|

Türk'ün Ateşle
İmtihanı
Bazan, bir siyasi hareket için, yaptığı
analizlerin, tespitlerin doğrulanması, doğrulanmamasından çok daha üzücü
olabilir. TÜRKSOLU olarak şu an tam da böyle bu ruh hali içindeyiz.
Bundan tam bir yıl önce tespit ettiğimiz ve gerçekleşecek dediğimiz
Türkiye’nin bölünmesi, parçalanması ve Batılı emperyalist güçler tarafından
paylaşılması süreci bir yıl içinde inanılmaz mesafe katetmiş durumda.
Ve geldiğimiz noktada yeniden Türk’ün ateşle imtihanı başlamış bulunuyor...
Yaşadıklarımızı ve geldiğimiz yeri uzun uzadıya tartışmadan önce çok
net bir tespitle işe başlamak gerek: Türkiye hem dışardan hem de içerden
kuşatılmış durumdadır: Dışarda ABD ve AB, içerde ise AKP ve PKK tarafından.
Ve bu kuşatma sonucunda Türkiye 80 yıl sonra yeniden Ermenistan, Kürdistan,
Pontus’u içeren bir Sevr ve ona koşut bir hilafet rejimi tehdidi ile
karşı karşıya bulunuyor.
En son Kuzey Irak’ta 11 Türk askerinin esir alınması ile başlayan yeni
süreç, Türk milletinin gözlerini açması için bir çağrı olmalıdır: Düşman
Türk’e silah çekmiştir!
Ama en kahredici olanı Türk askeri düşmana silahıyla karşı koymamış,
teslim olmuştur.
Mehmet Akif’in İstiklal Marşımız’daki “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış
şaşarım!” haykırışı, sadece acı bir yutkunuşa dönüşmüş durumdadır.
5000 yıllık tarihinde esaret yüzü görmemiş tümüyle asker Türk milleti,
bu utançla yaşayamaz.
Türk’e silah çeken kuvvet, onu içerden ılımlı hilafetle teslim aldığını
sanan kuvvet, Türk milletiin nasıl Ordulaşacağını henüz öğrenemediyse,
öğrenecek demektir.
Türk milleti, hükümeti düşman eline geçse de, Ordusu’nun elinden silahları
alınsa da, teslim olmaz.
Bağımsızlık Savaşımız bunun en büyük kanıtıdır.
Türk ateşle bu ikinci imtihanından da başarılı çıkacaktır.
Çünkü Türk esir yaşayamaz...
|