Arama: 
05.01.2004/Sayı:47
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yekta Güngör Özden
Bedri Baykam
Öner Yağcı

  
  Erkin
  
Yurdakul'dan
  seçmeler

  Atatürkçülüğün,   sosyalizmin,   milliyetçiliğin en   önemli   teorisyenlerindendi

  Erkin Yurdakul
  İstanbul Üniversitesi
  soruşturma   komisyonuna

  Güneş Ayas
  Erkin’in bıraktığı   yerden, yola devam

  Ailesinin   açıklaması
  O bize tertemiz bir   isim bıraktı

  Emin Sami Arısoy
  Kemalist Devrim   mutlaka tamamlanacak   bu topraklarda


Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Kapak  

 
Erkin Yurdakul

O, ne önde
   ne arkada
      sırada
         sıramızdaydı...
Ve yanındakinin kanlı başı onun omzuna eğilince
            ona sıra gelince
               sayısını saydı...

Söz istemez
Yaşlı göz istemez
Çelenk melenk lazım değil...

SUSUN.
SIRA NEFERİ UYUSUN...

Atatürkçü Gençlik hareketinin yaratıcılarındandı

Atatürkçü gençlik hareketinin önderlerinden, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Atatürkçü Düşünce Kulübü Yöneticisi, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Kurul Delegesi, TÜRKSOLU gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, İleri dergisi yazarı, mücadele arkadaşımız, dostumuz, kardeşimiz Erkin Yurdakul 22 Aralık günü aramızdan ayrıldı.

O’nun kaybı yalnız TÜRKSOLU ailesi için değil tüm Atatürkçüler için, tüm Türk milleti için büyük bir kayıptır.

Kısa yaşamına sığdırdığı onlarca yazı ve eylem, yaratılmasında birinci dereceden pay sahibi olduğu fikir hareketi, yaşamının sonuna kadar ödün vermediği devrimci kişiliği ve arkasında bıraktığı büyük miras bunun kanıtıdır.

Erkin Yurdakul kimdir?

Erkin, 90’ların sonuna doğru tohumları atılmaya başlanan Atatürkçü gençlik hareketinin yalnız ilk önderlerinden olmakla kalmadı, Atatürkçü gençlik hareketinin ilk kez net bir siyasi ve idelojik tavır haline gelmesini sağlayanlardan biri oldu.

Erkin Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu’nu (ADKF) kuran ve daha sonra bu hareketi onbinlerle buluşturan bir avuç insandan biriydi. Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu’nun kurulduğu 2000 yılına kadar Türkiye çapında ulusal mücadele yürüten ve net bir fikri bütünlüğe ulaşmış bir Atatürkçü gençlik hareketi yaratılamamıştı. Erkin bu hareketin en önde gelen yaratıcılarındandır.

Erkin Yurdakul'un son yolculuğuO, Atatürkçü Gençliğin son yıllarda yürüttüğü bütün siyasi kampanyaların, eylemlerin, hareketlerin başında bir yönetici olarak bulundu. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Atatürkçü Düşünce Kulübü’nü tekrar kurdu, bununla yetinmedi İstanbul Üniversitesi’nin tüm fakültelerinde Atatürkçü gençlik hareketinin örgütlenme çalışmalarının başında yer aldı, bununla da yetinmedi, Türkiye’nin pek çok yerini karış karış gezerek Atatürkçü gençlik hareketini örgütledi.

Devrimci ailenin devrimci oğlu

Tüm bunları yaparken aynı zamanda İstanbul Üniversitesi SBF’nin başarılı, hocaları tarafından sevilen ve saygı duyulan bir öğrencisiydi. Kemal Alemdaroğlu’nun hukuksuz uygulamaları söz konusu olmasa bu yıl okulunu bitirecekti. Mezun olduktan sonra da eğitimini sürdürmek kararındaydı. Ancak O’nun için eğitim siyasi mücadelesini destekleyecek bir faaliyetti. Erkin’in hayatının merkezinde kendini adadığı Türk Devrimi vardı.

 

Ailesinin açıklaması:
O bize tertemiz bir isim bıraktı

Biz oğlumuz, canımız Erkin Yurdakul’un ailesi olarak bir oğul kaybetmek bir yana 23 yaşında böylesine üretken, böylesine çalışkan, böylesine yurt ve ulus sevgisi ile donanmış, gerçek mücadeleci Atatürkçülüğü yaşam biçimine dönüştürmüş, pırıl pırıl bir insanı yitirmenin acısını yaşıyoruz. O, bize, arkadaşlarına ve tüm sevenlerine tertemiz bir isim bıraktı.

