Arama: 
24.11.2003/Sayı:44
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Kıbrıs
Yekta Güngör Özden
Bedri Baykam
Öner Yağcı
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Kıbrıs Fuat Veziroğlu

Annan Planı’nda siyasal haklar

Annan Plânı, KKTC ve Türkiye’ye karşı dört koldan bir saldırı plânıdır. İkinci Sevr Muahedesi niteliğindedir. Batı emperyalizmi, Atatürk’e kabul ettiremediği Sevr Muahedesi’ni şimdi Denktaş’a kabul ettirme kavgası vermektedir. Yunanistan ve Makarios liderliğindeki Kıbrıs Rumları 21 Aralık 1963’de Akritas Plânıyla saldırıya geçerek Türk halkını silâh zoruyla yoketmek istemişti. Annan Plânı, Akritas Plânının sivil versiyonudur. Bu plân, siyasal ve diplomatik baskılarla kabul ettirilmek istenen ve de hukuki tuzaklarla dolu bir metindir.

Annan Plânı şu yollardan Kuzey Kıbrıs’ı ele geçirme ve Kıbrıs’ın tamamını Elen’leştirme amacı gütmektedir:

a) Garanti andlaşmasını ve müdahale hakkını hukuken ve fiilen işlemez hale getirerek Türkiye’nin Kıbrıs’taki kolunu kesmek,

b) Kuzey Kıbrıs toprağını yaklaşık %90 oranında Ruma peşkeş çekmek,

c) Kuzey Kıbrıs’taki Türk nüfusun arasına en az Türk nüfus kadar Rum nüfus naklederek iki toplumluluk ve iki bölgelilik esaslarını yok etmek,

d) Kuzey Kıbrıs’a yerleştirilecek Rumlara siyasal haklar tanımak suretiyle Kuzey Kıbrıs’ta da iktidarın seçim yoluyla eline geçmesini sağlamak.

***

Annan Plânı, 65 yaş ve 65 yaş üstü Rumların ya eşleriyle ya da bir refakatçi ile birlikte 29 yıl sonra Kuzey Kıbrıs’a dönmelerini öngörmektedir. Aynı hak, Karpaz bölgesi Rumlarına da verilmiştir. Beş yılın sonunda ise, Türk nüfusun %21’i oranında Rum aşamalı olarak Kuzey Kıbrıs’a dönüş yapacaktır. Rumlar döndükçe, 29 yıl önce terkettikleri eski topraklarına sahip olacaklar. (Bakınız: Annan Plânı, orijinal ingilizce metin, sayfa 55 - Madde 6, sayfa 130 - Madde 16 ve sayfa 132 - Madde 20).

Kıbrıs Türkleri güvenlik nedeniyle Güney Kıbrıs’a dönmeyecekleri ve zaten güneydeki Türk evleri tamamen tahrip edildiği için, Rumlar hem güneydeki Türk mallarını elde etmiş, hem de kuzeye dönerek eski mallarına sahip çıkmış olacaklar.

Annan Plânına göre kuzeyde (sözde) bir Türk devleti, güneyde bir Rum devleti ve bir de ortak devlet (federal hükümet) oluşturulmaktadır. Merkezi devlet, Temsilciler Meclisi ve Senato adını taşıyan ve iki meclisten oluşan bir parlâmentoya sahip olacak. Ayrıca kuzeydeki ve güneydeki (sözde) devletçiklerin de birer parlâmentosu bulunacak. (Bakınız: Annan Plânı, orijinal ingilizce metin, sayfa 18 - Madde 1, sayfa 29 - Madde 22).

Merkezi devlet, aslında Annancı’ların iddialarına rağmen, yeni bir devlet olmayıp Kıbrıs Cumhuriyeti adını 1963’de silâh zoruyla gasbetmiş olan Rum yönetiminin devamı niteliğindedir. Bunu kavramak için Annan Plânındaki şu maddelere bakmak yeterlidir: (Annan Plânı, orijinal ingilizce metin, sayfa 41 - Madde 47, sayfa 159 - Madde 4, 5 ve 6).

