Arama: 
10.11.2003/Sayı:43
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Yekta Güngör Özden
Bedri Baykam
Öner Yağcı
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Kapak  

Perinçek “Ordu göreve” pankartına neden saldırıyor?Perinçek
“Ordu göreve”
pankartına
neden saldırıyor?

Bakın Perinçek Türk Ordusu için ne diyor:

“Orduyu siyasal iktidarda pay sahibi haline getiren Milli Güvenlik Kurulu gibi kurumlar kaldırılmalıdır.”
(İP Programı’ndan)

“Bu devlet çöken ve çürüyen hakim sınıfların baskı mekanizması olarak ordusu, bürokrasisisi, parlamentosu, adaleti ve idelojisiyle emekçiler ve bütün halk üzerinde ağır bir yüktür. Emekçilere her an acı çektiren bu devletin temel unsuru olan ordu, emperyalist hakimiyetin bekçisi ve hakim sınıfların diktatörlüğünün silahlı baskı gücüdür.”

“Askerlik bütün halk için eziyet ve cefadan başka bir şey değildir.”

Perinçek PKK'lı teröristlerle cezaevinde poz verirken

Perinçek'in Ordusu!Perinçek’in çıkarttığı 2000’e Doğru dergisi Cudi Dağı’nda PKK ile buluşuyor. Haber başlığı: PKK ordulaşıyor!

Demek ki Perinçek toptan Ordu düşmanı değilmiş.

Onun hoşuna giden “ordular” da varmış!

Üstteki fotoğrafta ise Kürtçülükten hapse atılan Perinçek, Diyarbakır Cezaevi’nde poşusuyla ve PKK mahkumlarıyla poz veriyor.
Fotoğraf Perinçek’in ne kadar Ordu dostu olduğunun güzel bir kanıtı değil mi?
Gülümseyin Kodakla!

“Türkiye Ordusu emperyalizmin işbirlikçi parababalarının ve toprak ağalarının muhafızlığını yapmaktadır. Orduya iç emniyet perdesi altında yüklenen görev budur. Bu emniyet milyonlarca halkın değil, bir avuç zalim ve sömürücünün emniyetidir.”

1994 yılında Aydınlık’tan bir haber. “Türkiye’yi silahlanma batırdı” Haberde Ordu’nun PKK’yla mücadelesi “bölgesel krizlere müdahale” olarak gösteriliyor ve yapılan harcamalar eleştiriliyor. Ordu’nun PKK’yla mücadele etmek için aldığı her füze nedense Aydınlık sayfalarında halkın sırtına binen bir yük olarak gösteriliyor.

“Ordu... işçilerin, köylülerin, Kürt halkının, yurtsever gençliğin ve aydınların mücadelesini bastırmak için kullanılmaktadır...Haklarını arayan işçiler karşılarında her zaman patronların baskı ve şiddet aracı olan orduyu buldular. İşçilere sorulsun! Fabrikanın duvarlarını buldozerle yıkıp saldıran ordu birlikleri hangi sınıfın muhafızlığını yapmaktaydı? Kimin hadimidir Kozlu maden işçilerini kurşunlayıp öldürenler? Toprak ve Hürriyet için mücadele eden köylülere sorulsun. Hangi kuvvetin çizmeli kamçılı toprak ağalarına muhafızlık ettiğini onlar çok iyi biliyorlar. Ezilen Kürt halkına sorulsun! Ağrı’da, Dersim’de katledilen on binlerce Kürt köylüsünün çocukları ordunun gerçek niteliğini söyleyeceklerdir.”

“Halkın devrimci mücadelesi hakim sınıfların devlet mekanizmasını ve baskı güçlerini parçalar. Hakim sınıfların ordusunun parçalanması ve içinden bir çok unsurun halkın safına geçmesi başka bir şeydir, Ordu’nun devrimde vurucu güç gösterilmesi ise tamamen başka bir şeydir ve gerçeğe aykırıdır.”

“Düzen bütün kurumlarını, DGM’sini, Başsavcısı’nı, Genelkurmay Başkanı’nı, Sosyalist Parti’ye karşı harekete geçirdi... Seçimde Genelkurmay Başkanı da Sosyalist Partiye karşı ağırlığını koyuyor. Kanun sınırını tanımayarak gazetelerin yorumuyla Sosyalist Parti’ye karşı muhtıra gibi açıklamalar yapıyor...Bu konunun üzerine gideceğiz. Çünkü, militarizm demokrasinin ve bağımsızlığın yolunu kesmiştir.”

6 Ağustos 1994 tarihli Aydınlık

Yine 1994 yılı Aydınlık, komutanlarla ve özellikle 28 Şubat müdahalesine önderlik eden Karadayı’yla dalga geçiyor. 30 Ağustos’taki terfiler öncesi komutanların faaliyetleri seçim gezisi olarak lanse ediliyor.

