Arama: 
17.05.2004/Sayı:56
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Kıbrıs
Ekonomi
Yekta Güngör Özden
Öner Yağcı
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Türkiye Muzaffer Ayhan Kara

Diğer Türkiye yazıları:
Atatürk'ün kemiklerini sızlatan savcı!...
Funda Uzun - Türk Birliği
İskender Özturanlı - CHP ve yıkılan özlemlerimiz

Komutan ve görev

Hilmi ÖzkökTürk Devrimi ve Türk kimliği son dönemde tarihinin en ağır saldırılarından birisiyle karşı karşıyadır. Türk Devrimi emperyalistlerce boğulmak isteniyor. Emperyalist odaklarda pişirilen ve işbirlikçileriyle hayat bulan senaryoların hayata geçirilmesi için her yola başvuruluyor.

Türk Devrimi’nin yolunu izleyenleri, ülkemizin sol birikimini kimliksizleştirmek için de bir Kemalizm fobisi yaratmayı denediler ve önemli ölçüde başarılı da oldular. Tarihin ne garip cilvesidir ki, Kuvvacılar da ABD ve öteki emperyalistlerce Kemalist olarak niteleniyordu!

Kemalizm, Türk Devrimi’nin adıdır. Onun felsefesi, hayat anlayışıdır. Türk Devrimi’ne, mazlum miletlere kurtuluş ve bağımsızlık yolunu açan ve gösteren bu ilk örneğe karşı açıktan karşı çıkamayan tatlı su kurnazları, karşı devrimciler ve emperyalist propaganda merkezleri “Kemalizm Karşıtlığı” ile halkımızı ve özellikle gençliğimizi Türk Devrimi’nden, onun eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin muzaffer yürüyüşünden koparmak istemektedir.

ABD emperyalizmi, niyetlerini ve emellerini “ılımlı islam” ve “Kürt-Ermeni”, “Dinlerarası Hoşgörü” kartlarıyla; mali kıskaç mekanizmalarıyla ve ekonomimizdeki dolarizasyonla hayata geçirmeye çalışmaktadır.

Almanya; oradaki yurttaşlarımızı Türk kimliğinden uzaklaştırmak, Türkiye Cumhuriyeti’nden ahlaki ve felsefi olarak uzaklaştırmak için kimine; “sen müslümansın”, kimine; “sen alevisin”, kimine; “sen kürtsün” demektedir. Yeter ki, Türk olma da ne olursan ol!..

Ya Kıbrıs’ta sahneye konulan oyun?

***

Peki, bu senaryolar hayata geçecek mi?

Ulusal güçler, Türk Devrimi’nin kuvvetleri izin verirse, ‘uyursa’ geçer! O zaman, ulusal güçlere ve özellikle Türkiye’nin Kemalist, devrimci dinamiklerine; Türk soluna önemli görevler düşmektedir.Türk Devrimi’ni tasfiye girişimlerine karşı barikatları kurmanın zamanıdır. Peki, salt “silahsız kuvvetler” mi barikatların arkasında yer alacaktır? Türk Devrimi’ni korumak için Silahlı Kuvvetler nerede duracaktır?

Son dönemde, Genelkurmay Başkanlığı’na Sayın Org. Hilmi Özkök’ün atanmasıyla başlayan süreçte birçok Türk gibi yüreğim burkulmuyor dersem, yalan... Başkomutanlık makamı, Atatürk’lerin, Karadayı’ların, Kıvrıkoğlu’ların makamıdır. Orada oturanların bunu bir dakika bile aklından çıkarmaması gerekir. Türk halkı, olup bitenlere karşı “komutan”dan sıkı duruş beklemektedir. YÖK Yasa Tasarısı’na gösterilen tepkinin MGK Yasası için, Kıbrıs için gösterildiğini kim söyleyebilir?

Kıbrıs ve MGK hiç bu kadar önemli olmamıştı! Türk olmak hiç bu kadar önemli olmamıştı!

Türkiye’nin savunma hattını Kıbrıs’tan Mersin’e çekerseniz, bu size savunma zaafı olarak dönmeyecek midir? Kıbrıs’ta referandum, yarın öbür gün başka yerlerde referandum isteğiyle devam ederse ne olacaktır?

Silahlı Kuvvetler, en çok gereken ortamda MGK’daki rolünün zayıflatılmasına izin verdi. Ümmetçi yaklaşımlara seyirci kalınıyor. Sayın Yalman ve Sayın Tolon’dan; Sayın Garnizon Komutanları’ndan önce daha gür bir sesle olup bitenlere ilişkin olarak Sayın Özkök’ten tepkiler bekliyoruz.

Türk halkı, önemli ölçüde devrimin sigortası olarak ordusunu, komutanını görmektedir.

‘Şiir Gibi’ AKP-Özkök ilişkisi eminim ki Silahlı Kuvvetler’de de içten içe sıkıntı yaratmaktadır. Sayın Özkök’ün yanına öteki komutanları da alarak Atatürk’e yakışan bir tutum takınmasını milletçe bekliyoruz.

Ne demek Kıbrıs’ta referandum öncesi ‘tarafsız’ olmak? Topu taca atmakla bir yere varılamaz. Unutmayalım ki, tarafsız olan sonunda bertaraf olur!

Sayın Özkök ile aynı asker ocağında peşisıra görev yaptım. Tuğgeneral olarak görev yaptığı kıt’ada kendisiyle ilgili çok olumlu izlenimler almıştım. Sevilen, sayılan, disiplinli bir komutan olarak belleklerde kalmıştı. Ne var ki, Türkiye gibi henüz 85 yıl önce devrimini başlatmış ve emperyalistlerin kuşatması altındaki bir ülkede sadece sözü edilen vasıflar üstün nitelikli bir komutan olmaya yetmez. İyi bir komutan, herşeyden önce dış ve iç tehlikeler karşısında elindeki kuvvetleri uyanık ve diri tutmak; eğitmek, moral vermek ve donatmakla yükümlüdür. Ordunun başta gelen görevlerinden biri de Türk Devrimi’ne sahip çıkmaktır.