Acımız büyüktür. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da İleri ve TÜRKSOLU ailesinin yanında, Erkinimizle birlikte olacağımızı belirtmek isteriz.

Annesi İnci Yurdakul,
Babası Gürhan Yurdakul,
Ablası İlke Akgündüz

 

Ailesi de Atatürkçü, ilerici mücadelenin içinden yetişen insanlardı. Annesi İnci Yurdakul ve babası Gürhan Yurdakul 80 öncesinde Edirne’de öğretmen derneklerinin önde gelen örgütleyicileriydi. İnci Yurdakul sekiz yıl boyunca Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Edirne Şube Başkanlığını da yürütmüştür.

Her ikisi de Erkin’i mücadelesinde bir gün bile yalnız bırakmadılar, her zaman TÜRKSOLU hareketinin destekçisi oldular. Erkin de yaşamı boyunca hep ailesinin tüm fertlerini mücadelenin içine katmaya çabaladı ve onlar da desteklerini hiçbir zaman bizden esirgemediler.

Uğur Mumcuların, Deniz Gezmişlerin takipçisiydi

Türkiye’nin Atatürkçü, devrimci, milliyetçi kamuoyu Erkin’i TÜRKSOLU gazetesi ve İleri Dergisi’ndeki düzenli yazılarıyla tanıdı. Erkin’in her yazısı Türkiye’nin dört bir yanında ilgiyle beklenen ve bir süre sonra doğruluğu ortaya çıkan tespitlerle doluydu.

Son dönemde Türkiye’nin dış politikası, ulusal güvenlik ve Türkiye’nin kuşatılması konularına yoğunlaşmıştı. Bu yazılarındaki tespit ve öngörülerin çok kısa bir süre sonra bir çok devlet kurumu tarafından bile kabul edilen gerçekler haline geldiğini biliyoruz.

Bunun dışında Atatürkçülüğün teorik temelleri ve 6 Ok, ezilen ulus milliyetçiliği ve Üçüncü Dünyada milliyetçi hareketler, yine ezilen uluslarda sosyalizm pratikleri gibi konular sürekli yazdığı ve ilgi duyduğu konulardı.

Aslında Erkin’i en iyi anlamamızı sağlayan yazı TÜRKSOLU’nun ilk sayısında yazdığı Türk Solu geleneği yazısıdır. Bu yazıda takip edilen düşünce çizgisi izlendiğinde Erkin’in Türk Solu geleneğinin en son halkası olduğu rahatça görülebilir.

Nazım Hikmet’lerin, Aziz Nesin’lerin, Uğur Mumcu’ların, Deniz Gezmiş’lerin takipçisiydi, aynı fikirleri daha da geliştirirken aramızdan ayrıldı, ve bu geleneğin son şehidi olarak tarihe geçti.

 

BedreddinDevrimci Irak

Erkin, Bedreddin talebelerindendi. Ölmeden bir kaç gün önce Radi Fiş’in “Ben de halimce Bedreddinem” kitabını bir kez daha okumaya başlamıştı. Son okuduğu diğer kitap ise 1968-1973 yılları Arası Irak Devrimi’ni anlatan Devrimci Irak’tı.

Yaşamı haber olmadı,
ölüsünün başına akbabalar gibi üşüştüler

TÜRKSOLU sadece bir fikir hareketi değil aynı zamanda siyasi mücadelenin en önünde yer alan bir gazeteydi. TÜRKSOLU gazetesinin Erkin’in yönetiminde çıkan 46 sayısı emperyalizmle ve gericilikle mücadelenin seyir defteridir. TÜRKSOLU gazetesi aynı zamanda işbirlikçi basının tümüyle AKP’nin kontrolüne girdiği bir zamanda AKP iktidarına karşı muhalefetin en etkili seslerinden biri olarak özgür basının ölmediğini ortaya koymuş ve bu özelliğiyle Türk basın tarihine geçmiştir.

