Arama: 
05.04.2004/Sayı:53
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Tarih
Yekta Güngör Özden
Bedri Baykam
Öner Yağcı

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Bedri Baykam Bedri Baykam

Deniz Baykal’ı istifaya davet

28 Mart 2004 yerel seçimlerinin sonuçları tüm yurtta, sosyal demokratlar ve CHP’liler adına yine çok üzücü bir tablo oluşturdu.

CHP’nin, dinin siyasallaşmasını ne yazık ki kendisine değişmez bir söylem olarak seçmiş bir hareketin 25 puan arkasında kalması kabul edilemez bir büyük hezimettir.

Bu büyük mağlubiyeti kabul edilir ya da yenilir yutulur hale getirmek için, onun hemen ertesinde yaptığınız basın toplantısında öne sürdüğünüz gerekçelerin hiçbiri, partilileri veya kamuoyunu tabii ki tatmin edemedi. Türkiye’nin başkentinde, İstanbul’da, Gaziantep’de, kendi seçim bölgeniz Antalya’da, tüm iç Anadolu’da ve ülkenin neredeyse dörtte üçünde belediyeleri AKP’ye kaptırdıktan sonra kimseyi ikna etmeyen mantık oyunları ile insanları sakinleştirebileceğinizi sanmanız hayli düşündürücü. Belki “blok liste” ile atadığınız Parti Meclisi’nde bu görüşlerinizi onaylayıp alkışlayacak muhterem zatları bulabilirsiniz. Ama beynini bağımsız bir kararlılıkla gövdesinin üzerinde taşıyan hiçbir insanın bu seçim yorumlarınızı ciddiye alması mümkün değildir. Görüşlerinizin artık neden kamuoyu nezdinde siyasi ağırlığı kalmadığını, bilmem uzun uzadıya anlatmaya gerek var mı?

Birincisi, Cumhuriyet ve laiklik tartışmalarının bu kadar siyasi gündemin merkezine oturduğu bir dönemde, Atatürk’ün Partisi’nin bu gerici çıkış karşısında silinip gitmesini “başarılı” veya “hezimet dışı” bir sonuç olarak niteleyen sizden (ve atamalarınızdan) başka insan çıkmaz.

İkincisi, Ecevit’in 12 Eylül sonrası, solun bölünmesi için üstlendiği uzun “görev”(!)in ardından, sizin de solda birliği sağlamak gibi bir hedeften uzak durmanız, ortaya çıkan bu olumsuz tablonun ana nedenidir. Sol oyların bölünmesini, Karayalçın’ın tüm çabalarına rağmen Ankara’da bile önleyememişken, basının ve kamuoyunun tüm ikazlarına kulağınızı ısrarla tıkamışken, herkesin gördüğü acı gerçeklere sırtınızı dönmüşken, bugün seçimlerin ardından kamuoyunun sizin hakkınızda ne düşünmesini bekleyebilirsiniz ki?

“Halk sandıkta CHP’de birleşecek” veya “Son anket seçimdir” gibi siyasi tarihimizin karanlığına gömülen başarısız tahmin ve yorumlarınızın CHP’yi taşıdığı felaketlere söyleyebileceğiniz hiçbir ek söz kalmamıştır.

1994 ve 1999’da aynı yaklaşımlarla Parti’yi iki seçim bozgununa taşıdıktan sonra, bunlardan hiçbir ders çıkarmayarak, aynı kısır mantıkla Atatürk’ün mirasını parçalayıp kurda kuşa yem etmenin savunulur bir tarafı olamaz.

