| Gökçe Fırat |
|
O ocakta Mustafa Kemal tavrı alacak Türkiye’yi aptal müttefik konumuna düşürüyorlar Molla, efendisinin istediği tezkereyi geçirdi. Önümüzdeki dönemde Türk askeri Irak’a gidecek ve orada kurulacak “Yeni Amerikan Düzeni”nin tesisinde “rol alacak”. Buna iktidar kanadı, “Irak’ta söz sahibi olmak”, ya da “masada yer almak” diyor. Kimileri ise “komşudaki yangına duyarsız kalmamak”tan söz ediyor. Sonuçta 6 ay önce reddedilen tezkere Meclis’e geliyor ve itirazsız geçiyor. Tezkereyi canı gönülden destekleyenler de mecburen ve kerhen destekleyenler de büyük bir suç işliyorlar, Anayasa’yı çiğniyorlar ama suçlarının ötesinde Türkiye’yi aptal müttefik konumuna düşürüyorlar. Türkiye’nin para karşılığı asker göndermesi, askerinin kanını satması, onurunu çiğnetmesi gibi şeyler üzerinde durmanın pek bir anlamı yok, çünkü aptallık, onurlu da olsa onursuz da olsa aptallıktır. Ve bu kararı alanlar Türk insanının aptalca davranmasını istiyorlar. Aptallık sözü kimilerine çok ağır bir suçlama gibi gözükebilir ancak son iki üç yılın gelişmelerini bir daha gözden geçirdiğimizde haksız olmadığımız anlaşılacaktır. 11 Eylül’ün ertesi günü dünya iki kampa ayrılmıştı: Kimileri ABD’nin yolun sonuna geldiğini kimileri ise ABD’nin yeni saldırganlık döneminin başladığını söylüyordu. İmparatorluk ya yıkılmaya doğru gidiyordu ya da dünya hakimiyetine doğru. ABD’nin büyük sayılan gücüyle başlattığı saldırı ikinci görüşte olanların sayısını çoğalttı. Dünya ABD’nin hegemonyasına iman eden aptal insanların egemenliğine girdi. Bunlar dünya halklarına ısrarla ABD’nin yenilmezliğini, yenilmeyeceğini, ona itaat etmek gerektiğini söyleyip durdular. Bu büyük güce boyun eğenler onunla dost olacak ve rahat edecekti. Ama karşı çıkanların sonu kötüydü. İlk deney Afganistan’dı. O günün gazetelerinde yazanları, televizyonlarda söylenenleri hatırlarsanız, ABD saldırısının 45. gününde Amerikan barbarlığının ve Amerikan hayranlığının ne kadar yüksek olduğunu görürsünüz. ABD gücünü ispatlıyordu. Ve Amerikancılar antiemperyalist güçlere gördünüz mü diyordu ABD’nin gücünü? Amerikan aptallığına karşı TÜRKSOLU aklı O gün belki de tüm dünyada sadece bu gazete farklı bir yorum yaptı: Asıl bu saldırganlık ABD için yıkımın başlangıcıydı. Tıpkı İskender’in Doğu Seferi gibi. ABD, saldırganlığının son noktasına geldiğinde herşeyi kaybettiğini anlayacaktı. Hatta çok daha çarpıcı bir şekilde olacakları yazdık ve Taliban da Ladin de geri gelecek dedik. Bizim görüşlerimizi çılgınlık olarak niteleyenler kamuoyunda büyük ağırlığa sahiptiler ve bu ağırlıkla Irak saldırısını başlattılar. Bu saldırı sırasında da ABD hegemonyası tezleri ortaya sürülürken bir tek bu gazete farklı bir yorum yaptı: Irak’ın bir Filistin olacağını ve ABD için Ortadoğu’nun yıkılış yeri olacağını -tıpkı İngiliz imparatorluğu gibi- yazdık. Bağdat düşerken hayvanlar gibi sevinen Amerikancılar bize gülüyorlardı. Ama son iki haftanın gazetelerini, hem de Amerikancı gazetelerini karıştıranlar şu haberlere dikkat etmişlerdir, Afganistan’ın büyük bölümünde Taliban güçleri