Arama: 
17.05.2004/Sayı:56
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Kıbrıs
Ekonomi
Yekta Güngör Özden
Öner Yağcı
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Dünya Özgür Billur

Diğer Dünya yazıları:
Şener Üşümezsoy - AB-ABD çatışmasında Patrikhane savaşları
Yıldız Sertel - NATO Zirvesi felaket habercisi
Özgür Erdem - ABD Irak batağında, insanlık işkencede...


Kürt ayaklanması kapımızda

Apo, İmralı’dan tehdit savuruyor

PKK’nın siyasallaması Türkiye’nin demokratikleşmesi için hayırlı olacaktır, diyenler geçtiğimiz ay ve Mayıs ayının ilk haftasında Güneydoğumuzda meydana gelen terör olaylarına baksınlar. Tunceli, Bitlis, Siirt ve Bingöl’de teröristlerle jandarma kuvvetleri ve korucular arasında altı ayrı çatışma oldu. Ayrıca Lice ve Şırnak’ta iki ayrı askeri aracın mayına çarpması sonucu iki erimiz şehit oldu, üçü yaralandı. Bu saldırılar bizzat İmralı’daki teröristbaşının talimatlarıyla yapılıyor. En son 8 Mayıs’ta avukatları aracılığıyla örgütüne gönderdiği direktiflerde, Apo’nun silahlı eylemlerin işareteni verdiğini görüyoruz.

Örgütün yayın organı gibi çıkan Gündem gazetesinde Apo şöyle diyor: “Askeri, lojistik hazırlığı tamamlasınlar. Diyalog için bir ipucu verilsin, o zaman durdurabilirim. Yoksa çığ gibi savaş gelişir. Mervan Gül’e( Siirt’te Milletvekilliğinden istifa edip Tayyip Erdoğan’ın meclise girmesini sağlayan eski milletvekili, şimdi AKP’li Siirt Belediye Başkanı) söyleyin Erdoğan’la diyalog için görüşsün. Yoksa bunlar Siirt ve Van’da kalamazlar. Beşyüz gerilla Siirt’e girer. Onları orada barındırmazlar”

Teröristbaşı, 1 Haziran’a kadar Türkiye’ye süre verdiğini de açıklıyor.

İşte AB uyum sürecindeki devlet. Kendisini ortadan kaldırmak iteyen bir terör örgütünün başı elinde, Ancak O, örgütünü yönetmeye devam ediyor ve seni tehdit ediyor.

Bu tehditleri ciddiye almamız gerektiği bu son saldırılarla da ortaya çıktı. Amerikan US News&World Day muhabirinin mart ayında girdiği Kuzey Irak’taki PKK kamplarındaki şu üç gözlemi dikkat çekici: 1. Kandil Dağlarında 5 binden fazla terörist var, 2. Operasyonlara başlamak için hazırlık yapıyorlar, 3. ABD ile yakınlaşmaya başladılar.

PKK, yeniden silahlı eylemlere girişmesinde Türkiye’nin içinde bulunduğu acziyetin yanında ABD’nin de PKK’ya göz yummasının önemli rolü var.

Kimin ipi kimin elinde

Tamamen emperyalizm tarafından ortaya çıkartılan ve yönetilen Kürt hareketi, iki merkezden yönetilmektedir. Birincisi Kuzey Irak’taki Talabani ve Barzani hareketini destekleyen ABD, diğeri Türkiye’de PKK’yı destekleyen Avrupa Birliği. Rusya da Barzani’nin Kürdistan Demokrat Partisi ile temas kursa ve Kuzey Irak’ta bir konsolosluk açma girişiminde bulunsa da ABD ve AB gibi bir yönlendirici etkiye sahip değil.

ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra, Barzani ve özellikle Talabani’nin hareket alanı genişledi ve bu iki Kürt aşireti Arap ve Türkmenleri ezerek güçlendi.

PKK ise Türkiye’nin AB Uyum süreciyle önemli kazanımlar elde etti. PKK, her eyleminde arkasında AB ülkelerinin desteğini hissederek hareket etti.

Türkiye, PKK’ya karşı ABD’ye dayanma ve ondan destek alma politikasını izledi, ancak bu politika hiçbir zaman tutmamıştır. Çünkü ABD’nin bölgede önemli bir gücü bulunan PKK’yı kendi yörüngesine alması ve bunu Türkiye’ye karşı kullanması onun Ortadoğu’daki uzun vadeli planına uygun bir politikadır. Bu plan, Büyük Ortadoğu Projesi olarak adlandırılan Kürt-Yahudi devletinin kurulmasıdır.

PKK’daki bölünme ne anlama geliyor?

ABD, Kuzey Irak’taki PKK’lı teröristlerin Türkiye’ye teslimi konusunda hiçbir adım atmamıştır. Türkiye’nin bu konudaki ısrarlarına niçin cevap verilmediğini yanıtlayan üst düzey bir ABD’li diplomat şunları söylüyor: “Şu anda örgütte ciddi bir bölünme ve görüş ayrılığı var. Bu bizim için olumlu olabilir, bekleyip görmek lazım.” Bu bekleyişin çok uzun süreceği ABD Savunma Bakanı Rumsfeld’in basın toplantısında PKK’ya karşı ne zaman harekete geçileceği sorusunu yanıtlamamasından belli.

