| Bedri Baykam |
|
Yıllardır solu birleştirmek için çalışıyorum TÜRKSOLU: CHP’ye Genel Başkan adaylığınızı açıkladınız neden? BEDRİ BAYKAM: Çünkü Türkiye büyük bir tıkanıklık yaşıyor. 12 Eylül sonrası önce Ecevit’in ısrarlı tavrıyla solun bölünmesi daha sonra 1990’ların başında CHP’nin tekrar kurulmasından sonra da hepimizin halkın, aydınların tüm ısrarlı arzu ve çabalarına rağmen solda birliğin yine sağlanamaması bir kabus. Nedir bu kabusun sonucu? 12 Eylül hâlâ sürüyor. Çünkü sol paramparça olduğu için ne sol değerler ne insan hakları ne laik demokratik hukuk devleti, ne Atatürkçülüğün temel değerleri savunulamıyor. Dar gelirli halk kesimleri de bu yüzden çareyi eskiden adı marjinal olan şimdi artık merkez ve iktidar olan kökten dinci yaklaşımlarda arıyor. Bu Türkiye’nin hiç haketmediği bir kabus. Ben iddia ediyorum ki bundan çıkış hiç de zor değil. Çünkü CHP kararlı bir şekilde kendi kimliğine yapışıp, solu birleştiren Türkiye’nin önünü açan Atatürkçülüğü koruyan ve her türlü gerici oluşuma set çeken o büyük dönüşü yaparsa Türkiye’yi gerçekten güzel günler bekliyor, buna inanıyorum. Ben de yıllardır solu birleştirmek için ve solda dağınık ve birbirleriyle kavgalı insanları uzlaştırmak için yıllardır her cephede, her safhada çaba harcamış, savaşmış bir insan olarak solda bu büyük birlikteliği gerçekleştirebileceğime, çok büyük bir lokomotif rol oynayabileceğime inanıyorum. Deniz Baykal’ın belki başka partilere dağılmış kadrolarla arasında çözemediği, unutamadığı ve belki karşılıklı affedemedikleri tavırları var bilemem. Ama benim hiçkimseyle bir kırgınlığım, sorunum yok. Benim solda liderlik yapmış veya solun en önemli, en ateşli kadrolarını oluşturmuş ve bugün belki değişik partilere derneklere yayılmış kadrolardan hiç kimseyle bir sorunum yok. Ben dolayısıyla bu büyük buluşmayı birleşmeyi yapabileceğime inanıyorum. Ayrıca demokratik kitle örgütleri, sosyal demokrat gençlik gurupları, sendikalar vs. bunlarla da çok iyi geçinen, yıllardır beraber eylemlere katılan, onlar adına mitinglere, konuşmalara katılan yıllardır onların arasında yaşayan bir insanım. Bu işi başarabileceğime inanıyorum. TÜRKSOLU: Sizin şöyle bir kişiliğiniz var; Kemalistleri kucaklayabiliyorsunuz, sosyalist kesimlerle aranız iyi, merkezde diyelim ki laikliğe sahip çıkan ama daha liberal kesimlerle de temasınız var, onlar tarafından da saygı duyulan dolayısıyla birleştirici bir kişisiniz. Ama biz sizin şu tavrınızı da biliyoruz. Siz Kemalizm’den Atatürkçülükten, 6 Ok’tan taviz vermeyen bir kişisiniz. Şimdi CHP ya da soldaki bölünmeler sadece liderlerin kaygısından veya konumu korumasından mı kaynaklanıyor yoksa Atatürkçülükten Kemalizmden 6 Ok’tan uzaklaşma yönünde bir eğilim yok mu? Yoksa biz şunları biliyoruz; sol içinde kendi başına ortaya çıkmış, hatta CHP’den ayrılarak ortay çıkmış hareketler bile kendilerini Kemalizme karşı konumlandırıyorlar. Pek çok kesimin bizzat AB tarafında paralar aldığını biliyoruz. Yani sonuçta