|
Bakın Perinçek Türk Ordusu için ne diyor: “Orduyu siyasal iktidarda pay
sahibi haline getiren Milli Güvenlik Kurulu gibi kurumlar kaldırılmalıdır.” “Bu devlet çöken ve çürüyen hakim sınıfların baskı mekanizması olarak ordusu, bürokrasisisi, parlamentosu, adaleti ve idelojisiyle emekçiler ve bütün halk üzerinde ağır bir yüktür. Emekçilere her an acı çektiren bu devletin temel unsuru olan ordu, emperyalist hakimiyetin bekçisi ve hakim sınıfların diktatörlüğünün silahlı baskı gücüdür.” “Askerlik bütün halk için eziyet ve cefadan başka bir şey değildir.”
“Türkiye Ordusu emperyalizmin işbirlikçi parababalarının ve toprak ağalarının muhafızlığını yapmaktadır. Orduya iç emniyet perdesi altında yüklenen görev budur. Bu emniyet milyonlarca halkın değil, bir avuç zalim ve sömürücünün emniyetidir.” 1994 yılında Aydınlık’tan bir haber. “Türkiye’yi silahlanma batırdı” Haberde Ordu’nun PKK’yla mücadelesi “bölgesel krizlere müdahale” olarak gösteriliyor ve yapılan harcamalar eleştiriliyor. Ordu’nun PKK’yla mücadele etmek için aldığı her füze nedense Aydınlık sayfalarında halkın sırtına binen bir yük olarak gösteriliyor.
“Ordu... işçilerin, köylülerin, Kürt halkının, yurtsever gençliğin ve aydınların mücadelesini bastırmak için kullanılmaktadır...Haklarını arayan işçiler karşılarında her zaman patronların baskı ve şiddet aracı olan orduyu buldular. İşçilere sorulsun! Fabrikanın duvarlarını buldozerle yıkıp saldıran ordu birlikleri hangi sınıfın muhafızlığını yapmaktaydı? Kimin hadimidir Kozlu maden işçilerini kurşunlayıp öldürenler? Toprak ve Hürriyet için mücadele eden köylülere sorulsun. Hangi kuvvetin çizmeli kamçılı toprak ağalarına muhafızlık ettiğini onlar çok iyi biliyorlar. Ezilen Kürt halkına sorulsun! Ağrı’da, Dersim’de katledilen on binlerce Kürt köylüsünün çocukları ordunun gerçek niteliğini söyleyeceklerdir.” “Halkın devrimci mücadelesi hakim sınıfların devlet mekanizmasını ve baskı güçlerini parçalar. Hakim sınıfların ordusunun parçalanması ve içinden bir çok unsurun halkın safına geçmesi başka bir şeydir, Ordu’nun devrimde vurucu güç gösterilmesi ise tamamen başka bir şeydir ve gerçeğe aykırıdır.” “Düzen bütün kurumlarını, DGM’sini, Başsavcısı’nı, Genelkurmay Başkanı’nı, Sosyalist Parti’ye karşı harekete geçirdi... Seçimde Genelkurmay Başkanı da Sosyalist Partiye karşı ağırlığını koyuyor. Kanun sınırını tanımayarak gazetelerin yorumuyla Sosyalist Parti’ye karşı muhtıra gibi açıklamalar yapıyor...Bu konunun üzerine gideceğiz. Çünkü, militarizm demokrasinin ve bağımsızlığın yolunu kesmiştir.”
“Genelkurmay Başkanı ‘terörü hedef alıyorum’ diyor. O zaman Ankara’da demokrasi için yürüyen maden işçisinin önüne niçin barikat kurmuştur? Zonguldak halkı terörist midir?” “Orduda orgenerallikten sonra gelen rütbe eskiden mareşallikti, şimdi banka ve şirket yöneticiliği. Birkaç istisna dışında emekli generallerin hepsi büyük sermaye kurumlarının koltuklarında. Daha ordunun başındayken kendilerini TÜSİAD patronlarına beğendirmeseler, kim getirir onları bankaların, şirketlerin başına? Beşinci yıldızı özel sektör takıyor.” “Kurtuluş Savaşı’na 600 Osmanlı paşasından yalnız 6’sı katıldı. Diğerleri emperyalistlerle ve padişahla birlikteydiler.”
“Genelkurmay Başkanı ‘terörü altı ayda bitiririz ama demokrasinin nezaketlerine zarar vermek istemiyoruz’ diyor. Dikkat ediniz yurttaşlar, en tehlikeli tavır budur. Kenan Evren de 1980 Nisanı’nda askeri darbenin kamuoyu hazırlığını bu sözlerle başlatmıştı. Demokrasiyi terörle mücadelede bir engel olarak gösteriyorlar.” “Açık konuşalım bugün Türkiye’yi parlamento ve hükümet yönetmiyor. Devletin temel kararlarını Milli Güvenlik Kurulu, Özel Harp Dairesi ve MİT üçlüsünün oluşturduğu çekirdek belirliyor. Kontgerilla Avrupa ülkelerinde açığa çıkartıldı. Türkiye’de hâlâ yeraltı faaliyetinde. Birbiri ardı sıra gelen tertiplerde ve şiddet olaylarında parmağı var.” “Militarizmin ülkemiz siyasetindeki gizli ve açık rolüne son vermeden demokrasi ve özgürlük kazanamayız.”
|