| Salih Yavuz |
|
Ortadoğu’da işbirlikçi Kürt aşiretleri kaybetmeye mahkum
Kerkük’te Türkmen lider Mehdi Beyatlı’nın aracına ateş açılması ve Beyatlı’nın hayatını kaybetmesinden bir gün sonra 1 Şubat günü Erbil’de Kürt parti merkezlerine yapılan saldırılar bunun en son göstergesi. Düzenlenen saldırılarda Barzani ve Talabani’ye bağlı bir çok IKDP ve IKYB yetkilisi de hayatını kaybetti. Ölenler arasında ayrıca Erbil valisi Ekrem Mintik, vali yardımcısı Mehdi Koşhani, Barzani’nin sağ kolu olarak da adlandırılan sözde bakan Sami Abdurrahman ve Erbil emniyet şefi de bulunuyor. Toplam 100’ü aşkın ölünün olduğu bildiriliyor. Ortadoğu’da istenmeyen iki güç: ABD ve işbirlikçi Kürtler Kürtlere yönelik bu saldırı Irak’ta yaşanan gerçekleri, direnişin boyutlarını ve hedeflerini ortaya çıkartması açısından önemli. Irak işgali neredeyse bir yılını dolduruyor. ABD henüz isteklerini gerçekleştirebilmiş değil. Aksine direniş hızla büyüyor ve adı konmamış bir savaş asıl şimdi başlıyor. Ölen Amerikan askerlerinin sayısı hızla artıyor, Kürt aşiretlerinin tutunduğu tek dal olan Amerikan gücü derin yaralar alıyor. Irak’ın toprak bütünlüğünü parçalamaya ve etnik ve dinsel temelli federatif bir Irak ve olursa özerk bir kukla Kürt devleti kurmaya yönelik Amerikan planının hayata geçirilmeye çalışılması başta Türk devletinde olmak üzere bölge ülkelerinde de ABD’ye karşı büyük bir tepkinin ortaya çıkmasına neden oluyor. Zira ABD’nin 50 yıldır hayal ettiği kukla Kürt devleti Irak’ın toprak bütünlüğünü bozmakla kalmıyor, Kuzeye ve Batıya doğru genişleyerek bütün Ortadoğu coğrafyasını parçalayacak etnik bir federasyona doğru yol alıyor. Bunun bir adım sonrası Türkiye’nin güneyinde de aynı taleplerin gündeme gelmesi ve Türkiye’nin de parçalanması. Bu durum bölge ülkeleri açısından kabul edilebilir bir şey değil. Bundan dolayı Barzani ve Talabani bölge ülkelerini karşılarına almış durumdalar. En kötü ihtimali, yani Kuzey Irak’ta kukla bir Kürt devletinin kurulduğununu düşünsek bile bu kukla devletin uzun süre yaşaması söz konusu değil. Çünkü ABD’nin ve Kürtlerin hesap etmediği bir şey var, o da şu; birincisi direniş Irak’ın içinden her geçen gün daha da artıyor, ikincisi de Kürtler dört bir yanlarının kuşatılmış olduğunun farkında değiller, ya da farkındalar ancak arkalarındaki Amerikan gücüne güveniyorlar. Ancak bölgede oluşan işbirliği, Kürtleri Amerika’nın bile kurtaramayacağı bir bataklığa ve hazin sona doğru sürüklüyor. Türkiye’nin, İran’ın ve Suriye’nin arasına sıkışmış ve içeriden de güçlü bir direnişin olduğu bir yerden Kürtleri Amerika bile kurtaramaz ki ABD açısından da durum pek farklı değil. Ortadoğu’da ABD ve Kürt aşiretlerinin sonu yaklaşıyor. Zaten Amerika bugüne kadar işgal ettiği hiç bir toprak parçasında başarıya ulaşamadı. Afganistan’da ve Irak’ta aldığı yaralar Vietnam’ı aratır boyutlara çoktan ulaşmış durumda. ABD bu durumda Ortadoğu’da bataklığa saplanmışken Kürtleri kurtarmayı düşüneceğine kendini kurtarmayı düşünecektir. ABD desteğinden yoksun Kürt aşiretlerinin Ortadoğu’da barınmalarınaysa mümkün değil. ABD kendisi bataklığa saplanırken bütün müttefiklerini de aynı bataklığa sürüklemektedir. Irak’ta işgalciye rahat yok Aynı gün Wolfowitz’in ‘gizli’ Irak ziyareti sırasında konvoyunun roket saldırısıyla