sadece liderden mi kaynaklanıyor yoksa Kemalizm bir ayrışım noktası olmadı mı? Bu söylediğim tabi bugün ki CHP yönetiminin Kemalizmi, 6 Ok’u, Atatürkçülüğü uyguladığı anlamına gelmiyor Hep Atatürkçülüğün devrimci yüzünü ortaya çıkardık BEDRİ BAYKAM: Benim gördüğüm CHP şöyle; Ben CHP’yi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi olarak görüyorum. Ben CHP’yi Atatürkçülüğü ve onun güncelleştirmesiyle tüm sol, sosyal demokrat değerleri kucaklayan parti olarak görüyorum ve ben kesinlikle kimi 2. Cumhuriyetçi yazarların iddia ettiği gibi sosyal demokrasi ve Kemalizmi birbirine zıt değerler olarak görmüyorum. Yani 6 okun içinde adı yazılı olarak geçmeyen barış, insan hakları Kemalizmin felsefesinde yok mu? Tabi ki var ama Mustafa Kemal Atatürk bunları 6 Ok’ta özetlemiş. Ordaki Cumhuriyetçilik ve Halkçılığın içinden zaten demokrasi çıkıyor. Ortada ben zaten sosyal demokrasi ve Kemalizm arasında ideolojik bir yapısal sorun görmüyorum. Bizler işte sizin gibi Atatürkçü gençlerin yardımıyla tam tersine Atatürkçülüğü sevecen, kucaklayıcı, halka insanlara ve gelişmeye açık devrimci yüzünü hep öne çıkardık. TÜRKSOLU: CHP son seçimlerde istenildiği ölçüde bir oy alamadı. Siz diyorsunuz ben olsam uyguladığım politikalarla %40 oy alırdım, biz de aynı şeyi diyoruz. Atatürkçü bir CHP %40 oy alırdı. Peki şimdi bu birlik veya zenginlik dediğimiz şeyin ölçüsü nereye kadar varacak? Mesela somut bir isim üzerinden soracağım, CHP tam seçimlerin öncesinde Kemal Derviş’i transfer etti. Siz olsaydınız Kemel Derviş’i alırmıydınız? BEDRİ BAYKAM: Ben tutarlılıktan yana bir insanım. Ya Kemal Derviş’i DSP hükümeti alıp Türkiye’nin ekonomik rotasını çizme görevini ona verdikten sonra ya ona saldırmazdım ya da o kadar saldırdıktan sonra buyur bir de bizim ekonomimizi sana emanet edelim demezdim. Ya da bunu yapıyorsam bu büyük dönüşün gerekçelerini de anlatırdım. Yani dün Kemal Derviş’in uyguladığı politikaları IMF’ci politikalar diye eleştiriyordum, bununla ilgili millet meclisinde deklarasyonlar yapıyordun, ama şimdi ben Derviş’i transfer etmeye karar verdim. Bunun da gerekçesi şudur diye bir izahat yapma gereği duyardım. Dolayısıyla bu zaten benim tavrım olamaz. TÜRKSOLU: Peki o zaman bugünden sonrası için sizin başında olacağınız CH P içerisinde de iki tane ekonomik program olacağını biliyoruz. Bir tanesi Kemal Derviş’in ekonomik pogramı, bir de tümüyle eskiden beri savunulagelen klasik sosyal demokrat program. Hangisinden yana tercihinizi koyacaksınız? Emekçi, halk güçlerinden yana bir parti BEDRİ BAYKAM: Bunun benim için bir tane yanıtı var. Ben Türkiye’nin ulusal çıkarlarının gözeten, Türkiye’de dar gelirli vatandaşın çıkarlarını gözeten, hiçbir zaman CHP’nin bir aydınlanmacı, Atatürkçü, ve emekçi, halk güçlerinden yana sol bir parti olduğunu unutmayan bakış açısının gerekleri ne ise o masada ben onu savunurum. Ekonomide benim için belirleyici tek faktör vardır;dar gelirlinin çıkarı. Türkiye’nin 5-10 yıllık