| Güneş Ayas |
|
Erkin’in bıraktığı yerden, Bir yaz günü... Yazı kurulundan bir kaç arkadaş oturmuş sohbet ediyoruz. Gazeteler “yaz tatilinizi nerede geçirebilirsiniz” haberleriyle dolu, haberlere bakıp dalga geçiyoruz. Herkes bir yer ismi söylüyor ve gülüyoruz. Tatilden pek hoşlanmayan Erkin hemen muhabbetin yönünü değiştiriyor: “İlla bir yere gitmemiz gerekiyorsa, ya Filistin olsun ya da Irak. Afganistan’da ihtiyaç olursa orası da fena olmaz.”... *** Erkin’i kaybetmenin acısını yaşıyoruz. Bu acıdan kurtulmak elbette hiç kolay değil. Erkin, yeri çok zor doldurulacak bir devrimci. Bu sayı Erkin için çıkardığımız bir özel sayı. Ama bir matem sayısı asla değil. Çünkü matem havası Erkin’i yansıtacak bir şey değil. Erkin ardında çok kısa ama mücadeyle dolu bir ömür bıraktı. Daha 23 yaşındayken; babası yaşında, dedesi yaşında insanlara koca bir miras, sarsılmaz bir mücadele azmi bıraktı. 80 sonrasında köşesine çekilenleri yeniden mücadelenin içine çekti, umut oldu, güç verdi. O’na matem havası yakışmaz. Erkin’i hatırlamak istiyorsanız, yukarıdaki sözüyle hatırlayın. Dinlenmek denildiğinde bile aklına mazlum milletlerle omuz omuza savaşmayı getiren Erkin’i hatırlayın. Çünkü bu tavır O’nun tüm yaşamının özetidir. 46 sayı boyunca Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptığı TÜRKSOLU bu bilincin ürünüdür. Nerede olursa olsun emperyalizme karşı mücadele bilinci... *** İlk sayımızda “TÜRKSOLU çıkarken” yazısında TÜRKSOLU’nun niçin çıktığını şöyle açıklıyordu Erkin: “Sermayeciliğin ve Batıcılığın yarattığı tüm putlar kırılmalı. Batıcılığın yarattığı tüm düşünsel çıkmaz bir kenara bırakılmalı. Yalnızca Türkiye’nin bağımsızlığı, yalnızca halkın ihtiyaçları dikkate alınmalı. TÜRKSOLU böyle bir siyasal tavrı geliştirmek için çıkıyor.” TÜRKSOLU’nun Erkin’in yönetiminde çıkan 46 sayısı bu sözün tutulduğunun kanıtıdır. Batının yarattığı tüm putlar tek tek kırılmıştır. Batının barbar medeniyetine karşı “bizim uygarlığımız” TÜRKSOLU sayfalarında ışıldamıştır. Onların sahte Atatürkçülüğüne karşı gerçek devrimci Atatürkçülük yeniden geri dönmüştür. Batıcı ve gardropçu bir uyuşukluk idelojisinden başka bir şey olmayan Mason Atatürkçülüğü altedilmiş Atatürkçülük yeniden Türk milletinin emperyalizme karşı mücadele bayrağı haline gelmiştir. TÜRKSOLU tüm mazlum milletlerin sesi olmuştur. Devrimciler, Türk milliyetçileri dünyanın her noktasında mazlum milletlerin direnişini TÜRKSOLU’ndan takip etmiştir, emperyalizmle bir an bile uzlaşmayan mazlum millet devrimciliği TÜRKSOLU sayfalarında yankılanmıştır. TÜRKSOLU 46 sayı boyunca aynı Erkin gibi kalbi her an Irak’la, Filistin’le, Afganistan’la ve tüm mazlum milletlerle beraber atan bir Türk milliyetçisi, Türk devrimcisi kuşak yaratmıştır. TÜRKSOLU ailesi bu yeni Türk devrimcisi tipinin yetiştiği bir okul olmuştur. Erkin bu okulun hem iyi bir öğretmeni hem de öğrencisiydi. Herkesten bir şey öğrenir, herkese bir şey öğretirdi. Türkiye’de vatan savunmasını dün olduğu gibi bugün de bu okuldan yetişenler verecek ... *** TÜRKSOLU ilk sayısından beri sol içinde de bir mücadele cephesi açmıştır. TÜRKSOLU komprador solu emperyalizmin içimizdeki uzantısı saymış ve ona karşı uzlaşmaz bir mücadele yürütmüştür. Dönüp baktığımızda Batıcı, bölücü, Atatürk’e düşman, Türk’e düşman, Ordu’ya düşman bir solun TÜRKSOLU çıktıktan sonra güç kaybettiğini ve ulusal sol çizginin galip geldiğini görebiliyoruz. TÜRKSOLU sermayeye karşı Türk emekçilerinin, Türk solunun sesidir. Bu anlamda TÜRKSOLU Atatürkçülükle sosyalizmi birleştiren ulusal sol geleneği yeniden diriltmiş ve derinleştirmiştir. İlk sayımızda “Komprador değil ulusal sol artık TÜRKSOLU var” demiştik. Bugün dost ve düşman “artık TÜRKSOLU var” demektedir. TÜRKSOLU ilk sayısından beri Türk milliyetçisi olduğunu net bir şekilde ilan etmiş ve asla milliyetçilikten taviz vermemiştir. Hem kozmopolit ideolojilere hem de milliyetçiliği düzen içine çeken sahte milliyetçi, işbirlikçi fikirlere karşı gerçek devrimci