| Güneş Ayas |
|
Türkiyeli miyiz Türk müyüz? Anayasaya karşı Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarıyla başlayan “Türkiyelilik” tartışması gerçekten de göründüğü kadar masum mu? Görünüşe bakarsanız Tayyip’in derdi Türkiye’de yaşayan insanları birleştirmek, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü savunmak. Bunun için durmadan formüller üretiyorlar. Mozaik, Türkiyelilik derken şimdi de Anayasal vatandaşlık kavramını keşfetmişler. Yani o kadar masumlar ki Türk kimliğini tartışmaya açarken bile Anayasa’ya sığınıyorlar! Peki madem bu kadar Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü ve Anayasa taraftarıdırlar, bu kadar masumdurlar bu devletin hangi temeller üzerine kurulduğundan habersiz olabilirler mi? Mesela Türkiye’de adına Türk milleti denen tek bir milletin yaşadığını, bu ilkenin de şimdiye kadarki bütün anayasalarımızın değişmez hükümleri arasına girdiğini bu ülkenin Başbakanı bilmez mi? Yine Türkiye’de anayasal vatandaşlık tanımının “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” biçiminde olduğunu, tüm bu kavramların ise Atatürk milliyetçiliğine dayandırıldığını unuttular mı? Tayyip gibi “anayasal vatandaşlık” taraftarlarının açıklamalarında üstünü örttükleri nokta budur. Yani Türkiyelilik veya anayasal vatandaşlık projesi savunulmakta ama karşı çıkılanın ne olduğu açıkça söylenmemektedir. Bu kampanyanın basındaki kimi taraftarları neye karşı çıktıklarını açıkça söylemektedirler. Ancak Tayyip daha dolambaçlı ve sinsi bir yol seçtiği için onların kullandığı “Türkiyelilik” Türk düşmanlığını kamufle etmenin aracı haline dönüşmektedir. Böyle olunca bir kısım milliyetçiden bazı Atatürkçülere kadar pek çok kesim de bu “Türkiyelilik” furyasının ardından gitmektedir. “Türkiyelilik” kampanyasının arkasında yatan gerçek amacı görmek için Tayyip’in açıklamalarını daha yakından incelemek gerek. Tayyip’in Atletizm Şampiyonası’nda Amerika adına koşan zencileri örnek göstererek tartışmayı başlatan sözlerini hatırlayalım: Türkiye Amerika değildir “Zenciler Amerika’yı temsilen koşuyor. Bunlar sadece Amerikalı. Bakıyorsunuz hepsi Amerikan bayrağıyla birlikte tur atıyor. Niye? Amerikalılık bilincini yakalamış. Biz de Türkiyelilik bilincini yakalamalıyız.” Birinci çarpıtma daha burdan başlıyor. Çünkü Türkiye’ye model olarak gösterilen Amerikalı kimliği olmayan bir Amerikan milleti üzerine kurulu. Gerçekten de tarih boyunca hiç bir zaman Amerikan milleti diye bir millet olmadı. Daha doğrusu bizim kullandığımız anlamı hiç taşımayan bir Amerikan milleti yüzlerce sene önce vardı var olmasına ama sömürgeciler o milletin 100 milyon evladını katlettikleri için şu an ABD’de bir Amerikan milleti yaşamıyor. Tayyip’in Amerikalı dedikleri ise 200 sene önce Avrupa’nın farklı yerlerinden yağma için gelip de gerçek Amerikan milletini yok eden çapulcu haydutlardan başkası değil. İkincisi Tayyip’in Amerikalı dediği zenci ise Amerikalı kimliğinin oluşumuna değil, Amerika’ya göç eden çapulcuların ne kadar haydut olduğuna kanıttır. Çünkü bu zenciler Afrika’dan Amerikalı haydutlara kölelik etmeleri için getirilen insanlardan başkası değildir. Üçüncüsü Amerikalı sayılmayan tek topluluğun Kızılderililer olması da ilginçtir. Çünkü ABD’nin kurulduğu toprakların gerçek sahipleri onlardır. Amerikalı