perspektifi ve Türkiye’nin artık yabancı finans kuruluşlarından borç para alarak eski borçlarını ödediği ve dolayısıyla arada kendi bütün milli servetini bu borç al-verdeki faiz oranına kendisini bir bağırsak kanseri gibi kaptırdığı mekanizmaya son vermeli. Benim amacım özetle bu olur. Atatürkçülüğün devletçiliği tamamen 1930 model kendi içine kapalı köhne bir anlayıştır gibi suçlamalara hiç prim bırakmayan dünyaya açık, devletçiliği tam tersine dar gelirli vatandaşına, tüm geniş halk kitlelerine eğitim, sağlık, yol, demiryolu, hizmet bütün bunları taşımak için bir vesile gören, kârlı işletmelerinin özelleştirme adıyla bir an önce elinden çıkarmak gibi bir aymazlığın içine düşmeye meraklı olmayan, tam tersine kârlı işletmelerinin daha da karlı hale getirecek ama özerk çalışan bir yapıya taşıyacak bir ekonomik bakış açısıyla devletin kasasına ordan büyük karlar girmesini sağlayan, bunları da halkının refahı için demin söz ettiğim alanlara yatıran bir anlayışı benimsiyorum. Dar gelirli bir memurun buzdolabını açın, sol bitmiş mi anlarsınız TÜRKSOLU: Peki şimdi önemli bir şey CHP geçtiğimiz yıllarda çok sol görünüyorum o yüzden merkeze geçersem oy oranım artar, Türkiye çapında bana yönelen eleştiriler de azalır gibi bir yol izledi. Sonucu biliyoruz. Sizin programınızda CHP bir sol partidir, sol bir kimlik taşımaktadır ve taşıyacaktır, bundan vazgeçemez diyorsunuz. Siz sol kimliğin, solculuğun Türkiye halkından tepki gördüğünü düşünmüyor musunuz? BEDRİ BAYKAM: Ben düşünmüyorum. Solculuğun iyi anlatılmadığını düşünüyorum sosyal demokrasi sol bir kavramdır. Ben sosyal demokrat olduğum, Atatürkçü, halkçı olduğum için solda bir insanım. 2. Cumhuriyetçi medyanın yarattığı sahte söylemlerle efendim devir değişti, sağ-sol diye bir kavram kalmadı, sağ-sol bitti laflarının bir geçerliliği bir mantığı olabilir mi? Gidin dar gelirli bir memurun dolabının açın, bakın bitmiş mi, sola gerek var mı? Ama insanlar ikiye ayrılır. O rahatsızlığı içinde hissedenler ve hissetmeyenler. Solcu olmak herşeyden önce o dertleri paylaşabilmektir. TÜRKSOLU: Peki burda sizinle ilgili önemli bir nokta. Sizin laik kimliğinizi, laikliği militanca savunmanız kimi kesimlerden tepki gördü. Zaten şeriatçı basına da hedef oluyorsunuz. Peki sizin bu laik kimliğinizle CHP’nin bu güne kadar biz artık türbanlıyla da barışıcaz, müslüman halkla da barışıcaz söylemi nasıl uyuşacak yada uyuşmayacak. Tepki çekeceğinizi düşünmüyor musunuz? CHP’nin dindarla değil dinciyle sorunu vardır BEDRİ BAYKAM: Benim ne düşündüğümü herkes biliyor CHP türbanlıyla bir sorunumuz yok dediği zaman bunların % kaçının oyunu alacak. Ben inançlara karışmıyorum herkes türben taksın demek biz Türkiye’nin karartılmasına da karışmayız anlamına gelir. CHP’nin hiçbir gerçek bir dindarla sorunu yoktur. CHP’nin dinciyle sorunu vardır. Türkiye’de siyaseti dinselleştirmek isteyenlerle sorunu vardır. Ama siz kalkıp küçük kız çocuklarının o kalıba sokulmalarını bir dincilik olarak