| Özgür Billur |
|
Her yer Filistin, her yer Vietnam! ABD, 1 Mayıs tarihinde Bağdat’a girdikten sonra “savaş”ın sona erdiğini ve askeri zaferini ilan etmişti. Ancak o tarihten bugüne Irak’ta işlerin hiç de ABD’nin istediği gibi gitmediğini görüyoruz. Hemen hemen her gün gazetelerde Amerikan ya da müttefik askerlerine yönelik saldırı haberlerini okuyoruz. Irak’ta direniş büyüyor Bağdat’ın işgalinin ardından yaklaşık yedi ay geçti. Bu süre içerisinde Amerika’nın kaybettiği asker sayısı, işgal öncesi sıcak çatışma dönemindekinden daha fazla. ABD askerleri büyük bir korku ve panik içindeler. Bu korku ve panik son günlerde daha da arttı. Çünkü son üç hafta içinde “Saddam’ın Fedaileri” olarak bilinen Iraklı direnişçiler, Irak’ın teslim olmayacağını gösteren eylemler gerçekleştirdiler. İlk büyük saldırı 26 Ekim’de ABD Savunma Bakanı Paul Wolfowitz’in Bağdat’ta kaldığı otele yapıldı. 29 roketin isabet ettiği otelden Wolfowitz zor kurtuldu. ABD’nin en güvenli bölgelerden biri olarak gördüğü bölgedeki bu saldırıda 2 Amerikalı askeri yetkili öldü, 15 kişi yaralandı. Amerikalılar için ikinci büyük kâbus, Kasım ayının başında Felluce yakınlarında Chinook tipi helikopterin düşürülmesi ve 16 kişilik tüm mürettebatın hayatını kaybetmesi oldu. Bir hafta sonra da Tikrit’te düşürülmesi imkansız denen iki Black Hawk helikopteri düşürüldü. 6 Amerikalı öldü. Aynı günlerde Musul ve Bağdat’ta roket saldırıları sonucu ABD 10’dan fazla askerini kaybetti. Bu saldırılardan sonra Birleşmiş Milletler son personelini de Irak’tan çekmek zorunda kaldı. Direnişçilerin son büyük hedefi ise ABD’nin sadık müttefiki İtalya’nın askeri karargâhı oldu. Nasıriye kenti yakınlarındaki karargâha düzenlenen saldırıda 18 İtalyan askeri öldü. Bu olaydan sonra İtalya’da, muhalefet askerlerinin Irak’tan çekilmesini istedi. Japonya ise asker gönderme kararından vazgeçti. Kıvrıkoğlu: “İkinci Filistin yaratırsınız” Iraklı direnişçiler bu saldırılarla vatanlarını ABD’ye terk etmeyeceklerini gösteriyor. ABD’nin ve müttefiklerinin askeri kayıpları onlara Irak’ın işgalinin öyle kolay olmadığını gösterirken, Araplara da büyük moral aşılıyor. İsrail, nasıl Filistin topraklarını yıllardır ele geçiremiyorsa ve halkın direnişiyle karşılaşıyorsa Irak da Filistin gibi olacak, hatta daha büyük bir direnç gösterecektir. Daha Amerikan saldırısı başlamadan önce dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu bu gerçeği görerek, Wolfowitz’i müdahalenin doğurabileceği sonuçlar açısından uyarmış ve şöyle demişti: “Böyle bir müdahale sonrasında ikinci bir Filistin yaratmış olursunuz. Irak’ın ve Ortadoğu’nun toplumsal ve siyasal yapısı iyi incelenmelidir. Bu bölgede 50 yaşında insanlar Arap-İsrail çatışmasını dinleyerek, izleyerek, okuyarak yaşadılar, siz müdahale ederseniz buna bir de Irak sorunu eklemiş olursunuz. Savaşı kazanmak yeterli olmuyor, nitekim Afganistan’da savaşı kazandınız ama sonrasında neler gelişti biliyorsunuz.” Savaş haline geri dönüş Kıvrıkoğlu’nun tespitinin ne kadar yerinde olduğunu bugün yaşananlar ispatlıyor. 1 Mayıs tarihinde askeri zaferini ilan eden ve dünyaya kafa tutan ABD Irak’ta tutunamıyor. “Savaş bitti” denilmesine rağmen ABD yeniden uydu kontrollü füze kullanmaya başladı. Özellikle iki helikopterin düşürülmesinden sonra ABD, çaresizliğini masum halkın üzerine bomba yağdırarak gösterdi. Tikrit kenti tüm bir gece boyunca bombalandı, çeyrek ton ağırlığına ulaşan bombalarla ertesi gün tanklar ve zırhlı araçlarla onlarca ev yerle bir edildi. 