kimliği de onları katlederek oluşmuştur. Türkiyeli kimliğinin amacı Şimdi Türkiye’ye gelirsek karşı karşıya olduğumuz gerçek Amerika’nın tam tersidir. Türkiye toprakları üzerinde en az 1000 yıldır Türkler yaşamaktadır. Türkiye’de yaşayan farklı etnik topluluklar ise tarihsel seyir içinde hakim Türk kültürüyle bütünleşmiş ve adına Türk milleti denilen tek bir millet oluşmuştur. Türkiye’de yaşayanların %88.3’ünün anadili Türkçedir. Anadili Türkçe olmayan %11’lik kesimin içinde de kendini Türk olarak hisseden önemli bir kitle mevcuttur. Bu oran dünyada pek çok millette rastlanmayan homojen bir yapıyı belirtir. Üstelik Türkiye’de milletleşme katliamlar ve savaşlarla değil tarihin doğal seyri içinde gerçekleşmiştir. Yani ne Amerika’daki gibi bir ulus zorla yok edilmiştir ne de Türkiye’de yaşayanlar ordan burdan toplanan şekilsiz bir yığın, uydurma bir millettir. Amerikalı topu topu 200 yıllık tarihi içinde kendine köken olarak kabul edebileceği milli bir tarihi elbette ki bulamaz. Onun için de kendini milli tarihiyle değil, haydutlukla ele geçirdiği coğrafyanın ismiyle tanımlar. Peki biz kendimize Türkiyeli ve hatta kimilerinin dediği gibi Anadolulu dediğimiz zaman 5000 yıllık Türk tarihini nereye koyacağız? Tayyip’in bu tartışmayla yapmaya çalıştığı şey aslında Türkiye’yi Amerikalılaştırmaktır. Başbakan’ın ağzından Türkiye, Amerika gibi binbir tane etnik topluluğun bir yığın halinde biraraya geldiği kimliksiz bir coğrafya gibi gösterilmektedir. Ancak bizce daha önemli olan şey ise şudur; nasıl Amerikalı kimliği Amerika’da yaşayan asli unsuru yok etmek için öne sürülmüşse, Türkiyeli kimliğinin amacı da Türk’ü Anadolu’dan atmaktır. Bunun ilk aşaması ise Türk’ün vatanını parçalamaktır. Zaten sömürgecilerin ezilen uluslara dayattığı kimlik sorununun özü de budur. Önce bir Batı kimliği öne sürülüp ulusal kimlik unutturulur sonra da uydurma kimlikler yaratılarak ulusal kimlik parçalanır. Tayyip’in bu konuşmada söylemediği ve üstünü örttüğü şey işte budur. Ama Tayyip yine de “dine dayalı, ırka dayalı ve bölgesel milliyetçiliğe” karşı olduğunu söyleyerek ihtiyatı elden bırakmamış, esas kimliğini gizlemeye çalışmıştır. Peki bu sözler Tayyip’i kurtarır mı? Bu kavramlarla neyi kastettiğini daha önce söylemese belki kurtarırdı, ama Tayyip birkaç yıl önceki bir röportajında bu kavramlardan ne anladığını tek tek açıklamıştır. Kürtçülüğe, ümmetçiliğe dost Türk milliyetçiliğine düşman Bakın neler demiş Tayyip: “70 yıllık tarihinde Türkiye katı bir üniter anlayışa sahip olmuştur. Her konuda ‘tekçi’ olmuştur ve bu tek olan şeyi de kendisi seçmiştir... Resmi ideoloji ırkçı bir kişilik taşıyor, bu yapısıyla da milli bütünlüğü koruması mümkün değildir. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 etnik grup yaşamakta. Bu 27 etnik grubun da varlıklarının tanınması gerekmektedir. ‘Türkiye Türklerindir’ gibi tezler yanlıştır. Türkiye, Türkiye’de yaşayan herkesindir. Bir inanç birlikteliği bu insanların bütünlüğünü sağlayabilir...