görmüyorsanız bu hatalıdır. Yani kendisi dindar olabilir ama 10 yaşında kendi kararlarını alamayan çocuğuna bunu dayatamaz. CHP şayet laik-demokratik cumhuriyeti korumak istiyorsa bu konuda tepkisizliği, aymazlığı sürdüremez. TÜRKSOLU: Son dönemde Amerika’nın Irak saldırısına karşı eylemlere bizzat katıldınız. Bunu teorileştiren, eleştiren yazılar da yazdınız. Ama Türkiye siyasetinde Amerikan politikalarına karşı çıkan politikacının gelecek şansı olmadığı da bilinir. O yüzden tüm politikaya atılanlar Amerika’yla ilişkilerinin düzgün tutulacağını söyleyerek işe başlarlar. Sizin durumunuz ne? BEDRİ BAYKAM: Bush iktidara gelir gelmez ben dünya kan gölüne dönecek diye makaleler yazdım. Ortada ne Irak savaşı ne bahanesi ne kılıfı vardı ama Perşembenin geleceği Çarşambadan belliydi. Çünkü adam ben babamın yarım bıraktığı işi daha da kanlı yapıcam diyen bir zihniyet gösteriyordu. Ortada bir gerçek var. Birisi kalkıp diyebilir ki ben Pasifik Okyanusunu sevmiyorum. Sev ya da sevme Pasifik Okyanusu ordadır. Onu koşarak geçmeye çalışırsan boğulursun. Amerika’yı da sev ya da sevme Amerika ordadır. Tüm dünyaya geçmişte yaptıklarıyla gelecekte yapacaklarıyla bizim zararlı bulduğumuz petrol silah dünyasının çıkarlarıyla Amerika gerçeği ordadır. ABD içerisinde de gerek benim orda yaşarken tanıştığım beraberce eylemlere katıldığım yüzbinlerce insan vardır. Ama Amerika’nın kalkıp o mükemmel İsveç Hollanda örneğine dönüşmesini beklersen çok beklersin. Belki 4.binyıl bunu görür. Benim Amerika konusundaki temennin bundan sonraki seçimlerde dünyayı daha az tehdit edecek, hatta dünyayı tehdit etmekten vazgeçecek, savaş karşıtı gösterilerden dersini almış bir yönetimin dünyadan da özür dileyerek göreve başlamasıdır. Bu temenninin gerçekleşmesi tüm dünyaya bağlıdır. Ama siz “bize 8 milyar dolar verdiniz biz de Irak’a asker yollayalım biraz da sizin çıkarlarınızı bizim askerlerimizi öldürerek koruyalım” derseniz o zaman tabi böyle bir katkıda bulunamazsınız, o zaman tam tersine emperyalist Amerika’nın hem dünyayı kontrol etmesi hem kana bulaması Orta Doğu’yu kana bulamasına devam etmesine olanak sağlarsınız. TÜRKSOLU: Sizin bir 68li yıllar kitabınız, resim sergileriniz var. Sizin yazdıklarınızdan Deniz Gezmiş’i Che Guevera’yı veya Küba’ya gittiniz, orada Fidel Castro yönetimini tuttuğunuzu biliyoruz. Şimdi CHP yönetimine geldiğinizde CHP’nin tavrı Deniz Gezmiş veya Che Guevara tavrı mı olacak Amerika’ya karşı? Amerikalılar parayla ve çıkarla bizi satın alamayacaklarını görürler BEDRİ BAYKAM: Amerika’ya karşı ben başkayım, devlet başka, ordu başka. Şimdi beni birden sokaktaki mitingten alıp, Türkiye Cumhuriyeti devletinin başında Amerika’ya karşı kemer sallarken gösteriyorsunuz. Enterasan bir tablo. Resmi yapılacak bir durum. Tabi işin mizah yanındayım. Sonuçta ben kakıp Amerika’ya karşı haydi arkadaşlar yürüyoruz Pasifik Okyanusu’na diye dalmayacağım. Ama siyasi masalarda TBMM’de BM’de yapacağım konuşmalarda efendim