| İsmet Kotak |
|
Verheugen, KKTC’deki seçimleri dış destekle ve özellikle AB parası ve desteği ile kazanmaya dayayan “AB’ci ve Annancı muhalefet”, Partilerinin Liderleri, AB tarafından hazırlanan senaryo gereği olarak, Strazburg’a davet edildiler ve oradan seslenerek KKTC seçmenini etkilemeyi hesapladılar. Bunu ben biraz da, 1963’den sonra Lefkoşa ve Gazi Mağusa’da, herkes mevzilerde silah başında toprağını, evini,ailesini korurken, bazılarının, silahı atıp da Rum tarafına koşarak geçip sığınma hakkı isteyip, “Rum Radyosu’nda” Türk Halkına seslenmelerine benzetiyorum. Hatta ben ve arkadaşlarım GaziMağusa Canbulat Radyosu’nda haber sunup,gerçekleri yansıtan “Yorum” yaptığımız dönemde, karşıya geçenler, Rum Radyo ve Televizyonu’ndan bizi “Kıbrıs Halkına ihanetle” suçluyorlar, bize inanılmamasını söylüyorlar, isimlerimizi verip hedef gösteriyorlar, “Kanuni Kuvvetler” dedikleri silahlı Rum Eokacılara teslim olmamızı haykırıyorlardı. Sonra ekliyorlardı: “Ey Kıbrıslılar, Liderleriniz sizi aldattılar. Bu hatalı yoldan dönüp Kanuni Kuvvetlerle işbirliği yapınız”. Starzburg’dan Mehmet Ali Talat, Mustafa Akıncı ve Ali Erel’in seslenişlerine bakınca tam 40 yıl öncesini anımsadım. 40 yıl önce teslim olsaydık, şimdilerde Kıbrıs, 40 yıllık Yunan adası olacaktı!…Canbulat Radyosu’dan bu satılmışlara her gece bizzat yanıt verdim. O gün doğru karar verdik ve dayandık. Türk Ordusu ile bütünleştik. Gün ola Harman ola bağımsız ve egemen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, Türk ve KKTC Bayraklarını özgür olarak dalganlandırdık. AB’nin Yunan muhibbi, yalan kumkuması Günther Verheugen, etrafına topladığı İhsan Ali’nin bu ikinci versiyonu zavallı insanlara bakarak efelendi ve Patronlarının ve Yunan lobisinin doğrultusunun gereği olarak, bir Kıbrıs ve dava kahramanı olan Cumhurbaşkanı Denktaş’a saygı duyacağına kin kustu. “Denktaş Kıbrıs’a zarar veriyormuş”! Niçin? Çünkü Rumun, Yunanın, işbirlikçilerin ve AB’nin avantasına ot tıkıyor… Ben bu sözcükleri nereden anımsadığımı yazdım. 1963’de o sözlere kanıp kollarımızı kaldırıp teslim olsaydık, bugün bu ada 40 yıllık Yunan adası olurdu. Hristiyan Avrupalı da, 21 Aralık 1963 Rum-Yunan darbesini tescil ettiği gibi bunu da içine sindirir ve destek verirdi. Strazburg’da konuşan Verheugen, bir Türk ve Denktaş düşmanıdır. Her konuşması bir öncekini yalanlayan, güvenilmez bir kişilik sergilemektedir. Acı olan Verheugen’in konuşması değil, acı olan KKTC Meclisi’ne girmek için bu halktan oy isteyen ve seçildikleri takdirde KKTC’ye ihanet etmeyeceklerine, Türk Ulusunun kopmaz bir parçası olduklarına dair and içmek zorunda olanların tutum ve davranışlarıdır. Acı olan bu parti liderlerinin, yalan deposu dosyaları ile oraya gitmeleri ve ulusal davamızı yerden yere vurmalarıdır. Bunu Lefkoşa’da Rum tarafında Simitis ile yaptılar, bunu Atina’da yinelediler. Şimdi AB yetkilileri ile suçlarını yinelemektedirler. Oysa Talat-Akıncı ve Erel de şunu iyi bilmektedirler ki, AB Türkiye’yi üye almamakta kararldır. Yalan söylemektedirler. “Üyelik değil Özel Statü” önereceklerini, saklamamaktadırlar. Elimizdeki AB dökümanları açıkca bunu göstermektedir. Olayın öteki yanına bakalım. AB, yıllarca Ruma maddi yardım sağlamış, kendilerini eğitmiş, ticaretine katkı koymuştur. Oysa Kıbrıs Türk halkına, en azılı teröriste yapılmayanı yaparak sürekli ambargo uygulamıştır. Ambargo niçin konulur? Sizi kararlarınızdan caydırmak için. 1963’de Kıbrıs Cumhuriyeti’ni işgal eden Rumlardır. Ambargo Türk Halkına kondu. 15 Temmuz 1974’de enosis ilan etmek için silahlı darbeyi Rumlar yaptı. Dünya Türklere ambargo uygulamayı sürdürdü. Bugün de ambargo sürdürülmektedir? Niçin ? Bunu da bana Rum Devlet Planlama Örgütü Başkanı, Londra’da 1980’li yıllarda yapılan “Friends of Cyprus” toplantısında söyledi. Ben “Anlaşma istiyorsanız önce iyi niyet gösterip ambargoyu kaldırınız ki gerisi de bunu yapsın” dediğimde, Rum DPÖ Müsteşarı, “Türk Ordusu ile savaşamayız. Elimizdeki tek silah ambargodur. Onu da kaldırıp çıplak kalamayız” demişti. İşte şimdi AB bize ambargoyu sürdürüyor; sonra da utanmadan, seçimi etkilemek için kitapcık yayınlayıp, broşür dağıtıyor. Eski mescitleri, eski sokakları tamir etmekteymiş! Çift Toplumlu projeler sürüyormuş. Malum, en önemli çift Toplumlu Proje, Lefkoşa’nın Rum kesiminin lağım pisliklerini kanalizasyonla Türk tarafına aktarmak olmuştu. Bunun da mimarı Akıncı ile dostu Lellos Dimitriyadis idi. Bu pisliklerin Türk tarafına akıtılması üzerine, her ikisine de BM’de, özel törenle ödül verilmişti! Her türlü propagandaya rağmen AB’den ambargoya devam… İşte sahtekarlık buradadır. Günther Verheugen, bu sahtekar kervanın başında Rumun isteklerine uygun olarak işaret ediyor: “Denktaş’ı devirip, muhalefeti iktidar yapınız! O zaman AB Yunanlı namına adayı iç edecek ve sizi sizi yağ-balla besleyecektir”… Muhalefet, Verheugen’le Strazburg’da ama onlar namına birileri KKTC sokaklarında AB’nin renkli kitaplarını dağıtıp CTP-BDH ve ÇABP’a oy istiyor… Maşallah, ihanetin de böylesi görülmedi!… Hani seçime müdahale istenmiyordu? AB ve gerisi bundan bağışık mı? Denktaş’I devir, Türk Ordusu’nu adadan at, KKTC’yi yık!.. Emir Verheugen’den… Emrin olur yenisömürgeci patronu ve yeni Lawrence! |