milliyetçiliğin mücadelesini vermiştir. Bugün TÜRKSOLU tüm Türk milliyetçilerinin sesidir. *** TÜRKSOLU milliyetçiliği devrimci bir vatan savunması olarak görmüş ve iki yıl boyunca vatan savunması vermiştir. TÜRKSOLU daha ilk sayılarında emperyalizmin Türk varlığını ortadan kaldırma planlarını ifşa etmiş ve yapılan her öngörü bir süre sonra tüm Türkiye’nin tartıştığı bir gerçek haline gelmiştir. TÜRKSOLU Kıbrıs’ta “Milli Dava”nın sesidir. Türk medyasının savunduğu Rum tezlerine karşı TÜRKSOLU Türk tezlerinin sözcüsüdür. TÜRKSOLU Güneydoğu’da ve Kuzey Irak’ta bölücülüğe ve Kürtçü teröre karşı mücadelenin sesidir. Soluyla sağıyla Türk siyasetinin ve basınının Kürtçü teröre teslim olduğu bir dönemde bölücülüğe karşı çoğu zaman tek başına mücadele vermiştir. TÜRKSOLU AB ve ABD emperyalizminin Türkiye’yi parçalama çabalarına karşı vatanın bölünmez bütünlüğünü, Türkiye’nin tam bağımsızlığını savunanların sesidir. TÜRKSOLU tüm bu Türk düşmanı plânların taşeronluğunu üstlenen gericiliğin amansız düşmanıdır. İlk sayısından beri TÜRKSOLU gericiliğe karşı bir mücadele merkezi olmuş, aynı zamanda bu laiklik mücadelesini vatan savunması çizgisiyle birleştirmiştir. AKP iktidarına karşı muhalefetin en radikal ve en etkili sesi olmuştur. *** TÜRKSOLU bu mücadele boyunca tüm gerçek Atatürkçü-milliyetçi-solcuları hep yanında bulmuştur. Erkin’in ilk sayıdaki “TÜRKSOLU’nun tek bilgi ve düşünce kaynağı, tek olanağı, kendileri de Türkiye’de mücadelenin bir yerinde olan insanlardır. Bu yüzden TÜRKSOLU gazetesi sermayenin değil solundur. Onda yayımın sürebilmesi için sermayeye değil, devrimci fikre ve devrimci katkıya ihtiyaç vardır. Bu yüzden bundan sonraki her sayı Türkiye’nin dört bir yanından katkılarla çıkacaktır.” sözleri geride bıraktığımız iki yıl boyunca bir temenni değil gerçek haline gelmiştir. TÜRKSOLU Türk düşmanlarına karşı uzlaşmaz olduğu kadar bu vatanı düşünen herkese karşı da son derece birleştirici olmuştur. TÜRKSOLU iki yıl boyunca Türk milletinin emperyalizme karşı en geniş cephesini kurmuştur. Erkin’in çok büyük emeğinin geçtiği “Rauf Denktaş’a ve Milli Dava’ya destek kampanyası” bunun en son kanıtıdır. *** Dostu çok olanın düşmanı da çok olurmuş. Erkin’in yönetimindeki iki yıl TÜRKSOLU’nun saldırı altındaki iki yılıdır aynı zamanda. Kimler saldırmamıştır ki... Başta ABD ve AB, sonra onun işbirlikçileri, gericiler, Batı uşağı komprador solcular, bölücü terör örgütleri, mütareke basını, Apocular, Maocu tarikatlar, sahte Atatürkçüler, Mason Atatürkçüleri... Bu mücadelede karşı taraf bizi yenmek için her tür iktidar olanağını kullanmıştır. AKP iktidarının baskıları bir yana, sırf TÜRKSOLU’nun Genel Yayın Yönetmeni olduğu için Erkin’i okulundan atanlar bile çıkmıştır. Liste uzundur, fakat listedeki her isim marjinal bir kuvvettir. TÜRKSOLU’na saldırdıkça daha da marjinalleşmektedirler. Karşı cephe bugün, olduğu gibi karşımızda durmaktadır. Saldırmaya da devam edeceklerini biliyoruz. Türkiye’ye, Atatürk’e ve Türk’e saldıranlarla TÜRKSOLU’na saldıranlar aynıdır. Bu saldırılara karşı direnmeyi sürdüreceğiz. Çünkü vatan savunması asla bırakmayacağımız temel görevimizdir. TÜRKSOLU dün olduğu gibi bugün de Atatürkçü-solcu-milliyetçi çizgisiyle Türk milletini savunmaya devam edecek. Kıbrıs’ta, Güneydoğu’da ve vatanın her karış toprağında emperyalist saldırıları hep beraber püskürteceğiz. Milletimize, vatanımıza ve ezilenlerin medeniyetine dünyanın herhangi bir yerinde yapılan hiç bir saldırıyı cevapsız bırakmayacağız. Çünkü biz daha ilk sayıda Erkin’in kaleminden söz vermiştik: “Tek bir iddiası var TÜRKSOLU’nun. Devrimciliğiyle tarih yaratmış bir geleneğe dayanmak. Bu yüzden kıyasıya mücadele edecek bir gazete.” Erkin de şimdi o devrimciliğiyle tarih yaratmış geleneğin bir parçası. Ama nasıl Deniz Gezmiş aramızdaysa, Uğur Mumcu aramızdaysa, Erkin de aramızda, bizimle beraber mücadeleye devam edecek. Yas tutmuyoruz, ah edip ağlamıyoruz, dünü bugüne, bugünü yarına bağlıyoruz... Güneş Ayas |