Arama: 
05.04.2004/Sayı:53
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Tarih
Yekta Güngör Özden
Bedri Baykam
Öner Yağcı

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Başyazı Gökçe Fırat

Genel Kurmay Başkanı
ve Kuvvet Komutanlarına
açık mektup

Sayın Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök,
Sayın Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman,
Sayın Deniz Kuvvetleri Komutani Oramiral Özden Örnek,
Sayın Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral H. İbrahim Fırtına,
Sayın Jandarma Genel Komutanı Orgeneral M. Şener Eruygur,

Bugün toplanacak olan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Milli Davamızın geleceğini tartışacaksınız. Daha doğrusu, Kıbrıs’ı bundan sonra da Milli Dava olarak görüp görmeyeceğimizi tartışacaksınız.

Biz, Türk milleti olarak, 40 yıldır Kıbrıs’ı Milli Dava olarak bildik ve sahiplendik. Ancak son yıllarda, politikacılarımız, asla gerçekleşmeyecek bir Avrupa Birliği sevdası uğruna, Kıbrıs’tan vazgeçilebileceğini savunuyorlar. Bu politikacılarımız için Kıbrıs, ne bir vatan toprağı ne de Milli Dava; sadece bir yük. Şimdi bu yükten kurtulmak için bir fırsat yakalamış durumdalar. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan’ın hazırladığı planı kabul ettirip, bu işi bitirmek, bu yükten kurtulmak istiyorlar.

Bizim bildiğimiz kadarıyla Türk devleti, bir devlet politikası olarak, Kıbrıs’ın Türkiye’nin doğal bir parçası olduğunu kabul eder. Bu nedenle, Kıbrıs’ta Türkiye’nin olmazsa olmazları vardır. Bu olmazsa olmazları, bugüne kadar, MGK toplantılarından sonra kamuoyuna açıkladınız.

Ancak görüyoruz ki, olmazsa olmazlarımız, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı tarafından, “olsa da olur olmasa da olur” düzeyine çekilmiş durumda. Sayın Başbakan, bunların çok da önemli olmadığını düşünüyor sanırız.

Ancak bizim bildiğimiz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin fiili ve hukuki varlığı Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğüne bağlıdır. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti, Ordusu ile birlikte KKTC’yi güvence altında tutmaktadır.

Fakat görüyoruz ki, Başbakan’ın çok olumlu bulduğu Annan Planı kabul edilirse adada Türk Ordusu değil, sadece 650 Türk askeri kalacak!

Sayın Başbakanımız belki Kıbrıs’ın değerini bilmiyor olabilir. Kıbrıs’ta katledilen, soykırıma uğrayan Türk evlatlarını unutmuş olabilir. Ve yine kendisi Kıbrıs’ı kurtarmak, soykırıma son vermek ve adaya barış getirmek için müdahale eden şanlı Türk Ordusu’nun şehitlerini de hatırlamıyor olabilir.

Ancak bunları sizler unutmuş olamazsınız.

Türk Ordusu’nun değerli kuvvet komutanları olarak, hepiniz Kıbrıs’ta görev yaptınız. Dolayısıyla hepiniz Kıbrıs’ın basit bir ada olmadığını çok iyi bilirsiniz. Bu adanın Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal güvenliği için taşıdığı vazgeçilemez önemi herkesten daha iyi bilirisiniz.

Ama hepsinden önemlisi, Kıbrıs’ın Türk vatanının bir parçası olduğunu, sadece bilmez aynı zamanda yüreğinizde hissedersiniz.

Bizim bildiğimiz ve güvendiğimiz Türk Ordusu, Türk vatanının koruyucusudur. Vatan toprağını almak isteyeceklere karşı vatan toprağını koruma görevi şanlı ordumuzundur.

Fakat son dönemlerdeki gelişmeler, bu vatan toprağının, masa başında teslim edilebileceği endişesini yaratıyor.

Türk toprağını masa başında Rumlara ya da Avrupa Birliği’ne teslim etmek isteyenler var. Onlar Türk Ordusu masanın uzağında izlesin, ses çıkartmasın istiyorlar.

Oysa Kıbrıs masa başında hiçkimseye teslim edilemez.

Bir vatan toprağını politikacılar teslim etmek, hatta açıktan satmak isteyebilirler, bunlar olabilecek şeylerdir. Çok da şaşırmayız.

Ama tüm bu oyunlara Türk Ordusu susar ve sesini çıkartmazsa doğrusu buna çok şaşarız.

Çünkü vatan toprağını teslim eden o politikacı değil Ordu olmuş olur.

Bugün Sayın Başbakan’ın Kıbrıs’ı masa başında teslim etmesi onun açısından çok önemli olmayabilir. Ne de olsa tarihe pek de sevilen bir politikacı olarak geçmeyecek.

Ancak bizim bildiğimiz, Kıbrıs verilirse, tarihe asıl geçecek olanın sizler olursunuz.

Türk milleti Kıbrıs’ı kurtaran güç olarak nasıl Ordusu’nu görüyorsa, verilirse bunun sorumlusu da Ordu olacaktır.

Tarihe Kıbrıs’ı veren komutanlar olarak geçmeyin.

Türk milletinin sesine kulak verin.

Bu oyuna son verin.

Türk milleti arkanızdadır.