Sn. Baykal, bu mağlubiyet her zerresiyle size aittir. Partide beraber çalışacağınız çaycısından vekiline, sekreterinden tüm Parti Meclisi üyelerine kadar herkesi bizzat seçtiniz. Kadronuzu oluşturdunuz. Onları tek bir “blok liste” ile Kurultay’a sunarak atamış oldunuz. İstediğinizi elde etmek uğruna, CHP’de demokrasiyi yerlebir ettiniz. Partinin o güzel demokratik tartışma geleneğini kökünden dinamitlediniz. “Çarşaf liste”nin çoğunu kendinizin veya ekibinizin belirlediği delegelerin önüne geçmesine bile razı olmayıp “blok liste” ile tüm gerçek partililerin tepkisini çektiniz. Bu da yetmedi, sizden başka Kurultay’da kimse aday olup yarışamasın diye delegelerin aday “önermesi” için gerekli imza oranını %5’den %20’ye en anti-demokratik yöntemlerle, Genel Başkan seçimine geçmeye yarım saat kala çıkardınız. Bu da yetmiyormuş gibi, kimse Partiyi olağanüstü Kurultay’a taşıyamasın diye, bu demokratik yöntemin önünü tıkamak için akıl almaz tüzük değişikliklerine gittiniz. %50+1 delegenin 15 günlük bir genel süreç içerisinde, noterden geçerek bu taleplerini ancak partiye iletebilecekleri gibi bir ‘siyah’ yöntemi çok mu aradınız?

Partiyi, sendikalardan, emekçilerden, sol değerlerden ve Atatürkçülerden uzaklaştırdınız. Akıl almaz ve doymak bilmez inadınızla, üç kuşak sosyal demokratı siyasetten soğuttunuz, insanların gelecekleri ve siyasi yaşamları arasındaki köprüleri yıkıp geçtiniz. Demokratik Kitle Örgütleri’nin her biri ile kötü ilişkiler sürdürüp, kendinizi onlara sevdirmemeyi, vazgeçemediğiniz bir snobizm haline getirdiniz. “Herkes haksız, bir tek ben haklıyım, zaten hep haklı çıktım” mantığı ile avundunuz. Sonuçta CHP’nin en “kemik” oyları bile, ancak “kerhen”, “Baykal’a rağmen” Parti adına sandığa atılır hale geldi. Buna inanmıyorsanız, buyrun bir anket yaptırın, acı gerçeklerle tanışın. “CHP’de kavga bitti” sözlerinizin anlamı sırayla şu oldu: “Herkes zorla dediğime geldi, benim gibi düşünmeyeni istifa ettirdim veya tasfiye ettim, şimdi de artık benim gibi düşünmeyenlerin seslerini yükseltebilecekleri tüm platformların girişini kapadım.” Sahiden Sn. Baykal, “Blok” Parti Meclisinizle, seçim değerlendirmesi yapacağınız toplantıda, pek çatlak ses beklemiyorsunuz artık değil mi?

Son Kurultay’da Genel Başkanlığa adaylığını koyan Sn. Erol Tuncer gibi, Sn. Cemal Özdemir gibi veya şahsım gibi partide önemli görevlerde bulunmuş ve delegelerin güven dolu imzalarını hak ederek almış adayları, kamuoyunda küçük düşürmeye çalışan affedilmez aşağılayıcı demeçler verdiniz; onları konuşturmamayı başarmayı bir erdem saydınız. Kendi meclis grubunuza, AKP’yi örnek göstererek “Tayyip Erdoğan Kurultay’a tek aday olarak girip oybirliği ile seçildi, bizde niye başka adaylar çıkıyor?” diye baskı dolu sorular yönelttiniz, “teokratik faşizm”i CHP’de de uygulamaya koydunuz. Parti içi demokrasiyi hiçe sayan bu katliamınız yargıya taşındı, bağımsız adalet bir karar alacak. Ne karar çıkarsa çıksın, Siyasi Partiler Yasası neye imkan verirse versin, bu sizin kendi partinizde, kendi delegelerinizin hür iradesinden de korktuğunuz gerçeğini değiştirmiyor.

İstediğiniz “padişahlık yetkilerini” size veren PM üyeleriniz, vekilleriniz ve delegelerinizle, partiyi “tek adam, tek ses” olarak yönetmeye başladınız.

Yerel seçimlerde, “ön seçim” taleplerini hiçe sayarak, her ismi kendiniz belirlediniz. 81 ilde yalnız bir adet kadına yer verdiniz. 40 yaşın altında kaç adayınız vardı? “Gençler ve kadınları siyasete sokacağız” demeçlerini boş yere Kurultay ve seçimlerden önce daha kaç yıl vereceksiniz?

Son hezimetiniz, IQ’su “vasat” hiçbir vatandaş için sürpriz değildi. Zaten işin en kötü tarafı, artık partililerimizi de, kamuoyunu da tehlikeli şekilde mağlubiyetlere alıştırdınız.