Amerikan diplomatları veya Amerikan hükümetiyle yapacağım görüşmelerde aynı tavrı aynı kararlılığı en diplomatik dille çekinmeden kendilerine ifade ederim. Amerikalılar böylece suçlarını karşılarında hiç çekinmeden dile getiren, parayla ve çıkarla satın alamayacakları bir düşünce yapısının artık Türkiye’de varolduğunu ve bu tip tezkereleri Türkiye’ye teklif dahi edemeyeceklerini yaşayarak görürler. TÜRKSOLU: İran’ın Türkiye’deki şeriatçı terörü desteklemesine karşı çok net tavır alan, bunun mücadelesini veren bir insan olarak tanındınız. Amerika şimdi hedefimde birkaç ülke var, 2. sırada da İran demeye başladı. Amerika İran’a saldırmaya hazırlandığında veya bunu açıkladığında Irak’ta olduğu gibi Amerika’nın İran’a saldırmasına da karşı çıkacak mısınız? Bunun için eylemler düzenleyecek misiniz? BEDRİ BAYKAM: Yapacağım şey şudur. Tabi ki yıllardır İran rejimine karşı çıkıyorum Amerikan emperyalizmine ve Orta Doğu’ya getirdiği kan ve bombalamaya da karşı çıkıyorum. Burada karşı çıktığım iki güç kapıştığı zaman, Amerika İran’a saldırdığı zaman mantığımın bana emrettiğini yapacağım Tabi ki rejimini sevmiyorum diye Amerika’ya alkış tutmayacağım. Tabi ki Amerika saldırıyor diye bir Humeynici rejimi de mazur görüp aklamayacağım. Çünkü her ikisi de bana yakışmaz. Amerika İran’a saldırdığı zaman Irak konusunda söylediğimiz herşey İran için de geçerli olacaktır. Tabi ki insanlık adına buna her an karşı çıkacağız ama hiçbir zaman da bu benim İran rejimini ve onun Türkiye’ye karşı uyguladığı politikaları ve Atatürk’e yaptıkları hakaretleri gözardı etmeme neden olmayacaktır. TÜRKSOLU: Şöyle bir tablo olabilir mi? PKK yandaşı DEHAP örgütlerinin, Türkiye’de terör örgütlerinin yan kuruluşlarının katıldığı barış eylemi oldu ve siz tüm bunlara rağmen bunların içerisinde yeraldınız. Yarın öbür gün aynı şey İran için yapılsa pek çok karaçarşaflının şeriatçının yeraldığı eylemlerde sizi görebilir miyiz? Yarın Tahran bombalansa yine mitinglerde karşı çıkarım BEDRİ BAYKAM: Aslında ben bu Irak savaşına karşı eylemlerde o kalabalık grubun içindeki insanların hepsiyle ideolojik olarak aynı saftayım diye bir endişem olmadı orada yanımda yürüyen çarşaflılar da vardı. Benim orda tek hedefim masum insanların öldürülmesini durdurmaya çalışmaktı. İnsanlar arasındaki siyasal ideolojik ayrışmalar hiçbir zaman masum insanların ölümüyle aklanamaz. Bu da bir özür olamaz. Ölümleri durdurmak için herkes aynı anda yürüyorsa “Aa.. biz ayrı fikirdeyiz, o zaman kimse yürümesin” demek o insanlar rahat öldürülsün demektir. Bu ayrışmalara girmenin noktası o gün değildir. Yarın da Tahran bombalanacak olsa yine yüzbinlerce masum insan öldürülecek olsa ve savaşa karşı bunu durdurmak için yürüyüş yapılacak olsa yine katılırım. Ama İran rejimine karşı olduğumu onların benim en yakın mücadele arkadaşlarımı öldürdüğünü gözardı etmem. TÜRKSOLU: Son bir soru, şimdiye kadar Türkiye’de sanatçıların siyaset yapmasına genelde pek iyi bakılmadı. Sanatçılarda