|
 |
O, ne önde
ne arkada
sırada
sıramızdaydı...
Ve yanındakinin kanlı başı onun omzuna eğilince
ona
sıra gelince
sayısını
saydı...
Söz istemez
Yaşlı göz istemez
Çelenk melenk lazım değil...
SUSUN.
SIRA NEFERİ UYUSUN...
|
Atatürkçü Gençlik hareketinin yaratıcılarındandı
Atatürkçü gençlik hareketinin önderlerinden, İstanbul
Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Atatürkçü Düşünce Kulübü Yöneticisi,
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Kurul Delegesi, TÜRKSOLU gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni, İleri dergisi yazarı, mücadele arkadaşımız,
dostumuz, kardeşimiz Erkin Yurdakul 22 Aralık günü aramızdan ayrıldı.
O’nun kaybı yalnız TÜRKSOLU ailesi için değil tüm
Atatürkçüler için, tüm Türk milleti için büyük bir kayıptır.
Kısa yaşamına sığdırdığı onlarca yazı ve eylem, yaratılmasında
birinci dereceden pay sahibi olduğu fikir hareketi, yaşamının sonuna
kadar ödün vermediği devrimci kişiliği ve arkasında bıraktığı büyük
miras bunun kanıtıdır.
Erkin Yurdakul kimdir?
Erkin, 90’ların sonuna doğru tohumları atılmaya başlanan
Atatürkçü gençlik hareketinin yalnız ilk önderlerinden olmakla kalmadı,
Atatürkçü gençlik hareketinin ilk kez net bir siyasi ve idelojik tavır
haline gelmesini sağlayanlardan biri oldu.
Erkin Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu’nu
(ADKF) kuran ve daha sonra bu hareketi onbinlerle buluşturan bir avuç
insandan biriydi. Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu’nun kurulduğu
2000 yılına kadar Türkiye çapında ulusal mücadele yürüten ve net bir
fikri bütünlüğe ulaşmış bir Atatürkçü gençlik hareketi yaratılamamıştı.
Erkin bu hareketin en önde gelen yaratıcılarındandır.
O,
Atatürkçü Gençliğin son yıllarda yürüttüğü bütün siyasi kampanyaların,
eylemlerin, hareketlerin başında bir yönetici olarak bulundu. Siyasal
Bilgiler Fakültesi’nde Atatürkçü Düşünce Kulübü’nü tekrar kurdu, bununla
yetinmedi İstanbul Üniversitesi’nin tüm fakültelerinde Atatürkçü gençlik
hareketinin örgütlenme çalışmalarının başında yer aldı, bununla da
yetinmedi, Türkiye’nin pek çok yerini karış karış gezerek Atatürkçü
gençlik hareketini örgütledi.
Devrimci ailenin devrimci oğlu
Tüm bunları yaparken aynı zamanda İstanbul Üniversitesi
SBF’nin başarılı, hocaları tarafından sevilen ve saygı duyulan bir
öğrencisiydi. Kemal Alemdaroğlu’nun hukuksuz uygulamaları söz konusu
olmasa bu yıl okulunu bitirecekti. Mezun olduktan sonra da eğitimini
sürdürmek kararındaydı. Ancak O’nun için eğitim siyasi mücadelesini
destekleyecek bir faaliyetti. Erkin’in hayatının merkezinde kendini
adadığı Türk Devrimi vardı.
|
Ailesinin açıklaması:
O bize tertemiz bir isim bıraktı
Biz oğlumuz, canımız Erkin Yurdakul’un ailesi
olarak bir oğul kaybetmek bir yana 23 yaşında böylesine üretken,
böylesine çalışkan, böylesine yurt ve ulus sevgisi ile donanmış,
gerçek mücadeleci Atatürkçülüğü yaşam biçimine dönüştürmüş,
pırıl pırıl bir insanı yitirmenin acısını yaşıyoruz. O, bize,
arkadaşlarına ve tüm sevenlerine tertemiz bir isim bıraktı.