28 Şubat’ın başındaki isim Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, Aydınlık’a göre Özal’ın halefidir. Karadayı’yı Özal’a midesinden bağlı general diye tanımlar Aydınlık. Genelkurmay Başkanı olması negatif seleksiyondur. “Kriz dönemlerinde önemli görevlere gelen insanların vasıfsız olması bazı çevrelerin işine gelmektedir.”

Bakın 28 Şubat’ı gerçekleştiren Karadayı Aydınlık’a göre nasıl birisiymiş:

“Türk-İslam sentezci. CIA’nın Ilımlı İslam tecrübesi için biçilmiş kaftan. Özal’ın kafasındaki plan Kuzey Irak’taki Kürtleri de Türkiye’ye dahil ederek bir federasyon kurmaktı. Vefat etti. Peki bu plan yürürlükten kalktı mı? Karadayı Genelkurmay Başkanı olduğuna göre hayır.”

“Genelkurmay Başkanı ‘terörü hedef alıyorum’ diyor. O zaman Ankara’da demokrasi için yürüyen maden işçisinin önüne niçin barikat kurmuştur? Zonguldak halkı terörist midir?”

“Orduda orgenerallikten sonra gelen rütbe eskiden mareşallikti, şimdi banka ve şirket yöneticiliği. Birkaç istisna dışında emekli generallerin hepsi büyük sermaye kurumlarının koltuklarında. Daha ordunun başındayken kendilerini TÜSİAD patronlarına beğendirmeseler, kim getirir onları bankaların, şirketlerin başına? Beşinci yıldızı özel sektör takıyor.”

“Kurtuluş Savaşı’na 600 Osmanlı paşasından yalnız 6’sı katıldı. Diğerleri emperyalistlerle ve padişahla birlikteydiler.”

 

“Genelkurmay Başkanı ‘terörü altı ayda bitiririz ama demokrasinin nezaketlerine zarar vermek istemiyoruz’ diyor. Dikkat ediniz yurttaşlar, en tehlikeli tavır budur. Kenan Evren de 1980 Nisanı’nda askeri darbenin kamuoyu hazırlığını bu sözlerle başlatmıştı. Demokrasiyi terörle mücadelede bir engel olarak gösteriyorlar.”

“Açık konuşalım bugün Türkiye’yi parlamento ve hükümet yönetmiyor. Devletin temel kararlarını Milli Güvenlik Kurulu, Özel Harp Dairesi ve MİT üçlüsünün oluşturduğu çekirdek belirliyor. Kontgerilla Avrupa ülkelerinde açığa çıkartıldı. Türkiye’de hâlâ yeraltı faaliyetinde. Birbiri ardı sıra gelen tertiplerde ve şiddet olaylarında parmağı var.”

“Militarizmin ülkemiz siyasetindeki gizli ve açık rolüne son vermeden demokrasi ve özgürlük kazanamayız.”


Kardeş tarikatlar Atatürkçü gençlere saldırıyor

Perinçek ile Fethullah tarikatı arasında al gülüm ver gülüm muhabbeti sürüyor. Kardeş Ttarikata önce Perinçek el uzatmıştı. Fethullah tarikatına ecel terleri döktüren rahmetli Necip Hablemitoğlu’nu hedef tahtasına oturttu. Fethullah, davalarında kendisini savunmak için Aydınlık’ı kanıt olarak gösterdi. Perinçek gazetesinde devlet kademelerinde ve Emniyet içinde Fethullah’a karşı mücadele edenler aleyhinde yayınlar yaparak bu kişileri etkisiz hale getirdi. Tabii Fethullah da bunları karşılıksız bırakmadı. TÜRKSOLU’na saldırması için Zaman’ın birinci sayfası Perinçek’e ayrıldı.

Dün Necip Hocamıza ajan diyerek saldıranlar şimdi de birleşmiş TÜRKSOLU başyazarı Gökçe Fırat’a aynı şekilde saldırarak onu hedef gösteriyorlar. Bir baktık ki ne görelim Aksiyon ile Aydınlık bize saldırmak için aynı kapakla çıkmışlar. Allah muhabbetinizi arttırsın, ne diyelim.

Yalnız aralarında tek fark var. Fethullah akıllılık etmiş de Gökçe Fırat’ın reklamını yapmamış. O kadar da olsun artık, birisi binde birlik Perinçek, diğeri koskoca Hocaefendi.

Aydınlık hareketi, 70’lerden bu yana ülkede kardeş kavgası çıkartmak ve Türk devletini güçsüz düşürmek isteyen güçlere hizmet etti. 12 Eylül öncesinde, hem sol, hem sağ kesimden pek çok genç, hem de pekçok devlet görevlisi Aydınlık’ın hedef gösteren yayınlarından sonra öldürüldü.Böylelikle, Aydınlık hareketi emperyalizmin Türk toplumunun tüm kesimlerine yönelik bir şantaj silahı oldu. Bugün aynı karanlık yayınlarına devam ediyorlar.