500’den fazla eve girilip birçok insan gözaltına alındı. ABD askeri sözcüsü bunun bir “kuvvet gösterisi” olduğunu itiraf etti. Yaşanan süreç ABD’nin İsrail’in konumuna geldiğinin en açık kanıtı. Tıpkı İsrail gibi ABD de çaresiz kaldıkça daha da saldırganlaşıyor. Masum insanların üzerlerine bomba yağdırılarak adeta bir soykırım uygulanması ABD’ye duyulan nefreti daha da kamçılıyor. Saddam halkı direnişe çağırıyor ABD’yi en çok çileden çıkaran ise Baas Partisi lideri Saddam Hüseyin’in Irak halkını direnişe çağıran ses kasetleri oldu. Saddam’ı ele geçiremeyen ABD, Baas’ın halk içindeki örgütlenmesini de dağıtamadı. Halk, tüm baskılara rağmen duvarlara “Canımız kanımız feda sana Saddam” yazıyor, düşen helikopterlerin başında coşkuyla aynı sloganı atıyor. O sloganı oradakilere kimse zorla attırmıyor. Çünkü işgalcilere karşı vatan savunması veren bir hareket var. Dünyanın her yanında demokrasi adına Saddam düşmanlığı yapabilirsiniz, ama Irak’ta asla. Çünkü orada Saddam düşmanlığının işbirlikçilik olduğunu gören bir Arap halkı var. CIA raporları Irak direnişinin ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu göstermekte. Irak’taki direnişçilerin 50 bin kişilik bir ordu olduğunu söyleyen son raporda şu ifadeler yer alıyor: “Baasçılar halk içindeki desteklerini arttırıyorlar. Rotamızda hızlı ve keskin bir değişiklik yapmamamız halinde kontrolü tamamen kaybedebiliriz. Halk ABD yanlısı liderlerden şikayetçi. Nüfusun %60’ını oluşturan Şiilerin Sünnilerle birleşerek ABD karşıtı bir ayaklanma başlatma ihtimali de var.” Basına sızan bu raporun ne kadar doğru olduğunu bilemeyiz ama son bir aylık gelişmeler Irak’ta direnişin hızla örgütlendiği ve yayıldığını gösteriyor. ABD yine kaybedecek ABD daha Irak’a girmeden TÜRKSOLU’nda yazmıştık; ABD Bağdat’a girse, Saddam’ı ele geçirse bile yine de kaybedecek! O zaman kimilerine uçuk gelen bu fikrin doğruluğunu yaşanan gerçek kabul ettiriyor. ABD hem askeri, hem siyasi açıdan başarısızdır. Askeri yönden başarısızlığını anlamak için son bir aylık dönemdeki kayıplarına bakmak yeterli. “Amerikan askeri mucizesi” yine çökmektedir. Amerikan ordusunda pekçok askerde Vietnam Sendromu görülmeye başlandı. Bu da anlaşılır bir şey. Çünkü Vietnam’da çatışmada ölen asker sayısı iki yılda 324 iken, Irak’ta yedi ayda 398. Bu kayıplar daha da artacak gibi görünüyor. ABD askeri direnişçilerle karşı karşı gelmiyor. Vur-kaç taktiği karşısında ABD gittikçe bir batağa saplanıyor. Saldırının nereden geldiğini bilemediği için, Bağdat’a girmeden önce yaptığı gibi yerleşim yerlerini bombalıyor. Ancak direnişçiler daha da güçleniyor. Siyasi olarak da tökezlemiştir ABD. Irak’a atanan sivil yönetici Bremer geri çağrılmıştır. Irak’taki Geçici Konsey, Bush yönetimini tatmin etmemektedir. Konseyin yerine Afganistan’dakine benzer bir model düşünülmeye başlanmıştır. Ama bunlar da nafiledir. Zaten ABD Afganistan’da otorite kurmuş değildir. ABD, Irak’ta henüz kaybetmiş değildir. Ancak büyük bir hezimete uğrayacaktır. Tıpkı daha önce Vietnam’da, Somali’de ve Afganistan’da olduğu gibi. Dünyanın en güçlü bombalarına sahip olsanız da, o topraklarda yaşayan bir halk vardır ve ona rağmen orada otorite kuramazsınız. İşgalin olduğu yerde direniş de vardır! |