Acımız büyüktür. Bundan önce olduğu gibi bundan
sonra da İleri ve TÜRKSOLU ailesinin yanında, Erkinimizle birlikte
olacağımızı belirtmek isteriz.
Annesi İnci Yurdakul,
Babası Gürhan Yurdakul,
Ablası İlke Akgündüz
|
Ailesi de Atatürkçü, ilerici mücadelenin içinden yetişen
insanlardı. Annesi İnci Yurdakul ve babası Gürhan Yurdakul 80 öncesinde
Edirne’de öğretmen derneklerinin önde gelen örgütleyicileriydi. İnci
Yurdakul sekiz yıl boyunca Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Edirne
Şube Başkanlığını da yürütmüştür.
Her ikisi de Erkin’i mücadelesinde bir gün bile yalnız
bırakmadılar, her zaman TÜRKSOLU hareketinin destekçisi oldular. Erkin
de yaşamı boyunca hep ailesinin tüm fertlerini mücadelenin içine katmaya
çabaladı ve onlar da desteklerini hiçbir zaman bizden esirgemediler.
Uğur Mumcuların, Deniz Gezmişlerin takipçisiydi
Türkiye’nin Atatürkçü, devrimci, milliyetçi kamuoyu
Erkin’i TÜRKSOLU gazetesi ve İleri Dergisi’ndeki düzenli yazılarıyla
tanıdı. Erkin’in her yazısı Türkiye’nin dört bir yanında ilgiyle beklenen
ve bir süre sonra doğruluğu ortaya çıkan tespitlerle doluydu.
Son dönemde Türkiye’nin dış politikası, ulusal güvenlik
ve Türkiye’nin kuşatılması konularına yoğunlaşmıştı. Bu yazılarındaki
tespit ve öngörülerin çok kısa bir süre sonra bir çok devlet kurumu
tarafından bile kabul edilen gerçekler haline geldiğini biliyoruz.
Bunun dışında Atatürkçülüğün teorik temelleri ve
6 Ok, ezilen ulus milliyetçiliği ve Üçüncü Dünyada milliyetçi hareketler,
yine ezilen uluslarda sosyalizm pratikleri gibi konular sürekli yazdığı
ve ilgi duyduğu konulardı.
Aslında Erkin’i en iyi anlamamızı sağlayan yazı TÜRKSOLU’nun
ilk sayısında yazdığı Türk Solu geleneği yazısıdır. Bu yazıda takip
edilen düşünce çizgisi izlendiğinde Erkin’in Türk Solu geleneğinin
en son halkası olduğu rahatça görülebilir.
Nazım Hikmet’lerin, Aziz Nesin’lerin, Uğur Mumcu’ların,
Deniz Gezmiş’lerin takipçisiydi, aynı fikirleri daha da geliştirirken
aramızdan ayrıldı, ve bu geleneğin son şehidi olarak tarihe geçti.
 
Erkin, Bedreddin talebelerindendi.
Ölmeden bir kaç gün önce Radi Fiş’in “Ben de halimce Bedreddinem”
kitabını bir kez daha okumaya başlamıştı. Son okuduğu diğer
kitap ise 1968-1973 yılları Arası Irak Devrimi’ni anlatan
Devrimci Irak’tı.
|
Yaşamı haber olmadı,
ölüsünün başına akbabalar gibi üşüştüler
TÜRKSOLU sadece bir fikir hareketi değil aynı zamanda
siyasi mücadelenin en önünde yer alan bir gazeteydi. TÜRKSOLU gazetesinin
Erkin’in yönetiminde çıkan 46 sayısı emperyalizmle ve gericilikle
mücadelenin seyir defteridir. TÜRKSOLU gazetesi aynı zamanda işbirlikçi
basının tümüyle AKP’nin kontrolüne girdiği bir zamanda AKP iktidarına
karşı muhalefetin en etkili seslerinden biri olarak özgür basının
ölmediğini ortaya koymuş ve bu özelliğiyle Türk basın tarihine geçmiştir.