ülke içinde yaşayan bazı grup insanlar milli yapı içerisinde kalmak istemezlerse onun kararını yine halk verecektir. Örneğin Kürtler biz ayrı yaşamak istiyoruz diyebilirler. Bu durumda belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri bir şeyler yapılabilir. Bağımsızlık isterlerse, tamamen ayrılmak isterlerse, böyle bağımsız bir yapıyı kurma kudretleri varsa kurarlar... Ümmetin içinde zaten Hıristiyanın Yahudinin olması söz konusu değil. Ama bu ümmet, hristiyanla da, Yahudi’yle de kendi hukuk kurallarını belirleyerek yaşayabilir.” Gördünüz mü bölgesel, dine dayalı ve ırka dayalı milliyetçiliğe karşı olduğunu söyleyen Tayyip’i? Bölgesel milliyetçilik dediği şeye örnek Kürt milliyetçiliğidir ve Tayyip bu milliyetçiliğe hiç de karşı değildir. Hatta kudretleri varsa devlet bile kurabileceklerini savunur. Yine kendi sözleriyle “Sen ne mutlu Türküm diyene dersen o da ne mutlu Kürdüm diyene der”, yani Kürt milliyetçiliği Tayyip için doğaldır. Dine dayalı milliyetçilikten eğer ümmetçiliği kastediyorsa, buna da karşı olmadığı ortadadır. “Osmanlı 30’u aşkın etnik grubu ümmetçilikle bir arada tuttu. Biz de inanç birliği ile birada tutacağız.” diyen kendisidir. Fener Rum Patriği ile bu kadar içli dışlı olmasının nedeni de bu ümmetçi projedir. Milletin yok edildiği bir ortamda Patrik ekümenik olurken Tayyip de halifeliğe soyunacaktır. Peki ırka dayalı milliyetçilikten kasdettiği nedir? İşte bu Tayyip’in “ırka dayalı” diyerek gizlediği ama gerçekte tek karşı olduğu milliyetçiliktir: Türk milliyetçiliği. Zaten “Türk milliyetçiliği ayrımcılıktır” diyen de aynı Tayyip’tir. Türk milliyetçiliğinden kasıt ise bir parti veya ideoloji değil bizzat Anayasa’da belirtilen Atatürk’ün milliyetçiliğidir. Teori Apo’nun Demek ki Türkiyelilik veya mozaik gibi kavramlar yalnız Türkler için üretilmiş kavramlardır. Türkiye’de yalnız Türkler kendilerini mozaik veya Türkiyeli olarak tanımlayacak ama tüm etnik unsurlar Kürt, Gürcü, Çerkes vb. ifadelerle tanımlayacaklardır. Yasak olan yalnız Türk kimliğidir. Türkiyelilik tartışması açılır açılmaz tüm bölücü çevrelerin konunun üzerine yüklenme tarzı bunun kanıtıdır. Özgür Gündem, Evrensel ve kimi azınlık gazetelerinde bölücü yazarlar Türkiyeli kavramına da karşı çıkmış herkesin kendi etnik kimliğini ortaya koymasını savunmuştur. Yani siz milleti bir kez böldükten sonra ortada Türk değil, Türkiyeli kimliği bile kalmamaktadır. Bu yüzden de Apo anayasal vatandaşlık ve Türkiyelilik fikrinin en başta gelen destekçisidir. Hatta bu noktada bir soruyu daha yanıtlamalıyız: “Anayasal vatandaşlık” fikri birden Tayyip’in aklına nereden geldi? Hatırlayalım Apo’nun Atina savunması iki ay önce yayınlandı ve tüm milletvekillerine tek tek dağıtıldı. Kitabın çıkmasının hemen ardından Özgür Gündem’in özellikle üzerinde durduğu şey Apo’nun “yeni ulus teorisi”ydi. Peki neydi bu “yeni açılım”? Yeni ulus “çağdaş ölçüler temelinde ortak vatan anlayışında tüm kültür zenginliğiyle ve gücüyle ülkenin, devletin ve toplumun demokratik bütünlüğü”ydü. Yani Tayyip’in “anayasal vatandaşlık”ından başka bir şey değil. Tayyip’in esin kaynağının kim olduğu ortadadır. Çok vahim bir durum sözkonusudur. Bölücü çete başının öne sürdüğü fikirler iki ay geçmeden Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın ağzından devlet politikası olarak ilan edilmektedir. Türkiyelilik Öyleyse “Türkiyelilik” tartışması neye karşı açılmıştır? Tartışmayı başlatanlara göre “Türkiyelilik” Türkiye’nin parçalanmasını önlemek içindir, yani somut olarak etnik bölücülüğe karşı bir önlemdir. Gerçekte ise “Türkiyelilik” kavramı ile hedef alınan