PKK içinde yaşanan bölünme bizzat ABD tarafından düzenlenen bir operasyonun sonucu gerçekleşti. Bölgedeki tüm Kürt grupları eline almak isteyen ABD, Osman Öcalan ve Nizamettin Taş’ın başını çektiği bir grupla temasa geçti ve bu isimleri yanına çekti. Osman Öcalan grubuyla Duran Kalkan, Cemil Bayık ve Murat Karayılan gibi isimlerin bulunduğu ekip karşı karşı geldiler.

PKK/Kongra-Gel’in başkanlığını yürüten eski DEP milletvekili Zübeyr Aydar’ın Öcalan’ın Kandil dağlarına geri döndüğü ve örgütte ayrılık olmadığını açıklaması gerçeği pek yansıtmıyor.

Önümüzdeki günlerde PKK içinde ne gibi gelişmelerin olacağını hep birlikte göreceğiz. Geleneksel AB’ci ekip ağırlığını devam ettirecek mi, yoksa Amerikancılar güçlenecek mi veya kopacaklar mı?

PKK’nin AB yörüngesindeki politikasının değişmesi zor gibi gözükse de, ABD’nin önemli bir adım attığı ortada.

AB’nin geçtiğimiz ay Kongra-Gel’i terör örgütleri listesine alması, PKK içinde büyük tepki uyandırdı ve teröristbaşı Avrupa’yı ikiyüzlülükle suçladı. Bu listelerin pek bir önemi olmasa da örgütün AB’ye karşı politikalarını etkileyeceğini söyleyebiliriz.

ABD Kürt grupları birleştiriyor

Bu iki kuvvet, Irak’taki çatışmalardan kendini soyutlamış bir durumda gittikçe etkinliklerini arttırıyor. Geçtiğimiz Mart ayı sonunda KDP ve KYB üç günlük bir zirve düzenleyerek birleşme konusunu masaya yatırdılar. Bu toplantıya PKK’nın da temsilci gönderdiği söyleniyor.

KYP, KDP ve PKK birbirleriyle daha önce karşı karşıya gelmiş olsalar da bugün ABD’nin müdahalesiyle pekçok konuda ortak hareket etmektedirler. Talabani Geçici Konseyin başındadır, PKK’li Mahmud Osman Konseyin yönetim kurulundadır, Barzani’nin ise yeni kurulacak hükümette cumhurbaşkanı olması konuşulmaktadır. ABD’nin Kürt aşkını gösteren bir başka olay da, yeniden yapılandırdığı Irak ordusunun başına Kürt general Babekir El Zebari’yi atamasıdır.

Kürt devleti için ayaklanma provaları

12 Mart tarihinde Suriye’nin Kamişli şehrindeki olaylar, ABD destekli Kürtlerin ortak hareket ettiğini gösterdi.

Bizzat Amerikalı ajanların da içinde yer aldığı ayaklanma hareketine Suriye sert yanıt verince çıkan çatışmalarda elliden fazla kişi öldü. Bu olaylardan sonra Barzani: “Kürtlerin bağımsız devlet kurma hakkı vardır ve bu birgün gerçekleşecektir” dedi. Kongra-Gel Başkanı Zübeyr Aydar ise, “Kuzey, Güney ve Doğu’da yaşayan Kürtleri Batı Kürdistan’da yaşayan Kürtlerle dayanışmaya çağırdı.

Barzani ve Baydar’ın bu açıklamaları ve Talabani’nin olayların çıkışındaki kışkırtıcılığı Kürt grupların ABD’nin desteğiyle büyük bir ayaklanmaya hazırlandığını gösteriyor.

Kamışli’deki Kürt ayaklanması sırasında Türklere ait araçların tahrip edilmesi, Kerkük’te benzer olayların yaşanması ve aynı gün İran’ın Mehebad, Samandec, Merivan ve Bena ketlerinde de Kürtlerin güvenlik güçlerine saldırması olayın boyutlarının çok geniş olduğunu gösteriyor.

ABD ve Kürtlere karşı bölgesel ittifak

Kürt ayrılıkçılığı, Suriye’yi, İran’ı ve Türkiye’yi aynı şekilde tehdit ediyor. ABD emperyalizminin avucundaki Kürt hareketi Türkiye topraklarının bir kısmını Kuzey, Suriye topraklarının bir kısmını Batı, İran topraklarının bir kısmını ise Doğu olarak görüyor. Bu topraklar onlar için kuracakları Kürdistan devletinin sınırları.

Yüzyıllardır Türklerin, Arapların ve Farslıların yaşadığı topraklar, Kürtlerin istilasına uğruyor. ABD güdümlü bu istila hareketini durdurmanın biricik yolu Türkiye, Suriye ve İran’ın işbirlikçi Kürt gruplarına karşı birlikte hareket etmeleridir. Ortadoğu’da kurulacak bu ittifak ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi ve Kürt Devleti planlarının çöpe atılması demektir.