Arama: 
08.03.2004/Sayı:51
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Kıbrıs
Söyleşi
Tarih
Yekta Güngör Özden
Bedri Baykam
Öner Yağcı
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Bedri Baykam Bedri Baykam

“CHP’nin kökü bereketsiz” diyen aymazlar esas Atatürk’e saldırıyorlar...

Konu o kadar açık ki, az ve öz yazılarak yanıtlanabilir ancak. Seçim propagandalarına resmi araçlarla gidip parti çalışması yapmayı refleks haline getirmiş bu hükümetin başbakanı kalkıp “CHP’nin kökü bereketsiz, CHP deyince akla susuzluk gelir” diye bağıra bağıra nutuk atıyor.

Gözlerim yuvalarından fırladı. Bırakın bir başbakanı, herhangi bir sade Türkiye Cumhuriyet’i vatandaşı bile böyle akıl almaz bir saldırı yapamaz. Çünkü üzerinde yaşadığı devlet ve toprakların nasıl elde edilmiş olduğunu, nasıl kurulmuş olduğunu bilir.

CHP’nin kökü, Atatürk’tür, İnönü’dür, Kuvay-ı Milliyecilerdir, Kurtuluş Savaşı’dır. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin doğal akışı ve devamı, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın kuruluşunu getirmiştir. Cumhuriyet Halk Fırkası ise bu Cumhuriyet’in temel taşıdır. Altıok ilkeleri, bu Cumhuriyet’in demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak doğuşunun tüm prensiplerini belirlemiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ne herhangi bir vatandaşının ne de Başbakan’ının kalkıp “CHP’nin kökü bereketsizdir demek, haddine düşmez. Çünkü o kök Atatürk ve silah arkadaşlarından geldiği için, bu saldırı direkt olarak onları hedef alır. Bunun lamı cimi, ya da başka türlü bir izah tarzı yoktur.

Mustafa KemalPeki Tayyip Erdoğan’ın bu sözleri benim için veya duyarlı herhangi bir Atatürkçü için bir sürpriz teşkil ediyor mudur? Tabii ki hayır. AKP’li Başbakan samimi olarak içinden geçeni söylemiştir. Çünkü tabii ki kendisinin ve tüm partisinin bitmek bilmeyen hesaplaşması 1923’ün Aydınlanma Cumhuriyeti ve Atatürk’ledir. Tek hedefleri Atatürkçü laik, demokrat Türkiye’yi adım adım değiştirip, dönüştürüp, şurasından burasından yasaları ile oynayıp, bir sözde demokrat (ılımlı?) İslam Cumhuriyeti yapmak olduğunu her fırsatta dile getiren, yazan seslendiren, bir kitlenin önderliğini yapan bir insan tabii ki CHP’ye de böyle bakacaktır.

Atatürk 1930’da, Serbest Fırka’nın kuruluşundan sonra oluşan bazı gri siyasal ortamlara verdiği bir demeçle açıklık getirmiştir. Büyük önder, çok partili rejime geçilmesi ve kendisinin de Cumhurbaşkanı olmasının bir şey değiştirmediğini, kendisinin hala Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkeleri ve varoluş nedeniyle en derin fikir birliğine ve dayanışmaya aynen devam ettiğine açıklık getirmiştir. Yani, ortada tarihsel olarak da bir tereddüt yoktur. CHP, Atatürk’tür, Atatürk, CHP’dir.

Bir Başbakan, hatta Tayyip Erdoğan’ın çizgisinde bir Başbakan, siyasal polemik yapmak için, Baykal’ın veya Baykam’ın veya Derviş’in sözlerini, geçmişini, söylemlerini eleştirebilir, hatta nutuk atarken canı isterse bunlar etrafında siyasal demagoji yapabilir. Ama “CHP’nin kökü bereketsizdir” cümlesini, bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakan’ının kullanmaya hakkı yoktur. Bu Atatürk’e, Kurtuluş Savaşı şehitlerine ve Aydınlanma Cumhuriyeti’ne ağır bir hakarettir. Hiç kimsenin, sıfatı ne olursa olsun bunu yapmaya hakkı yoktur. Başbakan derhal “Benim sözlerimi yanlış anladınız” gibi cümlelere de sığınmadan CHP’den özür dilemelidir.

Tabii CHP’ye de bir çift sözüm var. Sn. Baykal, Sn. Topuz bu sözlere yanıt vermeye gayret ettiler. Ama beni tatmin edemediler. Çok daha sert bir basın toplantısının ardından CHP, bu saldırının Atatürk’e yönelik olduğunu ortaya koyup, dev bir mitingle Kızılay Meydanı’nı veya Taksim’i inletmeliydi.

Yıllardır uğraşıyoruz bu tepkileri açığa çıkarmak, halkın arzularını sahaya yansıtmak için, ama nafile... Ne yazık ki Baykal ve ekibi “bizi vermiyorlar” diye yakındıkları medyaya güvenmeye devam ediyorlar.

Geçen hafta değerli bilim adamı, büyük insan Ömer İnönü’nün cenazesinde, belediye zabıtası kadınlar etrafımı kuşatarak “Bu adamlar takkiye yapıyor, ne olacak halimiz, son derece tedirginiz” diyerek rahatsızlıktan öte, yerel seçim öncesi paniklerini dile getirdiler... Beklentilerine, makaleler ve nutukların ötesinde yanıt vermek, bizim CHP içinde vereceğimiz büyük Kemalist çıkış mücadelesine bağlı... Siyaset, somut zor bir alandır. Kınama ve şikayetle hiçbir yere varılmaz. Zor, oyunu bozar.