genelde siyasetten öyle aktif politikadan uzak durdu. Siz şimdi bu tavrın dışında bir insan oldunuz. Hem sanatı hem siyaseti birarada yürüttünüz. Bildiğim kadarıyla Türkiye’de bir sanatçının bir partinin genel başkanlığına aday olması ilk defa gerçekleşiyor. Buna nasıl cesaret edebiliyorsunuz? Bir sanatçı yapabilir mi siyaseti? İkincisi Türk halkı bir sanatçıyı partinin başında görmeye veya devletin başında görmeye nasıl bakar? Deniz Baykal zaten bana Genel Başkanlık dışında bir koltuk bırakmadı BEDRİ BAYKAM: Birincisi ben sanatçı olmanın dışında Sorbon’da 5 yıl ekonomi ve işletme okudum. Ayrıca ben siyasetin ortasında doğdum. Bildiğiniz gibi babam üç dönem milletvekilliği yaptı, kurucu mecliste yer aldı. CHP’de gurup başkan vekilliği dahil olmak üzere genel sekreter yardımcılığı gibi en üst görevlere geldi. İnönü’nün sağ kolu oldu. Ben bu sol fikirlerin oluştuğu, tartışıldığı, Türkiye’ye yön verdiği bir ortamın ortasında doğdum. Dolayısıyla sosyal demokrasiyi ve Atatürkçülüğü beşikten itibaren hücrelerime geçirerek öğrenmiş bir kişiyim. Belki tutarlılığımı ve sürekli yörünge değişikliği yapmadan siyasette de yürüyebilmemin temelinde de bu fikir birlikteliği bu sağlam maya var. Dolayısıyla da siyaset bana hiçbir zaman uzak olmadı. Ben standart bir sanatçının yaşamından farklı bir hayatı zaten yaşamış farklı bir eğitim almış bir insanım. Yazdığım 15 kitabın 8’i siyaset üstüne. Yurt çapında yaptığım1500’e yakın konferans, yazdığım binlerce makaleyi de buna eklerseniz zaten benim her saniye sanatçı kimliğimin ve mesleğimin yanı sıra siyasetçi ve günlük siyasete müdahele eden, yazmakla kalmayan, sokakta, bütün protesto gösterilerinde, mitinglerde eylemci Bedri Baykam olarak Türk toplumuna siyasi olarak bütün güven altyapısını verdiğime inanıyorum. O yüzdende adaylığımı açıkladığımdan beri bana yalnız destek yağıyor. Sokakta beni durduran halktan, gelen e-maillerden tebrik telefon ve mesajlarından da destek yağıyor. Şaşıran mutlaka olmuştur. çünkü genel başkanlık düzeyi başka bir düzey.ama şartlar bunu bana mecbur etmiştir. Zaten Baykal’ın yönettiği CHP’de benim milletvekili veya bakan olmam mümkün değildi. Benim gibi insanların da örneğin Alpaslan Işıklı, Öner Yağcı gibi, bunu geliştirebilirsiniz, zaten hiçbir yere gelmesi mümkün değildi. Sayın Deniz Baykal bana zaten genel başkanlık koltuğundan başka oturabileceğim bir çaycı koltuğu bile bırakmadı. Benim CHP’de oturabileceğim tek koltuk kalmıştı, genel başkanlık koltuğu ben de onu talep ediyorum. Ben sıfır oy alsam da 1200 oy alsam da doğru fikirler,bu söylediklerim, bu savunduklarım, bu broşürde dile getirdiklerimdir. Doğru fikirlerin bu olduğuna inandığım için ben sıfır oy alsam da 1200 oy alsam da bu yaptığım hareket ve eylemden hiçbir zaman pişmanlık duymayacağım. 10-20 yıl sonra da bana bu broşür gösterildiği ve hatırlatıldığında yalnız gururla gülümseyeceğim. Gücümün bu olduğuna inanıyorum. Kararlılığımın da buradan geldiğine inanıyorum. |