Onun ölümünden sonra basının sergilediği tavır Türk basın tarihi açısından bir yüz karasıdır. Yeniçağ gazetesi dışında hiçbir gazete bir başsağlığı bile dilememiştir. Aksine akbabalar gibi cenazenin başına üşüşüp bir sürü kırıcı ve yalan haber yaparak gerçek yüzlerini bir kez daha ortaya koymuşlardır. Cenazeye saygı Türk milletinin herhangi bir ferdinin göstereceği en basit ahlak kuralıdır. Fakat bunlar bu kuraldan bile habersiz olduklarını göstermişlerdir.

Daha bir hafta önce Türkiye’nin şimdiye dek gördüğü en geniş katılımlı imza kampanyası olan, Erkin’in çok büyük emeğinin geçtiği Rauf Denktaş’a ve Milli Dava’ya destek kampanyasında toplanan 10 bin imzaya bir satır olsun değinmeyenler, akbabalar gibi cenazenin başına üşüşüp terbiyesizlik sınırlarını aşan davranışlarda bulunmuşlardır.

Yaşamımızla bizi haber yapmaktan kaçınanlar böyle acı bir kayıptan faydalanma yoluna gitmişlerdir. Bu yönüyle basının tavrı iğrençtir, mide bulandırıcıdır. Geçtiğimiz hafta bu tavır içinde olan tüm basın kuruluşlarını kınıyoruz. Ayrıca hem gazetemizin, hem de Erkin’in ailesinin her türlü yasal yollara başvurarak bu iğrenç haberleri yapanlardan hesap soracağını da burada kamuoyuna ilan ediyoruz.

Son nefesinde bile vatan savunması verdi

Olayın aslı nedir?

Erkin Yurdakul’un ölümü üzerine çeşitli yorumlar yapılmaktadır. Ancak doğaldır ki kimse olayın aslını olay anında, olay yerinde bulunan arkadaşlarından, yani bizden iyi bilemez. Olay maalesef bir intihardır. Bizler alt katta kahvaltı ederken Erkin gazete bürosuna gelmiş ve direkt yukarı çıkmıştır. 15-20 saniye sonra bir ses duyulmuş, ardından yukarı çıkan arkadaşımız Erkin’in olmadığını görmüş, o sırada sokaktan sesler gelmiş, camdan dışarı baktığında Erkin’in aşağıda yerde yattığını görmüş ve hep birlikte aşağı inilmiş ve ambulans çağrılmıştır.

Fakat ne yazık ki tüm çabalara karşın Erkin Yurdakul kurtarılamamıştır. Çevrede bulunan görgü tanıklarının ifadeleri ve emniyetin raporu da olayın intihar olduğu yönündedir.

Olayın gerçeği bu olmasına karşın biz yine de Erkin’i intihar etmiş bir insan olarak değil, mücadele sırasında yitirdiğimiz bir şehit olarak görüyoruz. Çünkü Erkin intihar edecek bir insan değildi. Tersine yaşamı boyunca yalnız boş zamanlarını değil yaşamının her saniyesini devrimci mücadelenin hizmetine sunan bir insandı.

Psikolojik tedavi gördüğü yönündeki haberler bütünüyle yalandır. Erkin’in kastedilen şekilde bir hastalığı yoktu ve son anına kadar mücadelenin içindeydi. TÜRKSOLU’nun son sayısında çıkan yazısı ölmeden bir gün önce yazılmıştı ve Türkiye’nin AB tarafından Güneydoğu ve Kıbrıs üzerinden kuşatılmasına nasıl direnilebileceğini anlatan mücadeleci bir yazıydı. Ölmeden bir gün önce bile Türk milletine mücadele çağrısı yapan bir yazının yazarının psikolojik hasta olduğunu ima etmek insafsızlıktır.

 

Erkin, Atatürkçü Düşünce Derneği ADD’nin çalışkan bir üyesiydi. En son Genel Kurul delegesi seçilmişti. Çantasında ADD üye formu ile dolaşırdı. Pek çok öğretim üyesini ADD’ye katmıştı.

İntihar değil mücadele şehidi

İntiharın sebebine ilişkin kesin bir fikrimiz olmamasına karşın belli düşüncelerimiz vardır. Erkin son bir iki aydır duygusal bir dönem geçirmekteydi. Son dönem gazetemize yönelik basının karalama kampanyası, gazetenin mali sorunları, Alemdaroğlu tarafından tamamen hukuksuz biçimde okuldan atılması gibi sorunlarla boğuşuyorduk.