Güney Kıbrıs’ta Türk nüfus olmayacağı için burada saf bir Rum devleti oluşturulmaktadır. Kuzey Kıbrıs’ta ise Annan Plânıyla önce KKTC iptal edilmekte, sonra bir (sözde) karma devlet meydana getirilmekte, sonra da kuzeydeki yönetimin Elen’leştirilmesinin kapıları sonuna kadar açılmaktadır.

***

Annan Plânıyla Kuzey Kıbrıs’a (%21 oranında toprak Ruma verildikten sonra) 100 bin dolayında Rum nakledilmektedir. 1974 yılında Kuzey Kıbrıs’ı terkeden Rumların sayısı 200 bin dolayındadır. Annan Plânındaki kısıtlamalar aynen yürürlükte kaldığı takdirde, kuzeye dönecek Rum sayısını 100 bin olarak sınırlamak belki mümkündür. Ancak plâna özenle yerleştirilmiş kurallarla geri kalan Rumların dönüşü de temin edilmektedir. Bu da, ya mahkeme kararları ya da idari tasarruflarla sağlanacaktır. Nitekim Loizidu türü davalarla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 200 bin Rumun dönüşünü sağlayacağına kesin gözle bakmaktayız. Bunu kolaylaştırıcı kurallar Annan Plânına dikkatle serpiştirilmiştir. (Bakınız: Annan Plânı, orijinal ingilizce metin, sayfa 19 - Madde 4 ve sayfa 21 - Madde 11).

Hatta 200 bin dolayında Rumun Kuzey Kıbrıs’a dönüşünü sağlamak için mahkeme kararlarına dahi gerek yoktur. Avrupa Birliği veya herhangi bir organı, AB normlarına dayanarak, bunu idari-siyasi kararlar yoluyla gerçekleştirebilme yetkisiyle donatılmıştır. Hatta bu yetki, Rum karakterli Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti federal hükümetine de verilmiştir. (Bakınız: Annan Plânı, orijinal İngilizce metin, sayfa 27 ve 28 - Madde 19, 8. fıkra).

Son 30 yıl içinde Kuzey Kıbrıs’a Anadolu’dan gelerek vatandaş olmuş aileler Annan Plânıyla Kıbrıs’tan çıkarılmakta ve böylece Kıbrıs Türk nüfusu önemli oranda aşağıya çekilmektedir. (Bakınız: Annan Plânı, orijinal ingilizce metin, sayfa 109 - Madde 5 ve sayfa 61 - Madde 3).

200 bin Rum Kuzey Kıbrıs’a taşındığı zaman, Türk halkı kuzeyde de azınlıkta kalacaktır. Ancak 200 bin değil, kuzeye sadece 100 bin Rum nakledilse bile seçim yoluyla kuzeyde de iktidarı ele geçirmeleri pekâlâ mümkündür.

***

Kuzey Kıbrıs’a yerleştirilecek Rumlar 7 yılın sonunda kuzeyin vatandaşı olma hakkına sahiptir. (Bakınız: Annan Plânı, orijinal İngilizce metin, sayfa 53 ve 54 - Madde 2).

Bu Rumlar merkezi parlâmento (federal parlâmento) bakımından kuzeyin vatandaşı ve kuzeyin seçmen listelerine dahil olarak siyasal haklarını kullanacaklar, seçme ve seçilme olanağı kazanacaklar. (Bakınız: Annan Plânı, sayfa 23 - Madde 13).

Merkezi parlâmentonun Temsilciler Meclisi (Chamber of Deputies) olarak bilinen kanadı nüfus oranına göre oluşacağından, keza buradaki kararlar çoğunlukla alınacağından, bu organdaki Türk temsilciler tamamen etkisiz kalacak ve Rum tarafı dilediği kararı üretebilecektir. (Bakınız: Annan Plânı, orijinal ingilizce metin, sayfa 29 - Madde 22, sayfa 30 - Madde 24 ve sayfa 31 - Madde 25).

