Arama: 
27.10.2003/Sayı:42
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Kıbrıs
Yekta Güngör Özden
Bedri Baykam
Öner Yağcı
Arka Sayfa
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
    Site İçi Arama: 
 
Atatürk Deniz Che
Türkiye İsmail Bostancıoğlu

Devlet mollalara
eğitim tarikatlara!..

AKP hükümetinin eğitim alanında açtığı tartışmalara bir yenisi daha ekleniyor. Daha önce YÖK Yasa tasarısıyla ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda kadrolaşmalarıyla dikkati çeken hükümet şimdi de İmam Hatip Liseleri’ne el atmış durumda.

AKP hükümetinin Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in, ÖSS sınavında İmam Hatip mezunlarının başarı puanını diğer liselerle eşit tutma amacıyla hazırladığı yasa tasarısı pek çok tartışmayı beraberinde getirdi. Çelik’in yapmayı düşündüğü değişiklik, Meslek Liseleri’ni bitiren öğrencilerin üniversite sınavında, alanları dışında tercih yapmaları durumunda düz liselerle aynı katsayıdan faydalanmaları esasına dayalı.

Mevcut sistemde Meslek Liseleri hangi alanda eğitim veriyorlarsa, üniversite sınavında, o doğrultuda tercih yapıyorlar. Farklı alanda tercih yapmaları durumunda ise, puanları düşüyor. Çelik’in yapmayı tasarladığı değişiklik ilk bakışta bu durumdan doğan puan kaybını gidermeye dönük gözükse de altından başka şeyler çıkıyor.

Tasarı tamamen İmam Hatipler için hazırlanıyor

Hazırlanan tasarının ortaya konuşu Meslek Lisesi çıkışlıları genelinde olsa da tüm tartışma İmam Hatip Liseleri üzerinde yoğunlaşıyor. Tasarının esas amacı da İmam Hatip mezunlarını üniversiteye sokmak. Hükümetin ÖSS sınavı için hazırlanan kılavuzların basımını, bu değişiklik sonuna bırakmak istemesi de bunun başka bir göstergesi. Şu anki yasalar çerçevesinde İmam Hatip mezunlarının kendi alanlarının dışında bir yere girmeleri oldukça zor.

İmam Hatip mezunları 1998 yılı öncesi din dersi öğretmenliği ve ilahiyat fakültelerinden çok hukuk ve siyasal bilimlere yöneliyordu. 28 Şubat sonrası yapılan değişikliklerle önce 8 yıllık kesintisiz eğitim çerçevesinde, bu okulların orta bölümleri kapatılmış, 1999’da ise ÖSS değişikliklerinden sonra İmam Hatip mezunlarının farklı alanlara kayması daha da zorlaştırılmıştı. Geçtiğimiz sene, ÖSS sonuçlarına göre bir tane İmam Hatip mezununun hukuk fakültesine girememesi bu durumu açıkça ortaya koyuyor.

Bu durum karşısında İmam-Hatipler oldukça güç kaybetmişti. Hatta bazı İmam Hatip okulları yeni öğrenci bulamayacak noktaya gelmişlerdi. Ama son zamanlarda İmam Hatip liselerinde belli bir toparlanma çabası göze çarpıyor. Bazı İmam Hatip liseleri öğrencilerine burs verirken, bazıları ise velilere yakacak yardımı yapmaya kadar işi vardırıyor. Bu okulların böyle işlere nasıl girişebildikleri ise belli değil. Sadece bunlar bile İmam Hatip liselerinin ne hale sokulmak istendiğini ortaya koyuyor. Bu okullar bir şekilde devletin elinden alınmaya çalışılıyor.

Şimdi ise AKP hükümeti yasa değişiklikleriyle İmam Hatip okullarını güçlendirerek, mezunlarına tekrar üniversite yolunu açmaya çalışıyor.

İmam Hatip mezunlarının üniversitede işi ne?

İmam Hatip okulları ülkede din adamı yetiştirmek için kurulmuş okullar. Devlet din alanında ihtiyaç duyduğu kadroları bu okullar sayesinde karşılıyor. İmam Hatip Liseleri tamamen bu amaca yönelik kurumlar.

