| Gökçe Fırat |
|
Hangi Meclis’in ordusu?.. “Hoşgeldin Amerika burası Ortadoğu” ABD, son üç yılda iki ülkeye saldırdı, ikisini de işgal etti. Peki sonuç ne? İki cepheden gelen son iki habere bakalım: Aganistan’ın Zubul bölgesinde Amerikan askerleri ve ABD’nin Afgan hükümeti askerlerine saldıran Taliban 4 ABD askeri ile 7 Afgan askerini öldürdü. Irak’ta, Şii direnişinin sürdüğü Necef’te, Amerikan askerlerine düzenlenen saldırılara engel olamayan ABD, askerlerinin devriye gezmesine son verdi. Görüldüğü gibi ABD açısından durum hiç de parlak değil. ABD’nin mevcut gücü, belki hükümetleri devirmeye, ülkeleri işgal etmeye yetiyor ama o ülkelerde ABD’nin istediği yine de olmuyor. Bunu bilmek içinse, ne ülke yönetmeye, ne de asker olmaya gerek var; bir vatan duygusuna sahip olan herkes, hiçbir milletin vatanını işgalcilere teslim etmeyeceğini bilir! Bunun böyle olacağı Irak’ta da belliydi. Daha Irak’a saldırı başlarken, ABD’ye “hoşgeldin Amerika burası Ortadoğu!” demiştik. ABD’liler, her ne kadar İsrail’le birlikte hareket etseler de, Ortadooğu’da işgalci bir güç olarak kalmanın ne anlama geleceğini bilmiyorlardı. Şimdi Irak’ta meşru rejimin devrilmesinin üzerinden bir yılı biraz geçti, ABD nasıl bir cehenneme düştüğünü yeni yeni anlamaya başladı. Ama daha bu bir başlangıç. İsraillilerin tam 55 yıllık işgaline karşın, nasıl rahat uyku uyuyamadığını ABD’liler de daha iyi anlamaya başlayacaklar. Irak’ta Amerikan operasyonu, “şok ve dehşet” adıyla başlamıştı. Ama görüyoruz ki operasyon artık bir fiyaskodur. Dünya liderliğine soyunan bir ülke içinse hem komiktir hem de acıklı. ABD’nin B planı yoktu! Bu durumun yaşanmasının nedenine gelince... ABD’nin asıl amacı, sadece Kuzey Irak’ta bir Kürt devletçiği kurmaktı. Böylelikle ikili bir amacı gerçekleştirecekti. Hem İsrail’den büyük Kürdistan’a bir hat çizilecek ve bu hat Kafkaslar’la birleştirilecek, hem de bölgenin tüm petrol yatakları ele geçirilecekti. Bu hedef için en uygun seçenekse, Irak’a Kuzey’den yani Türkiye’den girerek bir noktada durmaktı. Durulacak bölge belliydi. ABD Kürt devleti kurmayı planladığı bölgeyi geçtiği andan sonra, Irak’ın geri kalanına karışmayacaktı. Böylece bugün girdiği bataklığa da çekilmemiş olacaktı. ABD’nin bu planı için Türkiye’ye ihtiyacı vardı. Ama Türkiye’yi ikna edemedi. Edemeyince Irak’a Güney’den girmeyi denedi ve başına olmayacak işler açtı. Şimdi hem kendini nasıl koruyacağını bilemiyor, hem de kukla Kürt devletçiğini. Bu, aslında ABD’nin bir B Palın’nın olmadığının en büyük göstergesidir. Plansız harekete geçen ABD’nin tüm hesapları altüst olmuştur. Bu noktada Türkiye geriye dönük bir muhasebe yaptığında atlattığı badireyi anlayacaktır. Eğer Türkiye ABD’ye izin verseydi, yani Meclis’ten tezkere geçseydi, bugün Irak’ın kuzeyi ve Türkiye’nin Güneydoğusu, yaklaşık 300 bin ABD askeri tarafından işgal edilmiş olacaktı. Bu, ABD’nin kukla Kürt devletçiğini kurması demekti. Türkiye bu izni vermeyerek, bu planı bozmakla kalmadı, ABD’nin plansız bir harekata başlamasına da neden oldu. Aslında durum ABD açısından çok daha kötü de olabilirdi. ABD’nin Irak’a müdahale hazırlıkları yaptığı sırada, Türk Ordusu, Kuzey Irak’a bölge ülkelerinin de olurunu alarak girseydi, oradaki aşiret meclisini dağıtsaydı, ABD, Irak’a hiç gelemezdi. Bu durumda, bugün yaşanan “kırmızı çizgilerimiz” fiyaskosunu da yaşamazdık. Irak’tan önce Türkiye’de operasyon