Senato, Annancı’lar tarafından siyasal eşitliğin simgesi olarak gösterilmekte ise de bu da bir aldatmacadan ibarettir. Senato, 48 üyeli olacak, Kuzey Kıbrıs’tan 24, Güney Kıbrıs’tan 24 üye seçilecektir. Kuzeyden seçilecek 24 senatörün Türk olması şeklinde bir kural yoktur. Kuzey Kıbrıs’a yerleşecek Rumlar, kuzeye ayrılmış 24 senatörlüğün en az yarısını veya belki daha fazlasını seçim yoluyla elde edecekler. Ayrıca, Rum toplumunun hukuken ve siyaseten bir parçası sayılan yaklaşık 7 bin nüfuslu Maroni toplumu da Senato’da kuzey kontenjanından temsil edilme hakkına sahip kılınmıştır. (Bakınız: Annan Plânı, sayfa 29 - Madde 22).

Sonuçta Kıbrıs Türk temsilcileri Senato’da da etkisiz bir azınlık olarak kalacak, Rumlar burada da diledikleri kararı üretebileceklerdir. Güney kontenjanından gelecek 24 Rum senatörle, kuzey kontenjanından seçilen Rum senatörlerin böyle bir halde merkezi parlâmentoda tam bir hakimiyet kuracakları aşikârdır. Annan Plânına göre, güneyden seçilecek 24 senatör kuzeyden seçilecek 10 senatörle birlikte hareket ettiği zaman her türlü kararı üretme imkânına kavuşmuş olur. (Bakınız: Annan Plânı, orijinal İngilizce metin, sayfa 31 - Madde 25).

Başkanlık Konseyi (Bakanlar Kurulu), Senato tarafından tayin edilecektir. 6 kişiden oluşacak Başkanlık Konseyi’nin 2 üyesi kuzeyden, 4 üyesi güneyden olacaktır. (Bakınız: Annan Plânı, sayfa 10 - Madde 5).

Kuzey kontenjanından tayin edilecek Başkanlık Konseyi üyelerinin Türk olmasını sağlayacak herhangi bir kural plânda yoktur. Plân, buna göre, bilinçli olarak düzenlenmiştir. Bu durumda, Senato’nun Başkanlık Konseyi’ne kuzeyden 2 Rum üye, güneyden de 4 Rum üye ataması mümkündür. Hatta kuzeyden bir Türk üye, bir Rum üye atanmış olsa dahi Rum hegemonyası önlenmiş olamaz, çünkü kuzeyden tayin edilecek bir Rum üyenin güneyden tayin edilecek 6 Ruma katılmasıyla diledikleri kararı almaları mümkündür. (Bakınız: Annan Plânı, sayfa 31 - Madde 25).

***

1963 düzeninde bile, anayasa, parlâmentoda 15 Türk üye bulunmasını öngörmekte idi. Önemli kararların alınabilmesi için Türk üyelerin ayrı çoğunluğuna ihtiyaç vardı. Bakanlar Kurulunda 3 Türk bakan bulunuyordu. Cumhurbaşkanı Rum ise, Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın Türk olması vazedilmişti. Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın (Vice-President) temel konularda veto yetkisi vardı. Türk tarafı evet demedikçe Rum tarafının önemli konularda (savunma, dışişleri, bütçe gibi) karar alabilmesi hukuken mümkün değildi.

Rum tarafı, 1960 düzeninin hukuksal olarak sağladığı bu önemli yetkilere rağmen, 1963 anayasasını fiilen işlemez hale getirmişti. 1960 düzeninin bile çok gerisinde kalan Annan Plânı uygulamağa girdiği takdirde Rumların neler yapabileceklerini tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek.

Annan Plânına göre Rum tarafı gerek yürütme ve gerekse yasama organlarını ele geçirme olanağına sahip kılınmıştır.

Annan Plânıyla bu iki organda hegemonya kuran Rumların bütün Kıbrıs’ı ele geçirmeleri ve Kuzey Kıbrıs’ı da Elen’leştirmeleri hiç de zor olmayacaktır.

Bu nedenledir ki Annan Plânının ikinci Sevr Muahedesi niteliğinde ya da Akritas Plânının sivil versiyonu olduğunu söylemekteyiz.

Annan Plânı, uzun olmayan bir vadede, Enosis demektir.