Onun ölümünden sonra basının sergilediği tavır Türk
basın tarihi açısından bir yüz karasıdır. Yeniçağ gazetesi dışında
hiçbir gazete bir başsağlığı bile dilememiştir. Aksine akbabalar gibi
cenazenin başına üşüşüp bir sürü kırıcı ve yalan haber yaparak gerçek
yüzlerini bir kez daha ortaya koymuşlardır. Cenazeye saygı Türk milletinin
herhangi bir ferdinin göstereceği en basit ahlak kuralıdır. Fakat
bunlar bu kuraldan bile habersiz olduklarını göstermişlerdir.
Daha bir hafta önce Türkiye’nin şimdiye dek gördüğü
en geniş katılımlı imza kampanyası olan, Erkin’in çok büyük emeğinin
geçtiği Rauf Denktaş’a ve Milli Dava’ya destek kampanyasında toplanan
10 bin imzaya bir satır olsun değinmeyenler, akbabalar gibi cenazenin
başına üşüşüp terbiyesizlik sınırlarını aşan davranışlarda bulunmuşlardır.
Yaşamımızla bizi haber yapmaktan kaçınanlar böyle
acı bir kayıptan faydalanma yoluna gitmişlerdir. Bu yönüyle basının
tavrı iğrençtir, mide bulandırıcıdır. Geçtiğimiz hafta bu tavır içinde
olan tüm basın kuruluşlarını kınıyoruz. Ayrıca hem gazetemizin, hem
de Erkin’in ailesinin her türlü yasal yollara başvurarak bu iğrenç
haberleri yapanlardan hesap soracağını da burada kamuoyuna ilan ediyoruz.
Son nefesinde bile vatan savunması verdi
Olayın aslı nedir?
Erkin Yurdakul’un ölümü üzerine çeşitli yorumlar
yapılmaktadır. Ancak doğaldır ki kimse olayın aslını olay anında,
olay yerinde bulunan arkadaşlarından, yani bizden iyi bilemez. Olay
maalesef bir intihardır. Bizler alt katta kahvaltı ederken Erkin gazete
bürosuna gelmiş ve direkt yukarı çıkmıştır. 15-20 saniye sonra bir
ses duyulmuş, ardından yukarı çıkan arkadaşımız Erkin’in olmadığını
görmüş, o sırada sokaktan sesler gelmiş, camdan dışarı baktığında
Erkin’in aşağıda yerde yattığını görmüş ve hep birlikte aşağı inilmiş
ve ambulans çağrılmıştır.
Fakat ne yazık ki tüm çabalara karşın Erkin Yurdakul
kurtarılamamıştır. Çevrede bulunan görgü tanıklarının ifadeleri ve
emniyetin raporu da olayın intihar olduğu yönündedir.
Olayın gerçeği bu olmasına karşın biz yine de Erkin’i
intihar etmiş bir insan olarak değil, mücadele sırasında yitirdiğimiz
bir şehit olarak görüyoruz. Çünkü Erkin intihar edecek bir insan değildi.
Tersine yaşamı boyunca yalnız boş zamanlarını değil yaşamının her
saniyesini devrimci mücadelenin hizmetine sunan bir insandı.