Erkin okuldan atılma kararını gülerek karşılamıştı. Çünkü O bu mücadeleye girişirken işbirlikçilerin, karşıdevrimcilerin ve Türk düşmanlarının engellemek için elinden geleni yapacağını zaten bilmekteydi. Bu mücadelenin olası tüm sonuçlarına her an hazır olan devrimci bir kişiliğe sahipti. Ancak Atatürkçü gençlik hareketinin önemli bir önderi olarak çalışma alanından ve okulundan uzak kalmanın onu üzdüğünü bilmekteyiz.

Ne olursa olsun Erkin bu sebeplerin herhangi birisinden dolayı intihar etmeyi devrimci kişiliğine yakıştıramayacak bir insandı. Kimseyi suçlamıyoruz. Sadece bu olaya sebep olabilecek olayları sıralıyoruz. Ancak yine de en doğrusu bu olayı bir anlık bir boşluk olarak görmek olacaktır. Çünkü intihar kelimesi herkesin büyük azmi ve devrimci iradesiyle tanıdığı Erkin’e yakışmamaktadır. Bizim için Erkin intihar etmiş bir arkadaşımız değil bu büyük mücadelenin en başında, en önünde yer almış ve bu mücadeleyi sürdürürken şehit düşmüş bir Türk devrimcisidir.

Atatürk resmini yırtan Alemdaroğlu Atatürkçü öğrencileri okuldan attı

Olaydan sonra Erkin’i okuldan atan Alemdaroğlu’nun tavrı da ibretliktir. Şimdiye dek bu konuda kamuoyuna bir açıklama yapmadık ve bir hukuk mücadelesine giriştik. Ancak görüyoruz ki Alemdaroğlu’nun keyfi uygulamaları artık insanların öğrenim hayatını engelleme boyutunu da aşmış yaşamına kastetmeye başlamıştır. Olayın aciliyeti açısından bu konuda da ilk kez bir açıklama yapıyoruz.

Alemdaroğlu, TÜRKSOLU gazetesinde kendisini İstanbul Üniversitesi’nde PKK’nın açık faaliyetlerine göz yummaması konusunda uyaran küçük bir haberden sonra Atatürkçü gençlik hareketini bitirme kararını almış ve uygulamaya sokmuştur.

10 Kasım törenlerinde her sene Atatürkçü gençlerin açmış olduğu standa saldırmış, duvardaki Atatürk resimlerini yırtmış, İleri Dergisi, TÜRKSOLU gazetesi ve Yekta Güngör Özden’in kitaplarını yere fırlatmış, bizzat kendisi Atatürkçü gençlerin standını dağıtmıştır. Alelacele tüm fakültelere emir vererek 12 Atatürkçü öğrencinin okula girişini sebep göstermeksizin yasaklamıştır. Okula alınmama kararını ise bir hafta boyunca öğrencilerin kendisine bile tebliğ etmemiştir.

İdare mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vererek Atatürkçü öğrencilerin okula girmesi kararını çıkartmasına rağmen bu karar rektörlük tarafından uygulanmamış, 3 gün sonra da Erkin Yurdakul’un da aralarında bulunduğu 8 öğrenci okuldan atılmış, 4 öğrenci 1 yıl uzaklaştırılmıştır. Soruşturma sırasında öğrencilere hiç bir kanıt gösterilmemiştir. Suçlamalar ve tanıklar bile söylenmemiştir.

Cenaze evine başsağlığı değil soruşturma tebligatı yollayan rektör

Erkin Yurdakul soruşturma komisyonu tarafından TÜRKSOLU gazetesi genel yayın yönetmeni olmakla suçlanmıştır. Eğer kendi basın camiasını koruyan bir Basın Konsey’imiz mevcutsa derhal harekete geçmelidir. Çünkü Erkin Yurdakul bir gazetenin genel yayın yönetmeni olduğu için okuldan atılmıştı. Erkin Yurdakul’un ölmeden önce İstanbul Üniversitesi’ne verdiği savunma ve ailesinin gönderdiği ihtarname sizlere dağıtacağımız eklerde bulunmaktadır.

Alemdaroğlu o kadar siyasi davranmaktadır ki Erkin Yurdakul’un da aralarında bulunduğu 8 kişi okuldan atıldıktan sonra bile haklarında onlarca soruşturma açılmıştır. 22 Aralık Pazartesi günü tam aramızdan ayrıldığı saatlerde okuldan atılan Erkin Yurdakul’un katılması gereken başka bir soruşturması daha vardı.

