| Kuzey Fırat |
|
Türk’ün sesi Türklük davasının neferleri Tabi ki tüm bu haince faliyetlere göğüs geren, Milli Dava’ya, Türk milliyetçiliğine hayatlarını adamış, vatansever aydınlar gazeteciler yok mu? Nasıl ki Ali Kemaller iş başındaysa, Ali Kemallere karşı mücadele eden vatansever aydınlarımız da iş başında. Kıbrıs’taki Rum propagandasının boşa çıkartılması gibi önemli bir misyon yüklenmişler. Kıbrıs Türkü’nün Sesi Volkan Gazetesi, Vatan Gazetesi, Dr. Fazıl Küçük’ün kurduğu Halkın Sesi Gazetesi, Türklük davasının neferleri olarak, hainlere karşı mücadele ediyorlar. Bu mücadeleye, hainler, Batı ile egel olmaya çalışıyorlar. AB’ci çevrelerin tek yaptığı şey vatansever aydınları Avrupa’ya şikayet etmek. Hatta Avrupa Mahkemeleri’nden milliyetçi aydınlar hakkında terörist kararı aldırarak “Dünya’ya” bu aydınların gerçek yüzünü göstermeye çalışıyorlar. Tabi ki sadece milliyetçi basın değil, milliyetçi dernekler, milliyetçi kuruluşların faaliyetleri de işbirlikçiler tarafından dikkatle izleniyor ve bu dernekler içerisine adamlar sokularak faaliyetleri ve birliktelikleri engellenmek isteniyor. Emperyalistler ve işbirlikçileri, milliyetçi cepheyi parçalamak için her yola baş vuruyor. Geçmişi unutup, Rumla nasıl kardeş olalım? Özellikle Annan Planı’nın yayınlanmasından sonra, “Kıbrıs Sorunu”nun çözümü için çok değişik fikirler ortaya atılmıştı. AB’ciler, düşmanlıkları unutarak kardeşçe yaşamanın propagandasını yaparak “sorunun” çözülebileceğini iddia ediyorlardı. Gerçekten Ada’da geçmişte yaşananlar unutulabilir mi peki? Mücahitlere sorduk geçmişte yaşananları unutabilir misiniz diye? Rumlar’la kardeşçe yaşayabilir misiniz diye? Rumlar’ın Türkler’e yaptıkları zulümleri hatırladıkça, o günleri yaşıyorlarmışçasına çileden çıkıyorlar. Rumlar’ın hiçbir zaman Enosis emellerinden vazgeçmeyeceklerini, onların davasının Türkler’i adadan atmak olduğunu çok iyi biliyorlar. Yıllarca beraber yaşamalarına rağmen şu anda bahsedilen kardeşlik ortamı hiç bir zaman olmamış. Bugün Ada’ya müdahalede bulunan, devamlı barıştan söz eden Batılı devletler Türkler katledilirken neden ses çıkarmıyordu diye ekliyorlar. Bugün Rum tarafının yöneticilerinin tamamına yakını EOKA militanlığı yapmış kişiler. Geçmişte Türkler’i katleden militanların değiştiğine inanmak için oldukça saf olmak gerekir. Rum Cumhurbaşkanı Papadopulos, Makaryos’la birlikte, adanın adım adım Rumlaştırılması için ortaya atılan Akritas Planı’nı hazırlayan kişilerden birisi. Akritas Planı’nı hazırlarken Enosis’i gerçekleştirmek için hayatlarının sonuna kadar mücadele edeceklerine dair yemin ediyorlar. Şimdi kalkıp bu insanların Kıbrıs’ta Türk varlığını kabul edecekleri yalanı bizlere yutturulmaya çalışılıyor. Kıbrıs’ta muhalefetin Rumlar tarafından desteklenmesi dahi bunun açık bir göstergesi. Aralık seçimleri: Türkler mi kazanacak, Rumlar mı? 14 Aralık’ta yapılacak olan genel seçimler sadece adadaki Türk varlığının devamlılığı açısından değil, Türkiye’nin geleceği açısından da oldukça önemli. Seçim mücadelesi Türkler’le Rumlar arasında yaşanacak. Bir tarafta Türklük davasını sahiplenenler diğer tarafta Türkleri adadan atıp, adanın tamamen Rumlaşmasını gerçekleştirmeye çalışan güçler. Muhalefet var gücüyle Türkiye’yi seçimlerin arifesinde devre dışı bırakmak için çalışıyor. İşin ilginci her taraftan Kıbrıs’taki seçimlere müdahale edilirken Türkler’in müdahalesi engellenmeye çalışılıyor. Rum tarafı ve AB Kıbrıs’taki muhalefete maddi ve manevi her türlü desteği sağlıyor. Hatta Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu Kıbrıs Rum kesimini ziyaret ettiğinde, Kıbrıs’taki muhalefet liderleri bakanla görüşmek için sıraya giriyorlar. Bakandan seçim çalışmalarında nasıl davranmaları konusunda direktifler aldılar. Tüm bunlar aleni bir şekilde yapılıyor ve çok olağan karşılanıyor. ABD, seçimleri muhalefetin kazamasını istediğini açıktan belirtiyor. ABD Büyükelçisi Eric Edelman “Denktaş, Annan Planı’nı kabul etmelidir” diyor. ABD Dışişleri bakanlığı müstaşarı Mark Grosmann, Papadopulos’a “Denktaş’ın uzaklaştırılması yönündeki ABD kararlılığının sözde kalmayacağını, bu amaçla seçimler için adaya gözlemci göndereceğini ve Kıbrıs Türk muhalefetini desteklemek için mümkün olan her şeyin yapılacağını” söyleyebiliyor. BM Kıbrıs temsilcisi De Soto, “Uzlaşma çok yakın yeter ki Türk tarafına baskı yapınız” diye BM’ye çağrıda bulunuyor. Muhalefet siyasetini tamamen yalan üzerine kurmuş. Türkiye’den gelen seçmenlere “eğer AB’ye girersek çocuklarınız da buraya gelecek, alacağınız para artacak derken, AB’ye kendilerinin seçimi kazanmaları halinde göçü durduracakları” sözünü vermekteler. Kıbrıs’ta Kuvayı Milliyenin ön çarpışmaları yapılıyor İçerde işbirlikçi bir iktidar, dışarda emperyalistler gözlerini Türk Vatanı’na dikmişler en küçük fırsatı değerlerdirme peşindeler. Kıbrıs kuşatmanın çatışmaya dönüşmeye başladığı yerlerin başında geliyor. Özellikle Aralık’ta yapılacak seçimler Türkiye’nin geleceği açısından kritik önemde. Onun için herkes seçimlere Türk Davası’nın sonunu getirmek için bir şekilde müdahale etmeye çalışıyor. Emperyalistler KKTC’yi tanımıyorlar ama müdahele etmektenden de geri kalmıyorlar. Hedefteki adam KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş. Çünkü Dentaş’ın mücadelesi Kıbrıs Türk’ünün özgürlük mücadelesi olmaktan çıkmış ve Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesine dönüşmüştür. Bugün Kuvayı Milliyecilerin ilk görevi Denktaş’ı tüm güçleriyle desteklemektir. Bu dönemde Atatürkçü güçlere önemli görevler düşmektedir. Var gücümüzle Kıbrıs Türk’ünün yanındayız. |