Arama: 
09.02.2004/Sayı:49
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Ekonomi
Yekta Güngör Özden
Bedri Baykam
Öner Yağcı

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Kapak İsmet Kotak

Bizler Annan Planı koşullarını kabul mu ettik? Kim etti?

Kıbrıs konusunda belirli çevrelerce yazılan “Senaryo’nun” uygulanmasına devam edilmektedir. Uygulamada kıl payı şaşma yoktur. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti esnasında altı imzalı, üstü boş olarak bıraktığı senedi birileri doldurup kullanmaya başladı bile. Alınan haberlere göre ABD Başkanı Bush, seçim yılında Kıbrıs anlaşmazlığına nokta oturtarak, Irak’ta almadığı başarı madalyasını bu kez Yunan lobisinden almak üzere harekete geçti. Verilen bilgilere göre Bush, Erdoğan’ın imzalı boş kağıdına “Türkler Annan’ın, müzakerelere başlatmak için öne sürdüğü koşulları kabul etti. Siz de kabul edin ve masaya oturun” diye yazıp Rumlara ve Yunanlılara göndermiş. Bu “Ver kurtul” değil de nedir? Acaba yazının aslı bu mudur?

Ben kabul etmedim. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ın kabul etmediğini biliyorum. Türkiye’de Milli Güvenlik Kurulunda da kabul edilmediği ve sadece “Annan Planı’nın referans” olarak alınabileceğini karara bağladığını unutmadık. TBMM’den buna ait karar çıkmadığı gibi eskileri de değiştirilmedi... KKTC Hükümeti de böyle bir karara henüz imza atmadı. CTP Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, Annan Planı’nı ilkten imzalamaya razı olsa da, bu arada verdiği beyanatların bu Hükümet’in kararı olmadığı bilinmektedir. O halde Başkan Bush’un sözünü ettiği kişi kim?

Haberin derinliğine iniyoruz. Haber kaynaklarını zorluyoruz. Beyaz Saray sayfasını internetten açıp bakıyoruz. Kabul eden ortaya çıkıyor: Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan!.. ABD Başkanı Bush kendisini ele veren yazıda, kimin kabul ettiğini de şöyle yazıyor: “Türkiye Başbakanı, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın müzakereleri başlatmak için öne sürdüğü koşulları kabul etti. Siz de kabul edin ve masaya oturun!” Nedir o koşullar? Peşinen Annan’a yazılı olarak Annan Planı’nı kabul ettiklerini, üzerinde anlaşılmayan maddelerin Annan tarafından doldurulmasını ve aynen referanduma vermeyi taahhüt ettiklerini bildirecekler.

Rumlar ve Yunanlılar ise, Annan Planı’nda varolan boşlukların, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından doldurularak referanduma gidilmesini hala kabul etmediler. Bunu Rum Ulusal Konsey toplantısında kararlaştıracaklar. Ve de ben eminim, Bush’un dediği için değil, Rum ve Yunan senaryosu böyle olduğu ve Erdoğan’ın peşinen kabul edip geri dönemeyeceği için oturup kabul edecekler. Onların istedikleri, reddeder görünerek, Türk Başbakanının kabulünü sağlamaktı. Nasıl olsa Erdoğan, başından beri önde koşacağını, masadan kalkmayacağını, onlardan fazla ödün vereceğini ilan edip kahramanlığa soyunmadı mı? O halde MGK’da referans olarak çıkan karara rağmen Erdoğan’ın “Kararı Hükümet verir” havasında, Kıbrıs’ı tavla teslim etmek için Annan Planı’nın ele alınması bir yana, üzerinde anlaşma olmayan boşlukların doldurulmasını, BM Genel Sekreteri’nin bunu yaparak referanduma başvurmasını bile kabul etme hovardalığını gösterdiği ortada değil mi? Öyle ya “Kabadayılar hiç bir şeyden korkmazlar!” Erdoğan da babasının çiftliği ya da DYP Genel Başkanı Ağar’ın dediği gibi “Belediye arsası sanıp” Kıbrıs üzerinde kumar hakkı olduğunu kabullendi, Kıbrıs Türk Halkını sildi attı, KKTC’yi yok saydı ve bu kumarı oynadı. Eli kulağında Rum Ulusal Konseyi, onu oyuna getirdiğini görecek ve bu birkaç gün içinde Annan Planı’nı aynen, boşlukların Genel Sekreter tarafından doldurulmasını ve referanduma verilmesini kabul edecektir. Rum-Yunan lobisinin elemanları, nasıl olsa BM Genel Sekreterliği’nde, perde gerisinde, Rum-Yunan çıkarlarını savunacak konumdadırlar... Yani Erdoğan ve takımı, AKP iktidarı Rum-Yunan ve Amerikan oyuna gelirken, Kıbrıs Türk halkının da kaderi ile oynadılar... Ver kurtul bu değilse nedir? Başkaca bir şey mi sanıyordu Başbakan Erdoğan?