Alemdaroğlu olaydan sonraki davranışlarıyla hukuksuz ve keyfi uygulamalara girişen biri olmanın yanısıra en basit insanlık değerlerini bile çiğnemiştir. Erkin Yurdakul öldükten bir gün sonra ailesine iki yeni soruşturmanın tebligatı gönderilmiştir. Cenaze evinde Erkin’in ailesi ve yakınları İstanbul Üniversitesi’nden gelen zarfı görüp de başsağlığı beklerken yeni soruşturmaların tebligatıyla karşılaşmıştır.

Milli Dava’ya ve Rauf Denktaş’a destek içir imza kampanyasında da bir üniversitemizin neredeyse bütün öğretim üyelerinden imza toplaayı başarmıştı.

Ailesi de biz de Alemdaroğlu’ndan davacıyız

Bugünden itibaren ailesi ve biz önce İdare Mahkemesine ve YÖK’e başvurularımıza ardından da Alemdaroğlu ve soruşturma komisyonu üyeleri hakkındaki suç duyurularımıza başlayacağız. Ayrıca Alemdaroğlu’nun şahsı için görevini kötüye kullanmak, sahte evrak düzenlemek, Atatürk’ün manevi şahsiyetine hakaret, teröre yardım ve yataklık, siyasi partilere taşeronluk nedenleriyle de dava açacağız.

Biz Erkin’in ölümünden dolayı kimseyi suçlamıyoruz. Ancak İstanbul Üniversitesi rektörünün uygulamalarının ne tür sonuçlara yol açtığı da ortadadır.

Ailesi bu konuda en ağır ceza talebiyle mahkemeye başvuracağını belirtmiştir.

ABD ve İsrail’e tavır alan
Atatürkçü gençlere üniversitede baskı

Bununla beraber bir not olarak Erkin’in yaptığımız son yazı kurulu toplantısında Alemdaroğlu hakkındaki fikirlerini, O’na karşı görevimizi yapmak adına açıklıyoruz. Erkin, Alemdaroğlu’nun içine girdiği bu mantıksız ve hukuksuz uygulamaların sadece Masonluğu ile açıklanabileceğini düşünmüyordu.

Atatürkçü gençlerin önce Afganistan’a müdahale eden ABD’ye, sonra da Arafat’ı kuşatan İsrail’e karşı üniversitede düzenlediği gösterilerin Alemdaroğlu’nu çok rahatsız ettiği biliniyordu. Ancak, bu gösterilerin hemen ardından Atatürkçü gençlere karşı saldırıya geçmesi, O’nu şüpheye düşürüyordu.

Özellikle İsrail’e ve siyonizme karşı Atatürkçü gençlerin tavrından sonra okulda Atatürkçü gençlere karşı haksız ve hukuksuz uygulamaların başlaması, bunun arkasında dış kaynaklı istihbarat güçlerinin olduğu şüphesi yaratıyordu.

Yeni Başlayanlar İçin Atatürk CD’si hazırlıyordu

Erkin’in şimdiye dek yazdığı yazılar ortadadır ve hepsi tek tek dönüp okunmalıdır. Bununla birlikte ölmeden hemen önce hazırlığına giriştiği Yeni Başlayanlar için Atatürk CD’sinin hazırlık notlarını da açıklıyoruz.

Bu son projesini tamamlamak bizim ona karşı borcumuzdur.

Erkin Yurdakul'un son yolculuğuDevrimin sıra neferiydi

Erkin yaşamı boyunca tüm yeteneklerini devrimin hizmetine sundu. O sadece bir genel yayın yönetmeni değildi, sadece bir yazar değildi, sadece bir gençlik lideri değildi, bunların hepsiydi.

Bu mücadelenin bir sıra neferiydi. O’nun için şimdi dönüp O’nun fotoğraflarına baktığımızda yazı yazan, konferans veren, gazete satan, bir kitle eylemini yöneten, pankart asan, afiş asan, badana yapan, inşaatlarda çalışan bir sürü insan görüyoruz.