karşılaşması Amerika açısından da durumun pek farklı olmadığını gösteriyor. Wolfowitz bir önceki Kuzey Irak ziyaretinde kaldığı otele yönelik roket saldırısında canını zor kurtarmıştı. Yani Ortadoğu’da Amerika ve işbirlikçileri her an saldırıya uğrayabilecek ve bu saldırılar karşısında da korumasız istenmeyen iki güç. Bu aynı zamanda ABD’nin oluşturmuş olduğu şer ekseni açısından da geçerli. Amerika’nın yanında yer alan bütün güçler bundan böyle potansiyel saldırı merkezi olacağa benziyor. Türkiye’nin bir kaç ay önce İstanbul’daki bombalama eylemleri ile karşılaştırdığımızda, durum bu gerçeğin bir başka yönü. Ortadoğu’daki ihanet: Kürt aşiretleri Ortadoğu coğrafyasında ABD’nin piyonudurlar. Ortadoğu’ya adeta bir hançer gibi saplanmışlardır ve ve Ortadoğu ülkeleri yıllardır ABD’nin Kürtler üzerinden yürüttüğü emperyalist planlarla boğuşmaktadır. Kürt aşiretleri Molla Mustafa Barzani döneminden beri özerklik talebiyle defalarca ayaklanmalar yapmış ve her zaman emperyalist güçler tarafından desteklenmişlerdir. Gerçek amaçlarına ulaşamamışlar, bölge ülkelerinin sert müdahaleleriyle karşılaşmışlardır. Ancak emperyalizmin maşası olarak her zaman elaltında tutulmuş ve kullanılmışlardır. Başka türlüsü de mümkün değildir zaten. Uluslar coğrafyası Ortadoğu’da uluslaşamamış bir aşiretin bağımsız bir devlet kurabileceği herhangi maddi bir zemin yoktur. Bundan dolayı Kürtler ‘devlet’leşmek için doğal olarak emperyalizme muhtaçtır. Bu aşiret yapıları emperyalizm açısından da Kürtleri cazip kılmaktadır. Saldıran Irak, savunamayan Amerika Durumdan çıkan görevse ortadadır. Öncelikle saplanmış olan bu hançeri söküp atmak gerekmektedir. Çünkü hançer ABD’nin elinde Ortadoğu’da yeni sınırlar yaratmak için kullanılmaktadır. Ne Türkiye, ne İran, ne de Suriye buna göz yummamalıdır. Bu üç ülke açısından da toprak bütünlüklerinin korunması Irak’taki gelişmelerin Kürtlerin ve ABD’nin aleyhine sonuçlanmasıyla bağlantılıdır. Aklın yolu birdir; bölgede ortak çıkarlar temelinde antiemperyalist bir direnme odağı yaratılmalıdır. Öncelikle kurulmaya çalışılan Kürt federal devleti tehlikesi bertaraf edilmeli, sonrasında da diğer işbirlikçi unsurları Ortadoğu’dan tasfiye etmeye yönelik bir strateji geliştirilmelidir. Görünen o ki Kürtlerin ve Amerika’nın kazanma şansı gittikçe azalıyor. Gerçi Saddam yakalandı, çocukları öldürüldü, BAAS partisinin pek çok önemli ismi ABD tarafından ele geçirildi ama direniş hiç de sanıldığı gibi zayıflamadı. Ardı arkası kesilmeyen saldırılarla hem Amerikan güçleri hem de Barzani ve Talabani’ye bağlı peşmergeler ağır yaralar alıyor ve her geçen zaman Iraklı direnişçilerin lehine işliyor. Geçmişte İngilizleri arkasına alarak ayaklanan Mesut Barzani’nin babasının sonu ne olduysa, bugün de Amerika’yı arkasına alan Barzani ve Talabani’nin de sonları aynı olacak. Kürtler kendilerini kullandırmanın bedelini bir kez daha ve bu kez daha ağır ödeyecekler. Saldırıların devam edeceği gün gibi ortadadır. Irak’ta işgale karşı direniş artık bir saldırıya dönüşmüştür. Saldıranlar ve savunanlar değişmiştir. Kaçınılmaz olan son yaklaşırken işbirlikçi Kürt aşiretleri ile Amerikalılar açısından en akıllıca davranış bir an önce Ortadoğu’yu terketmektir. Ortadoğu’da artık ABD’ye ve işbirlikçi Kürtlere yer yoktur. |