Şimdi üstünde oldukça sık durulan üniversite sınavında hakları yeniliyor propagandasının bu açıdan bir temeli yok. Zaten bu okullar meslek lisesi kategorisinde olduğu için, doğrudan mesleğe dönük bir eğitim alıyorlar ve mezun olduktan sonra din alanında ihtiyacı karşılıyorlar.

Oysa, AKP hükümeti yapmayı çalıştığı değişiklikle, İmam Hatip okullarını kuruluş amacı dışında bir noktaya getirmeye çalışıyor. Meslek liselilerin başarı puanlarında yapılacak değişiklikle İmam-Hatiplilerin üniversite sınavında daha başarılı olmaları sağlanacak.

Akla gelen soru üniversitede okumak isteyen öğrencinin niçin normal lise eğitimi görmek varken İmam Hatip gibi meslek lisesi kategorisindeki bir okulda okuması. Bunun bir başka yönü de din görevlisi olmak için bu okullara giden öğrencilerin niçin üniversite okumaya bu derece meraklı olmaları. Bu soruların tek bir mantıklı yanıtı var o da: İmam Hatip okullarının düz liselere alternatif bir kuruma dönüşmüş olması. Ayrıca AKP hükümetinin bu okullardan mezun gençleri üniversite okutarak belli yere getirmeyi çalışması.

İmam Hatipler

ayrı din eğitimi veriyor!

İmam Hatiplerin kuruluş amaçlarından sapmalarının en açık örneği İmam Hatip liselerinin ihtiyacın çok üzerinde öğrenci alınması. Türkiye’nin din görevlisi olarak yaklaşık 5.500 kadroya ihtiyacı var. Buna rağmen İmam Hatip liseleri yılda 25.000 mezun veriyor. Mevcut ihtiyacın çok üzerinde öğrenci alan bu okullar din görevlisi yetiştirmenin ötesinde, lise eğitimine alternatif bir model geliştirmiş halde.

Aynı durum bu okullara kız öğrenci alınmasında da kendini gösteriyor. Türkiye’de kadın din görevlisine ihtiyaç olmamasına rağmen pek çok kız öğrenci İmam Hatip liselerinde eğitim görüyor. Türkiye’de kadın din görevlisine ihtiyaç yoksa, o zaman bu okullara alınan öğrencilere meslek lisesi programından farklı bir eğitim veriliyor demektir.

Çıkan tablo İmam Hatip liselerinin kuruluş amacından saptığını tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. İlk İmam Hatip lisesi CHP tarafından kurulduğunda kimse ilgi göstermemişti. Sınırlı sayıda öğrenci alan bu okullar Demokrat Parti iktidarında birden bire büyüdüler. Tüm Türkiye’ye yayılan İmam Hatipler gitttikçe öğrenci sayısını da arttırdı. Zamanla kız öğrenci de alınmasıyla birlikte İmam Hatip okulları çok farklı bir yere geldi. Başlangıçta sadece imam yetiştirmek için kurulan bu okullar şimdi bu amacın çok ötesine geçmiş durumdalar.

Tevhidi Tedrisat Kanunu ortadan kaldırılıyor.

Bu uygulamaların vardığı nokta ise Tevhidi Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu’nun fiilen ortadan kalkması. Cumhuriyet kurulduğunda medrese kaynaklı eğitime son vermek için tüm eğitimi birleştirmişti.

Medrese, Darülfünun gibi eğitim kurumları kapatılırken din eğitimi tamamen devletin kontrolüne geçmişti. Din eğitimi ayrı bir programla değil, mevcut eğitim sisteminin içinde veriliyordu. Bu sayede ülkede laik bir rejim kurulmuş, dinsel alan devletin kontrolünde tutularak kamusal alandan ayrılmıştı.

Eğer hükümetin planladığı yasa tasarısı başarılı olursa, yani imam hatiplilere üniversite yolu açılırsa; bu okullar mevcut eğitim kurumlarına alternatif din eğitimi veren kurumlara dönüşecek. Bu durum ise laik bir ülkede kabul edilemez.

Devlet din eğitiminden elini çeksin mi?

Zaten İslamcı çevreler de İmam Hatiplerin geldiği noktanın farkındalar ve bunu açık açık ifade ediyorlar. Bunu en açık ifade eden yazar ise Abdurrahman Dilipak. Dilipak’a göre; İmam Hatip okulları meslek okulları değil, zaten din de meslek değil. Bu durumda İmam Hatip mezunlarının üniversiteye girmesi de, bu okullara kız öğrenci alınması da gayet normal.

