| Öner Yağcı |
|
Küresel saldırı dünyayı altüst ederken, ülkemizin de bu saldırı planlarından payına düşeni amansızca yaşadığı koşullarda iyi şeylerle kötü şeyler iç içe yaşanıyor... Ülkemizin, yönetenlerince son elli yıldır toplumsal, ekonomik, siyasal, mali, kültürel, kısacası her bakımdan adım adım hazırlandığı dayatmalar; ABD, AB ve AKP eliyle hayata geçiriliyor... İnsanlarımız da bu aşamada bir sınavdan geçerken yeni yeni politik tartışmalar gündeme geliyor... Siyasetteki çeşitli kavramların yeniden tanımlanmaları gerekiyor... Gündemin bir kesitini, yaşanılan bir şenlikten gözlemlerle somutlayarak TÜRKSOLU okuyucularıyla paylaşacağım. Görele’de “Hasan-Âli Yücel, Aydınlanma ve Köy Enstitüleri” konulu bir toplantıya Mehmet Başaran’la birlikte katılmam istendiğinde sevindim. Görele’nin bağrından yetişen bir büyük insanı sahiplenme isteğine omuz vermemek olmazdı elbette. Karadeniz yollarının Samsun’dan ötesinin “yol çalışmaları” nedeniyle insanı daha da yorduğu 16 saatlik bir otobüs yolculuğundan ve neredeyse adım başı önümüze çıkan camileri ve cami inşaatlarını gördükten sonra 29 Ağustos gününün akşamüstünde Görele’ye ulaştım. Şenlik, 30 Ağustos sabahı Zafer Bayramı’nın kutlama törenleriyle birlikte başladı ve Görele’nin Karadeniz'i seyreden parklarında yerel yemeklerin ikramıyla devam etti. Öğleden sonra “Hasan-Âli Yücel Kültür Merkezi” adı verilmiş olan salonda Görele’nin aydınlık yüzlü insanlarıyla buluşmanın keyfini yaşadım. Başaran gelememişti, ama kasete alınan söyleşisiyle, sesiyle, yüzüyle ve pırıl pırıl düşünceleriyle aramızdaydı. Hasan-Âli Yücel’in, niçin Mustafa Kemal ve Nâzım Hikmet’le birlikte Cumhuriyetimize ve kültürümüze en önemli katkılarda bulunan bir büyük insan olduğunu anlattığım konferansımda, sürekli devrim olan ve kültür temelinde yükselen Cumhuriyet devrimlerinin en yürekli savunucularından ve önderlerinden olan Yücel’in, Mustafa Kemal’i en iyi anlayan bir aydın olarak, 7 yıl 7 ay, 7 gün süren Milli Eğitim Bakanlığı görevindeyken gerçekleştirdiği devrimleri anlattım. 1940’ların ortalarından bugünlere kadar izlenen politikaların ülkemizi onursuzluklara sürüklediğini, ülkeyi yönetenlerin sürekli devrimlerin önderi olan Mustafa Kemal’e ihanet ettiklerini örnekleriyle sundum. Paramızın değerinin düşürülmesinden karayolu politikasına, deprem bölgelerindeki yerleşmelerden tarım politikasına, dış borç tuzağından ikili anlaşmalarla süren bağımlılık politikasına kadar yaşamımızın çeşitli alanlarından örnekler vererek büyük bir aydınlanma hareketi olan Cumhuriyet devrimimizin getirildiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdim. Böyle bir noktada Hasan-Âli Yücel’e, aydınlanmamıza ve Köy Enstitüleri’ne sahip çıkmanın en temel yurtseverlik görevlerinden biri olduğunu vurguladım ve salondaki Göreleli aydınların katkılarıyla tamamlanan toplantıda hep birlikte devrimci önderlerimizi bir kez daha selamladık, alkışladık. Şenlik, akşamüstü Zafer Bayramı kokteyliyle devam edip fener alayı ve gece de yerel sanatçıların müzikleri ve halk oyunlarından sonra, Ekrem Ataer ve genç orkestra arkadaşlarının görkemli müzik şöleniyle tamamlandı. Ertesi sabah Hasan-Âli Yücel’in ata toprağı olan Daylı Köyü’ne gittik. Köylülerin büyük bir coşkuyla beklediği buluşma gerçekleşti ve Yücel’in dedesinin, çevresi bakımsızlıktan harabeye dönmüş, ama taş bina olduğu için dimdik ayakta kalan evine gittik. Görele Belediyesi’nin öncülüğünde bu evin Hasan-Âli Yücel Müzesi’ne dönüştürülmesi için girişimler başlamıştı ve Belediye Başkanı Hamza Dede, büyük bir coşku ve kararlılıkla müze girişiminin zaferle sonuçlandırılması için uğraşılması gerektiği konusundaki düşüncelerini aktardı. Daylılıların köy yemekleri ikramından sonra köydeki Hasan-Âli Yücel’in anısı olan ve taşımalı eğitim nedeniyle kapatılmış olan köydeki okulun içler acısı durumunu gördük. Okul mezbeleye dönmüş, her çeşit artıkla pislik içindeki, sınıfların; “Cumhuriyet sonsuza kadar yaşatılacaktır” yazısının altındaki tahta tabutlar yüreklerimizi sızlattı. Bu yürek sızısını dindirmek için gerçek yurseverler olarak onların aydınlık ışıklarına ve yapıtlarına sahip çıkmamızın artık iyice dayattığını düşündük. Konuk yazar olarak, Hasan-Âli Yücel’in eğitimdeki devrimci atılımları sayesinde yoksul bir Anadolu çocuğu olarak okuyabildiğimi ve bugün karşılarına bir aydın olarak çıktığımı söyledim. Hasan-Âli Yücel’in kim olduğunu ve neler yaptığını anlattım ve onun buradan çıkıp ülkesinin devrimci atılımlarına önderlik eden bir büyük insan olduğunu; onun da Mustafa Kemal gibi, eylemleriyle ve yapıtlarıyla aydınlık görevini ve sorumluluğunu yerine getirdiğini söyledim. Benim gibi milyonlarca Anadolu insanının da hem onlara hem yurdumuza borçlu olduğumuzu, borcumuzu ödemek için öncelikle onlara sahip çıkmamız gerektiğini söyledim. Hasan-Âli Yücel evinin müze haline getirilmesi girişiminin süreceği ve olumlu bir biçimde sonuçlanabileceği izlenimleriyle Daylı’dan ayrıldık. Giresun’un Görele ilçesinde büyük bir bayram yaşandı. Görele Belediyesi’nin düzenlediği şenlik 30 Ağustos Zafer Bayramı’yla Hasan-Âli Yücel’i buluşturdu. Bu buluşma; her şeyin hızla kirletildiği bir dünyada ve bir ülkede yaşamanın sancılarını duyumsarken tüm değerleriyle birlikte insanlık, insan ve Türk insanı kirletilirken, bazı değerlerin savunulmasının kaçınılmaz bir insanlık ve yurtseverlik görevi olduğunu bir kez daha öğretti. Görele’de anlamlı bir Cumhuriyet’e ve Hasan-Âli Yücel’e sahiplenme şenliği yaşandı. Her yerde gereksinmemiz olan ve örnek alınması gereken bu şenliği paylaşmak istedim.
|