Psikolojik tedavi gördüğü yönündeki haberler bütünüyle
yalandır. Erkin’in kastedilen şekilde bir hastalığı yoktu ve son anına
kadar mücadelenin içindeydi. TÜRKSOLU’nun son sayısında çıkan yazısı
ölmeden bir gün önce yazılmıştı ve Türkiye’nin AB tarafından Güneydoğu
ve Kıbrıs üzerinden kuşatılmasına nasıl direnilebileceğini anlatan
mücadeleci bir yazıydı. Ölmeden bir gün önce bile Türk milletine mücadele
çağrısı yapan bir yazının yazarının psikolojik hasta olduğunu ima
etmek insafsızlıktır.
|

Erkin, Atatürkçü Düşünce
Derneği ADD’nin çalışkan bir üyesiydi. En son Genel Kurul delegesi
seçilmişti. Çantasında ADD üye formu ile dolaşırdı. Pek çok
öğretim üyesini ADD’ye katmıştı.
|
İntihar değil mücadele şehidi
İntiharın sebebine ilişkin kesin bir fikrimiz olmamasına
karşın belli düşüncelerimiz vardır. Erkin son bir iki aydır duygusal
bir dönem geçirmekteydi. Son dönem gazetemize yönelik basının karalama
kampanyası, gazetenin mali sorunları, Alemdaroğlu tarafından tamamen
hukuksuz biçimde okuldan atılması gibi sorunlarla boğuşuyorduk.
Erkin okuldan atılma kararını gülerek karşılamıştı.
Çünkü O bu mücadeleye girişirken işbirlikçilerin, karşıdevrimcilerin
ve Türk düşmanlarının engellemek için elinden geleni yapacağını zaten
bilmekteydi. Bu mücadelenin olası tüm sonuçlarına her an hazır olan
devrimci bir kişiliğe sahipti. Ancak Atatürkçü gençlik hareketinin
önemli bir önderi olarak çalışma alanından ve okulundan uzak kalmanın
onu üzdüğünü bilmekteyiz.
Ne olursa olsun Erkin bu sebeplerin herhangi birisinden
dolayı intihar etmeyi devrimci kişiliğine yakıştıramayacak bir insandı.
Kimseyi suçlamıyoruz. Sadece bu olaya sebep olabilecek olayları sıralıyoruz.
Ancak yine de en doğrusu bu olayı bir anlık bir boşluk olarak görmek
olacaktır. Çünkü intihar kelimesi herkesin büyük azmi ve devrimci
iradesiyle tanıdığı Erkin’e yakışmamaktadır. Bizim için Erkin intihar
etmiş bir arkadaşımız değil bu büyük mücadelenin en başında, en önünde
yer almış ve bu mücadeleyi sürdürürken şehit düşmüş bir Türk devrimcisidir.
Atatürk resmini yırtan Alemdaroğlu Atatürkçü
öğrencileri okuldan attı
Olaydan sonra Erkin’i okuldan atan Alemdaroğlu’nun
tavrı da ibretliktir. Şimdiye dek bu konuda kamuoyuna bir açıklama
yapmadık ve bir hukuk mücadelesine giriştik. Ancak görüyoruz ki Alemdaroğlu’nun
keyfi uygulamaları artık insanların öğrenim hayatını engelleme boyutunu
da aşmış yaşamına kastetmeye başlamıştır. Olayın aciliyeti açısından
bu konuda da ilk kez bir açıklama yapıyoruz.
Alemdaroğlu, TÜRKSOLU gazetesinde kendisini İstanbul
Üniversitesi’nde PKK’nın açık faaliyetlerine göz yummaması konusunda
uyaran küçük bir haberden sonra Atatürkçü gençlik hareketini bitirme
kararını almış ve uygulamaya sokmuştur.
10 Kasım törenlerinde her sene Atatürkçü gençlerin
açmış olduğu standa saldırmış, duvardaki Atatürk resimlerini yırtmış,
İleri Dergisi, TÜRKSOLU gazetesi ve Yekta Güngör Özden’in kitaplarını
yere fırlatmış, bizzat kendisi Atatürkçü gençlerin standını dağıtmıştır.
Alelacele tüm fakültelere emir vererek 12 Atatürkçü öğrencinin okula
girişini sebep göstermeksizin yasaklamıştır. Okula alınmama kararını
ise bir hafta boyunca öğrencilerin kendisine bile tebliğ etmemiştir.