Gazetemizi çıkartmak için paraya ihtiyacımız olduğu dönemlerde inşaatlarda çalışan Erkin de aynı Erkin’dir, TÜRKSOLU gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni olan Erkin de aynı Erkin’dir. Her işe koşan, büyük küçük herkesle tek tek ilgilenen, başımıza gelen bunca kötü olayda arkadaşlarımızın ve dostlarımızın moralini yüksek tutmak için elinden geleni yapan da aynı Erkin’dir.

Türk milletinin başı sağolsun

Bunun için de O’nun her yerde dostları, sevenleri, mücadele arkadaşları vardı.

Buradan tekrar ailesine, tüm mücadele arkadaşlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Geçirdiğimiz bu acı haftada bizleri ve ailesini yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza tek tek teşekkür ediyoruz.

Acımız büyük.

Ancak TÜRKSOLU bundan sonra çok daha kararlı ve güçlü biçimde mücadelesine devam edecek.

Erkin’in kısa yaşamına sığdırdığı bu büyük ve değerli miras her zaman mücadelemize yol göstermeye devam edecek.

Erkin Yurdakul'un son yolculuğuErkin Yurdakul’un
son yolculuğu

Erkin Yurdakul 24 Aralık 2003 günü Edirne Eski Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Edirne’de toprağa verildi.
Cenaze törenine ailesi, TÜRKSOLU yetkilileri, Edirne Belediye Başkanı Cengiz Varnatopu, ADD, ÇYDD, CHP ve SHP’nin Edirne örgütleri, Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü; Edirne Fen Lisesi, Edirne Anadolu Lisesi, Edirne Anadolu Öğretmen Lisesi, Edirne Lisesi ve Edirne’nin çeşitli dersanelerinden öğretmenler ve öğrenciler; Trakya Üniversitesi’nden Eğitim Fakültesi Dekanı, pek çok öğretim üyesi ve öğrenciler, ADD Genel Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Saltık, KÖY-KOOP Müdürü ve Erkin Yurdakul’un pek çok okuru ve seveni katıldı.

 

Türk Solu’nun Deniz’i
Erkin Yurdakul

Türk solu Deniz Gezmiş’i anlamadan ve ona benzemeden gerçek bir sol olamaz. Türk solunun düşüncelerini ve değerlerini yansıtmayarak emperyalist uzantısı bir solculuğun ve marjinal solun da Deniz Gezmiş’le ilgisi olamaz.

Atatürk’ün başlattığı bir çağda ama Atatürk’süz bir Türkiye’de yaşamak çelişkisini Deniz gibi yaşayabilmeliyiz. Bunun için hem Atatürkçü bir Türkiye yaratmak hem de yeni bir ulusal kurtuluş mücadelesini yükseltmek yeni Denizlerin görevi olmalı.
Burada bir ulusal kurtuluş ideolojisi olarak sosyalizmi ve Atatürkçülüğü Denizlerin kavradığı zeminde doğru olarak kavramak ve bunun mücadelesini yürütmek gerekiyor. Bunun anlamı ise Deniz gibi düzenle tüm bağları koparmak ve uzlaşmaz bir devrim mücadelesine girişmektir. Halkın Kemalizmin alternatifleriyle oyalanmasını engelleyip düzenin alternatifi olacak bir halkçı rejim kurulmasına hizmet Deniz olmanın gereğidir.

Böyle bir mücadeleye girişebilmek için ise tek yol Deniz gibi profesyonel devrimci olmaktan geçmektedir. Yaşamının tüm enerjisini “vatanın kurtuluşu için ve kahredici bir istibdatla” mücadeleye adayacak gençlere her tarihi dönemde büyük ihtiyaç oldu. Bunun için gençlerin içinde Deniz olma coşkusu hiçbir zaman azalmadı. Deniz Gezmiş de Türkiye’nin kurtuluş mücadelesinin yarattığı devrimci gençlerin en büyük lideri olarak kaldı.

6 Mayıs 1972’den 2003’e kadar geçen süre içinde artık açıkça kanıtlanan gerçek, ezilen ulusların kurtuluş mücadelesinin yok edilemeyeceği ve bu mücadelenin devrimci liderlerinin asla unutulmayacağı gerçeğidir.

Denizleri yaratan dünya çapındaki mücadeledir. Gençlik devrim isteği içinde bu dünya çapındaki mücadeleye göre ufkunu genişletmelidir.

Deniz olmak kolay değildir ama Deniz olmadan da vatanı yaşatmak mümkün değildir.

(TÜRKSOLU Sayı 29, 5 Mayıs 2003)