Arama: 
27.10.2003/Sayı:42
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Kıbrıs
Yekta Güngör Özden
Bedri Baykam
Öner Yağcı
Arka Sayfa
Karikatür

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
    Site İçi Arama: 
 
Atatürk Deniz Che
Bedri Baykam Bedri Baykam

Bedri Baykam Rekabetten,
demokrasiden hoşlanmayan
bir genel başkan

CHP Kurultayı başlamadan bitti. Son dakika tüzük değişikliği ile Baykal rakiplerinin yarışmasını engelleyerek hukuka “gol attı”.

Bu ülkenin sorunlarını demokrasi içinde kendimiz çözmek istiyoruz. Kendi gücümüzle, demokratik siyasi ortama, yasal siyasi partiler aracılığıyla ağırlığımızı koyarak, ters giden her olaya müdahale etmeye mecburuz.

Gerek AKP iktidarının, küstah karşı-devrim süreci, temel değerlerinden uzaklaşan ve her türlü gözü kör batı yaltakçılığına soyunanlar, gerek ülkedeki yoksul kitlelerin sorunlarına göz kapayanlar, hepsi ama hepsi ile göğüs göğse çarpışabilmek, yürekli olarak mantıklı bir siyasi platformda somut bir çaba harcamaktan geçiyor. Benim gözümde bu kurum yalnız Atatürk’ün partisi ve solun tek kitle partisi CHP olabilir. CHP Genel Başkanlığına aday oluşum da başı, sonu, hedefleri belli, çok net bir proje.

Gerek Atatürkçü, gerek sol, gerek CHP örgütleri içindeki gücümü çok iyi bilen Deniz Baykal, benim adaylığımdan korkunç derecede rahatsız oldu. Hele örgütte 41 il toplantısı yapmış olmam, 25.000 kilometre kat ederek Türkiye’yi gezmiş olmam, onu büyük ihtimalle uykusuz bıraktı.

Ne delegeleri ve örgütleri aylardır kontrol ediyor oluşu, ne ortaya attığı “blok liste” formülü, hiçbir şey onun şüphelerini dindiremeyince, koskoca CHP tüzüğüne el atıp, %5’lik genel başkan önerme imza kotasını %20’ye çıkararak, CHP Genel Başkanlığı makamının forsunu ve gücünü kullanarak, kişisel “yeniden seçilme” çıkarları adına, rakiplerini devre dışı bırakma yoluna gitti.

Beş aylık bir sürece yayılan CHP Kongreleri ve Kurultayının son gününde yapılan bu değişiklik, Siyasal Hukuk tarihimizin kara lekelerinden biriydi. Genel Başkan seçimi, anti demokratik tüzük değişikliğinden hemen sonra başlamak üzereyken Divan’a gidip, o andaki tüzüğe göre 66 imza gerekirken, elimde 111 delege imzası olduğunu, eski tüzüğe göre aday olduğumu, yenisini uygulayamayacaklarını anlattım. Divan Başkanı bunu reddedince de hükümet komiserine itirazımı zapta geçirtip, kürsüden ayrıldım.

Aşağıda Çankaya İlçe Seçim Kuruluna bu konuda verdiğim itirazdan bölümler bulacaksınız:

1.Salonda egemen olan “Genel Merkez” baskısı, bu oylamaya da açık olarak etki edecek şekilde yansımıştır. CHP Kurultayı’nın, tarafsızlığı tartışma konusu olmayacak bir isim tarafından yönetilmesi gerekirken, CHP PM Üyesi Sn. Abdullah Emre İleri bu göreve getirilmiş, böylece bu ilke açıkça ihlal edilmiştir. Divan Başkanı Sn. İleri, kurultay boyunca Genel Merkez yanlısı olduğunu belli eden yorumları açıkça yapmaktan çekinmeyerek Kurultayı etkilemiş ve zaten bu çabalarının mükafatı olarak kurultayın ikinci günü açıklanan anti-demokratik “Blok Liste”ye alınmış ve Sn. Deniz Baykal’ın A takımının bir parçası olduğu böylece tekrar tescillenmiştir. Kurultayda ibra edilmesi gereken kurulun bir üyesi olan Sn. İleri’nin, dolayısıyla bu kurultayı yönetmesi düşünülemez. Divan Başkanı’nın da etkili yorum ve yönlendirmesiyle, elle yapılan açık oylamada, 6. Madde’ye dair “ret” oyları medyaya da yansıdığı gibi “kabul”lerden çok görünmesine karşın, isim okunmasıyla yapılan ve yerel seçimlerde çeşitli sıfatlara koyacakları adaylıkların anahtarının Genel Merkez’in elinde olduğunu çok iyi bilen delegelerin Genel Merkez’in baskısı altına girmeleri sebebiyle, sonuç 964 “kabul” oyuna karşılık 265 “ret” oyu gibi açık farkla “kabul”ler lehine dönmüştür. Ayrıca “deşifre olmak” ve “fişlenmek” gibi tedirginlikler de delegelerce yaşanmış, bu yorumlar açıkça her yerde ortaya çıkmıştır.

...

2.Yapılan tüzük değişiklikleri 24 Ekim 2003 sabahı 00:30 civarında noktalanmış, Divan Başkanı onları aynı gece, aynı anda derhal uygulamaya koyarak genel hukuk prensiplerini ihlal etmiştir. Çıkarılan kanunlar “makable şamil” olamaz, yani geçmişe dönük uygulanamaz. O sabaha kadar geçerli olan tüzüğe göre, Genel Başkan Adayı olarak önerilmek için 66 delege imzası gerekiyorken, aynı gece yürürlüğe konmaya çalışılan tüzük değişikliğiyle, bu rakam birden 4 misline, 260’a çıkarılmıştır.

Bir kurultay, mahalli delege seçiminden ilçe ve il kongrelerine, oradan da kurultay delegelerinin seçimiyle Büyük Kurultay’a taşınan 5 ay kadar süren uzun bir süreçtir. Bu sürenin son 24 saatinde ise Genel Başkan ve Parti Meclisi, tüm bu 5 aylık sürecin sonuçları doğrultusunda şekillenir ve seçilir. Bu seçimin son anında, Parti Tüzüğü’nün tüm bu sonuçlara ve seçimlere anında direkt etki yapacak şekilde, çeşitli baskılarla değiştirilmesi, mevcut Genel Başkan’ın seçimini kolaylaştıracak, rakip adayların ise ortaya çıkışını zorlaştıracak, haksız bir siyasi müdahaledir. Sözü geçen değişikliğe ihtiyaç duyulmuşsa, bu kongreler sürecinden çok önce, bir Tüzük Kurultayı ile yapılmış olmalıydı. O zaman da yeni Genel Başkan Adayları çalışmalarını, hedeflerini, gezi programlarını, stratejilerini ona göre planlarlardı. Yapılan bu mantık dışı uygulamayla adayların hakları, karşı karşıya kaldıkları konum, onları geriye alınamaz bir dezavantaja taşıdığından, temel hukuk niteliklerinin burada yok sayıldığı aşikardır. Son saniyede, nedeni belli gerekçelerle yapılan ve diğer adayların haklarını tümüyle ortadan kaldıran bu “tüzük darbesi”, Anayasa’nın, CHP Tüzüğü’nün ve Siyasi Parti Yasası’nın birçok maddesi ve temel ruhu ile çelişki halindedir. Ayrıca CHP Yönetmelikleri’nin seçimlerle ilgili 2. bölümünde Seçim Kuralları Madde 17, “Genel Başkan kurultayca gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğuyla seçilir” der.