İdare mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vererek
Atatürkçü öğrencilerin okula girmesi kararını çıkartmasına rağmen
bu karar rektörlük tarafından uygulanmamış, 3 gün sonra da Erkin Yurdakul’un
da aralarında bulunduğu 8 öğrenci okuldan atılmış, 4 öğrenci 1 yıl
uzaklaştırılmıştır. Soruşturma sırasında öğrencilere hiç bir kanıt
gösterilmemiştir. Suçlamalar ve tanıklar bile söylenmemiştir.
Cenaze evine başsağlığı değil soruşturma tebligatı
yollayan rektör
Erkin Yurdakul soruşturma komisyonu tarafından TÜRKSOLU
gazetesi genel yayın yönetmeni olmakla suçlanmıştır. Eğer kendi basın
camiasını koruyan bir Basın Konsey’imiz mevcutsa derhal harekete geçmelidir.
Çünkü Erkin Yurdakul bir gazetenin genel yayın yönetmeni olduğu için
okuldan atılmıştı. Erkin Yurdakul’un ölmeden önce İstanbul Üniversitesi’ne
verdiği savunma ve ailesinin gönderdiği ihtarname sizlere dağıtacağımız
eklerde bulunmaktadır.
Alemdaroğlu o kadar siyasi davranmaktadır ki Erkin
Yurdakul’un da aralarında bulunduğu 8 kişi okuldan atıldıktan sonra
bile haklarında onlarca soruşturma açılmıştır. 22 Aralık Pazartesi
günü tam aramızdan ayrıldığı saatlerde okuldan atılan Erkin Yurdakul’un
katılması gereken başka bir soruşturması daha vardı.
Alemdaroğlu olaydan sonraki davranışlarıyla hukuksuz
ve keyfi uygulamalara girişen biri olmanın yanısıra en basit insanlık
değerlerini bile çiğnemiştir. Erkin Yurdakul öldükten bir gün sonra
ailesine iki yeni soruşturmanın tebligatı gönderilmiştir. Cenaze evinde
Erkin’in ailesi ve yakınları İstanbul Üniversitesi’nden gelen zarfı
görüp de başsağlığı beklerken yeni soruşturmaların tebligatıyla karşılaşmıştır.
|

Milli Dava’ya ve Rauf
Denktaş’a destek içir imza kampanyasında da bir üniversitemizin
neredeyse bütün öğretim üyelerinden imza toplaayı başarmıştı.
|
Ailesi de biz de Alemdaroğlu’ndan davacıyız
Bugünden itibaren ailesi ve biz önce İdare Mahkemesine
ve YÖK’e başvurularımıza ardından da Alemdaroğlu ve soruşturma komisyonu
üyeleri hakkındaki suç duyurularımıza başlayacağız. Ayrıca Alemdaroğlu’nun
şahsı için görevini kötüye kullanmak, sahte evrak düzenlemek, Atatürk’ün
manevi şahsiyetine hakaret, teröre yardım ve yataklık, siyasi partilere
taşeronluk nedenleriyle de dava açacağız.
Biz Erkin’in ölümünden dolayı kimseyi suçlamıyoruz.
Ancak İstanbul Üniversitesi rektörünün uygulamalarının ne tür sonuçlara
yol açtığı da ortadadır.
Ailesi bu konuda en ağır ceza talebiyle mahkemeye
başvuracağını belirtmiştir.
ABD ve İsrail’e tavır alan
Atatürkçü gençlere üniversitede baskı
Bununla beraber bir not olarak Erkin’in yaptığımız
son yazı kurulu toplantısında Alemdaroğlu hakkındaki fikirlerini,
O’na karşı görevimizi yapmak adına açıklıyoruz. Erkin, Alemdaroğlu’nun
içine girdiği bu mantıksız ve hukuksuz uygulamaların sadece Masonluğu
ile açıklanabileceğini düşünmüyordu.