şey, etnik bölücülük değil Türk milliyetçiliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temelleridir. Bu temelleri değiştirmeye yönelik ortaya atılan projeler ister “mozaik” densin ister “Türkiyelilik” isterse “anayasal vatandaşlık” hepsi, Türkiye Cumhuriyeti’ne bir meydan okumadır. Bu meydan okuma elbette ki Tayyip’le başlamadı. Federasyonu tartışmaya açan Özal ve anayasal vatandaşlık kavramını ilk kez ortaya atarak “Kürt realitesi”ni tanıdığını söyleyen Demirel Türk kimliğini ortadan kaldırma sürecinin başlatıcıları oldular. En son 57. hükümetin 3 Ağustos’ta kabul ettiği uyum yasaları ve şimdi AKP hükümetinin kabul ettiği ikizyasalar bu sürecin tamamlanmasını sağladı. Önce Kürt realitesini kabul ediyoruz denildi ardından da Kürtçe eğitim ve yayın hakkı kabul edilerek Türkiye’de birden fazla milletin yaşadığı resmen kabul edilmiş oldu. İkiz yasalar ile de bu “millet”lere kendi kaderlerini tayin etme hakkı tanındı. Türkiye’nin bölünmesi için tek bir hukuki adım kalmıştı. O da yasalarla tanınan hakları anayasaya da geçirmek. Anayasal vatandaşlık terimiyle üstü örtülen amaç da işte bu. Çünkü Türk anayasası hiç bir tartışmaya yer vermeyecek biçimde “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür” diyerek Türkiyeli kimliğini reddediyor. Şimdi ise anayasadaki Türk milleti tanımı değiştirilerek farklı etnik toplulukların birer millet olarak tanımlandıkları bir Türkiyeli kimliği konacak. Bu tartışmalarla hazırlanmak istenen oyun bu. Yani 70 senedir Türkiye’yi ayakta tutan “Türkiye Türklerindir” ilkesi reddedilerek yerine “Türkiye Kürt, Ermeni, Rum, Gürcü, Çerkez, Laz... ve Türklerindir” ilkesi getirilmeye çalışılıyor. Gerekçe ise Tayyip’in sözleriyle “Türk milliyetçiliğinin ayrımcılık” yarattığı veya “Türkiye Türklerindir” “ırkçı” anlayışının kapsayıcı olmaması. Tayyip’e göre Kürt kürdüm diyecek, Laz lazım diyecek ama tüm bunlar Türkiyeli kimliğinde birleşecektir. Çünkü Türk kimliği dışlayıcıdır. Peki Kürt kimliği veya Laz kimliği dışlayıcı değil midir? Türk kimliği kapsayıcı Murat Belge hem Türkiyeli hem de Türk kimliğine karşı çıktığı yazısında özlü bir değerlendirme yapıyor; “milli kimliklerin hepsi dışlayıcıdır.” Dolayısıyla milli kimliklerin alternatifi de vatansızlıktır, ki Belge de zaten kozmopolitizmi savunuyor. Tayyip ise hem Türk kimliğini reddediyor hem de Türkiyeliliğe sahip çıkıyor. Oysa ki Türk kimliğinden arınmış bir Türkiyeliliğin Rizelilikten hiç bir farkı olmadığı gibi Avrupalılıktan da bir farkı olmayacağı ortadadır. Türkiyelilik milletsizlik veya soysuzluğun karşılığıdır. Millet reddedildikten sonra seçilecek üst kimliğin pek önemi kalmaz. Üst kimlik olarak Türkiye’yi seçmekle dünyayı seçmek arasında ne fark vardır? Milliyetsiz insanın vatanı da olmaz. Vatanı vatan yapan millettir. Türkiye’yi vatan yapan Türk milletidir. Türk kimliğini reddettikten sonra ortada vatan diye bir şey de kalmaz. Kapsayıcı olan milli kimliktir, yani Türk kimliğidir. Bölücü olan ise her türlü etnik ve ırkçı kimliktir. Tayyip Türk milliyetçiliğine ırkçı derken aslında ırkçılığı savunmaktadır. Çünkü Türk kimliğine karşı öne sürülen tüm kimlikler kendilerini bir ırka dayandırırlar. Kendisini ırka değil, medeniyete dayandıran tek kimlik Türk kimliğidir. Atatürk’ün Türk milleti tanımı Peki “Türkiyelilik” taraftarlarının esas muhatabı Atatürk ne demektedir? Atatürk’e göre “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” Türk milleti ise üç temel unsurdan oluşur: “Zengin bir hatıra mirası, beraber yaşamak konusunda müşterek arzu, sahip olunan mirasın muhafazasına beraber devam hususunda iradelerin müşterek olması” Yani Atatürk’ün Türk milleti tanımı ırka dayanmaz, ortak geçmiş, ortak gelecek ve ortak medeniyete dayanır. “Türkiyelilik” savunucularının yaptığı ise tüm bu ortak özellikleri ortadan kaldırmak, Türk milletini etnik unsurlarına ayrıştırıp sözde yeniden birleştirmeye kalkmaktır. Bu ise aynı Namık Kemal’in Osmanlıcılığına veya “kavimler anlaşması”na benzer. “Osmanlı cemiyeti hukukta birbirine eşit, menfaatte ortak fakat dilde, cinsiyette, fikirlerde birbirine aykırı parçaların birleşmesinden meydana gelmiş bir heyettir” Doğal olarak bu heyet ayakta duramaz ve çöker. Çünkü sosyolojik olarak dilde ve fikirde ayrı parçaları tek bir heyet içinde birarada tutacak bir bağ henüz keşfedilmemiştir. Gerçi Osmanlı’nın dağılması doğal karşılanabilir. Çünkü gerçekten de onu meydana getiren milletler ortak bir geçmiş, medeniyet ve ülkü yaratamamıştır. Ama Türk milleti için bu böyle midir? Büyük bir fedakarlık içinde Kurtuluş Savaşı’nı veren, daha sonra cumhuriyeti kuran kitle, bugün etnik unsurlarına ayrıştırılmaya çalışılan Türk milletidir. Türklük bilincini doğuran da bu büyük mücadeleden başkası değildir. Türkiye’de uluslaşma emperyalizme karşı mücadelenin ürünüdür. Bu mücadeleye katılan unsurlar her geçen gün Türk milleti kimliği içinde birleşirler. “Bir kaç düşman aleti mürteci beyinsiz” Ancak Türk olmayı hiç bir zaman içine sindiremeyen hainler de vardır. Bunlar kendi milletiyle değil emperyalizmle birleşmeyi seçmiş, emperyalizmin uşaklığını yaptıkları için bir de Türk milletini parçalamaya girişmişlerdir. İşte bunlara dikkat etmek gerekir. Türk olmayı bir türlü kabul edemeyenler, Türküm deme özürlüler bunlardır. Bakın Atatürk bunları nasıl anlatıyor: “Bugünkü Türkiye siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine kürtlük fikri, çerkeslik fikri ve hatta lazlık fikri veya boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve milletdaşlarımız vardır... Bu yanlış tevsimler bir kaç düşman aleti, mürteci beyinsizden maada hiç bir millet ferdi üzerinde teellümden başka bir tesir hasıl etmemiştir. Çünkü bu millet efradı da umum Türk camiası gibi aynı müşterek maziye, tarihe, ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar.” Demek ki bir kimsenin Türk olması için Türk milletiyle ortak bir geçmişe, tarihe, ahlaka, hukuka ve ortak bir gelecek projesine sahip olması yeter. Bunların hiçbirisiyle alakası olmayan ise zaten Türk değildir. Kendine Türk dememek için seceresinin peşinde koşar, Türke ırkçı deyip ırkçılığın dik alasını yapar, bin dereden su getirir. Tayyip de birgün dedesine sormuş “biz Türk müyüz yoksa Laz mı” dedesi de demiş ki “torinum mezarda sana Rabbin kim, Kitabun ne, peygamberin kim diye soracaklar, kavmin ne diye bir soru yok. Onu da sorarlarsa Elhamdülillah Müslümanım de gitsin” Tayyip Laz mı yoksa Türk mü olduğunu öğrenebildi mi bilmiyoruz. Ancak Türk milletini parçalamaya çalışanların gerçek seceresini Atatürk’ten biliyoruz: “birkaç düşman aleti mürteci beyinsiz”.
|