Başbakan Erdoğan, yaptığı hatanın farkında değildir. Hataları başarı olarak göstererek daha da hata yapacağı ile övünmektedir: “Kıbrıs sorununu çözmekte garantör ülke Türkiye, (Kıbrıs’ta biz Anavatan derken, mandacı takım Türkiye’ye “garantör” diyor) üzerine düşen neyse, bu adımları atmakta kararlıdır. Meydanlarda biz bunu konuşmayacağız. Kuzey Kıbrıs’ın, Kıbrıs konusunun Türkiye’de yerel politikaya faydası yoktur”.

Oysa muhalefetin, kendisini hata yapmak yolunda serbest bırakmayacağı anlaşılmaktadır. Deneyimli devlet adamı Bülent Ecevit, Türk halkının Ege Ordu Komutanı Tolon Paşa gibi düşündüğünü “Ver kurtulun hainlik “olduğunu belirttikten sonra “Başbakan Erdoğan, kendiliğinden Kıbrıs’ta Rumlara büyük ölçüde ödünler vermeyi vaat ediyor; buna yetkisi yoktur. Bu konu ancak Sayın Denktaş ve hükümetin katılımıyla kararlaştırılabilir. Başbakan Erdoğan, hiç kimseyi dinlemeden kendi başına bir takım düşünceler ileri sürüyor. Bunları milletimizin kabul etmesi mümkün değildir. Biz DSP olarak bu Hükümeti yalnız rejim açısından değil, Ulusal Birliğimiz açısından da ciddi tehlike görüyoruz,” dedi.

Türk dış politikasına TBMM’de Dış İlişkiler Komisyonu’nda, içte ve dışta uzun yıllar hizmet vermiş olan eski Bakan ve Milletvekili Kamran İnan, geçen gece Star-TV’ nin Kırmızı Koltuğu’ndaydı. Kıbrıs konusunu en iyi bilenlerden olan Kamran İnan, AKP iktidarını ve doğrudan doğruya Başbakan Erdoğan’ı izlediği ödüncü politikadan ötürü suçladı: “Loizidou davasında suçlamayı kabul edip tazminat ödenmesi hata ve ödündü. Bu Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgal ettiğinin kabulü idi. Yetmedi, aynı şekilde KKTC’

nin reddi anlamına geldi. Şimdi Rum’dan bir adım önde bulunmak bahanesi ile Annan Planı’nı kabul, boşlukların doldurulmasını ve referandumun onayı söz konusudur. Bu ver-kurtul değil de nedir? Başbakan Erdoğan, Amerika’nın ne denli Yunan lobisi yanlısı olduğunu bilmemektedir ve ABD’den hem de seçim yılında buna arkasını döneceğini ve kendisine destek olacağını sanarak büyük hata yapmaktadır. Türkiye geçmişi ve kurumları olmayan bir devlet değildir. 1000 yıllık devlet geçmişimiz ve geleneğimiz vardır. Erdoğan şimdi çıkıp tek başına bunları yok sayıp, ayak üstü politikalarla, Türk ulusunun yüksek çıkarlarını yerle bir edemez. Bir yerde kendisi durdurulacaktır.”