Dilipak bunu köşesinde “Bizim geleneğimize göre bizde ruhban sınıfı yoktur. Hem bu iş laik devlete düşmez. Bunun dinle-imanla, ahlakla bir ilgisi olmadığı gibi, demokrasi, cumhuriyet ve laiklikle de bir ilgisi yok. Biz dinimizi öğrenmek istiyoruuz o kadar. Kuran-ı Kerim, Arapça, fıkkıh, hadis, kelam, akaid, siyer, İslam tarihi, usulü fıkıh, usulü hadis ve usulü tasfir derslerini seçmeli ders olarak koyun, ya da bırakın biz kendi okullarımızı açalım ve engel olmayın çocuklarımıza bu dersleri verelim. Çocuklarımız bu dersi öğrensin. Bu dersler imam olmak için değil, iyi bir müslüman olmak için şart.” cümleleriyle ifade ediyor.

İmam Hatipler üzerindeki tartışmaları da kapatalım bu okulları, kalan tüm okullara seçmeli din dersi koyalım diyor. Tabi öneriler bununla bitmiyor. Verilen eğitim meslek eğitimi sınırlarını aşarak, din eğitimine varınca Dilipak doğal olarak devletin bu alandan çekilmesini de öneriyor. Zaten amaçlanan da bu.

Türkiye mollara,

eğitim de tarikatlara!

İmam Hatip okulları din eğitiminin cemaatlerden alınarak devlet tarafından verilmesi temelinde kurulan okullar. Dinsel alanın devlet tarafından kontrol edilmesinin araçları olarak kurulmuşlardı. Ülkede tüm dinsel çalışmalar Diyanet İşleri tarafından kontrol edilirken, gerekli kadro ihtiyacını da bu okullar sağlayacaktı. Aksi durumda Cumhuriyet sadece siyasal alanda sınırlı kalacak, toplumsal alana nüfuz edemeyecekti.

Doğal olarak şeriatçı çevreler bu durumu asla kabullenmedi. İlk önce İmam Hatip liseleri amaçlarından saptırıldı, sonra da bu duruma karşı tüm müdahaleler engellenmeye çalışıldı. Tüm yaşanan tartışmaların arkasında ise bunlar saklı. Ya devlet dinsel alana hakim olacak, ya da tarikatlar ve cemaatler bu alanda doğacak boşluğu dolduracaklar.

Dilipak bunu “Bizim vakıflarımızı geri verin. Diyanetimizi özerkleştirin” ifadeleriyle köşesinde dile getiriyor. Bu açıdan yaşananları ÖSS sistemindeki bazı aksaklıkların giderilmesi veya meslek liselilerin hak mağduriyetlerinin giderilmesi olarak görmemek gerekiyor. Ya meslek lisesi statüsündeki İmam Hatipler bu statülerine uygun hale getirecekler, ya da laikliğe ve Tevhidi Tedrisat Kanunu’na aykırı bir biçimde dinsel eğitim verecekler.

Bunun varacağı noktalardan bir tanesi devletin dinselleşmesi. Eğer AKP hükümetinin planladığı yasa gerçekleştirilirse devlet kendi eliyle mevcut eğitim sistemine alternatif dinsel bir eğitim sistemi kurmuş olacak. Bir tarafta düz liselerle çağdaş, laik bir eğitim verilirken; bir taraftan da İmam Hatip liseleriyle dinsel esaslara dayalı bir eğitime geçilecek.

Bir diğer nokta da devletin tamamen bu alandan çekilip, bu alanı cemaatlere bırakması. Zaten alternatif bir eğitim kurumuna dönüşmek üzere olan İmam Hatipler tamamen devlet kontrolünden çıkartılacak. Her cemaat kendi istediği eğitimi verebilecek, her tarikatın kendi okulu olabilecek. Bu uygulama sadece lise boyutunda kalmayacak, son noktada Diyanet İşleri’nin bile özerkleştiği bir aşamaya gelinecek.

Her iki durumda da laik devlet eğitim alanından çekiliyor. Tayyip’in hilafet rejiminin de eğitim alanı bu şekilde oluşturulmaya çalışılıyor.