Atatürkçü gençlerin önce Afganistan’a müdahale eden
ABD’ye, sonra da Arafat’ı kuşatan İsrail’e karşı üniversitede düzenlediği
gösterilerin Alemdaroğlu’nu çok rahatsız ettiği biliniyordu. Ancak,
bu gösterilerin hemen ardından Atatürkçü gençlere karşı saldırıya
geçmesi, O’nu şüpheye düşürüyordu.
Özellikle İsrail’e ve siyonizme karşı Atatürkçü gençlerin
tavrından sonra okulda Atatürkçü gençlere karşı haksız ve hukuksuz
uygulamaların başlaması, bunun arkasında dış kaynaklı istihbarat güçlerinin
olduğu şüphesi yaratıyordu.
Yeni Başlayanlar İçin Atatürk CD’si hazırlıyordu
Erkin’in şimdiye dek yazdığı yazılar ortadadır ve
hepsi tek tek dönüp okunmalıdır. Bununla birlikte ölmeden hemen önce
hazırlığına giriştiği Yeni Başlayanlar için Atatürk CD’sinin hazırlık
notlarını da açıklıyoruz.
Bu son projesini tamamlamak bizim ona karşı borcumuzdur.
Devrimin
sıra neferiydi
Erkin yaşamı boyunca tüm yeteneklerini devrimin hizmetine
sundu. O sadece bir genel yayın yönetmeni değildi, sadece bir yazar
değildi, sadece bir gençlik lideri değildi, bunların hepsiydi.
Bu mücadelenin bir sıra neferiydi. O’nun için şimdi
dönüp O’nun fotoğraflarına baktığımızda yazı yazan, konferans veren,
gazete satan, bir kitle eylemini yöneten, pankart asan, afiş asan,
badana yapan, inşaatlarda çalışan bir sürü insan görüyoruz.
Gazetemizi çıkartmak için paraya ihtiyacımız olduğu
dönemlerde inşaatlarda çalışan Erkin de aynı Erkin’dir, TÜRKSOLU gazetesinin
Genel Yayın Yönetmeni olan Erkin de aynı Erkin’dir. Her işe koşan,
büyük küçük herkesle tek tek ilgilenen, başımıza gelen bunca kötü
olayda arkadaşlarımızın ve dostlarımızın moralini yüksek tutmak için
elinden geleni yapan da aynı Erkin’dir.
Türk milletinin başı sağolsun
Bunun için de O’nun her yerde dostları, sevenleri,
mücadele arkadaşları vardı.
Buradan tekrar ailesine, tüm mücadele arkadaşlarına
ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Geçirdiğimiz bu acı haftada bizleri ve ailesini yalnız
bırakmayan tüm dostlarımıza tek tek teşekkür ediyoruz.
Acımız büyük.
Ancak TÜRKSOLU bundan sonra çok daha kararlı ve güçlü
biçimde mücadelesine devam edecek.
Erkin’in kısa yaşamına sığdırdığı bu büyük ve
değerli miras her zaman mücadelemize yol göstermeye devam edecek.
|
Erkin
Yurdakul’un
son yolculuğu
Erkin Yurdakul 24 Aralık 2003 günü Edirne
Eski Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Edirne’de toprağa
verildi.
Cenaze törenine ailesi, TÜRKSOLU yetkilileri, Edirne Belediye
Başkanı Cengiz Varnatopu, ADD, ÇYDD, CHP ve SHP’nin Edirne örgütleri,
Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü; Edirne Fen Lisesi, Edirne Anadolu
Lisesi, Edirne Anadolu Öğretmen Lisesi, Edirne Lisesi ve Edirne’nin
çeşitli dersanelerinden öğretmenler ve öğrenciler; Trakya Üniversitesi’nden
Eğitim Fakültesi Dekanı, pek çok öğretim üyesi ve öğrenciler,
ADD Genel Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Saltık, KÖY-KOOP
Müdürü ve Erkin Yurdakul’un pek çok okuru ve seveni katıldı.
|
|