Ama, Türk Ordusu bu adımı atmadığı için, ABD adım attı. Attıkları adım bugün onları ne kadar zor duruma düşürse de, Türkiye’yi durdurmuş oldular. Bu noktada, 2000 yılındaki koalisyonun kimler tarafından nasıl yıkıldığının, ülkenin kimlerin oluru ve arzusuyla seçime götürüldüğünün ve tam bu dönemde komuta kademesinin nasıl inisiyatifsiz bırakıldığının da açıklığa kavuşturulması gerekir. Anlaşıldığı kadarıyla ABD, Irak operasyonunu başlatmadan hemen önce, Türkiye’de de büyük bir operasyon başlatmıştır! Günümüze geldiğimizde ise durum kimileri için içinden çıkılamaz hal almıştır. ABD’nin her adımına sessiz kalanlar, bugün ABD daha fazla adım atmasın diye, ona her istediğini verecek noktaya kadar geri çekilmiştir. O kadar ki, ABD, Irak’a operasyon başlatmadan önceki planlarını yeniden masaya getirmiştir. ABD’nin yeni isteklerini şaşkınlıkla okuyoruz; Konya’da, Samsun’da, İskenderun’de üs ve elbet daha bilemediğimiz ne tür istekler... Gördüğümüz kadarıyla bu izin şimdilik verilmiyor. Verilmesi için en azından bir Meclis kararı gerektiği söyleniyor. Kimileri ise bu noktadan bir pazarlığa girişiyor. Olayın saçmalığı ise ayrı bir konu. ABD, BM kararlarına karşın Irak’ı işgal etti. Ve son işkence görüntüleri, ABD’nin aslında savaş sözleşmelerini de ihlal ettiğini gösteriyor. Yani nerden baksanız hukuksuzluk var. Şimdi bu hukuksuz operasyonda, ABD’ye destek veren tüm ülkeler birer birer geri çekiliyor. ABD Irak’ta çok kısa bir süre sonra tek başına kalacağa benziyor. Kaldı ki, ABD Irak’ta sokağa çıkamaz durumdadır. Bölgede uzun süre kalmak gibi bir ihtimali de kalmamıştır. Peki bu durumdaki bir ABD, nasıl olur, neye güvenir de, Türkiye’den Samsun limanını ister? Bunun için ya aptal cesareti olması gerekir, ya da içerdekilerin kendi adamları olması!.. Ama gördüğümüz kadarıyla, ABD, ilk defa aptallık yapmıyor! Mehmetçik nereye? ABD’nin isteği üzerine, daha geçen hafta Türkiye Afganistan’a helikopter ve asker gönderdi. Bilindiği gibi ABD, Afganistan’a giderken bizde kimi saftirikler laiklik için destek veriyorlardı. Afganistan’da hâlâ şeriat var ama hala Afganistan’a asker gönderiyoruz! Ama işin asıl komiği, dün laik Irak’a destek vermeyenler, bugün şeriat anayasasını kabul eden Irak’a, şeriatçı rejimi korumak için gitmek istiyor! Anlayan beri gelsin!.. Bu nasıl laikliğin teminatı olmaktır, birileri bize şimdiden anlatsın, çünkü bir süre sonra, bugün Afganistan’a giden mehmetçiğin, Irak’a da gönderildiğini göreceğiz! O zaman soralım mehmetçik nereye? Türkiye’de laiklikte tarafız diyen mehmetçiğin Şeriatçı Afgan rejimini korumak gibi bir görevi olabilir mi? Türkiye’de laiklikte tarafız diyen mehmetçiğin Irak’ta hem Şeriatçı hem de Kürt yönetimi korumak gibi bir görevi olabilir mi? ABD isteyince Şeriatçı rejimleri bile korumak hangi Atatürkçülüğe sığar? Kaldı ki Ordu Meclis’in ordusuysa, Meclis kararı olmadan Afganistan’a asker nasıl gönderiliyor? İki sene önce alınan izne dayanarak asker gönderilebiliyorsa, örneğin 10 sene sonra da Meclis izni olmadan asker gönderilebilecek mi? Biliyoruz ki, hükümet, Meclis’i by-pass ederek ABD’ye kapıları açıyor. Ne Afganistan için ne de Irak için Meclis izni yok! Tek bir Meclis’in izni var, Amerikan Meclisi! Afganistan’a asker gönderen, Irak’a üs vermeyi planlayıp da, Meclis’in Ordusuyuz diyenlere, hangi Meclis’in Ordusu olduğunuzun farkında mısınız diye sormak hakkımızdır... |