Halbuki tüzüğe getirilen yeni bir hükümle, delegelerin artık yalnız bir adayın Genel Başkanlık önergesine imza atabilecekleri, onu da Divan’a delege kimliği ibraz ederek sunabilecekleri şart koşulmuştur. Bu, CHP Genel Başkanı’nın “gizli oy”la seçilmesi esasını yok eden, dolayısıyla CHP Tüzüğü’ne de akıl almaz bir çelişki getiren bir hükümdür. Şöyle ki, tek bir aday önermek durumunda olan delegenin imzası, o anda Divan Başkanlığı’nda net bir “oy”a dönüşmüş olmakta, böylece ortada “gizlilik” kalmadığı gibi, Genel Merkez’in böyle bir ortamda delegelerin hür iradesine engel olabileceği gerçeği, somut olarak ortaya çıkmaktadır.

CHP’nin 24 Ekim 2003 tarihli “tüzük değişimi”nden daha önce uyguladığı demokratik yöntemde ise, delegeler özgürce birkaç adayın önergesine imza atabilmekte, böylece demokratik teamüller gereği özgür bir ortamda rahatça dinleyecekleri adaylardan birini seçme şansına sahiptiler. Gayri hukuki bu yeni maddeyle, bu hak ellerinden alınmış, adayları dinlemeden ve görüşlerini tam olarak bilemeden onlar hakkında nihai bir tercih yapmaya zorlanmışlardır. Üstelik bu emir büyük yerden, hem de yaklaşan yerel seçimlerden önce yeni sıfatların dağıtım sürecinden önce gelmiş, delegeler açıkça ablukaya alınmıştır.

...

3.Burada medyada sık sık kullandığım örnek şu olmuştur: “CHP’de yapılmak istenen şudur: Olimpiyatlara katılırsınız, sırıkla atlamaya hazırlıklarınızı 5 metrelik baraja göre yaparsınız. Koşuya başlarsınız, tam havada süzülürken birden hakem size der ki, ‘Haberin olsun engeli 20 metre yaptık!’. O anda bunu size söyleyen hakem de aynı zamanda rakibinizdir. Bu kişi yeni barajı 20 metreye çıkarırken sandalyeleri üst üste koyarak tüm hazırlığını yapmıştır. Siz ise, şaşkın bir şekilde havada asılı kalarak beklersiniz.”

Tüm bu açıklanan nedenlerle, yapılan uygulama, Anayasa’nın temel hükümlerine ve Siyasi Partiler Yasası’na paralel olarak bir parti tüzüğünün içermesi gereken tartışılmaz eşitlikçi, demokratik hak ve teamüllere, seçimlerin temel hükümlerine ve Anayasal vatandaşlık haklarının ruhuna açık olarak karşıdır.

Bu kurultay sonuçları meşru kabul edildiği taktirde, aynı Genel Başkan’ın bir dahaki kurultay seçiminde delege aday gösterme yüzdesini bu sefer %20’den %30 veya %40’a çıkararak aynı haksız yöntemle rakiplerini saf dışı bırakmayacağının hiçbir garantisi olamaz!

...

Yani özetle:

a)Kurultay’ın yönetiliş biçimi demokratik ve hukuka saygılı bir partinin özenle alması gereken tavra hiç uymadığından,

b)Getirilen tüzük değişiklikleri açık olarak anti-demokrasiyi, çağdışı bir lider baskısı ve Anayasa karşıtı haksız bir lider egemenliğini körüklediğinden,

c)Yapılan bu anti-demokratik uygulamaların bir gece yarısı operasyonuyla Kurultay’ın son saatlerine baskın bir şekilde yetiştirilip, Genel Başkan Adayları’nın ve muhtemel Parti Meclisi Üyeleri’nin haklarını gasp ettiğinden,

Sayın makamınızın bu itirazı dikkate alarak kurultayın yasal şekillerle yapılmadığına kanaat getirmesini, kurultay sonuçlarını tescil etmemesini ve kurultayın yenilenmesine karar vermesini saygılarımla talep ediyorum.1