denetimi yeniden ele geçirmiş durumda, başkent Kabil’de her gün BM ve Amerikan üstlerine saldırılar düzenleniyor ve işin daha da vahimi Taliban güçleri ile diğer silahlı direniş grupları birleşiyor. Ve diğer ayrıntı haberler Irak’tan geliyor. ABD konvoyları hemen hergün saldırıya uğruyor ve Iraklılar ellerinde Saddam posterleri ile sokaklarda gösteriler düzenliyor. Yine ayrıntılara dikkat edilirse, Irak’ı ele geçirdi denilen ABD’nin Irak’ın büyük bölümüne tek bir asker bile sokamadığını, sadece sınırlı bir bölgede denetim kurduğunu öğreniyoruz. Yani 11 Eylül’den üç yıl sonra Amerikancıların dediği gibi bir tabloyla değil TÜRKSOLU’nun yazdığı gbi bir tabloyla karşı karşıyayız; Taliban dönüyor, Irak Filistinleşiyor ve ABD’li komutanların bile itiraf ettiği gibi Ortadoğu ABD için bir mezara dönüyor. Mustafa Kemal tavrı Şimdi bu gerçekler ortadayken, gözleri Amerikan imparatorluğunun gücünden başka her tür gerçeğe kapalı bir aptallar korosu, Türkiye’yi ABD’nin yanında Irak’a sürüyor. ABD’nin Irak saldırısı sürerken bu durumu dünya gerçekleri değişiyor ve Türkiye’ye yanlış strateji çiziyorlar diye açıklıyorduk. Ama ortada Saddam posterleriyle gösteriler yapan bir halk, her gün saldırıya uğrayan Amerikan askeri varlığı ve başarısızlıklarını kendileri bile itiraf eden ABD’liler dururken, hâlâ ABD’yle birlikte davranalım demenin tek açıklaması kalıyor geriye; aptallık. Türkiye benzer bir durumla bilindiği gibi Birinci Dünya Savaşı’nda da karşı karşıya kalmıştı. O zaman kaybeden ve kaybedeceği belli olan bir imparatorluğun yanında Türkiye’yi savaşa sokanlar ülkenin sonunu hazırlamıştı. O gün Almanya’nın kaybedeceğini gören Mustafa Kemal bu göz göre göre cinayete karşı çıkmıştı. Ama onu çılgın bulan komutanları dinlemememişlerdi. Bugün hemen hemen benzer bir durumla karşı karşıyayız. Ancak bu defa durum son derece açık. O zaman Türkiye’yi Almanya’ya bağlayanlar belki bir piyango bileti alıyorlardı, belki çıkma ihtimali vardı. Ancak bugün ortada bir piyango yok. Bugün ortada, Türkiye’ye güvenmiyoruz, Türkiye’yi Kuzey Irak’tan atacağız, Türkiye Kürt devletine engel olmasın, zamanı gelince Kürt devletini kuracağız diyen, Süleymaniye’de Türk askerlerini esir eden, Kerkük’te Türkmenlere ateş açıp öldüren bir tombalacı var. Bir aile babasının ailesinin geçimini tehlikeye atmayacak şekilde piyango bileti alması normal karşılanabilir. Ama bir aile babasının tombalacılara, ya da kumarhanelere esir olması anlaşılır bir durum değildir. Çünkü dünyada kaybeden bir kumarhane ve tombalacı yoktur. Zaten kumarhaneler ve tombalacılar, dünyada enayiler olduğu için vardır ve bu sayede yaşarlar. Ama yine de bir bilet alalım bakalım ne çıkacak mantığına sahip insanlar var ülkemizde. Ve bunlar malesef sorumlu konumdalar. Ve maalesef bu sorumluların denetiminde Türk insanı bir bataklığa sürülüyor. AKP’lilerin işbirlikçiliğini biliyoruz ve bu Ortaçağ kalıntılarından başka bir şey de beklemiyoruz. Ancak tüm millet, Mustafa Kemal’in askerlerinden Mustafa Kemal tavrı bekliyor. O ocakta Mustafa Kemal tavrı alacak biri yok mu? |