvenerek girdim. Bir de aydınlara, demokartik kitle örgütlerine, sendikalara güvenerek girdim. İtiraf edeyim, aydınlardan Hıncal Uluç, Ümit Zileli, Cüneyt Ayral, Deniz Baloğlu, İleri ve TÜRKSOLU grubu dışında büyük bir hayalkırılığı yaşadım. Yani CHP’deki bu tek adam yönetimine sözde çok karşı çıkan, Türkiye’nin değişmesini sözde çok isteyen, şeriatçı gidişata sözde dur demek isteyenlerin elini bile kıpırdatmadığını gördüm. Her gün Samsun’dan Ankara’ya yürüsen ne değişecek? Özellikle demokratik kitle örgütleri siyasete bulaşmayalım diye, CHP’nin iç işi diye karışmadılar. Hayır. Bu senin işin. Çünkü sen demokratik kitle örgütleri olarak her gün buluşsan, yalnız 19 Mayıslarda değil, her pazar Samsun’dan Ankara’ya yürüsen ne değişecek? Bu anti laik kadrolaşmayı engelliyor mu? Bu çıkarılan Cumhuriyet’in temellerine dinamit koyan ahlaksız yasaları engelliyor mu? Siyaset parlamentoda ve partilerde yapılır. Artık Türkiye’de kitle örgütleri bunu görmeye mecburlar. Bu konuda büyük bir infial yaşıyorum. Demokratik kitle örgütleri ve sendikalar artık Samsun’dan Ankara’ya yürüyerek ve kolkola girerek Kızılay’da yürüyüş yaparak hiçbir yere varamadıklarını ve varamayacaklarını anlamazlarsa bu ülke tepetaklak gideck. Demokratik kitle örgütleri artık ayaklarını denk almaya mecbur. Siyasetin dışında kalalım diye diye bir sabah kapılarında asma kilitle karşılaşacaklar. O gün de artık AKP mi olur başka bir şeriatçı parti mi olur bilmiyorum. O parti artık %80’lere çıkmış ve şikayet edecek merci de kalmamış olacak. Siyasetle ilişkileri kanarya sevenler derneği düzeyinde. Bu dramı yaşıyor Türkiye. Bugün kitle örgütleri ve sendikalar siyasete en büyük gücü akıtması gereken kişilerin önünü tıkıyor artık. 30. kurultayda yaptırılmayan konuşmam, genel başkanlık adaylığı kararını nasıl aldığım, nerelere seyahat ettiğim, kurultay sürecinde nasıl bir çalışma yürüttüğüm ve kurultayda neler yaşadığımla ilgili bir kitabım Haziran sonunda çıkacak. Orada tüm bu detayı herkes bulabilecek tahmin ediyorum TÜRKSOLU: Bundan sonraki süreci nasıl görüyorsunuz? Muhalifler başarılı olacak mı? CHP yeniden Atatürkçü çizgiye dönecek mi? Yoksa Derviş CHP’nin kontrolünü ele mi alacak? Baykal’ı haketmiyoruz BEDRİ BAYKAM: CHP’nin bugün oloağanüstü kulurtayı toplayacak bilinçte delege yapısına yaklaştığını zannediyorum. O imzalar Genel Merkez’e iletilecek ve Olağanüstü Kurultay toplanacaktır. Ne kadar acı ki demokrasi tarihinin kara sayfalarına geçen bir insan bugün Türkiye’de şeriatçılığa karşı mücadele verilirken elimizde kalan Atatürkçü-solcu-Kemalist olması gereken yapının da başkanlığında. Haketmediğimiz bir durum bu. Ancak delegeler olağanüstü kurultayı çağırnayı başarırsa orada da gereğini yapacaktır, buna eminim. Orada oluşacak söylemin kesinlikle CHP’yi daha ulusalcı, daha kemalist ve daha eylemci ve kesinlikle daha demokratik ve halka açık bir parti haline getireceğine de eminim. Muhalefete katılmamış milletvekillerine özellikle bir çağrım var. Ülkenin nereye gittiğini görüyorsunuz. Biraz bakkalınızla, manavınızla, hatta kardeşinizle karınızla konuşun Partinin halktan kopuk olduğunu göreceksiniz. Atatürk “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” dedi. Millet sizi seçti. Delegeleri de millet seçti. Siz kalkıp tek adam diktatörüğüne tekrar biyat eden bir yapıda, sizi tepeden tek başına idare etmek isteyen bir insanın töhmeti altına girdiğiniz zaman demokrasiyi baypas edip tekrar padişahlığa dönüyorsunuz demektir. Türkiye’de işlerin kötü gittiğini 15 yaşındaki çocuklar da anlatabilir. Milletvekillerinin Atatürk dışında kimseye vefa borcu yoktur Milletvekili oldunuz diye kimseye vefa borcunuz olduğunu düşünmeyin. Bizim vefa borcumuz Atatürk’edir. Devrim şehitlerinedir. Bu ülkenin kuruluş kontratınadır. Bu ülkenin kuruluş felsefesinedir. Muhalif milletvekillerine de bir çağrım var. Baykal yönetimindeki CHP’nin milletvekili olmayı istememiş, bilerek dışarıda kalmış ve yıllardır bu muhalefeti yürüten insanlarla iyi bir diyalog içinde olun. Yapıcı olunması lazım. Kesinlikle dayatmacı olunmamalı. Birbirimize yardım etmemiz lazım. Bugün hedefimiz CHP’nin kapılarını açmak, kimin lider olacağı artık ikincil bir konudur. Kimin Baykal yerine bu olağanüstü kurultayda genel başkan olacağı ikincil bir konu. Önce olağanüstü kurultayı toplayıp muhalafeti tek vücut haline getirmeliyiz. Kimler geçmişten beri lider olmak istiyorsa, kimler Baykal’a karşı aday olmak istiyorsa daha önce Ankara’ya çağırılır. Genel başkan adayları medeni bir şekilde fikirlerini söyler ve o adaylardan biri Baykal’a karşı tek aday olarak belirlenir. Dolayısıyla esas kurultaya tek adayla gideriz. Bu yüzden kavga etmeye ve kapalı kapılar ardında Bizans etnrikaları çevirmeye gerek yok. Herkesin gidip niye başkan olmak istediğini, olursa ne yapacağını, mantığının ne olduğunu, fikirlerini açıkça savunduğu, delegeler mevcut adaylardan birini seçecektir. Bu bence en acısız ve demokratik çözüm olacaktır. |